Cumartesi, Mart 29, 2008

İki Eylem Birden (2 in 1)

Efendiler efendiler ! Boğaziçi tarihinin en kalabalık, en coşkulu ve bir o kadar eğlenceli ve kaliteli eyleminde bulunmaktan ne denli gurur duyduğumu belirterek yazıma başlıyorum önce. Deryik Hanım değinmişti yazısında tüm okulu birleştirecek bir şeydir bu durum diye, hakikaten okulda ilk kez kimse birbirinden kıllanmadan (hemen hemen kimse) yanyana omuz omuza kulüplerini savundu, okulun dışına atılmamayı, sosyal hayatı ve birlikteliği savundu. Bu eylemin hikayesi biraz uzun ama Deryik Hanım' ın biloğunda yazıyor girer bakarsınız. Ben de eylemdeydim çünkü hem Türk Müziği Kulübü' nü temsil etmek istiyordum hem de her kulübün odasının yerinde kalmasına taraftardım.
Eylem konusundan kısa bir süreliğine uzaklaşıp Anadolu Yakası' nın içlerine götüreyim biraz da sizi, bu eylemin olduğu gün neden okula takım elbiseyle gittiğimi de açıklayacak bir hikayedir aynı zamanda. Efendime söyliyeyim TRT İstanbul Radyosu Türk Sanat Müziği Gençlik Korosu olarak talep üzerine Maltepe Üniversitesi' nde bir konser verecektik, gün olarak da geçtiğimiz perşembeydi gün, gün içinde o kadar vaktim olmayacaktı ki giyinmeye ve kostümü elimde taşımaya o denli üşenecektim ki sabah evden giyinip çıkmaya karar verdim. Normalde çıplak da çıktığım olur; görenler cute, hot veya awasome derler. Neyse işte bu fotoğraftaki yer de Maltepe Eğitim Köyü.
Efendim neymiş konser saatinden Kurtlar Vadisi varmış o yüzden seyircimiz pek yokmuş, bu açıklamayı yapan kişi yetkili birisiydi sanırım bir de üstelik. Neticede salonun yarısı ancak doluydu belki yarıya yakını doluydu desek daha doğru olur. Ben en arka sıranın köşesinde pek değerli İlker Bey ve Levent Bey' in arasındaydım. Fotoğraf da prova sırasında şarkı söylemek yerine gezinip fotoğraf çeken şahsımın bir güzide eseri. Kalamış vardı ama konserde bak o pek iyi oldu benim için, hem de Alper Bey' in sesinden. Bir de Kanatları Gümüş' ü inanılmaz seviyorum gün geçtikçe sanırım.

Bu kalabalık zibidi gurubu her yerde görüyorum bu aralar, çimlerde, kantinlerde, şadıllda, otobüste. Tiplerine baktığınız takdirde zaten pek menem ya da elle tutulut şeyler olmadıklarını anlayacaksınız, hele arkadaki şapkalıyla ilgili hiç bir şey demek istemiyorum.
Eğuzubillahimineşşeytanirra GYM diyen imama en çok güldüm sanırım bu kulüpler eyleminde. Çok takdire şayan bir şekilde tüm katılanlara hitaben bir kısa oyun sergilediler steplerde ve çok eğlendirdiler bizi. İşte kulüplere cenaze namazı kıldıran imam besmele çekecekken GYM kısmında takıldı. GYM kısmını şöyle açıklıyayım, işte okulun kulüplerinin şimdiki yerleri olan 1. Erkek Yurdu' nun altından çıkartılıp taşınılmak istenildiği garip yerin adı GYM.
Fotoğrafta gördüğünüz gençler Gençlik Korosu' ndan arkadaşlarım olmakla beraber son dönemde en çok görüştüğümüz insanlar aynı zamanda. Fikret Bey, Alper Bey, Eren Bey ve Yaprak Hanım' ın yanısıra değerli hocalarımızdan Doğan Dikmen de bizlerleydi, hatta bizlere kahve ısmarladı eylem sonrası, bu eylem başka eylem ama alttaki paragrafta değineceğim buna. Neyse Doğan Hoca' yı bizim bir önceki Radyo Konseri' nde konuk sanatçı olarak Çepçevre Bahar İçinde eserini seslendirmesi vesilesiyle tanıdım, gerçekten muhteşem sesi ve yorumu olan çok da eğlenceli karakterli saygı duyulası bir insan. Vay be dedirtiyor insana. Vay be !
Efendim bu fotoğraflar da bugün katıldığımız bir diğer eylemden. Eylemden eyleme koş Lola koş bir insan olduğum şu son dönemde, katıldığım bu iki eylem de birbirinden güzeldi. Radyoların kapatılmasına karşı yapıldı bu eylem. TRT Hepimizin adresine girerseniz nedenini görürsünüz, burada tekrar yazıp sinirlenmek istemiyorum. Düşünebiliyor musunuz yalnız İstanbul Radyosu' nun kapatıldığını misal, bugüne kadar saygı duyduğumuz her müzisyen ya oradan çıkmadır ya da yolu ordan bir dönem geçmiştir. Yazıklar olsun kendi sanatçılarını yollara döktüren zihniyete.Okuldaki eylemle yine toparlamak istiyorum yazımı, düşünün ki çimlerde Cümbüş Cemaat konseri varmış ama onların kalabalık izleyicleri tüm çimlere yayılmamış da hepsi kalkıp sahnenin önüne yığılmış gibi, öyle bir muazzam kalabalık, tüm çimlerin etrafında dolaşan turlayan yeri gelince "Rektör GYM' e kendi taşınsın" diyen. Okula bazen iyice hayran kalıyorum, ayrıca İkinehir ile de karşılaştım pek sevindim, gözlerinde işleyen demir ışıldar dercesine bir aktivist parlaklığı vardı. Höh betimlemeye koş. Neyse bir ara çay içelim Nehir ne dersin?


Çarşamba, Mart 26, 2008

Gorlab

Aklımda müthiş bir şekilde nevruz ateşinden atlarken alev alıp etrafı yandı bitti kül oldu durumuna getirecek bir gizli balrogla alakalı bir şeyler vardı, insan kılığındaki bu balrogun öyküsünü yazmak, çizmek sonra da çizemeyip vaz geçmek istedim. Gizli balrog diye sözlükte başlık açmak istedim, bu aralar konserden çok eylem var evet doğrudur, yarın var cumartesi de Radyo' da var, neyse canım tarzımız bu olsun ne yapalım. Yutup hâlâ kapalı olmasaydı yarınki konserden favori şarkım olan Okan Bey' in söylediği şarkının, bir program kaydından vidyosunu bulup koyacktım ama nasip.

Pazar, Mart 23, 2008

Yatsak Kalksak, Sabah Olsa

Değerli gençler, perşembe akşamı Maltepe Üniversitesi' nde konserimiz var, TRT İstanbul Radyosu Türk Sanat Müziği Gençlik Korosu olarak, geçtiğimiz haftalarda Harbiye' de Radyo Evi' nde yaptığımız konserden yola çıkarsak bunun da güzel olacağı belli gibi şimdiden, hani orda okuyan, evi yakın olan ya da canı gelmek isteyen olursa haber vereyim dedim, konser sezonu açıldı artık bundan sonrası şenlik şatafat. Aslında başka şeyler yazacaktım ben ama not defterim pek yakınımda değil; alıp gelmeye, gelip yazmaya da pek üşeniyorum şu an. Bir de yatsam fena olmayacak ama eğer gemiysem ya da vapursa çok fena olacak.

Perşembe, Mart 20, 2008

Bir Devam Hayali

Efendim dün bahsettiğim ve sansasyonlar yaratan, her tülü sosyal çevrede farklı derinliklerdeki tepkimelere vesile olan olayın ardından bugün de konuyla ilgili bir kaç şey yaşamadım değil. Girdiğimiz ilk dersin ardından Doruk Bey bana müzik çalarını verdi çünkü içinde dinlememi istediği bir Yeni Türkü albümü varmış. Neyse benim de boynumda kendi müzik çalarımın tek kulaklığı duruyordu -çiftincisi kopalı çok oldu ağalar paşalar- bir de bunun yanına yeni müzik çaların bir kulaklığını da benimkinin oraya sarkıttım boyundan dolayıp, diğerini de taktım. Sonra bir kaç arkadaşa denk geldikçe o kulağımdaki kulaklığı da çıkarıp diğer ikisinin yanından sarkıttım, yani düşünün boynumun solundan gelip sağ omzundan dökülen 3 tek kulaklık vardı üzerimde.

Diyeceğim o ki ya dünkü kızcağız beni öyle görse ve ben tek kulaklıkla dinlerim normalde cümlesinden yola çıkıp, benim müzik çalarları için insanları gözümü kırpmadan öldüren bir seri katil olduğuma inanıp ve kulaklık sayısına bakarak şu an üçte olduğuma düşünürse, sonra da kurtulduğu için sevinç gözyaşları dökerse ben ne yapardım? Neyse ki böyle bir şey olmadı, bu arkadaşla karşılaşmadık ya da karşılaştık da ben tanımadım. Yine de kendisiyle karşılaşsaydık gözlerimi havada bir noktaya sabitleyip önce sağ sonra sol kulağıma birer kulaklık takıp en son kalanı da ağzıma sokabilirdim ki ben bunu gören kız olsam çığlık atıp bileklerimi dahi keserdim. Aklıma pek hoş 3-5 yazılık döküman geldi aralara serpiştireceğim gibi bundan sonra malzeme bol vakit az yani ehehe. Ya nasip.

Çarşamba, Mart 19, 2008

Trafik Neler Yaptırır

Bugün hayatımda (son iki senedir) her daim yapmak istediğim bir şeyi yaptım daha doğrusu yaptırdım ve bunun tüm dünyaya yayılmasını istiyorum, yayılmazsa dahi en azından 125 hattında bu samimiyet ortamını yaratmak istiyorum, ilk adımı attım gerisini de bekliyorum.

Efendim çıktım okuldan otobüse bindim ve bindiğim anda aklıma geldi ki müzik çalarımı sabah evde bırakmıştım ağabey dinlesin diye ama bu kadar rahat bırakmamın bir diğer sebebi müzik dinlemezken otobüste okuma yapabilmem ve gün içindeki yazacağımız essay için bir şeyler okuma hevesimdi. Neticede sabah giderken okumuştum bunu, ama şu an akşamdı, okumam gereken br şey olmadığı gibi bir kitap, dergi dahi yoktu yanımda ve müziksiz bir yol nasıl bir şeydi tatmamıştım bilemezdim ki.

Neyse yanımda oturan hanımefendinin (sürekli hanımefendilerin yanına oturuyorum iki yazıdır evet tarzım bu) müzikçalarını dinleye dinleye gitmesine alışmıştım tam ama çok afedersiniz de okuldan (Etiler' in dibi) Akmerkez' e de 45 dakikada gidilmezdi ki. Neticede 15 dakikalık bir düşünme ve yapsam mı yapmasam mı heyecanının, kararsızlığının ardından şu diyaloğa hayat verdim.

(yanımdaki müzikçalarını dinleyen bayanı hafifçe dürterek)
- Pardon bir şey sorabilir miyim?
- Evet.
- Şayet rahatsız olmayacaksanız kulaklığınızın birini benimle paylaşır mısınız?
(yaklaşık 1,5 saniyelik kısa bir kilitlenmenin ardından kulaklığı çıkararak)
- Buyrun dinleyin siz
- Bir tanesini istiyorum sadece
- Yok yok buyrun alın (diyerek hepsini söküp uzatır)
- Ben normalde de tek dinlerim (boş laf, boş değil de gereksiz)
- Olsun alın
(tek kulaklığı takarak minnettar bir şekilde)
- Çok teşekkür ederim, biliyorum çok saçma bir şey sordum ama muazzam sıkıldım
(sessizlik)

Hasılı kelâm gözünü kırpmadan tüm müziğini bana bırakan ve sessizce yolu seyre dalan bu hanımefendiye ne denli teşekkür edeceğimi bilemedim, ardından bir de Feridun Düzağaç da çalınca hem de Düşler Sokağı' nı çalınca (f.d. çalmıyor o söylüyor) iyice mutlu oldum gülümsedim. Neticede dördüncü şarkı mıydı neydi ben bizim evinkinden bir önceki durağa gelmiştim. Müzikçaları söküp bu hanımefendiye uzattım ve çok teşekkür ederim, çok naziksiniz dedim. Sonra ceketimi giyip çantamı takıp iyi akşamlar dileyip indim.

Artık ruh hastası damgası mı yedim, sapık damgası mı yedim, yoksa helal olsun be cesur adammış mı dendim bilemiyorum ama böyle bir şey yaptım. Gerçekten böyle iyi insanlar da varmış ayrıca helal olsun, bravo.

Müzik ruhun gıdasıdır.

Salı, Mart 18, 2008

Düşlerimde Kal

Geçtiğimiz akşam bindiğim ve akabinde Üsküdara indiğim (hem tezat, hem redif, hem tam uyak ki tunç da kokuyor) otobüste yanına oturduğum bir hanımefendi vardı. Yeni yeşil otobüslerin ön tarafındaki dörtlümsü ya da 2 + 1,5 luk kısımda cam kenarında yüzü istikamet oturuyordu, ben de yanına iliştim keza beş dakika sürüyordu yolculuk yol açıksa, sonra Horhor Durağı vardır Üsküdar' ın en çirkin kısımlarından birinde, ben çok severim durağı ama nedense Horhor' dan yukarı yaklaşık 2-3 durak bu çirkinlik devam eder. Neyse bu hanımefendi durakta durmaya hazırlanan otobüste ayağa kalkmaya hazırlandı yanımda tam da ayağa kalktı ama tutunacak bir yer bulamamışken otobüs hafif bir gaza dokununca tekrar hop diye yanımdaki yerine düştü. O kadar güzel, şen ve mutlu güldü ki ben dahi koptum ve dedim içimden bunca düşmeyi seven bir hanımefendinin yanında oturmaktan gurur duyuyorum. Sonra bir de pek kibar bana pardon dedi ki hiç değmeyecek temizlikte düşmüştü. Çok mutlu etti beni sağolsun.

Pazar, Mart 16, 2008

Tersışık


Bilok yazmayı unuttuğum da iyi oldu bu aralar,
hoş kendimi dahi unutsam yeridir,
yapacak çok iş, sığdıracak az zaman var,
bir ne yazık ki ben.
Nasip.

Çarşamba, Mart 12, 2008

Otobüs

Deprem de apartmana araba çarpması gibi bir hismiş vesselam.Hangimiz bazen otobüste Levent Bey ile karşılaşacağını önceden tahmin edebilir ki ?
Hem de saat 19.00 sularında 43 R' de.

Ya da Buket Hanım, Tuhaffiye Hanım veya Özge Hanım' la ?
Sorarım size hangimiz ?
Hayat süprizlerle dolu ?
Bazen hoş.

Salı, Mart 11, 2008

Elbereth Parlaklığında Pabuçlar

Hediyeler arasında bu yaşıma kadar kıyaslama yapmadım ama sanırım aldığım en güzel hediye bunca senedir buydu. Ağabey telefonda kargo gelmiş evde olmayınca kağıt bırakmışlar, altı yedi arası gel de gider teslim alırsın dükkandan deyince, oooof kim alcak ya ne kargosu bee yeter lan bu da hayat mı dedim, sonra kargoya gittim geldim baktım pek de öyle zor bir iş değilmiş, üstelik hayatımda ilk kez kargo almanın verdiği yüklüce bir de heyecan vardı. Neticede eve kadar bekledim biraz paketi mıncıkladım gönderen kısmına baktım yeminle Eysean yazıyordu güldüm kendi kendime. Paketi mıncıklarken yürüttüğüm en yakın tahmin uzay gemisiydi ama eve geldim açtım baktım ve bir tabak ve tabağın içi ne dolu dersiniz ? Hurmaaaaa, bilen bilir öyle severim ki hurmayı, hurmadan atam çıksa çekirdek der tükürürüm, hasılı kelam 1 kiloyu tek oturuşta yediğim olmuştur. Üstelik senelerdir aradığım fakat çok nadir bulabildiğim bir kıvamdaydı; Falım sertliğinde ama katı değil hâlâ kıvamlı yumuşak, lezzeti ise muazzam, Allah' ım bu hediyeyi göndereni altınlara boğsun. Çok çok mersi şeker.
Benim şanlı doğumumdan etkilenen ağabey Emre Bey de hemen beni kıskanıp 8,25 gün sonra doğmuş, her sene bu günü onun doğum günü olarak kutlarız, ona poke ve hug yaparız bazen kiss de yaparız, eheheheheh kendimden tiksindim, onu geç de fotoğraf makinesini sabitleyince netlik çok iyi oluyor, ben de eskiden böyle çekerdim fotoğraf. Şimdi peeh.
Cipsi kingz kılıklı bunlar geçen gün bizim okuldaydı, aslında o gün sevdiğim kadim dostum Dilara Hanım da bizleydi kısa bir süre de olsa, o gün Indeed grubuyla stüdyoya girdik. Stüdyo deyip geçme Taşoda bu! O gün ilkler yaşadık evet.
Şayet gülerken ellerimi birbirine vurup da kopan bir insansam iyice yaşlandım demektir, bu fotoğrafta ne denli eğlendiğim belli değil, ben Uraz Bey' i çok severim, Uraz Bey bol saçlı bir gencimizdir. Dur, bırak, kaynasın kahvenin suyu insanıdır. Hasretimin çölünde sanki bir pınar gibi öbeğinin cümlenin yarısı olduğunu bilir.
Bu fotoğraf yukardakine pek benziyor ama ayakkabılarım görünüyor diye koydum bunu da.

Pazar, Mart 09, 2008

Nerom Benim

22.30 Düzenleme : Sonradan aklıma geldi cuma günü TRT konseirmiz var sanırım Harbiye' de Radyo' da, bekleriz.

Yoğun istek üzerine öncelikle geçen yazıda bahsettiğim Ezginin Günlüğü parçasını koyuyorum yazının üstüne ki siz okurken bir yandan tıklarsınız inedurur o usul usul ılık ılık. Ahahehe.


Sonra bahsetmek istediğim öncelikli husus şudur ki bizim (tezat sanatı yaptım sonra ve önceyi arka arkaya verip) bizim Korkay yok yok Korhan yokyok Korcan Bey (sanırım isminden emin değilim) bülok açmış kendisine, benim hoşuma giden ama sadece benim hoşuma gitmez genel bir hoşlanma olur diye düşündüğüm hoş da bir giriş yazısı yazmış. (bir son dakika haberi ikinci yazısını da vermiş internete ahahah) Neyse yazısını falan bilmem de Koran Bey' i severim, keyfimiz yerindeyse Cenk ve Erdem Beyler gibi insanlar oluruz yer yer beraber. İşte bu.


İkinci mevzumuz beni evime kadar gelip bizzat formata davet eden Merve Hanım ve değerli ablası Ayşe Hanım' a ve hatta onların bilgisayarlarına dair. Evet vaktiyle Caner Bey ve ardından 67 kez Serkan Bey' in katkılarıyla format sanatının en derin inceliklerine vakıf olmuş biri olarak bugün elimde bir adet ikspi bir adet de ofis sidisi bir de nero promosyonumla çaldım kapılarını. Her format böyle keyifli olsa dedim üstelik bilgisayar da pek hızlı bir parçaydı maşallah. Formatı attım, sistemi kurdum, öbür diske de attım, ofis ve kespırski programlarını da yükleyim müsade istedim. Yine gelirim arada. Bilgisayarı sevdim keza.

Format C:\ ahahahehae

Birazdan ağabeyin voluna yazacağım doğum günü kutlaması, sonra da içeri gidip çay içip pasta yiyeceğiz, işte böyle de interaktifim. Sürekli bir şekilde bu yazma girişimim bölünüyor olsa da sonunda yazımı bitirdim mutlu mesudum.

Cuma, Mart 07, 2008

Signomi *

Efendim geçtiğimiz perşembeyi okuldaki tanımadığım bilogırlarla denk gelme günü ilan ediyorum, öncelikle Çimen Hanım ile denk geldik, kendisi çok karizmatik (ve kendisinden bekleyeceğim) bir şekilde Ezginin Günlüğü Konseri' ne bilet almaya gidiyormuş Bümed' e ve sırf laf olsun diye kendisine Çimen Hanım değil mi gibisinden iğrenç, klişe, soru cümlesi mi ne belirsiz bir giriş cümlesi yaptım akabinde kendimden tiksindim, neticede kendisine biraz daha sepya (kahverengi tonları demekmiş ben sehpanın yanlış söylenişi sanardım senelerdir) tonlarda hayal etmiştim profil fotoğrafından olsa gerek ahahah, ne diyordum evet, sonrasında animasyon dersine gitmiştim lakin o an hatırladım ki bir resim defterim yok hâlâ, çantamı sınıfa bırakıp kantine gitmek üzere çıkarken Gamze Hanım ile denk geldik bu sefer, bu durumda da kendisinin biloğunu okuduğum için sanki tanışmışız hissiyle bir merhaba veya bir nasılsın demeksizin sınıf şurda yahu gibi bir şeyler dedim. Evet bu durumda okuldaki iki esrarengiz bilogırla daha tanışsam da onlar kuvvetle muhtemelen tanışmadan evvel benim daha dengeli biri olduğumu düşünüyorlardır. Hasılı kelam bunlar da böyle anılarımdır. Bir de ne diyeceğim asıl (ahahaha en sevdiğim devam cümlesi girişi) sağ taraftaki linklerin altına milyonlarca resimli link koydum ama orayı doldursunlar diye değil girilsin bakılsın gezilsin feyz alınsın diye. Aklınızda olsun yani değişiyor onlar arada bir ayrıca.

* Ezginin Günlüğü' nün mükemmel bir parçası, beni bu parçayla tanıştıran Begüm Hanım' a da ayrıca teşekkürler, her anlamda hoş her anlamda güzel, yoksa söyleyin yükleyelim.

Salı, Mart 04, 2008

Çeyrek Final !

Gece Yarısı Edit' i : Fenerbahçem artık gerçek bir efsane ! (00:30) Sokakta bu saatte her geçen lay lay lay lay lay lay lay lay laaaaaaa Feeeeeenerbahçeeeeeeem diyor !

Bölümden arkadaşlarım, yakın arkadaşlarım desem daha doğru olacak bana süpriz yaptılar, brovni yaktılar evvela, çay getirdiler, ardından forma almışlar onu takdim ettiler, bohem kıyafetin üzerine durmadı ama formaya layık giyinmesini de bilirim ben, çok mutlu oldum keza bendeki forma bir milyar yıl evvelin (daha Fenerium' suz zamanların) formasıydı. Dua edelim de bu akşam uğur getirsin şanlı Fenerbahçem' e bu forma. Ayrıca Batu Bey' in beni forma sokma girişimleri de yok değil ama dur bakalım. Tabi bugün çekilen fotoğraflar elime ne zaman geçer belirsiz. Taş attım evet. Bu sevimli organizasyon ve şanlı hediye için tüm bölümden arkadaşlarıma minnettarım.

Sonra, dün annemle beraber İncesaz konserine gittik, evet gitmek istediğin konser nedir deselerdi bu aralar tereddütsüz İncesaz derdim, denk geldi gittik. Film, dizi ve belgesel müzikleri konulu bir konserdi ki yarıdan fazlası çaldıklarından İncesaz' ın kendi eseriydi. Eylül, gerçekten konserin başından sonuna en beğendiğim, en beğeneceğim parça oldu. Sonra konser arasında annemlerle (arkadaşları da vardı) muhabbet ederken bir de yanımda kim bitiversin? Esra Hanım! Kendisini o denli özlemişim ki sarılıp havaya kaldırasım geldi vallahi, zaten 3 dakikada birbirimize her şeyi anlattık, kâh güldük kâh ağladık (eheh) sonra ara bitti. Çıkışta görüşemeyeceğimizi daha o anda hissetmiştik.

Çıkışta ise bir başka şaşırtıcı denk gelme yaşadım, merdivenlerde annemleri beklerken bir de baktım Şenay Hanım karşımda, görüşelim görüşelim diyip de görüşemeyen insanlardık biz, bir de Erinç Bey var tabi bu konuda, kendisine dedim ki Şenay Hanım bizim okula da bekleriz, kendisi de bugün bizim okula gelmişti, çok hazır cevap bir tavır, takdir ettim. Arkadaşlarından alıkoyup kısa bir süre de olsa yanımızda durdurttum kendisini, Özge Hanım ile İzmir dayanışması yaşadılar. Sonra kendileri arkadaşalarının yanına gittiler müsade isteyip. Sonrasında değerli dostum Merve Hanım geldi, ayaküstü Ilgın Hanım Mete San ve bir arkadaşlarıyla görüşüp dönüş yoluna geçtik. Yakın saatlerde okuldan çıkıp beraber dönmesi keyifli oluyor bu hanımefendiyle.

Dün de Gülnaz Hanım ile görüştük bir ara az da olsa, hatta yanısıra Burçin Hanım, Ekin Hanım, Musti Bey ile de görüştük, bana kartını veren ama adını unuttuğum hoş sohbet bey ve Begüm Hanım' la da tanıştık. Hasılı kelam hoş bir vakitti dün açısından. Akşam da zaten konser. Dilek Türkan yine de albümde dinlerken daha hımmm dedirtmişti sanki.

Bu arada kalp krizi geçirten bir ilk yarı izleyip geldim esas diyeceğim şey şudur ki Last Fm' de kendime sayfa açtım, hatta bu sayfaya Emir Bey kadromuzla yaptığımız ev hali kayıtlarımızdan seçtiğim 4 tanesini de koydum ki içlerinde Nilüfer de var, sevenlerine duyurulur. Vereceğim linkten bunları hem sadece tıklyarak dinleyebileceksiniz, hem de isterseniz bilgisayarınıza ücretsiz indirebileceksiniz. Yani hizmette sınır tanımadım, kayıtlar yeni değil önceden ikili şarkılar halinde biloğa koymuştum, ama iki şarkı bağlı halde 10 dakikalık şeyi ben olsam dinlemezdim, o yüzden kestim seçtim yükledim, umarım beğenirsiniz. Buyrun tıklayın :




koşar adım maça dönüyorum şu an
o yüzden yazıyı pek süsleyemedim yalın oldu
ellerine sağlık hadi durma kutla eheheh

Pazar, Mart 02, 2008

Çengelköy ve Dostlar


Efendim öncelikle bu güzeller güzeli organizasyonu yapan ve beni bu güzel insanlarla bu güzel yerde bir yere getiren bu güzeller güzeli insana çok güzel bir teşekkür borçluyum güzel gözleriniz huzurunda, teşekkürler Merve Hanım, her şey pek güzeldi. (9)


Tel Örgü grubunun karizmatik (hell yeahhhhh) gitaristi Caner Bey' de bizi şereflendirdi, kendilerini artık en kısa zamanda her yerde görmek istiyoruz, şu piyasanın adam gibi metale de ihtiyacı var ayol, fonda ise Korcan Bey, Ilgın Hanım' ı tedirgin ediyor.


Bunlar diğer güruha nazaran yeni dostlarım diyebileceğim Jön dostlar, içlerinde bir hiyerarşi yaratırsak Ezgi Hanımcık en yol arkadaşım olanı en eskisi, Ozan Bey en yönetmen olanı en filminde oynadığım, Pınar Hanım ise en sohbet ettiğim çay, hakve, djarum içtiğim. İyi ki geldiler, okula bağlayan birileri de olmalı değil mi ama ehehehe.


Bu karedeki arkadaşı tanımıyorum, neden böyle samimi bir poz verdik onu da bilmiyorum. Seneler önce yanımdan geçen bir taksiyi, açılan arka camı ve içerden sanki araba kendininmişçesine aşağı iniyorsan bırakayım diyen o sesi hatırlıyorum hayal meyal, gerisinden emin değilim. Sonra içkime ilaç mı attı ne yaptı artık, bir bağımlılık yarattığı âşikar.


Soldaki dostumuz Denyıl Mitçhıngbelg (dünyaca ünlü heavy metal grubu Gorgoroth' un solisti) yani en azından o günkü imajı öyleydi, bir de yaz geldi sanmış ama yine de severim keratayı, yıllar sonra gördüğüm sağdaki insan ise saçlarını benim için yeni boyamış olan arkadaşım Seda Hanım. Ortada kimse yok yanlış görüyorsunuz.


Caner Bey ve bendeki karizmatik havayı grubun geneline özellikle de Korcan Bey' e yayamamak gerçekten üzücü, ama olsun genelde güzel insanlarız biz, demek ki bir problem yok ortada. Ortamızda duran direk de o gün bizim gruptan biriydi, ama ne zaman tanıştık ne zaman samimi arkadaşlarımın arasına katıldı onu hatırlayamıyorum, yine de sohbet etmesi hoştur, dinlemesini bilir.


Hızlı yaşadı genç öldü adlı bu tabloyu yapan değerli dostum Korcan Bey kendimi burhan gibi hissettirdi bana hafif, her ne kadar onun yaptığına aile ve arkadaşlarca pek ihtimal vermesek de saçları gür yapmış gözüme girdi o açıdan, pasta da benden başka kimse beğenmese de tam benim damak zevkime göreydi vallahi.


Organizasyonun boun kolu yöneticisi olduğundan şüphelendiğim Ilgın Hanım' a da apayrıca teşekkür ediyorum, artık biz kardeşten öteyiz diyorum yanaklarından öpüyorum, evlerine gidiyorum falan arada bir. Ehhehehe. Ben de varım o fotoğrafta ama bakmayı bilene diyorum bir de, ayrıca kötü çıktım diye tag kaldıran insanlardan Merve Hanım gibi ben de pek hazzetmiyorum.


Yeni dostlar dedim ama sanmayın ki diğerlerinden azdır bu gençlere olan sevgim saygım, bir kere daha açıklıyorum iyice öğrenin diye, bir kere Ezgi Hanım zaten pek yeni değil, eskiden beri dostumdu, sonra deli olduğunu fark edince biraz mesafe koyduk ama az görüştüğümüz için bir zararı yok artık, ortadakiyle de tanışıklığımız eskiye dayanır keza, bir kenardaki işi bozuyor ama ahaha o da en hoş bir bayan arkadaşımız olduğu için kendisini affediyoruz. En solda da ben varım zaten ehehe.


Kendimi değerli hissettiren bugün sonunda kafasına bant bağlayıp ayağına babet giyerek beni tavlayan bu güzel bayana -ki bunlar beni tavlamnın en kolay yollarındandır, genç bayanların aklında olsun- bir kez daha teşekkür ediyoruz, iyi ki varsınız diyoruz alnından yanaklarından öpüyoruz, çünkü otobüsteki liseli linç girişimini unutmuyoruz asla. Ehehehe durakta bir saat güldüm kendi kendime.

En güzel bir haftasonunun da burda sonuna geliyoruz.