Perşembe, Haziran 29, 2006

Antalya

Sadece bir saat uzaktaydım ama yine de gidemiyeceğini bilmek çok fena..

Sıcak

Hava fena sıcak! İtiraz sonuçlarına bakmaya gittik sağolsun ağabey de geldiği için arabayla gidebildik. 1 kişi geçmiş! Of Allah' ım neydi günahım? -Arabesk ruhu-

Çarşamba, Haziran 28, 2006

Kahve Falı

Dün akşam falımda Gwaihir çıktı! Yel Efendisi, kartalların en hızlılarından, dedi ki annem büyük bir kartal var tüm yükünü sırtlamış götürüyor, çok ferahlayacaksın, sevindim hem de hiç bir fala sevinmediğim kadar. Ben Gwaihir' i çok severim, falımda çıkarsa ancak bana şans getirir, bugün de Nazgul vardı atlı haliyle daha, zaten gücü yok ki onun Gwaihir' e kafa tutmaya, korkar. Benim yanımdaki hem iyi kalpli hem de güçlü, varsın Nazgul dolaşsın etrafta; hem onlar ilk doğanlara da saldıramazlar kolay kolay!

Korku

Ben böyle korkuyorum insanların gözüne gözüne bakmaktan yani sevdiğim insanlarda korkmam da başka zaman her türlü garip olur insanın gözüne bakmak. Ama birini sevdiğim zaman hep gözünün içine bakasım gelir, onun da benim gözümün içine bakmayı istemesini beklerim hep ama o zamanda sevgimi kontrol edemem diye çok korkarım, ya baktığım gözler beni çok etkilerse naparım ben? Ya karşımdak insan bana farklı gözlerle bakarsa veya ben ona farklı gözlerle bakarsam da bir türlü ortak bir noktada buluşamazsak. Ya da buluşursak sonra bir gün o gözler yorulursa herşeyden neden sevgiyle baktığını unutursa, bakmak istemezse, üzgün üzgün bakarsa, ben de üzülürsem üzüldüğüne..

Dostlar Arasında Bugün

Oy bugün kalktım sabah toparlanıp öğlene kadar evden çıktım ki Pi' ye gideyim, Özge ve Tuhaffiye Hanımlarla buluşayım. Bindim otobüse biraz geç de olsa gittim. Daha Tuhaffiye Hanım' ın gelmesine vardı, Özge Hanım da Rabia Hanım' la simitçide oturuyormuş. Gittim yanlarına özlemişim hakikaten Özge Hanım' ı. Sonra yemekleri bitti kalktık Pi' ye gittik. Orda üçümüz otururken Ezgi Hanım geldi, sohbet ettik biraz onu da özlemişim. Sonra o gitti Tuhaffiye Hanımcım geldi ki o sırada Rabia Hanım' ın gitmesi gerekti, ardından içerden çıkan Ezgi Hanım da gitti. Bu noktaya kadar kafanız umarım yeterince karışmıştır. (İçeri gittim bir çay almaya televizyonda gencecik çocuk yaralandı filmde üzüldüm rol falan ama ben gelemiyorum öyle hüzünlü sahnelere pek.) Ardından biz üçümüz oturduk orda baya sohbet ettik falan lakin sabahtan beri üzerimde bulunan uyuzluk -ya da akşamdan beri mi bilmiyorum tam- hat safhadaydı galiba bizim genç bayanları da sıktım biraz. Ardından kalktık ordan gidip midye yedik:) Sonra da Nevizade' de bir yere daha oturduk biraz. Sağolsun Özge ve Tuhaffiye Hanımlar beni sevdiklerinden olsa gerek ben eylendirmek için -ama kendileri de eylendiler- bir ton şebeklik yaptılar. Vallahi çok iyi kalpli insanlar ben, benim kadar uyuzuna tahammül edemem her zaman çarparım ağzına iki tane. Neyse ordan da kalktık, Özge Hanım' ı Pi' ye bıraktık biz de Tuhaffiye Hanım' la durağa gittik. Beraberimizde sonsuza giden saçma sapan boş cümlelerimle. O 112 ben 110 şeklinde iki gruba bölünüp otobüsten birbirimizi kestik, kaşla göz arasında otobüse binmeden önce kendisiyle tokalaşabildim bu arada ki bu mühim bir noktadır hayatımda. Sonra geldim eve yemek yedim oturdum.
Özgürlük uçsuz bucaksız bir ülke
Sevgim ışık tutmazsa yolumu bulamam ki
Mutluluk uzansam dokunacak kadar yakın
Dostlarım olmazsa tadına varamam ki

Hiç bir olay gerçek olmaz dostlarıma anlatmadan
Hiç bir sevinç tamam olmaz sevenle paylaşmadan
Masallar masal değil sevgiyle anlatmadan

Dostlar arasında bugün
Sevgiyle dolu yüreğim..

Boş Konuşmak

Kırmızı kurdele de çok olmuş! (Acımadan bir grup insanı kilitledim.)

Gezelim Görelim

Dün de gezilerimize öğlen gibi evden çıkıp Tepe' ye giderek başladık. Orada birazcık alışveriş yaptıktan sonra, artık karşıya geçmeliydik. Geçtik de, öncelikle Jale Abla bizim okulu görmek istiyordu, oraya gittik oturduk birer çay içtik, ardından Beşiktaş' tan tekrar sahil yoluna çıktık. Annem ve Jale Abla birer vafıl yediler, Emirgan' a doğru devam ettik, orda Çınaraltı' nda oturduk. Ardından da kalktık eve döndük, baya bir yol yapmıştık hemen hemen. Akşam da Jale Abla bizi balık yemeye götürecekti. Beykoz' a gittik, ağabeyimin arkadaşlarının tavsiyesi üzerine belediyenin tesisleri varmış oraya girdik. Yeri, binası her şeyi müthişti. En güzel yerler belediyenin maşallah. Yedik yemeklerimizi ardından Türk Kahvelerimizi içtik. Sonra biraz dönüşte Rumeli Hisarı manzarası izledik ve eve geldik. Keşke her gün böyle gezecek edecek bir şeyler çıksa:)

Salı, Haziran 27, 2006

Vur

Gün gelir rüzgar fırtına olur
Dertleri gönül kendisi arar da bulur.

Stres

Yaptığım salaklıklar sürekli sinirimi bozuyor ne zaman acaba elime yüzüme bulaştırmadan birşeyler yapabileceğim bakalım.

Özledim!

Ben çoook özledim bu hanım kızımızı; şimdi ben kimle yan yana oturacağım yaz okulunda?

NOT: "çoook" derkenki o' ların fazlalığı cümleye aşırı anlamı katar. Ama cidden çoook özledim!

Pazartesi, Haziran 26, 2006

Kayıt & Doğum

Allah' ım! Sabah kalktım yemeğimi yedim erkenden çıktım evden kayıt günü diye, biraz otobüs bekledim ama 125 de gelse 12 de gelse binecektim, 12 mantıklı olarak daha erken geldi, indim Üsküdar' a oradan vapura ordan tekrar durağa, derken okula gelmişim, bindiğim vapur bir gemiyle kapıştı az daha bassa geçiyordu ama iskeleye gelince yavaşladı. Her neyse kapıda Hanife Hanım ve arkadaşlarından oluşan - benim tanıdıklarım Zekiye ve Kübra Hanımlar vardı - bir grupla karşılaştım, önce Yadyok' a gidip itiraz ettim, adettenmiş itiraz edilirmiş:) Sonra yurtla ilgili bilgi edindim bir süre kampüste sonra bankaya gittim, hem kendi yaz okulu paramı, hem de Ilgın Hanım' ın yaz okulu ve yurt parasını yatırcaktım, 6 numara aldım ve buna rağmen 3 saat bekledim, o esnada Moris Bey, Hanife ve Zekiye Hanımlar da vardı çok şükür. Ardından dekontları teslime gittim sonra bir de yurt için Kuzey Kampüs' e gittim, Ilgın Hanım' a oda seçtim hatta yanımdaki kız da aynı odayı seçti ama ismini unuttum her zamanki gibi. Çıkınca önce Özge Hanım' ı aradım, uyuyormuş dedim ne uykusu bu saatte dedi ki güzellik uykusu öyle kolay değil böyle güzel olmak, ben de haklısınız dedim. Görüşmeye görüşmeye unutuyor insan ne kadar güzel olduğunu tabi:) Lakin bir torba işi varmış onla görüşemeyeceğimizi öğrenince Emre Bey' e mesaj attım, o da Ankara' daymış, o sırada Tuhaffiye Hanım' ın doğum gününün bugün olduğu geldi aklıma onu aradım Kadıköy' deymiş, 45 dakika 125 bekledim adettendir deyip sonra aktarma yoluyla geldim Kadıköy' e yol hafızam bu sefer beni yolun yarısına kadar getirdi, Tuhaffiye Hanım' da aldı beni ordan:) Gittik bunun arkadaşlarının yanına, İdil Hanım vardı bizim. Bir de 4 tane yeni insan. Sonra ordan kalktık İdil Hanımlar' ı orda bırakıp yemek yedik, sonra da başka bir yere oturduk Arka Oda' ydı galiba adı. İsminin 3 kez sormama rağmen yine unuttuğum çok eylenceli 2 arkadaşı vardı Tuhaffiye Hanım' ın. Saatlerce sohbet ettik güldük eylendik. O kadar çok boş konuştum ki benden korkmuş olabilirler, ama yok onlar da çok eylenceli ve biraz deli insanlar:) Sonra ordan da kalktık durağa yürüdük, bindik geldik Tuhaffiye Hanım' dan ayrılıp. Jale Abla da özlemiş beni, annem de :) Ağabey de özlemiştir herhal ama çaktırmaz:)NOT: Artık gitar kardeşiyiz de:)

Konser

Dün sabahtan annemlerle gezdikten sonra akşam da konsere gidecektik. Büyük konserdi benim için çünkü Ferhat Göçer konseriydi. Üstelik Ferhat Göçer' in yanında ünlü İtalyan tenorlardan Alessandro Safina ve Patrizio Buanne de olacaktı. Kendi çapımda yaptığım araştırmalardan Alessandro Bey' in hakikaten ünlü sesi, fiziği düzgün bir tenor olduğunu öğrendim. Patrizio Bey ile ilgili yeterince bilgi bulamadım, akşamüzeri evden çıkacağım vakit -banyodan çıktım tam- Özgül Teyze gelmiş. Ben de bir türlü ne giyeceğime karar veremedim. Çünkü takım giymeye karar vermiştik ve kararımız kesindi. Neyse bir kaç denmeden sonra -ki birinde çok fena arabesk star olmuşum- güzel bir birleşim yakaladım. Ağabeyimin de onayını aldım. Özgül Teyze' ye merhaba dedim, anneme ve Jale Abla' ya güle gğle ve evden çıktım. Yalvarmalarım sonuç vermemiş ve beni bu kıyafetle bile otobüse binmek durumunda bırakmıştı. Çok garip bir duygu bu kıyafetle yaşamak her neyse. Egecan Bey' in yanına gidecektim. O da arkadaşı Güliz Hanım' la oturuyormuş Gloria Jean' s 'de. Lakin önce para çekmem gerektiğinden yine takımımla ben İstiklal' in ortasına kadar yürüdük. Sonrasında döndüm tekrar İstiklal' in başına. Egecan Bey' den iyi olmasın Güliz Hanım da pek şirin pek eylenceli bir insanmış. Güldük e
alanına.. İçeri girdik, güzel bir kalabalık vardı, üstelik Serhan Bey' de sözümüzü ylendik bol bol sohbet ettik. Derken Serhan Bey de - taze blogger:) - bize katıldı. Artık demir alma günü gelmişti zamandan. Güliz Hanım metroda ayrıldı bizden, biz de Egecan Bey' in üstün yol bilgisi doğrultusunda AKM' nin önünden bir u çizerek Hilton' a çıktık. Ordan da konserbozmayarak takım giymişti ki bu sebepten karizmatiktik. Egecan Bey her ne kadar kravat takmasa da yine çok şıktı. Oturduk biraz bekledikten sonra Metropolitan Orkestrası (yanlış hatırlamıyorsam isimlerini) yerleşip akordlarını kontrol edip şarkılarına başladılar ve Ferhat Göçer sahneye çıktı, 'Yemen Türküsü' ile eğer yanlış hatırlamıyorsam programı başlattı, biraz söyledikten sonra ilk konuğu olarak Patrizio Bey' i çağırdı ki adam İtalyan' ım falan demedien türküye devam edip bitirdi, müzik bir anda 'Uzun İnce Bir Yoldayım' a geçti ve ikinci konuk Alessandro Bey davet edildi. Bu adamcağız da şakır şakır söyledi türkümüzü. Büyük alkışlarla ve güzel bir girişle başladı konserleri. Şimdi konuklar şöyle ki genç tenorumuz Patrizio Bey hem çok eylenceli hem müthiş sahneye hakim bir insan, bir şebeklikler bir ingilizce espriler falan derken herkesi kendine hayran bıraktı. Alessandro Bey daha olgun daha ciddi sahnede işimi yapar babalar gibi şarkımı söylerim çeker giderim şımarmam havasında bir insan. Ama sesi de bir o kadar müthiş. Ferhat Göçer bence içlerinden sesi en yumuşak olanı arada anlamlı konuşmalar da yapıyor. Bu beylerin hepsi teker teker bir çok şarkı seslendirdiler, sonra hep beraber bir çok arya ve şarkı söylediler. Sahnesi de pek güzeldi beylerin, zaten orkestranın sahneyi doldurmasının yanı sıra sürekli dans gösterileri vurmalı çalgılar soloları şeklinde sahneyi iyice şenlendirdiler. En görkemli anlardan biri benim için Baba filminin film müziğini söyledikleri andı. Ama herşeyi o kadar güzel söylediler ki.. Ferhat Göçer' in korosundan da solistler zaman zaman solo şarkılar söylediler. Biz arkadaşlarımla Patrizio Bey için bir taraftar kulübü kurmaya karar verdik. Bir insan ancak bu kadar sempatik ve bu kadar konsere hakim olabilir.. En sonda aldıkları alkışlar üzerine tekrar tekrar geldiler sahneye biz artık çıkarken 'Kalamış' ı söylüyordu Ferhat Bey. Yürüdük Taksim' e Burger King' e girip birşeyler yedik. Sonra AKM' nin önünde beklerken Tuğba Hanım ve arkadaşıyla karşılaştık şoka girdi tabi bizi böyle takımlarla falan görünce her neyse, onunla da vedalaştık ardından Egecan Bey' in babası geldi onunla da vedalaştık. Serhan Bey beni geçerken Kadıköy dolmuşlarına bıraktı, bindim geldim evime ne zamandır tatmin olmadığım kadar tatmin olmuş ve mest bir şekilde. İlerde ünlü olduğumda kendime örnek alabileceğim bir insandı bana göre Ferhat Göçer, konserden sonra doğru bir kanıya varmış olduğumu görüp sevindim.

Pazar, Haziran 25, 2006

Fotoğraf Dediğin!

Fotoğrafı Çeken: Morbidmortal namı diğer Avukat Melis Yüksel namı diğer benim yiğen :) Önünde saygıyla eğiliyorum sadece!

Pazar Gezisi

Gelenekselleşmiş haftasonu gezilerimizde bu hafta Jale Abla da bizleydi. Sabah kahvaltıya gittik Anadolu Hisarı' na, yaz okulu manzaralı bir kahvaltı yaptık, ardından bir yürüyelim dedik Küçüksu Kasrı' na doğru iyiki de yürümüşüz. İçeri girdik sarayı dolaştık, bahçesini dolaştık hayatımda en keyif aldığım yerlerden biriydi. İleride işte bir evim olursa böyle olmalı dedim gerçi Beylerbeyi Sarayı' nı almayı düşünüyorum ama burası da çok güzelmiş. Ordan çıktık bindik arabaya Beykoz' a doğru gittik. 2 tane %56 hatalı hareket yapıp annem ve ağabeyimden küfür yedim yolda. Sonra Anadolu Kavağı' na gitmek gelmedi içimizden biz de Yuşa (A.S.) Tepesi' ne çıkmaya karar verdik. Çıktık türbeyi ziyaret ettik önce ardından da ordaki bilgiyi okuduk. Çok takdir ettim bilgiyi çünkü kesin bilgilerin yanısıra tarafsız olarak konuyla ilgili rivayetleri de yazmışlar. Yuşa Peygamberin mezarı 17 m olunca tabi rivayet de çok oluyor. Ardından manzaraya gittik, Karadeniz' i gördük. Sonra şoför değişikliği yapıp geri döndük sahilden. Lakin türbenin önünde genç bir kız gördük ağabeyimle. Böyle oldukça Taksim tayfası kılıklı bir bayandı. Ama güzel şirin bir şeydi. Ağabey dedi ki 'Huhaauh Vansları çekmiş türbeye gelmiş, 110 demek burdan da geçiyor!' sonra birkaç iğrenç espri daha yapıp konuyla ilgili içimizdeki şerefsiz ve dedikoducu kişiliği ortaya koyduk. Yazık günah kızcağız da sevimli bir şeydi:)

:)

Alttaki yazı da ne demek istediğimi bilememişim ki bu da çok komik entellektüel bir kişilik karizma katmış bana şimdi bakınca koptum:)

Cumartesi, Haziran 24, 2006

Umut

Kimbilir, belki bizimki de...

Jale Hoca

Bugün Jale Hoca geldi bize, bir seminer için Maltepe Üniversitesi' ne gelmişler orda da işini bitirip bizle bir kaç gün tatil yapmak istemiş sağolsun, onurlandırdı bizi. Ağabeyimle sabah erkenden çıktık Bostancı İskelesi' ne gelecekti ama baktık daha vakit var gittik biraz Fenerbahçe' de Fener Kafe' ye oturduk -Yasin Bey duysa sırf bu yüzden ilişkimizi kesebilir ama bence çok da hoş bir yer:) - biraz vakit geçirdik birşeyler içtik sohbet ettik derken ilerde otobüs sıkıştı sık sık olurmuş buralarda, ben gibi bir ton insanın ikinci sıraya parketmesinin de payı büyüktür eminim bunda. Aman dedik tam gidemeyeceğiz sonra açıldı yol biz de bir daha tıkanmadan kalkalım dedik. Ama hala vaktimiz var; Yıldırım Ağabey' e uğradık. Çok güzel bir evleri var Allah bağışlasın. Oturduk balkonlarında bir vakit sohbet ettik, sonra Jale Abla' nın telefonuyla ordan da kalktık. Gittik kendisini aldık döndük eve. Oh sohbet ettik doya doya yemek yedik. Akşamüzeri de Moda' ya gittik çay içtik ordan da Kadıköy' e yürüdük. Kendisi benim nişanlımdır. Ben daha orta okuldayken nişanlanmıştık.. İlerde okulumdan mezun olunca beni alacakmış:) Ama yeterince başarılı ve zengin olabilirsem. Bakalım artık ben elimden geleni yapacağım:)NOT: Kaos hükmünü yitirdi.

Cuma, Haziran 23, 2006

Sonu Kötü Biten Özü Güzel Gün

Bugün Taksim' e gidecektik Yasin Bey ve Tuhaffiye Hanım ile. Tuhaffiye Hanım' ın salı günü -galiba- doğum günü benim de Yasin Bey' in de işleri olacak o gün üstelik, bu yüzden bugünden kutlayalım hanım kızımızı dedik. Önce hediye baktık, kafamdan gitar çalan yoluk saçlı peluş bir bebek tasarlamıştım ama bulamadık sonra biz de bulduğmuzla yetindik. Yasin Bey' in çok sevdiğim saydığım arkadaşı Berker Bey de geldi. Pınar Hanım ve ismini hatırlayamadığım -67589 kez sormama rağmen- bir başka arkadaşları daha gelecekti sonradan. Önce Pi' de oturduk birazcık, ardından kalktık yürüyüş yaptık İstiklal' de sonra Yasin Bey' in ajansına uğradık, sonra Danışman' a gittik biraz da orada oturduk, sonra bir daha Yasin Bey' in ajansına uğradık sonrada Badehane' ye gittik. Orda oturup çaylarımızı içerken acı haber geldi. Bu konuya burada da değinmeyeceğim tekrar. Ardından Pınar Hanım ve ismini hatırlayamadığım arkadaş da -67594 olmuştur bu arada- geldiler. Onlara bir merhaba deyip Yasin Bey' le kalktık gittik tekrar ajansa, ünlü yapmayı kafama koyduğum için kendisini sürekli ajansa götürüyordum:) Sonra orada işini hallettik, kendisini tekrar bizimkilerin yanına bırakıp durağa yürüdüm. Düşünüp durdum yol boyunca tanıdık birilerini ya da özel birisini aradım yolda bana güç versin beni mutlu etsin diye, yoktu.. Bindim otobüsüme trafik saatiydi biraz, uyudum biraz, biraz daha düşündüm, vardım eve..
NOT: Şu an fotoğrafını koyarken farkettim ki Tuhaffiye Hanım dünyanın en süper, en şeker, en canayakın, en halden anlayan, en süper insanlarından biri!!

NOT2: Pınar Hanım bu arada şımarık çocuk edasıyla sorduğum sorunun cevabını yüzüme vermek gibi bir jest yaparak beni sevindirdi. Saygılar sevgiler:)

NOT3: 2 tane fotoğraf çekmişim koca gün boyunca salaklık işte..

NOT4: Berker Bey' in saçlar şahane olmuş bunu da fotoğrafı koyunca farkettim tekrar:)

Önce Acı Haber

Proficency denilen sınavdan beklenildiği üzere kalmışım ortalamam da F1 yani ucundan falan değil bayağı cidden kalmışım. Artık yaz okuluna da gideceğiz paşa paşa. Sınıftan 4-5 kişi geçmiş olması ve bizim intermediate olmamız da cabası.. Of çok fena içim sıkıldı. Antalya' m hayal oldu. Gerçi orda da dostlarımdan başka bir tek anılar var bana sevdiğimi hatırlatıp beni sürekli üzen.. Neyse belki dostlarım gelir beni görmeye. Yok yahu o da yalan. Kendimden nefret ettiğim anlardan biri şu an. Hayatımda bu seneki kadar hiç başarısız ve karanlık bir sene geçirmemiştim. Umarım bir daha da geçirmem. Yine de bunlara da şükür..

:(

Kaos hakim..

Perşembe, Haziran 22, 2006

Müzik Lazım Tabi

Damla Hanım bize geldi bugün öğlen yemeğinden sonra öncelikle kendisine bir ton sevdiğim şarkıyı koyduğum 2 adet cd yazdım hani sevmese bile genel kültür olsun değil mi:) Ondan sonra biraz fotoğraflarla yeni arkadaşlarımı tanıştırdım kendisine ardından da gitar çalıştık biraz. Gitar çalmaya başlamız ona bir kaç parmak egzersizi -yıllar önce öğretilen ve gerçekten işime yarayan- gösterdim. Yaz boyunca onları tekrarlayıp hakimiyet ve hız kazanabilir. Sonrasında kendisine Mehtapta Yakamozlar' ı çaldım. Cinuçen Tanrıkorur' un bir eseridir bu şarkı. Nihavend makamında Sazsemaisidir. Yani şu an bilinen ismiyle enstürmantel bir eserdir. O kadar çok beğenmiştim ki 6-7 saat uğraşıp (notası tabı yok tabi) dinleyerek çıkarmıştım. Üstelik 6-7 dakikalık olunca baya uzun sürmüştü çıkarmam. Damla Hanım da beğendiler sağolsunlar ardından daha batı vari bir şekilde Carpe Diem çaldım. Sonra kendisine de dediğim üzerine şova yönelik artizlik parçalarım bitti. Ben de klasik gitarımla çalıp söylemeye başladım. Baya uzun çaldım herhalde yine karşımdaki insanın moralinin bozulduğunu gözlemledim. Bu konuya dikkatle eğilmem lazım sonra tüm dinleyicilerim alkolik ya da depresif olmadan önce. Ardından Capitol' e gittik evden light peynir ısmarlamışlar onu aldık. Sonra sarı dolmuşa binip evine doğru yol aldı kendisi ben de..

NOT: Çok eski bir fotoğrafı koydum.. Eskiden çok da severdim.

Yemek

Öğlen yemeğimde aklıma takılan şu soru hala vızır vızır kafamda dönüyor acaba Bulgurlar diye bir Türk soyu var mıydı yok muydu? Bilen varsa bir söyleyiversin..

Çarşamba, Haziran 21, 2006

Rafıls

Bu rafıls reklamcısı nasıl 90 dakikanın %25' ini 25 dakika diye hesaplayabilir ve patronu nasıl bu reklamın oynamasına izin verebilir?

Sohbet

Damla Hanım ve Gülriz Teyze gelmişler dün buraya. Ben de dedim o zaman bir görüşmek lazım kendileriyle. Damla Hanım' la konuştuk Kadıköy' de buluşmaya karar verdik. Erken geldi lakin ben de erken geleceğini hesabetmiş evden erken çıkmıştım. Yine de benden 5-6 dakika erken geldi. Sonra durakta buluştuk ve aklıma Çengelköy' e gitme fikri geldi. Bindik 15F' ye tıklım tıklım bir şekilde vurduk kendimizi yollara. Neticede Çengelköy' e vardığımızda yorulmuştuk ama o güzel manzarada bir Türk Kahvesi içmek benim yorgunluğumu aldı en azından. Arzu Hanım' la da karşılaştık üstelik. Neyse okullardan, müzikten, arkadaşlardan bayağı bir konuştuk bu güzel manzarada. İyi oluyor böyle Antalya' dan birileri, iyi geliyor insana:) Sonra karşılıklı birbirimizi esnettik defalarca neden bulaşıcıdır ki esneme? Her neyse ismi de çok çirkin zaten: Esnemek. Sonra vakit ilerledi yolu uzundu Damla Hanım' ın bu sefer de 14M' ye bindik. Kadıköy' de otobüsle tam Üsküdar sarı dolmuşlarının önünden geçerken Esra Hanım' ı gördüm. Hemen aradım dedim ki eğer binmediysen binme 5 dakikaya ordayım beraber döneriz. Yanında annesi varmış, ona rağmen indiler. Neyse ben de Damla Hanım' ı taaa diğer uçtaki duraktan 19K' ye bindirdim. Sonra Esra Hanım' ı bekletmeyeyim diye bir başladım koşmaya, hiç aralıksız öbür durağın en ucuna kadar sonra baktım kimse yok tam telefona sarıldım ki bir mesaj bir de cevapsız arama. Meğerse aramışlar acil işleri varmış gitmişler ben de koşarken duymamışım. İşte o an anladım neden futbolcular kalp krizi geçiriyor sahada çat diye düşüp ölüyorlar:) Bindim dolmuşa eve gelene kadar nefes almam düzelmedi. Dedim bir daha koşmayım iyisimi:))

Blog Kardeşliği

Serhan Bey de artık yeni bloguyla sanal alemi şenlendirecek uğraşılarımız eminim güzel sonuç vermiştir de beyenirsiniz. Sağ tarafta linkini de verdim "Sanal Günlük" diye; el emeği göz nuru bak okuyun üstelik komik süprizlerle de dolu sitesi haberiniz olsun şimdiden:)

Salı, Haziran 20, 2006

Alışveriş

Yahu ev için yapılan genel alışverişi yapma işlemi beni öldürüyor. O kadar sıkılıyorum ki kendimi koşup marul ya da vcdlerin üzerine atmak istiyorum. Lakin bu tip davranışlar jackessvari olduğu ve ben onu izleyip yapan insanlardan nefret ettiğim için her seferinde vazgeçiyorum.

Kutlu Diyar

A Elbereth Gilthoniel
silivren penna miriel
o menel aglar elenath!
Na-chaerad palan-diriel
o galadhremmin ennorath,
Fanulios, le linnathon
nef aear, si nef aearon!

Egecan Bey' in Havuz Partisi

Dün sabah kalktım, sınıfça planladığımız Egecan Bey' e gitme projemizi bugün canlandıracaktık. Evleri Anadolu Hisarı' ndaydı. 58 kez yalvarmama rağmen annemden arabayı alamadım bunun üzerine Altay Bey' in arabasında da boş yer varmış, sağolsun almaya geldiler beni, tarif ettiğim yoldan Nakkaştepe üzerinden Beylerbeyi' ne çıkmak üzere sahile çıktık. Yolda tekrar Egecan Bey' den aldığım tarif doğrultusunda bizimkileri yönlendirdim evi bulduk. Sapık bir kapıcı vardı biz Egecan' a geldik dediğimizde 'Siz şimdi havuza da girersiniz.' gibi bir cevap verdi. Bizden önce gelenler de varmış tıpkı daha sonra gelenler de olduğu gibi:) -cümlem de çok fena kıro oldu- Ardından oturduk sohbet ettik biraz blöf oynadık sonra bir havuza girmeye karar verdik. Su da soğukçaydı ben girdim çıktım ve güneşlendim uzun bir süre bu arada diğerleri de ya yüzüyor ya da güneşleniyordu. Ardından öğlen yemeği yedik güzelce ve üzerinden bir yarım saat daha geçince tekrar cümbür cemaat havuza girdik. Bekçi görse kalp krizi geçirebilirdi siteden olmayan 20 kişi havuza giriyor:) Ardından biraz daha güneşlenme ve şezlong muhabbeti ve arından karpuz ve sigara böreği menüsü. En güzellerinden biri de Egecan Bey' in türk kahvesi olduğunu söylemesi süpriziydi, en salakçası da benim kahve içmeyi unutmamdı.. Neyse biraz daha havuza girdik biraz daha güneşlendik. Egecan Bey, Özge Hanım' a fal baktı bu ararda. Sonrasında biraz daha oturup sohbet ettik havuz başında ve bahçeye geçmeye karar verdik. Bahçede salıncağa binme, top oynama, kovalamaca tarzı tonlarca oyun oynadık ve sonra bitap bir halde ordaki banklara oturduk sohbet ettik. Egecan Bey' in kardeşi Elif Hanım ve arkadaşı Ezgi Hanım da bizleydiler. Güzelce sohbet edip fındık yediğimiz bir saatin ardından artık yavaştan dönelim diyerekten kalktık. -Still loving you çalıyor fonda ve beni benden alıyor şu an- Taksi durağına yürüyüp bir yarım saat taksi bekledikten sonra vedalaşıp Hisar' a indik. Ordan da Kadıköy otobüsüne bindik. Kadıköy' e kadar geldim Özge Hanımcım, Ezgi Hanım, erdinç ve Serhan Beylerle. Onlarala bir meyve suyu içtikten sonra eve geri döndüm. Bu senenin en güzel günlerindendi. Çok mutlu, keyifli ve eylenceli geçti. Egecan Bey' e şükran borçluyuz.. Orda olup da günüme anlam katan her insana da teker teker teşekkürü borç bilirim:)NOT: Yazılarımın sonunda da bir teşekkür bölümü oluyor günlerdir moda oldu herhalde :))
NOT2: Egecan Bey' in de gözlüklerini takmışken fotoğraf çekmeden duramadım :)

Pazartesi, Haziran 19, 2006

Moda

Akşamüzeri 7 gibi falan önceden yaptığı davet üzerine Altay Bey' e gitmek için evden çıktım. Kadıköy' e 5 dakikada inip orada Melis Hanım' la buluştum. Kendisini çıkarlarım için kullandım. Yolu biliyordu çünkü evleri yakındı. Altay Bey beni Saint-Joseph Lisesi' nin önünden aldı. Gittik eve stada bayağı yakın güzel bir ev, evde Erdinç ve Moris Beyler vardı. Alışverişe çıktık stadın altındaki Migros' a gittik sonra bir şeyler de yiyip eve döndük. Ardından önce Melis Hanım sonra da Uğur, Serhan ve Egecan Beyler de bize katıldı. Masa kuruldu. 5-6 parça çaldım ben de arkadaşlarıma umarım sıkmamışımdır canlarını ya da keyiflerini kaçırmamışımdır. Genelde ben gitar çalınca insanlar kederleniyorlar. Çok fena çalıyorum herhalde:) Ardından 23.30 oldu saat ben de müsaade isteyip kalktım yarın görüşmek üzere.. Atladım taksiye geldim şimdi; 24.00 olup büyü bozulmadan evvel girdim eve. Evde bozuldu çok şükür.. Güzel ev sahipliğinden ötürü Altay Bey' e çok teşekkür ederim ayrıca yukarıda saydığım her insana da güzel kişilik ve arkadaşlıklarından ötürü teşekkür ederim.

Pazar, Haziran 18, 2006

Koccaoğlan

Şimdi bu sene okulda dedim ya yeni bir sürü insanla tanıştım diye. İşte Yasin Bey de onlardan biri ama en krallarından en babalarından. Öyle ki tarafımca koccaoğlan lakabıyla ödüllendirilmiştir. Sene başında olan müzik hayallerime de kucak açmış bir insandır kendisi ki şu anki Kallavi grubumuzun temellerini atmıştır hevesi ve çabalarıyla. Sayesinde bir anda solist de olmuşumdur:) Hatta o kadar güzel bir ilk çalışma yapmışızdır ki Joker' de kendimiz bile inanamamışızdır. Hey gidi Let Me Kiss You hey.. Konser falan bahane de aslında gerçekten dost olarak da süper bir insandır Yasin Bey, en zor anlarımda yanımda olmuştur, en suratsız zamanımda beni gerek esprileri gerek gıdıklamalarıyla güldürmeyi bilmiştir. Yaptığımız konser listesiyle bana Let Me Kiss You, If You Could Only See gibi bir çok güzel parça öğretmiş ve söyletmiştir. Bir de Money vardır ki esas o süperdir. Ölmeden önce bir kez de olsa adam gibi çalmak ve söylemek nasip olur inşallah grubumuza:) Yasin Bey' in de gözü açık gitmesin:) Bizim okulda verdiğimiz süper eğlenceli konser ve GS Lisesinde verdiğimiz vasat konserde kendileriyle aynı sahneyi paylaşmaktan müthiş gurur duymuşumdur. Yalnız kendi okulunda istediğimiz kadar güzel bir konser veremediğimiz için hep vicdan azabı çekeceğimdir her ne kadar suç bizde olmasa da... Dün dediğim gibi bak tekrar söylüyorum burda -siz de şahidimsinizdir- her hengi bir bahaneyle kopup uzaklaşırsak aramıza soğukluk mesafe girerse blogumu tekrar hacklesinler, ehliyetime el koysunlar bak o kadar büyük konuşuyorum:)) Bana yaptığın kardeşiklere umarım layık olabilmişimdir Yasin Bey' im. Her daim emrindeyim..

Taksim

Ne zamandır sınav akşamı birşeyler yapalım diye konuşuyorduk arkadaşlarla dün akşam 19.00' da Taksim' de buluşmaya karar verdik neticede. Sınavdan sonra biraz arkadaşlarla oturduktan sonra bilet almak üzere Akmerkez' e gittik. Önce yemek yedik Egecan ve Serhan Beyler ile Tuğba Hanım' la beraber. Sonra Özge ve Ezgi Hanımlar da geldiler. Bilet almaya gittik Vakkoroma' ya ki meğersem öğlen arasına girmiş ben de eve dönecektim daha fazla gecikmeyi göze alamadım. Eve döndük ağabeyim de çıkacakmış arkadaşlarıyla; beraber gideriz dedi. Melis Hanım' ı da davet ettik. Ondan sonra Capitol' ün önünde buluştuk. Gidişte ben sürdüm arabayı. Ardından vardık Taksim' e Pi' ye gittik bizimkiler orda ortam şenlenmiş:) Lakin Egecan ve Serhan Beylerle hemen kalkıp Ada Müzik' e gittik öğlen alamadığımız biletleri almak üzere. Sonra döndük, Egecan Bey bizden ayrıldı. Oturduk güzel güzel sohbet ettik bayağı da eylendik Allah razı olsun eylendirenlerden. Arka masada da Yasin Beyim ve arkadaşları vardı. 23.00 gibi oradan kalktık Eski Beyrut diye bir yere gittik bu arada ağabeyim de kalkmış beni aradı; ben de arkadaşlarımla vedalaşıp ağabeyim ve arkadaşıyla buluştum. Biraz da arabayla Fenerbahçe ve Bağdat Caddesi taraflarında gezip arkadaşı bıraktıktan sonra evimize döndük. Bu müthiş günde emeği geçen herkese saygım sevgim sonsuzdur. Dur bakalım nasipse akşama doğru da Altay Bey' e gitcez. 3 gün 3 gece kutlamalar sanki sınavı geçtik de... Bu sabah da kalkıp Anadolu Hisarı' na kahvaltıya gittik annemlerle giderken yine ben kullandım üzerinize afiyet:)) Ardından ordan çıkıp, Beykoz, Anadolu Kavağı, Polonezköy' e de gidip eve döndük. Güzel başlayan bir gündü bir kaç pürüz olsa da ama olur o kadar..

NOT: Dün akşam fotoğraf çekmeyi unutmuşum, bugünkü fotoğraflardan koydum, onlar elime geçince onlardan da koyarım:)

Cumartesi, Haziran 17, 2006

Proficency (Yeni Albüm)

Dün öğlen ağabeyimle tam evden çıkmıştık ki cumaya yetişelim diye bir baktım karşıdan Melis Hanım geliyor. Kendisini saat ta 14.00 - 14.30 gibi çağırmama rağmen oldukça yüzsüz bir şekilde 13.15' te bizim buradaydı. Tabi benim cuma yalan oldu -Allah affetsin-. Gittik kontör aldık geldik bana. Amacımız Melis Hanım' ın üstün ingilizce bilgilerini bana aktarmasından ibaretti. Ne çalışacağımızı bulamayıp yine de yarım saat ya da 45 dakika çalışmaya çalıştık. Ardından baktık olmuyor, geçtik bilgisayarın başına, okulun sitesine falan girip baktık essey çeşitlerine ama bana mısın demedi. Fotoğraflar, şarkılar falan derken vakit öğleden sonra olmuş. Annemin yaptığı müthiş pasta ve böreği yedik yanında kahvelerimiz içtik İbrahim Tatlıses' in eski bir filmindeki öpüşme sahnesinin ardından iştahımız kapandı.. (Bu arada fonda şu an 'Aman doktor canım doktor' çalıyor; çok güzel.) Sonra dedik ne yapsak ne etsek? Caner Bey' in getirdiği ses kayıt programından şarkılar çalıp kaydedlim o zaman dedik. Müthiş eylenmek suretiyle şu parçaları kaydettik: Sonsuz(Pentagram), Masum Günahlar(Yusuf Taşkın), Sensiz Olmaz(Bülent Ortaçgil), Bazen(Nev), Animal Instinct(Crenberries)... En çok onda uğraşmamıza rağmen en tereddütte olan Bazen' di. Fazla abartılı şeyler istedik herhalde:) Formatalrını mp3 ve ya wav mıdır nedir öyle bir şeye çevirmeyi bulabilirsem şayet bir de bu siteye şarkı yüklemeyi bulursam sizlerle -70milyon okuyor ya sanki, aman adam olsun da 3 kişi okusun bana yeter:)- paylaşmaktan gurur duyarım. Ardından akşam yemeği de yedik annemin gelmesi üzerine ve ardından Melis Hanım' ı yolcu ettik. Çok keyifli bir gündü ne zamandır böyle san' atla dolup taşmamıştım :)