Pazartesi, Haziran 29, 2009

Ada, Büyük



Her yaz bir kez gidilmezse olmazımız ada gezimizi bu gün yaptık, değerli katılımcılarımız Merve Hanım ve İpeknaz Hanım ile keyifli bir gün geçirdik. Ha ufak tefek sorunlar yaşandı mı yaşandı, eriyen bir terlik gibi ya da bisikletten düşen bir genç kız gibi ama bunlar irade, sevgi, disiplin ve çeviklik ile aşıldı. Gelmeyenlerin hepsine küfretsem blogger'ı kapatırlar, bir daha da kimseyi çağırmayacağım, bir dediğimi iki etmeden -günü değiştirmeme rağmen- gelen çok değerli kâdim dostumuz İpeknaz Hanım ise gerek getirdiği yiyecekler gerek keyifli sohbeti iyi kişiliğiyle gönüllerimize taht kurmasını bildi. Merve Hanım ile kararımız budur. Evet.

Cuma, Haziran 26, 2009

Tavsiyeler Denizi


Odadaki koltuğun kollarının takılmasıyla odamın tüm ana işleri bitmiş oldu benim gözümde, muhakkak ki zamanla ufaklı tefekli değişiklikler yaşanacaktır ama şimdilik durum huzurlu. Bu kolları tutan demirler var efendim, onlardan arıyorduk, sonunda bulduk bir metrelik bir demir göz kararı dörde bölünsün dedim ağabeye, o da böldürmüş ama uzun geldi, biraz daha kırptırdık, şimdi tek kolu iki tane diğerini de bir tane demir tutuyor, üstelik mutfağa aspiratör bacası yaptık annemle az önce, baya deforme olmuş olsa da, sıkıntılı kısımlar içerden görünmüyor neticede.

Yaz okuluna gelirsek pek keyifli başladı açıkçası aldığım iki dersin de hocaları düzgün tiplere benziyor. Foreign Policy'nin okumalarını da aldım hatta baya çok görünüyor ama dördüncü sınıf bir zorunlu ders neticede, Politics & Cinema'nın okumaları ise haftaya elimize geçecek muhtemelen.

Micheal Jackson'a gelince, ne diyelim Allah rahmet eylesin. Benim enteresan bir yanım vardır ki bazı benim kuşağımdaki ya da çevremdeki insanların resmen doğuştan bildiği şeyleri bilmem, hiç görmemişimdir, dinlememişimdir. Bakınız Queen'in en iyiler albümünü şu an dinlemem ve hiç bir şarkıya bir tanıdıklık hissetmemem gibi. Micheal Jackson müzikleri de aynı durumdadır, klipleri deseniz gözümün önüne bir şeyler gelir ama müziği deyince ritm ve adamın sesi dışında, 15 saniye mırıldanacak kadar bildiğim şarkısı yok, işte bu vefat vesilesiyle müzik bilokları pek çok albümünü yayınladılar da bu açığı kapatma fırsatım olacak umarım bu vesileyle. Yine de hayatımda tanıdığım hatta kendimi bildim bileli tanıdığım, daha anlamını bilmezken bile o sıfata yakışan ve hak eden tek celebrity idi bu zât. Benim dönemimin de pek çok ilkidir, ilk bilinen yabancı isim, ilk dinlenen yabancı şarkı ilk dans vesaire.

Neyse bu konudaki cehaletimi de gözler önüne serdikten sonra bu yakın dönem dinlediğim güzel albümlerden tavsiyeler yapayım isteyen ilgilensin dinlesin. Ne zamandır dinlemediğim gençlerden Acoustic Ladyland dinledim, 2004 albümleri olan Camouflage'ı takdir ettim hatta, Geleceğe Dönüş serisinin ikinci ve üçüncü filminin müziklerini de dinledim Alan Silvestri yapmış çok büyük kısmını, pek başarılı bir orkestrasyon, zaten hayatımın filmlerindendir bilmem belirtmeme gerek var mı? Buckethead'in Forensic Follies adlı 2009 albümünü dinledim aşırı derecede ben ve Emir Yargınvari davullar yazmış, hoşuma gitmedi değil, Cadillac Records'u beğendim, Camille'nin 2008 çıkışlı Music Hole albümünü beğendim, zaten beğeneceğim belliydi, bir vesile ile Cartel'in albümünü edindim dinledim vay vay vay dedim tekrar, şimdi bile baya güzel, o dönem en iyilerdenmişler. Chriss Cornell'in akustik bir İsveç konseri albümünü dinledim 2006 çıkışlı, fena değil hisli okuyor çocuk, bu arada Queen'in en iyileri albümünde sonunda arka arkaya iki tanıdık şarkı çıktı çok mutluyum şu an: We Will Rock You ve We Are the Champions. Dave Matthew's Band'in 2009 çıkışlı Big Whiskey And The GrooGrux King adlı albümünü de beğendim ama bir beyaz olarak bunu da beğeneceğim evvelden belliydi. Donovan diye eskilerden bir ağabey dinledim, bizim Eren Paşa'ya benziyordu tipi pek kanım kaynadı indirdim albümü o da hoş. Bu arada Queen'in albümdeki şarkı isimlerine bakınca azıcık daha tanıdık şey gördüm içim bir nebze rahatladı. Emiliana Torrini'nin 1999 çıkışlı Love In the Time of Science -sanırım ilk- albümü ise tam damak tadıma göre, enteresan demek bu hanım efendi de zamanla daha yumuşak ve tek başıma müzik yapmalıyım diyenlerdenmiş. Neyse ne tam puana en yakın alan albüm bu. Bu arada ağabeyin tabiriyle Micheal Jackson special weekend yapmaya başladım, yukarıda bahsettiğim fırsat ile indirdiğim albümleri dinlemeye başlamamla. Vay iyiymiş demeden geçemiyorum dinlediğim albüm 87 tarihli Bad albümü. Neyse devam edelim, büyük heveslerle indirdiğim Mike Patton projelerinin çok azı beklediğim gibi çıktı, misal Fantômas'ın The Director's Cut albümü. Feyza Erenmemiş'in 2000 çıkışlı I'm New albümünü de daha yeni dinleyebildim, Tanju Duru'nun Duru Zamanlar'ı kıvamında, pek güzel, haliyle daha vokal ağırlıklı ve daha klasik. Bu albümlerin içinde hepsinden öte bir şekilde tam puan alan albüm ise Lemur'dan geliyor, 2009 çıkışlı bir konser kaydı olan A Foggy Night to Remember (live at Taşoda) albümü. Nerden edinirseniz edinin dört dörtlük derim. Nouvelle Vague'ın 2006 çıkışlı Bande a Part albümü -bir parçan bende kaldı diye çevirmek yanlış olmayacaktır kanımca- ise benim en beğendiğim albümleri oldu galiba. Patrick Wolf'un da 2009 çıkışlı The Bachelor albümü, hayatımda gördüğüm en itici kapağa rağmen baya başarılı geldi bana ya da gaz diyelim. Pink Martini'nin 1999 çıkışlı ilk albümü Sympathique ise yine beni çok bulduğuma sevindiren bir albüm, sonradan da öğrendim ki sanat camiasında grubun en başarılı albümü olarak geçermiş. Gelelim Regina Spektor'e. Dinledikçe kendine hayran bırakan bir albüm olmuş 2009 çıkışlı Far albümü. Blue Lips ve Machine gibi benim gözümde şimdiden efsaneleşen şarkıları var. Derseniz biz Regina Hanım'ı katıksız ve en doğal haliyle seviyoruz o zaman 99 çıkışlı Demo Cassette tam sizlik, derseniz ki yine saf piyano ve ses istiyoruz ama stüdyo kaydı da iyi olsun, o zaman da 2002 çıkışlı Songs, bunlar en son dinlediğim albümleri, ben yoksa her albümünü severim. Maske'nin (The Mask) film müziklerini de dinledim, hoşuma gittiler, şimdilik diyeceklerim bunlar, daha pek çok albüm var henüz dinlemedim, bu aralar yenilerini edinmesem iyi. Hah bir de Nekropsi vakası var ki çok enteresan çok hoş. Böyle artist bir yazıyı da yazar giderim.

Salı, Haziran 23, 2009

Sıcaklar Baya Başarılı


Merve Hanım'ı Taşkışla'daki törenle mezun ettik efendim, şimdilerde kendileri Maslak'taki törende olsalar gerek, ama tabi bu Merve Hanım için de benim için de Taşkışla ile bir veda değildi muhtemelen, keza bunun yüksek lisansı var değil mi ama hayırlısı. Bugün sıcaktan bitkin düştüm eve gelip sızdım, sokakta sızmadığıma şükür.

Pazar, Haziran 21, 2009

Misket



Dün evvela okula gittim ki Türk Müziği Kulübü Korosu'ndan İstanbul'da olanlarla bir çalışma yaptık. Çalışmamızın sebebi Pazartesi akşamı 20.00'de Altunizade Kültür Merkezi'nde yapılacak olan Cinuçen Tanrıkorur'u anma programında bizim de koro olarak bir eserini seslendirecek olmamız. Eserin adı ise Itrî (Rast Destan), Yahya Kemal'in sözleri üzerine yapılmış çok yüksek zevkli bir beste. Böyle düşünmemin sebebi benim genel olarak Cinuçen Tanrıkorur'un tarzını ve bestelerindeki yüsek sanatsal kaygıyı pek beğenmem de olabilir. Neyse neticede eser sekiz dokuz dakikalık bir eser ortasında çok kısacık bir cümlelik serbest kısmı da ben okuyacağım, bakalım hayırlısı. Neyse dün dört saat kadar aralıksız eseri geçtik, sonrasında bittik. Ardından akşam Beyoğlu'na gittim ki bir senedir geleceğim diye söz verdiğim Kerem Bey'i bir çaldığı mekanda dinleyelim. Tanıdık kimseyi bulamayıp tek başıma dinledim ama pek keyif aldım, sonrasında bir Fransız arkadaş edindim, iki üç şarkı da ben çaldım sonra da eve geldim, bakalım belki bir gün Misket'te ben de çalarım, bu arada cumartesi akşamları 22.00'den sonra muhakkak bir uğrayın Misket'e, repertuarı da söyleyişi de çalışı pek keyifli. Şimdilik böyle. Regina Spektor'un yeni albümü her daim olduğu gibi baya baya hoş!

Perşembe, Haziran 18, 2009

Mesafe



Efendime söyliyeyim ikidir Kuyubaşı ile ev arasındaki mesafeyi (ki Kuyubaşı'na daha hiç Zeyneb'i görem diye varmadığımı da belirteyim ki yersiz tepki almayalım) iç güdüsel olarak buluyorum. Şöyle ki ne zaman bitecek yol dediğim anda yolun sonunu görüyorum yakında, bu da bu mesafenin uzun mu kısa mı olduğu konusunda beynim ve beyinciğim arasında bir çelişki yaratıyor. Barış Manço'yu da sevgiyle saygıyla andık.

Çarşamba, Haziran 17, 2009

Kap



Her şey ayağımdan yeni çıkardığım ayakkabımın azıcık hava alsın diye önüne koyduğum camdan, apartmanın arkasına düşmesi ile başladı -ki olanların en büyük sorumlusu, büyüklerimizin cereyan da dediği hava akımlarının yaratıcısı kuzey güney yeliydi- onları gidip almamla bitti.

Cuma, Haziran 12, 2009

Löks


Müzikal anlamda her zamanki gibi yine sıradışı gelişmeler var hayırlısı diyelim. Ayrıca Bebek Şenliği ne de güzel oluyormuş yahu, bir de şu kaçak interneti sahiplenemedim ondan az yazıyorum bu aralar kusurumuza bakmayın emi. Fatih Ürek'in en büyük hayranlarından biri olmaktan korkuyorum, sanırım öyleyim.

Salı, Haziran 09, 2009

Tren


Artık hayatımın Feneryolu'nda geçecek kısmı başlamış oldu, önümüzden geçen trenle çok eğleniyorum, ayrıca pek hoş bir yazlık parça ile çok yakında karşınızda olacağımdır. Bunun yanısıra geçenlerde pek güzel bir ritm-kalp teorisi geliştirdim bunu da açıklayacağım yakında, eve kaba taslak yerleştik ama müthiş bir düzen oturması tahminen 1-2 ay vakit alacak, hatta bakınız kaçak internetçilik yapıyorum, benden haberler böyle, sevgiler.

Cuma, Haziran 05, 2009

Başka Yer Başka Zaman


Bağlarbaşı/Üsküdar merkezli yazdığım son yazıyı okuyorsunuz şu an muhtemelen, okulumun bittiği şu günden bir gün sonra yani yarın sabah ise başka bir düzene başka bir maceraya yelken açacağız, umarım güzel olur keyifli olur ne diyelim. Her şeyi topladık, atılacakları attık misal Kurt'u attık hemen atılacak diye. Tüm toplum anlasın diye de açıkladığım iyi oldu halbuki milletimiz çalışkandır zekidir. Geçen postum da Allah affetsin 666. post imiş ehehe, tövbe estağfurullah. Gözüme de bir hal geldi kan oturdu, artı akayort.

Çarşamba, Haziran 03, 2009

Merhaba


Az önce bir haber bülteninde ne zamandır karşılaştığım en vahim manzaraya denk geldim, yöresel karadeniz kıyafetleri içinde Finlandiyalı bir kızcağız, Bülent Arınç'a karaeniz şivesi ile Divane Aşık Gibi de Dolaşırım Yollarda adlı eseri söylüyor. Alnımdan vurulmuş, pekmezim akmışa döndüm.

Bir de çok iyi bir tespite imza atarak diyorum ki Enbe Orkestrası'nın söylediği Ama beniiiim ciğerim yanaaar diye bir şarkı var ya, o şarkıyı keşke Ferda Anıl Yarkın söyleseydi, biz de daha mutlu olsaydık, tam onun sesine yorumuna göre şarkı, söyleyen de fena değil ama bende böyle bir his uyandı.

HTR'ye o kadar çok çalıştık ki, fazla koşan atlar gibi çatlayorduk mazallah, hasılı kelam okulumuzun bu Türkiye Tarihi kavramını işleyişi bana çok şey öğretiyor, iyi ki de öğretiyor, bugüne değin pek çok şeyi öğretemeyenler utansın. Farklı ortamlarda kala kala hipiye bağladım. Her halükarda tüm ev sahiplerime müteşekkirim.