Pazartesi, Eylül 21, 2009

Bayram Ziyareti Dönüşü



Geçtiğimiz kıştı, günlerden ne gün tam hatırlayamıyorum ama -şu an bayram misafiri geldi biraz ara vereceğim, sonraki cümle devrilirse ahali şaşırmaya- baya kışçaydı kalın kalın giyindiğimden biliyorum. Günlerden de cumaydı, dersim 15'te bitiyor, programım yaklaşık 22'de başlıyordu. Boşluğu düşünün artık siz. Haliyle program olduğundan gitarımla gelmiştim ve arabayla.

Neyse 22'ye kadar bir şekil vakit geçti etti, sonra dükkana gittim çalacağım, ufak bir masam var tanıdıklardan kelli. Kablo baya sorun çıkardı bir türlü başlayamadım, sonra tamir edildi yine pek çok sorun çıktı, neticede baktık olacak gibi değil, o akşamki programı iptal etmeye karar verdik. Misafirler de dedi ki gel hadi bize, bizde çal azıcık öyle git eve. İlk büyük çaplı enteresanlığı o noktada yaşadık, anahtar olmasına rağmen kapıyı 15-20 dakikada açabildik. Ondan evvel de arabayı park etmek için pek çok tur atıp sinirlenmiştim. Neyse evde 3-5 şarkı çaldım sonrasında müsaade istedim.

Atladım arabaya gece yarısı yolculuğuma başladım. Köprülü kavşağın oraya geldim, yonca yaprağı şeklindeki yoldan sola Kadıköy - Ankara istikametine saptım. Tam işte bu noktada köprü yoluna sapışımı tamamlarken, metrobüs durağı ile otobüs durağı arasında benim yolum üzerinde sağımda kalacak şekilde bekleyen ve ben geçerken otostopumsu işaret yapan bir kadın ilişti gözüme. Normalde gece vakti o noktadan çok aktarma yapmışlığım vardır, otobüs gelmedi mi gelmez; az gelir bir saatten sonra, zaten kış, bir de daha metrobüs durağı ile yol arasında teller yok, insanlar orda metrobüsten inip otobüs durağına geçiyor. Kadın da tam bu geçiş noktasında bana otostop yaptı benim arabama.

Normalde hiç adetim değildir arabaya birini almak, ben de her genç gibi pek çok irili ufaklı, sıradan yahut dehşetli yol hikayesi ve şehir efsanesi dinlemiştim çevremdekilerden ama o an alacağım varmış ki kadının gözümün kenarıyla gördüğüm el hareketine cevap verip bir kaç metre ileride dörtlülerimi yaktım durdum. Baktım aynadan kadın da geliyor, iyi doğru anladım diye sevindim, kadını da uzun saçlı kot pantolonlu deri ceketli çantalı bir kadın olarak gayet sıradan bir şekilde tarif etmem yeterli olacaktır.

Sonrasında kapıyı açıp arabaya bindi, ben de sapık gibi olmamak için yüzüne bakmadan iyi geceler dedim. Akabinde "merhabaaağ canııımm" diye gayet bas bariton bir ses bana cevap verdi. O an şaşkın bir şekilde ulan bu ses o kadından nasıl çıkar diye düşünerek yüzüne baktım ve arabama aldığım bu kişinin bir travesti olduğunu farkettim. O bir kaç saniyelik algı sürecinde aklımdan geçen şeyleri yazsam şu biloktaki en uzun yazı rekorunu kırarım ama net hatırladıklarımdan bir kaçını yazayım abartmadan.

İlk olarak kendi iyi niyetli ve fakat körcesine salak ruh halimle eğlendim. Gece yarısı köprülü kavşakta otostop yapan birisini zaten arabaya almak, en azından cesaret işiydi, en çoğundan ise aleni sapıklıktı.

Sonrasında bir gören olsa hiç bir şey açıklayamayacağımı düşündüm. Misal otobüs durağından biri baksa gayet sıradan bir tablo görecekti. Otoyol kenarında bekleyen bir kadının -daha deneyimliyse travesti olduğunu da bilir- önünde dörtlüleri yakıp onu arabasına alan bir yabancı plakalı araç. Of of.

Sonrasında bir diğer düşüncem sol kapıyı açıp şoför mahalinden otoyola atlayıp ezilmek oldu. Neyse bir diğer düşüncem ise bu yapılı travestinin beni net ve rahat bir şekilde dövebileceği ardından da orta konsolda gayet kendisine benden yakın duran telefonu ve cüzdanı alıp inip gidebileceği oldu.

Sonrasında ise bu önyargılarla çok işim olduğunu düşündüm. Sakin bir şekilde en iyi yaptığım işlerden birini yaparak diplomatik yollarla bu problemi aşacaktım. Ben bunları düşünürken bir yandan da o şaşkınlığı üzerimden atmak için de biraz hemen bir cümle kurdum ve dedim ki "aaa ben karşıya geçiyorsunuz sanmıştım". Bir yandan da karşımdaki insanı travesti olduğu için herhangi bir şekilde terslemek ya da üzmek istemiyordum. Hatta daha ötesi bir düşünceyle travesti değil de kadın olsaydım benle devam ederdi düşüncesini hissetmesini de istemiyordum.

Tam ben bunları düşünürken benim bu salak cümlem üzerine travesti dedi ki "kadın arkadaşlarım da var". Of dedim iyice içinden çıkılmaz yönlere gidiyor muhabbet. Sonra "yok yok beni yanlış anladınız, ben karşıya geçiyordum, sizi de karşıya geçiyorsunuz sanıp aldım" dedim. O da bir yandan şuh kahkahalar atıyor bir yandan da beni tartıyordu, hakikaten mal mı yoksa beni mi beğenmedi diye. Ben sonra enteresan bir dizi repliği kullandım niyeyse -ki genelde bu replik evli çiftler arasında geçer- "çok yorgunum eve gidiyordum" dedim. İçten içe kendi durumuma gülsem mi üzülsem mi derken travesti süper bir cümleyle gelip "bari bir elime alsaydım" dedi ki bu muhabbetin yarıdan çoğunda eli zaten bacağımdaydı. "Yok yooook ben vallahi eve gidiyordum" diye ağlamaklı bir ses tonuyla cevap verdim. "Tamam o zaman şekerim görüşürüüüüz" diyip arabadan indi.

Ortalama hızım 160km/s ile eve geldim bir iki dakikada. O gece arabayı park edip eve dönerken bir gasp falan da yaşarım, efsane bir gün olur diyordum, çok şükür onu yaşamadık. Yaşadığım olaya mı şaşırayım, o an beynimin ne denli gereksiz şeyler düşündüğüne mi yanayım ki gerçekten kimlik politikası ve cinsiyet problemleri üzerine 3-4 sayfalık çift satır aralıklı 3-4 makale yazacak kadar fikir geçti aklımdan o diyalog boyunca.

Bu olayı yarım senedir belki daha fazla süredir buraya yazmama sebebim ise annemle ağabeyim kazara okursa, enteresan tepkilere hasıl olmamaktı. Dün gece teyzemlerden bayram ziyaretinden dönerken -arabayı da ben sürüyordum- köprü yoluna girince aklıma geldi ailemle paylaştım bu mevzuyu, çok gerizekalısın nidaları yanısıra ailecek eğlendik. Buraya yazmaya da bahane çıktı, hayır zaten okuldan yakın arkadaşlarım bu hikayeyi duyup etrafa bir miktar da yaymışlardı ama şimdi içim daha rahat. Kulaklık isteme olayı kadar efsane bir olay da budur benim gözümde. Bu bir mallık ve iyi niyet hikayesidir, okuyun ki ders alın diye yazıyorum.

4 yorum:

gülş dedi ki...

Ilahi emir beycigim gece gece cok guldum size. Bence cok ucuz atlatmissiniz zira otobusle ankaraya giderken toplam alti saat bacaklarini yag surmek suretiyle parlatmis bir travestiyle yolculuk etmis bir arkadasim var. Mutlu bayramlar diliyorum!

La dedi ki...

bombabomba.com

Travis dedi ki...

sanki kullanmıştım o haritayı:)

orçay dedi ki...

auhahusahuas hikayeyi bu yaz öğrenmiştim ben de tee adalarda.
bu arada köprülü kavşak-temsili resim insanı olmak da beni gururlandırıyor :D