Cumartesi, Nisan 04, 2009

Cumâli


Bu cuma günleri azizim kötü başlarsa kötü gidiyor, iyi başlarsa da iyi. Dün sabah da misal kalktım toparlandım ettim bir baka işim vardı onu halletmek üzere çıktım, gittim bankada bir saat kadar oturdum bireysel kısmında kimse yok, yemeğe gitmişler. Tamam da bir kişi de mi bakmaz beni orda saatlerce bekletir, neyse onun siniriyle çıktım eve uğradım tekrar çıktım, hava da bir rüzgarlı üzerinize afiyet başıma ağrılar girdi. Sonra atladım arabaya akşam program var diye gittim saat ikideki dersime okula. Derste de baş ağrısı arttı sonra Eylül Hanım'a denk geldim apranaks fort aldım kendisinden biraz sakinleşti, şu bu şekilde oyalanarak vakit geçirdim bir ara kafeye gidip ses ayarlaması yaptım, sahneyi kurdum, sonra yemek falan yedim. Saat dokuz buçuk olduğunda içerideki insanların sadece ikisi müzik için geldiği için, dükkanın sahibi yapmayalım müzik dedi, ben de peki deyip toparlandım, gidip o masadan bizzat özür diledim, cuma günü çıkıyorm beklerim dediğim insanlar cuma günü gelmişlerdi ve ben çıkmıyordum o gün hem de sahne her şey hazırken, arkadaşım olmayan dinleyicilerime karşı ilk mahcubiyetimi de böylece yaşadım. Sonra toparlanıp eve döndüm, arabayı parkederken Şebnem Hanım'dan mesaj geldi, efendim biz kafedeyiz siz neredesiniz diye. Gel de sinirlenme işte. Bu cuma da böyle saçma sapan bir şekilde geçmiş oldu. Neyse aşağıdaki iki biloğa girip hâlâ sakinleşebiliyorum. Size de tavsiye ederim.


Hiç yorum yok: