Çarşamba, Ekim 31, 2007

Claude Monet

* Taşoda konseri için şayet konseptiniz ne diye soracak olursanız biriniz ya da birileri, konseptimizin olmadığı aşikâr ki ingilizci şarkı ile Müslüm Bey ardısıra geliyor diyeceğim. Anlasınlar bakalım düşünüp de. Dinlesinler bakalım bir de üstüne oh !

* (Çak Teylır / konser) diye bir not almışım, çok kaliteli bir çizim yaparak belki bunu anlatabilirim bir gün ama bugün değil bence.

* Karl Marx' ın kısaltmasını KM olarak tahtaya yazan değerli hocamız, aklımda karlmarx/hour şeklinde bir hız birimi oluşturdu, makale okurkenki okuma hızını ölçmek için kullanılabilir. (km/h) *ısrarlaanlamayanlariçinaçtıkbuparantezi*

*İTÜ' lü gençlere laf atarken bir de baktık ki okulumuzun politika bölümünden genç S. (20) nasıl bir ingilizce kullanarak başlık atmış, olsun bu arkadaş bana 25 puan koydu ambiyane tabirle.* Bir de bir gün 125' in alternatif yolları ile ilgili bir yazı ve şema hazırlayacağım.

Salı, Ekim 30, 2007

Great Show diye Zıplayan Kurbağa' ya Karşıyım

* Sınıfta bugün sürekli "old habits die hard" diyen kayınbiraderi, kayınvalidesi ve kayınpederini tanıdığım hocanın dersinde şunları anladım. Sınıfın içerisinde camdan bakarken, sallanan ağaçları görüp de rüzgar esiyor diyoruz ya hani, aslında sallanan ağaçlar değil de sınıfın kendisi, içinde onca insan aynı anda hocayı dinlemeye ve anlamaya çalıştığı için telekinetik bir enerji oluşturup sınıfı sallıyorlar, konsantrasyonları o denli kuvvetli ki bunun farkına da varmıyorlar üstelik. Bu da böyle bir anımdır, tespitimdir.

* Bugün Merve Hanım ile birer çay içmeye gittiğimiz Danişment' te uzaktan gördüğümüz saç bulutunun yaklaşınca Erhan Bey olduğunu fark ettik, oturduk yanına. Hazal Hanım' ı bekliyormuş, sohbet ettik çok olmuştu görüşmeyeli. Hazal Hanım da Erhan Bey de oyuncudurlar efendim. Bir tanesi benim doğal kliplerimden olan Bazen' in klibinden, diğeri ise Genco adlı televizyon dizisinden. Benim gözümde tabiki Erhan Bey' in rolü daha değerli. Hazal Hanım' dan 678. defa okula gelme sözü alındı. Konserime de geleceğine en güvendiğim iki isimdir bu gençler.

* Nev' in son albümü olan Işığım ve Gölgem' den bir parça koyacağım buraya, dinleyip albümün orjinalini alasınız hemen diye, hayalimdeki gırtlak nağmelerini yapan bir insan helal olsun diyorum, tarzına da karakterine de hayranlığımı belirtiyorum. Severek dinliyorum. Bir yandan da en vazgeçilmez albümlerimden birisi olan Şevval Sam' ın Sek albümünü ısrarla tekrar tekrar tavsiye ediyorum, ondan da bir şarkı koyuyorum ki dinleyip hemen orjinalini alın, yoksa dayanamayıp tüm şarkılarını koyacağım.


* Ne olur bana az da olsa taktik/teknik verin programlı/sistemli çalışabileyim ki hayatımın kalanına da vakit kalsın, hele hele her işe vakit ayırabilen ve dersleri de süper olan mükemmel insanlardansanız, bana da öğretin bunu nasıl yaptığınızı, sizi paraya boğarım bak, ya da tost falan alırım çay ısmarlarım, şarkı armağan ederim. Ne yazık ki tüm hünerlerimi teklif ettim.

* Bugün fotokopiciye zenci bir insan girdi, görevli çocuk kendisiyle iletişim kuramayınca, ingilizce bilen var mı diye sordu, etarftaki bir grup İTÜ talebesi -cehalet ve ya cesaretsizlikten- konuyla ilgilenmezken ben hemen atıldım, en mükemmel ingilizcemle sanki kavga çıkarıyor gibi vat du yu vant dedim, sonradan aklıma gelir hep mey ay help yu gibi sevimli kalıplar. Zenci de en zenciymiş, cümlesine you know what diye başladı beni benden aldı. Sonra anlaştık adamla, elindeki belgeyi taratıp, tarih bölümünü bilgisayarda sildirip çıktısını almak istiyordu, artık kaçak işçi midir nedir ehehe. Neyse adam bana hi dedi tokalaştık benim kaba giriş cümlemden sonra, çok üzüldüm.

* Zenciler bir ortama girdi mi kaliteli bir vuufırdan baslar gelmeye başlıyor kulağıma ve her an yov yov diyerek bir kaçının daha gelmesini, akabinde bikinili estetikli burunlu zenci hatunların ortamı basmasını ve sapıkça diyebileceğim danslara girişmesini bekliyorum. Bugün olmadı ama hâlâ bekliyorum bunu, öyle bir ortamda hemen İstanbul Atack bir numara başlar, kontağı çevir koçum hadi gazla, diye mikrofonu elime alır söze girerim.

* Bu şemsiyeler gördüğüm en tehlikeli korunma amaçları, neden mi? Bir gün yağmur yağarken önce otobüs durağında -ama kalabalık bir durakta- durun, sonra da kapısında izdiham olan bir otobüse binmeyi deneyin, anlayacaksınız. Tek gözünü kurtaranlar şanslı bence.

* Bir de, bir bilok gördüm boyna fotoğrafım var çok sevindim.

* Yine uzun zamanların ardından tespitten tespite koşuyorum. Alpay Bey, beni okusun da feyz alsın, hıh ! Batu Bey de adam olsun, öyle konsept bilogu açmaya benzemez bu işler. Ahahahah.

* Nev' in şarkının 1.58' indeki çıkışına -sonra tekrar var- hayranım, hançere (gırtlak) kalitesi pek hoş, pek yüksek, tabi bence böyle. Mail adresi varsa bir söyleyin de tebrik maili atayım, Esra Hanım' da olduğundan şüpheleniyorum. Bir de Leydi Indis, neniz var acaba? Nerlerdesiniz yahu?



Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına
Ey ufuklar diyorum yolculuk var yarına



Pazar, Ekim 28, 2007

Gelin Birlik Olalım

Az önce Orhan Gencebay (hayatım popsıtar izlemekle geçiyor yahu) Gelin Birlik Olalım isimli bir şarkısını söyledi, vay be denecek güzellikte de sözler yazmış, doksanların başında, biz bundan habersiz üç genç ikibinlerin başında Gelin Birlik Olalım diye bir başka şarkıya imza atmıştık biraz bundan bahsedeceğim.

Emir Efendi, Orçay Han ve ben, gelmiş geçmiş en teknik en deneysel çalışmalardan olan Sağdeth 3 adlı filmimizi çekmiştik ki film müziklerini de canlı yapıyorduk. Filmin ortasına iki tane de şarkı koymuştuk. Bu şarkıları koyarkenki amacımız bir Arslan Kral' daki gibi, şayet filmin o kısmına kadar filmi anlamamış (hafif şapşal) insanlar varsa, onlara bir özet geçmek, olayları açığa kavuşturmaktı. Şarkı sözlerini Orçay Han ve Emir Efendi doğaçlama yazarken, ben de doğaçlama besteliyordum.

İşte o şarkılardan biriydi Gelin Birlik Olalım. Efsanevi ruh Rıza Abi ile savaşan bu üç gencin, bir dayanışma çağrısıydı, bir mehter marşıydı, bir gaz vereniydi. Hey gidi hey dedim vallahi. Bir yandan şarkıyı söyleyen Emir Efendi ve Orçay Han, kamera önünde kıpır kıpır dans da ederlerdi, ben gitarı yan odadan çalardım ekipmanı taşımazdık.

Bunun yanısıra bahsedeceğim bir diğer konu, klasik kemençe ile ilk çalışmamızı geçtiğimiz cumartesi yaptık İstanbul Radyosu' nda. Bu arada radyoda çalışma yapmak da bunu buraya yazmak kadar havalı gerçekten. Vallahi pek naif. Bakalım Taşoda' da yine insanları şaşırtıp etkileyebilecek miyiz? Katkılarından ve katılımından ötürü Nağme Hanım' a bir büyük alkış !

Bir de yeni mail adresi aldım, gülmekten öldüm, her girişimde bir düğün havası yakalıyorum.



* de ayrı yazılacaktı yahu (yahoo) dostum


Cuma, Ekim 26, 2007

Hattori de Görmeyeli İyice Hanzo Olmuş

Yıllar sonra bir bilogır buluşması daha, artık kesin ve net blogırdan ziyade dost ziyareti bu sefer. Eray Bey (bilogır olmasa da sevdiği), Esra Hanım, Doktor Ferhat Bey ve ben (ile sevdiğim ki o da bilogırsız) görüştük yılların ardından. Vallahi hem çok özlemişim ben bu değerli insanları, hem de her görüşmede anlıyorum ki kendilerini pek çok seviyorum. Doyumu olmayan sohbetlerden ettik, sonra evvela Eray Bey ve sevdiğinden ayrıldık, birer çay daha gider dedik Mustafa Abi Jean' s' te, sonra Esra Hanım da ayrıldı, biz de Ferhat Bey ve sevdiğimle vapura binip Kadıköy' e geçtik vallahi çok eğlendik. Sonra onlar erdi minibüsüne ben çıkayım sarıvetine.

Bugün keyfim pek yerindeydi sanırım, sizleri gördük daha iyi olduk gençler. Sabahtan da Naz Hanım ile uzun uzun sohbet ettik zaten o da pek keyifli oldu. Kendisi de bol bol bilogırmış. Diyecek pek bir şeyim yok ama keyfim yerinde hâlâ.

Sağolun var olun. Merve Hanım da pek mi güzeldi bugün ne. Nazar değmesin.

Perşembe, Ekim 25, 2007

BTS' de Keyfe Dalmak

Sadece iki kişi, iki enstürman, bir sadelik hakim ama sanmayın ki boşluk oluşuyor müzikte. Bizi tanımlayan tek bir sözcük söyleyin deselerdi bana Ahenk olurdu diyeceğim. Ancak bu kadar iyi çalınabilirdi en sevdiğim iki enstürman. Klasik Türk Müziği' nin ne denli mükemmel, ne denli sınırsız ve rakipsiz olduğunu bir kez daha kafama defalarca vurularak öğrendim. Her şey güzeldi. Derya Türkan ve Murat Aydemir, nasıl düzgün insanlar, nasıl büyük müzisyenler ! Düzgünlükleri birbirlerine gülümsemelerine yansıyor çoğu zaman, ustalıkları ise anlatılmaz dinletilir, dinlenilir. Daha ayrıntılı bilgi almak içinse bence tam buraya tıklamalısınız.

Konserde beni yalnız bırakmayan ve benim kadar etkilenen Serkan Paşa' ya teşekkürler, ısrarlarımı kırmayıp konsere gelen ve konserden sonra hayatı anlamsız bulan Sezi Hanım' a da teşekkürler. O konserden sonra her şey anlamsız bence de.

Özge Hanım ve Arda Bey' in yanısıra (ki kendisi her klüp aktivitesinden haberdar edilecektir bundan kelli) bir ara Elif Hanım' ı da gördüm. Ayrıca Koralp Bey ve Miraç Bey de bu güzide ortamdaydılar bizlerle. Çağrı Bey artık klüpten bir insan onu hiç saymıyoruz tüm gün beraberdik zaten.

Hayat hakikaten çok dümdüz, bir saatliğine de olsa bizi burdan çok farklı yerlere götüren, büyüleyip bırakan bu iki değerli müzisyene ne denli teşekkür etsek azdır. Bunu ayarlayan herkese de bir o kadar teşekkür borçluyuz.

Gelmeyenler için de hayat devam edecek eminim ama bizim için biraz daha farklı devam eder kanımca.



"Sanma ki ol nağmesidir kemençeyle tanburun
Sohbetidir vuslat anında Leylâ ve Mecnunun"



Çarşamba, Ekim 24, 2007

Ahenk !

Efendim yazıma yarın akşamki (Perşembe akşamı) Ahenk konseri' ni hatırlatarak başlamak istiyorum. Ahenk deyince Derya Türkan ve Murat Aydemir' in projesidir bu. Birisi klasik kemençe (horon kemençesi değil) diğeri de tanbur çalar. En yetenekli iki müzisyen olmalarının yanısıra çaldıkları enstürmanlar da en beğendiğim (şahsen) iki Türk Müziği enstürmanıdır. İsterseniz üçer dakika ayırın bir araştırın kimmiş bu adamlar diye, misal girin (bolneonazili) Ekşi Sözlük' e -Harun Bey aklıma geldin yine güldüm yahu- araştırın. Yarın akşam saat 19.30' da BTS' de (Saatli Bina) olacak konser ise sadece 5 ytl. Herkese açık tabiki, herkes de gelmeli bence. Boş yer de var !

Sonra dün yazısını yazdığım Terör' e lanet yürüyüşüne gittim, daha öncesinde Elif Hanım (narsis7ekho olan) ile görüştük, çok olmuştu görüşmeyeli, sıkıntılı bir torba olaylar yaşamış, elektriğini alabildiysek ne mutlu. Sohbet ettik çay içtik, sonra ben yürüyüşe o yeni evine. (ooo yeni ev çok havalı)

Yaklaşık yüz kişilik bir kalabalık vardı, organizatörlerden birisi çıkıp siyasi bir yürüyüş değildir, provakasyon olmasın dedi, klasik terör karşıtı sloganlar atacağız, kapıya yürüyeceğiz, saygı duruşu yapıp, İstiklâl Marşı söyleyip ineceğiz dedi. Yaptık da keza, okul tarihinde ilk mi olduk bilmem. Bence iyi de oldu, hoş gerçi hoşuma gitmeyen bir slogan da atıldı "Her Türk asker doğar." diye, ben öyle doğduğumuzu düşünmüyorum. Kamuflajla doğup da sonra bebek kamuflajı dökülenine denk gelmedim hiç. Ama en güzel en takdir ettiğim slogan "Türk, Kürt kardeştir; bunları ayıran kalleştir." oldu. Sonra Çağrı Bey ile koro çalışmamıza döndük.

Geç geldiğimiz yetmiyor gibi bir de başta kaçırdığımız eski şarkıları tekrar etme kısmını yapmayı talep ettik tekrar, dayak yemedik, insanlar geç kalmış gibi dursalar da. Çünkü Türk Müziği huzurlu insanların işidir. Ehehehe. Sonra çalışma bitince yukarı tek başıma yürümeyeyim diye birilerine bakarken, Münir Bey' in ve Elif Hanım' ın Gönül Hoca ile yukarı çıkacaklarını öğrendik. Çağrı Bey' de yukarı çıkmaya karar verdi, sonra Gönül Hoca devam etti biz de oturduk yemek yedik beraber. Çok düzgün insanlar Münir Bey de Elif Hanım da. Sohbet ettik eğlendik. Kararım çok net, Türk Müziği Klübü ile ilgili her türlü aktif çalışmaya dahil olacağım bundan kelli. Önde gideni, bayrak tutanı oalcağım. (bu kalıbı da kullanmayalı seneler olmuş)

Neticede yarınki konsere geliyoruz değil mi gençler? Ehehehe, pek bağlayamadım ama olsun. Bir de gerçekte eheheheh diye gülmem ben gülerken, çok keyifliysem kalınca kıkırdarım. Neyse.

Bu arada belki bir gün yaparım bu hayali bilemiyorum ama Mavi Sakal şarkıları söylemek istiyorum sadece Kan Kokusu albümündekilerden. Sanırım bu kadar tamamını sevdiğim bir rock albümü daha olmayacak hayatımda.

Salı, Ekim 23, 2007

Çok Önemli

Arkadaşlar,

Son zamanlarda giderek artan ve yüreğimizi parçalayan terör saldırılarına karşı Boğaziçi Üniversitesi öğrencileri olarak olayların farkında olduğumuzu göstermek ve amaçlanan oyunlara karşı tepkimizi ortaya koymak için

24 Ekim Çarşamba günü saat 17:15'te Güney Kampüs 1.Erkek yurdu önünde toplanıp güney kapıya kadar yürüyüş yapılacaktır.

Bu sadece tarafsız bir öğrenci tepkisidir. Hiç bir siyasi parti lehine slogan atılmayacaktır ve hiçbir pankart açılmayacaktır. Bu yürüyüşün tek amacı ölen şehitlerimize saygımızı göstermektir.

Teröre karşı olan herkesi bu yürüyüşe bekliyoruz.

Arkadaşlar bu maili Püstüklü Mama iletti kendisine de BUFEB' den gelmiş, okuyunca anlaşılacağı üzere slogan yok, pankart yok, parti yok, saygı var, üzüntü var. Bir işi olmayıp da gelmemek fikrimce ayıptır saygısızlıktır ya da daha art niyetli düşünürsek terör destekçiliğidir.

Pazartesi, Ekim 22, 2007

Söyle Şevval Hanım, En Sek' inden Olsun !

* Hapşuran ve tanımadığım lakin aynı sınıfta bulunduğum birine çok yaşa dedim, cevap vermedi sonra bekledim baya 15 - 20 dakika sonra bir kaç kez arka arkaya hapşurur gibi oldu yine, meğersem öksürüyormuş kız ne bileyim ayol !

* Bir çok insanın konuyla alakasız bir şekilde saçma sapan sloganlar atarak yürümesi bana saçma geliyor. Bir çok insanın ise yaşına başına bakmadan, konuyla gerçekten ilgilendiği, gerçekten çözüm istediği ve üzüldüğü için sokaklara dökülmesi gerçekten etkileyici. Okulda da bir eylem yap(tır)malı, ama nerden izin alınır nasıl yapılır hiç bilmiyorum yardımcı olabilecek varsa buyursun.

* Tanıdığım ve sevdiğim / saydığım iki bilogır birbirleriyle bir konuda tartışıyorlar. Bunu neden söyledim, çünkü gerçekten tartışıyorlar yani savaşmıyorlar, birbirlerine küfretmiyorlar, kestirip atmıyorlar, birbirlerinin fikrini görüp, kendi fikirlerini diğerine anlatmaya çalışıyorlar. Takdire şayan ve örneğine az rastlanır bir durum.

* Reserve nasıl kullanılır, bir yardıma ihtiyacım var, sanat tarihi hocası koymuş kitapları, okumaları yapmak lazım ama çok korkuyorum, kullanmayı bilmiyorum çünkü. İnsan bilmediğinden korkarmış diyenlere bravo diyorum. Alıp fotokopi çektirsek olur mu ki ?

* Yaz okulundan konuştuk sabah otobüste karşılaştığımız Funda Hanım' la, Genco Hoca' yı andık hatta, hey gidi günler, gönül isterdi aldığım 3 dersten de güzel notlarla geçip değişim programlarına baş vurabileyim ama nasip. Vardır bir hayır.

* Biloktan, Emre Bey' e (italyan) mektup yazma projem var çok yakında, boş zamanda.

* Allah, ülkemizi ve insanlarımızı korusun ! Amin ! Başka dinlere inanlar içinse şöyle diyelim : Tanrı(lar) ülkemizi ve insanlarımızı korusun ! (opsiyonel : amin) Dine inanmayanlara ise, bir yol bulun da ülkeyi koruyun diyelim bari. (amin ne ola ki?)



Pazar, Ekim 21, 2007

Yeter !

Ne oluyor artık dedirtiyor bana haberler, bıktım bu durumdan. Kaçıncı insan öldü acaba. Kim bilir kimse saymıyor sanırım. Kendimi bildim bileli terör var. Evet efendim, çoğu insan diyor ki silahla çözülmez bu problem, hükümet de aynı görüşte sanırım. Lakin sürekli seni tokatlarken birileri, "rica ediyorum yapmayın" mı denir cevaben. Biz diyoruz senelerdir bunu. Hoş tabi kimse sütten çıkmış değil şu durumda. Neden terör var diye de sormak lazım. Ama şu durumda önce nefsi müdafaa farzdır. Savaş tellallığı yapıyorum gibi mi geliyor size bilmem ama artık öyle bir duruma geldik ki onun altındaki rakamları saymıyoruz bile, ondan fazlaysa üzülüyoruz.

Cumartesi, Ekim 20, 2007

Kanatları Gümüş

Kanatları gümüş yavru bir kuş
Gemimizin direğine konmuş
Dağlara çıkma hey Karadeniz
Yavrudur yârim uçamaz bensiz

Bir yarim var bu yavru kuş gibi
Yârim yüreğime konmuş gibi
Dağlara çıkma hey Karadeniz
Yavrudur yârim uçamaz bensiz

Şiirle pek aram yoktur daha doğrusu çok az şiirle aram vardır. Bunların da büyük bölümünü güfteleşebilmişler oluşturur, yukardaki Nazım Hikmet şiiri gibi. Nihavend bir eser yapmış bu şiirden Mesut Cemil. Mesut Cemil ki İstanbul Radyosu' nda bizim çalıştığımız stüdyoya ismi verilmiş ulu bir zâtdır. Kendisinin bir parçasıyla açtık Sanat Müziği Gençlik Koromuz' un bu sezonunu. Hele dağlara çıkma hey dediği kısımda. Hayırlı olsun cümlemize.

Nice güzel insanlarla nicedir görüşmüyormuşuz. Hem artık Emirbey kadromuzda bir de klasik kemençe esntürmanımız var. Umarım icrâmı gördükten sonra grubu terk etmez, terk etmesin diye demiyorum çok hanım bir kızdır Nağme Hanım. Bakalım haftaya belli olur görüşleri. Nasipse kışki Taşoda' ya çıkmamızın ilk adımlarını attık.

Perşembe günü okulda Ahenk konseri var bahsetmiştim önceden, anlatılmaz yaşanır bir kalite bu insanlar. Ben anlatmayayım yani diyeceğim o ki gelin yaşayın. Fiyatı da saati de çok uygun, gelmek isterseniz daha ayrıntılı bilgiler içeren bir mail atarım. Tamam saati normal konser saati ama olsun. Yarın akşam da Altunizade Kültür Merkezi' nde Tanburi Cemil Bey ile alakalı bir konser olacak, orda olacağım muhtemelen, eşlik eden olursa ne âlâ !

Alt yazıda bahsi geçen Nejat Abi' yi ziyarete gittim, *altyazıgeçer* ne diyeceğimi bilmeksizin. Merhaba beni hatırladınız mı, burda çalıştığınız duydum bir uğrayayım dedim, gibi saçma kalıplar da ürettim yolda. Ama iki ziyaretim de amacına ulaşamadı. Kendisi yoktu ne yazık. Kendisine daha Koray Hoca' nın dediğim derse girmediğini bile söyleyemedim. Bakalım.

Rica ediyorum klasik kemençe ayrı şey laz kemençesi ayrı şey yahu ! Bakınız bu Ahenk mesela, sonra Yeni Türkü gibi güzide toplulukların çaldığı, sesi kemana çok benzeyen ama çok daha duygulu olan enstürmandır klasik kemençe. Öbürküsü bana uzak Allah' a yakın olsun.

NOT : İki tane youtube videosu linki var rica ediyorum izleyin ya da sadece dinleyin. Birisi zaten bahsettiğim şarkı, neyin çaldığı kısımlar solistli kısımlar ama onlar enstürmantel çalmış.NOT 2 : Ekşi Sözlüğü basan Neo Naziler tanıdık yahu Harun Bey ! Bu kadar saçmalamasaydınız keşke gülsem mi ağlasam mı yoksa aşık olsam vay be adamların bir çizgisi var baba yauuu mu desem bilemedim. Hepimiz Naziyiz yer yer. Yer yemez. Var yemez. Vay yavşak !

Perşembe, Ekim 18, 2007

Çorman

Geçtiğimiz gün otobüse bindim, havanın en soğuk olduğu gündü, camın önüne güneşe geçtim, sıcaktı ama biraz kemiklerim ısınsın diye -evladııııım kapasana camı bee *yaşlıteyzesevgisözcükleri*- camı da açmadım, sonra yandaki lisden iki ufaktan oğlan bindi, onların birisi asıldı cama açamadı, sonra da yapıştırılmış gibi bir şey dedi, ben de tüh dedim içimden demek açamayacağız, sonra ufak tefek bir bayan bindi, yanımda durdu o da camın tam altında. Asıldı cama açamadı, bir daha denedi ve sonra bana dönüp "Rica etsem açabilir misiniz?" dedi, orda vay anamö (Fransızca la bohemö gibi) deyip kaçacaktım tam ama sonra dedim of ayıp ! Asıldım bir kere gelmedi, dedim karizmadan eser kalmaz, iki elimle ikinciye asıldım ve hobarey cam geldi, nasıl sevindim var ya dönüp sarılacaktım insanlara. Şükür !Mükemmel bir medeniyet için mükemmel bir ulaşım yolu buldum, analtıyorum. Önceden anlattıklarım sınıftan çıkabilir, şimdi her semtte otobüs durakları gibi taksi durakları da olacak, diyelim 4 ya da 5 kişisiniz, durağa gidip sıradaki taksiye -durak değil de aslında taksi otoparkları bunlar- 10 YTL para atıyorsunuz, optik kısmına ehliyetinizi okutuyorsunuz, kapılar açılıyor, 4 kişi biniyorsunuz, belli ağırlık eşiği var, şayet o aralıktaysanız kontak da çalışıyor çalıştır tuşuyla, istenilen semte gidiyorsunuz ve arabayı tekrar o semtteki taksi otoparkına park ediyorsunuz, gittiğiniz yere göre daha fazla para vermeniz gerekiyorsa, siz parayı verene kadar kapılar kilitli kalıyor, yok daha ucuza giderseniz 10 YTL' den motoru kapatınca para üstü veriliyor. Düşününün, herkesin ehliyet kursuna, kural bilincine ve insaniyetine bu denli güvenen bir medeniyet. Arkadaşlarınızla ufak gruplar halinde seyahat özgürlüğü veriyor size.Bugün uzandım bir çime attım elektiriğimi. Gençler vardı, bir de çok sevgili arkadaşım Merve Hanım, üstelik ne zamandır görmediğimiz Kumru Hanım da vardı. Neyse altta afişini göreceksiniz öyle bir konser var ki iki isim de birbirinden değerli, iki enstürman da birbirinden naif. Beklerim.

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Saçma Konuşabilirim

Şimdi efendim, bu dönemki hocalarımızdan birisi Koray Çalışkan, bunu niye söylüyorum çünkü anlatacağım olayda geçecek kahramanlarımızdan birisi aynı zamanda kendisi. Geçen ramazanın son günleriydi, Aynur Teyze' ye ziyarete gittik. Aynur Teyze, annemin kardeşi saydığı, beraber büyüdüğü Belgin Teyze' nin annesidir, annemle Belgin Teyze' yi büyüten Hacı Anne' nin de kızıdır. Alın kalem kağıt çizin ufak bir grafik, kolayca çözün. Neyse Aynur Teyze' de o gün Nejat Abi ile tanıştık, aile dostumuzun akrabası olduğu için direkt olarak abi (ağabey) sıfatını kazandı. Kendisi üzerinde yaptığım gözlemler sonucunda, tiyatrocu gülüşüne sahip ve çok okumuş ya da çok gezmiş görmüş bir hava sezdim, ha çok mu konuştuk. Ne yazık hayır, bunlar izlenim sadece. İşte o gün okul konusu açılınca Nejat Abi, "kaçıncı sınıfsın sen, Koray var, sizin derse giriyor olmalı, Koray Çalışkan" dedi. Ben de ilk hafta olmasından ötürü, evet var dedim, hangi derse giriyor sorusuna da daha tam emin olmadığım için Diplomasi Tarihi cevabını verdim, Nejat Abi' de emin misin, ilgi alanı değildir dedi ama ben sanki emin gibiydim. %50 şansım vardı, iki tane erkek hoca vardır zaten. Neyse sonra ben bir eve kadar gidip gelecektim, gidince eve hemen baktım, ah Koray Çalışkan, Karşılaştırmalı Politika hocamızdı, üstelik ilk dersten yüksek puan alan hocalardandı gözümde, hemen döndüm, yanlış söylemişim diyeyim diye, bir baktım, Nejat Abi' ler gitmişler. Neyse okulda bugün Koray Hoca' nın dersinin arasında, bir şey almak üzere sıradaydım, sıranın devamında da hoca varmış, onu görünce dedim ki, Hocam Nejat Dinç' i tanıyor musunuz? O da yakın arkadaşı olduğunu söyledi. Ben de dedim ki, "Ben de geçtiğimiz günlerde tanıştım kendisiyle, sizin da adınız geçti okuldan bahsederken, o sırada konu değişti ama değişmeseydi eminim selam da söylerdi size." Evet bu saçma cümleyi kurdum gerçekten. Şahsi hislerimi çat diye adama dedim, bir yandan da merak ettiğim bir nokta vardı çünkü. Nejat Abi' nin bizim okulda çalışmalar yaptığına dair bir duyum aldım bayramda Aynur Teyze' den, eğer doğruysa nerde olduğunu öğreneceğim hocadan. Neyse hakikaten kütüphanedeymiş kendisi, bu hafta bir uğrayıp, o tanıştığımız gün vedalaşamadığımızı bari merhaba demeye karar verdiğimi söyleyeceğim. Sonra Koray Hoca ile sınıfa doğru yürürken ayak üstü bu noktadan başlayıp müzik türü isimlerinin saçmalığına kadar uzanan bir sohbet ettik. Sonra hoca ismimi sordu, ben söyleyince, memnun oldum dedi, ben de ikinci mühim aptallığımı yapıp 4 haftadır dersime giren hocaya ben de memnun oldum dedim. Allah' tan akıl fikir diliyorum, yakınlarıma da sabır! Neyse Nejat Abi' yi de görmeli bir ara, kendisinde tam bizim okulda hoca olacak tip var, hem de bizim fakültede.

Pazartesi, Ekim 15, 2007

Sükûnet *

"Buluştuğumuz anın üzerinde bir yıldız parlıyor derdim şayet hava bu denli bulutlu olmasaydı." dedi genç, ne zamandır görmediği dostunu uzakta görünce, buluşmaları kallavi sohbetlerle geçerdi genelde, konu nerden açılır nerden kapanır kimse hesabını tutmazdı bunların. Yanında porselen bardakta sunulmasa da çay, kahve olurdu bu sohbetlerin, belki biraz karanfil tüttürülürdü. Yürüyüşler de olurdu ara ara, uzun tırmanışlar da, düşüşler olmasa da pek, belirsizlikler olurdu ne yazık ki bazı bazı. En yükseğe çıkıldı. Aure Entuluva dedi genç, anlayan insanlarla iyi anladıkları konuyu konuşmak pek keyifliydi. Hoş karşıdaki bir çok konuya da hakimdi. Zaten aslına bakarsan genç konuştuğu dilin aksanını, vurgusunu iyi yapmadığı hissine kapıldı. Hep üzerinde o ufak nokta olan e harfi bu hissi uyandırırdı onda. Yanlış okuyorum hissini. Gençliğinden beri o Prens' e özenirdi, kuğu kanatları taşıyan miğferleri olsun; kibarlıkta ve savaşta karşı konulamaz olsun isterdi. Neticede gitmeyeli de çok olmuştu Prens' in ülkesindeki sahillere, limalara. Tuzlu suyun kokusunu ciğerlerine ilk çektiği günler geldi aklına, ondan sonra ne zaman azcık uzaklaşsa bu engin denizlerden, bir korku, bir kaybolmuşluk hissi dolardı içine. Engin denizlerin hayalini kurarken, genişçe bir akarsuya bakmak keyif verir miydi. Dostu kapatabilmişti bugün o açığı, peki ya yarın. "Bakarız." dedi içinden, kafasının içinden geçti yine sevdiği şarkı mırıl mırıl. Yavaştan farketti ki şarkı kafasının içinde değil de eski bir pikaptan çalıyormuşçasına teypten çalınıyordu.* Serenity
NOT : İki fotoğraf da bugün çekildi, alttaki için elde var iki diyorum.

Pazar, Ekim 14, 2007

Alpay Erdem

Yahu ağabey dedi ki, çok Alpay Erdem gibi yazıyosun, ben de dedim ki herkes öyle diyor, halbuki okumuyorum, ilk kez Batu Bey bu benzetmeyiz yapınca okumuştum Penguen' deki köşe yazısını. Alpay Erdem' i sevmediğim için demedim okumam diye, üşenirim çok da köşe yazısına. Umut Sarıkaya ve Yiğit Özgür' den ibaretti(r) Penguen benim için. Neyse ağabey dedi ki, öyle yapma bak millet taklit ettiğini düşünür dedi. Ben de yeni tarzlar arayışına girdim sanırım. Hem yazacak bir şey gelmiyor pek aklıma her gün, bahanem de bu olsun. Profil fotoğrafım çok havalı, tercihe yardımcı olanlar sağolsun. Ah Alpay Bey, yaktın bilogırlığımı !.

Cuma, Ekim 12, 2007

Bayramlık


* Sabah Tayyip Bey ile kıldığımız bayram namazının ardından başladık günümüze. Ağabeyim Emre Bey çok teknik espriler yaptı bu hususta birazdan değineceğim, camide mühim şahıslar olunca ben ve Tayyip Bey gibi, haliyle polisler de bardaktan boşanırcasınaydı, avluyu koruyan askeri formalı keskin nişancılar mı dersin, üstümüzü arayan her yerde dolanan dev gibi korumalar mı yoksa yolu -ki 4 şerit o yol- boydan boya kaplayan polis arabası ve polis memuru ordusu mu. Tabi bir de basın ordusu vardı yolun karşı tarafında. Abimin dediği gibi polis otosu telsizlerinden "cemaat safları sıklaştıralım" uyarısı gelmedi ya da safları sık tutalım diye havaya ateş açmadı tüfekliler, ama biz çok eğlendik. Tayyip Bey ile ikinci bayram namazımızı kılmış olduk, akabinde öğrendiğim sert basın açıklamaları takdirimi kazandı, hele bir de bunlar lafta kalmazsa of ! Ah İncirlik ! Neyse çıkışta abimle basın açıklaması yapmaya karar verdik, kendisi, önümüzdeki milli maçla ilgili yorum yapacak, ben ise terörü lanetleyecektim, ama yolun karşısına geçmeye üşendik, fırına gidip simit aldık biz de.

* Siyah ve kahverengi uymaz diyenlere kapak olacak şıklıkta bu iki renkten giyindim bugün. Hep çok kızmışımdır ay siyahla kahvarangı mıııı diyen insanlara, şayet lacivert giymeyi sevseydim eminim siyah lacivert uyumunu da savunurdum. Bioksin kullanmaya başladım, ilk günden saçlarım uzadı gibime geldi ehehehe, psikolojik miyim ne. Sonuçlarını paylaşacağım, saç bakımıyla ilgili daha detaylı bilgilerle çok yakında hizmetinizdeyim. Çok güzel ve sağlam tekniklerim var, saç dökülmesine son, tuttuğunuz elinizde kalmasın ! Herkesin tuttuğu kendine olmasın artık !

* Siyah metrobüsler ne kadar karizmatik, zaten yeni otobüslerin de tasarımına hayran kalmıştım, bir de siyah olmuş var ya alıp Fenerbahçe piyasasına akılacak otobüs olmuş, hoş gerçi o marinanın sonundaki virajda kesin kalır uzun olduğu için ama çok havalı olmuş. Pek beğendim vallahi. Bir yandan da şu damperleri sökülmüş tır kamyonları var ya, sadece ön kısımdan oluşanlar, enselerine bir tane patlatmak istiyorum, kapaklansın burun üstü !

* Tuğra konusunda tezhib san' atçısı Afra Ablamın desteğini almak üzereyim arkama, Emir Efendi' den de fikir alacağız, fiyat öğreneceğiz, sonra da hey hey diyeceğiz ! Hey hey !

Çarşamba, Ekim 10, 2007

Misafirin Var mı Başka vs Cesaretin Var mı Aşka

* Mesela yeni otobüslerde telefonla konuşuyor biri, yasak olduğunu biliyoruz ama kimi zaman cesaret edemediğimizden, kimi zaman da umursamadığımızdan ya da göz yumduğumuzdan bir şey demiyoruz. Ama diyeceksek madem, karşıdaki insanı azarlamak hoş değil bence. Kibarca hatta diğer insanlara duyurmadan söylemek en güzeli. Çünkü bir ton kalabalıksak linç edelim zihniyetli, bireysel cesaretsizler de gaza gelip, o kişiye -her ne kadar hatalı da olsa- tüm güçleriyle yükleniyorlar. Madem uyaracağız, biz de erdemli olup, karşıdakinin terslenmesine fırsat vermeyelim. Yaptığı hatanın farkına nefretle değil, anlayışla varsın.

* a, b, c çoktan ey, bi, si oldu da; çok şükür hâlâ sayılar bindokuzyüzelliüç kaldı. Örnekle açıklamamı isterseniz şayet :

"There are three different kinds of power : a) traditional, b) revolutionary, c) naked" is the division of power since 1953 when Bertrand Russell wrote his article.

Bilmem anlatabildim mi?

* Yukardaki gibi bir gözlem yapmayalı yıllar oldu, o zaman sıradaki parçalar sizlere :

Aylar geçse de, yıllar geçse de, bir ömür böyle bitse de, ben seni unutamam.

Yıllar sonra, yıllar sonra, yıllar sonra, yine eskisi gibi. (müziksiz olmadı pek bu)* Korcan Bey var bizim, ta gençlikten ahbap, o geldi bize, aylardan beri böyle iki gitar yapmamıştık, tabi bir de yılların tanışmışlığı var. Kravat takmış adama benzemiş.* İstanbul' daki Djarum bayilerden -yok böyle bir şey tezgah hepsi- sadece üç tanesinin sattığı Special, artık tükendi, geçtiğimiz haftalarda Taksim' de biten bugün de Hisarüstü' nde biten modelimizin, son iki paketinin de tarafımca Bebek' ten alınmasıyla, bahsi geçen model piyasadan silinmiştir. Paketlerin birisi zaruret anında açılmışsa da diğeri 25 liradan başlayan açık arttırma fiyatıyla satışa çıkarılmıştır. Bundan böyle yurt dışından gelenlerden Djarum istenecektir. Zaten iyice azalttığım Djarum içimi belki bu vesileyle mutlu bir sona erer kim bilir?

Pazar, Ekim 07, 2007

Paper Yazmak ov yeah !

Efendim, Batu Bey beni mimlemiş, Mim diye bir küçük cüce vardı onu getirdi bu aklıma, çok karaktersizdi, ecelini de buldu sonunda hatta. Neyse sorumuz masaüstümde ne var anladığım kadarıyla. Düşünce şu an üstünde ne var sorusunun biraz modern hâli aslında, neyse bu konulara pek girmeyeyim.

Bir diğer konu şimdi evinize yaramaz bir çocuk mu geldi, ne yapıyorsunuz bilgisayarı kurcalamasın diye biliyor musunuz? Az önce icad ettim bunu, print screen tuşuna basıp paint dosyası açıp Ctrl+v ile bunu yapıştırıp jpg formatında kaydediyorsunuz. Sonra bu kayıtlı görüntüyü windows image viewer (salladım mı ne) programıyla açıp F11 tuşuna basıyorsunuz. Evet görüntü masaüstü ama hiç bir yere tıklayamayacak ufak delikanlı yazık ki.

İsimsiz bir takipçimiz bu yazıma "bence iğrenç nasıl bir insan yapar ki bunu" diye bir yorum atmış, bu lafları bana deseydi, bence iğrençsin diye gerçekten daha az üzülürdüm.

Geçen orta yaşlı bir bayan Üsküdar' da motor iskelesinde, iki turist gence el kol hareketleriye destekleyerek, burdan Beşiktaş' a gidersiniz dedi. Tamam buraya kadar eyvallah, sonra dedi ki ama tek akbille ikinize aktarma saymaz. En adiyim ki ingilizcesi yok zaten bunun, bayan da bu yüzden Türkçe söyleyip uzaklaştı sonra da. Ahahahha.

Paper yazacağız çarşambaya, ben yine okuduklarımı anlamıyorum, sanırım kitaptaki 2. hafta diye bölümlenmiş tüm yazıları okuyacağız. Bir yardım edin pols grubundan birileri, doğru muyum yanlış mı? Bir de Batu Bey bunu okuyorsan, pols grubuna bir mail at, admin kimse bana bir davet göndersin, benim yahoo adresim gitti ya, aynı adresin gmail olanı için.

Youtube' da seyrettiğim kısık ses ve detone vidyolarının ardından hayata bakışım değişti, Allah' ım seni kimseyi öyle durumda bırakma ! Vallahi ne yapar insan yahu, ağlarım ben ! Emir Efendi' de bunlardan beni haberdar eden insan. Burdan kendisine diyorum ki "benim küçük sevgiliiiim sen bana neler yaptıın" oldukça hisli.

Cumartesi, Ekim 06, 2007

İstekler

Örnek alacak kadar sevdiğim, tanıdığım ya da gözlemlediğim bir çok insan var. Bunların içinde aile dostları da var, arkadaşlarım da var, hocalar da var, ünlüler de var, yazarlar da. İlerde tüm beğendiklerim bir karışımı olmaya karar verdim az önce.

Bir de tanbur bulundu, tanbur dersi verecek hocamıza geldi sıra, artık en kalitelisinden yaşımı ilerletmeden bir Türk Müziği enstürmanı öğrenmek istiyorum. Notaya bakınca çalınacak kalitede. Buna da az önce karar verdim, bu dönemki işlerden birisi de bu olacak.

Bir diğer net kararım, yırtınıp bir iş bulacağım kendime, Emir Efendi de olacak benle, Alper Bey de olursa ne âlâ, adam gibi hem keyfimizi alacağız yaptığımız işten, hem azcık paramızı kazanacağız, hem de namımızı salacağız. Çürüyoruz be !

Telefonumdaki mesajların çoğunu silmeye karar verdim, bugün amma yavaşladı telefon diye düşünüyordum. Kesin sileceğim arkadaş 2259 tane mesajı saklasam ne saklamasam ne, of ne hikayeler çıkar o mesajlardan, bir kalem kağıt da mı alsam silerken.

Güzel ve büyük işler yapmaya karar verdim. Hatta çok güzel ve çok büyük işler ! Adam gibi de bir öğrenci olmak istiyorum. Derslerimde -ki artık hepsi pols kodlu hemen hemen- başarılı olmak istiyorum. Okuduklarımı çatırt diye anlamak istiyorum.

Nejat Dinç Bey ile tanışmıştık da geçtiğimiz günlerde bir tanıdığımıza gittiğimiz iftarda. O demişti hobi olarak da okula gidiyorsun artan vaktinde herhalde -ses tonu da tiyatroscu gibiydi, takdire şayan- diye. İşte okula da önem vereceğim sanırım biraz, bomboş biri olmayacağım. Çok okuyup çok öğrenmek de istiyorum.

Öyle bir anlatmalıyım ki hatta savunmalıyım ki inandığım doğruları; kolay kolay yıkamasınlar istiyorum, hem fikirlerimi yıkamasınlar hem de beynimi. Bunu da yapmak çok okumaya, dikkate, ayrıntıyı seçmeye bağlı. Hepsini yapmak istiyorum.

Allahım bana güç ver !

Amin.

Çarşamba, Ekim 03, 2007

BÜTMK

Türk Müziği Kulübü' ne aktif olarak gittim bugün. 2 senedir, gideriz bir ara şeklinde uyuz bir felsefe izlemiştim lakin geçen sene Çağrı Bey ile tanışıp birbirimizi bir koca dönem boyunca gazlamamızın ardından bugün ilk koro çalışmamıza girmiş bulunmaktayız. Hatta "Bekledim Ta Fecre Kadar Gelmedin Ah İşte Güneşler Doğdu" adlı eseri geçtik. Hicazkâr. Pek de güzel vallahi. Evet biraz zor olabilir ama bir kaç seferin ardından pek net oturur. Gönül Paçacı Hoca da pek eğlenceli bir insana benziyor. Dokuz sekizlik ritm vururken bir yandan da şarkıyı söylemesi beni benden almadı değil (aldı) ah bir de Cinuçen Tanrıkorur' dan gidersek değmeyin benim keyfime. Okula geldiğimden beri Klasik Türk Müziği ile ilgilenen hangi insanla konuşurken okulumun adı geçse, sizin okulun pek güzel bir Türk Müziği Kulübü vardı diyorlardı. Artık içindeyiz çok şükür. Efe Bey de bizle beraber hem. Pek güzel pek naif. Genişçe bir vakit olduğu zaman Cinuçen Tanrıkorur' un albümündeki güfteleri buraya yazacağım (ara ara da yazabilirim) Deryik görmeli daha ne cevherler var hey hey!

Hurin' in Çocukları
' nı aldım, cücelerle alakalı değil ehehaahzahu. Neyse onu da ben derleyeceğim, kapağına da Ted Nasmith' in o klas tasvirini koyacağım tabiki. Bunun yanısıra Platon' un Devlet' ini de aldım -Republic de lazım ki sınavda patlamayayım- bakalım. Adalet Ağaoğlu' nunkiler de var daha. Allahım güç ver gaz ver.

İftar vaktinde bomboş olan trafiğe ve benim şahsi arabayla yapmaya casaret edemediğim hızlarda sahil yollarında basan İkarus şoförlerine (ya da o ruhu taşıyan özel halklara) selam olsun. Vapurda Bebek' ten karşıya geçmek her daim en keyifli hele Egecan Paşa da mevcut ise.

"Çok insan anlayamaz eski musikimizden
Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden"

Salı, Ekim 02, 2007

Takke (başlıktan çağrışım)

Add / drop* döneminde sırf deneme maksatlı bir ekstra ders aldım, az önce de bıraktım. O dönemde ders alanlar / değiştirenler çok havalı gelmiştir bana hep, ben de bir en azından alıp bırakayım da deneyim olsun diye düşündüm.

Fenerbahçem' in deplasmanda güçlü bir takım karşısında berabere kalmasına normalde asla bu kadar üzülmem ama ah maçı izleyenler bilir, izlemeyenler de haberlerde golleri izlesin yahu, yazık günah be. Bir de şahsi gözlemim şudur ki Avrupa maçlarında özellikle bulunan her gol pozisyonu gole çevirilmelidir, en azından yarıdan çoğu. Her zaman her yerde !

Şeytan diyor, sarıl sevdiğine tüm gün uyu, pencereyi de aç hafif hafif essin, Nev çalsın bir yandan ne bileyim, aklında milyonlarca sayfalık ders kitapları, nasıl çıkarız aydınlığa hesapları olmasın.

Şeytan' a diyorum kesss !

* Add drop dönemi, normal internetten ders seçimi yapmamızın ve okulların açılmasının ardından ikinci haftada bize tekrar verilen ders değiştirme, ekleme hatta bırakma şansı dönemidir. Güzel bir şeydir.

Pazartesi, Ekim 01, 2007

Akla Fikre Muhtacım

Ajanda ajan olsa bari !
Evet, biloğu boşladım.
Okul zor galiba.
Falda iki kez aynı dileği tuttum.
İlkinde hemen; ikincisinde uzun sürede olur dendi.
Okulu hayırlısıyla bitireyim,
Başarılı falan olayım dediydim.
Bakcaz nasip.
Bu dönemde burnumun tıkanıklığı da olmasa
Çok karizmatik olcam.
Mafya oldum.
Bay bay.