Pazartesi, Mart 15, 2010

Toprağa Vermek


Antalya'ya gittik geldik; cumartesi geceyarısı yola çıktık, ilk kez gece yolculuğu yaptık ağabeyim de ben de, sanırım üç saat kadar arada uyudum, sabah Yeleme'ye varmıştık, şimdiden kalabalıktı dedemlerin evi, artık yazdan yaza büyük amcam ve yengem kalıyordu. Gitgide daralıyoruz düşüncesi kafamda dönüyor. Babam, küçük amcam, babaannem, küçük amcamın büyük oğlu, dedem... Bu sefer de küçük amcamın eşi olan yengemi kaybettik. Bir süredir hastalığı ağırlaşmıştı, ne kadar bekleniyordu desek de bu tip şeyler her zaman beklenmiyor bana kalırsa. Haberi aldığımızda Kozyatağı'nda bir tanıdığımızdaydık, hemen eve uğradık, iki sırt çantası hazırladık, önce Galata'ya sonra Tophane'ye gittik, yengemin çocukları olan ağabeyim ve ablama baş sağlığı diledik. Sonra biz onlardan biraz erken çıktık yola. Neyse köye onlar bizden erken gelmişler, öğlene kadar cenaze beklendi, öğlen namazı kılındı ardından, toprağa gömüldü yengem. O kadar değişik ki bu durum, ya da sıradan ama ben ilk kez yaşıyorum. Onlarca yüzlerce kişi toparlanıyor bir anda, tanıdıkları ve sevdikleri birisini kazdıkları yere gömüp üzerine toprak atıyorlar ve bir kaç saat içinde herkes yine çok uzaklara dağılıyor. Biz büyük amcam ve yengemle beraber Antalya'ya indik köydeki evi kapattıktan sonra, gece de orada kalıp sabah beş buçuk gibi kalktık, toparlandık tekrar yola çıktık. Öğleden sonra iki gibi eve geldik. İkinci trafik cezamı da yemiş bulundum, 109km/sa hızla gittiğim için. Bu kadar muntazam araba kullanıp böyle saçma sapan cezalar yemek beni çok yoruyor, 109km/sa ile ceza yediğim yolun iki geliş iki gidiş, ortası refüjle ayrılmış -otoban standartlarında- ve en yüksek kalite asfalt olduğundan bahsetmiyorum bile. Babaannem ve küçük amcamın yanına yatmış oldu böylece yengem de, oradaki insanlardan başınız sağolsun kadar sık duyduğum ama daha çok hoşuma giden bir söz ise, Allah cennette kavuştursun oldu. Önceden duymadım mı kaydetmedim mi bilemiyorum. Bunun dışında müzik işleri de enteresan gidiyor bu aralar, pek çok düzene oturdu dediğim iş bir anda yoldan çıktı, düzensizleşti, bunun yanısıra pek güzel gelişmeler de olmuyor değil, neyse bu müzik biloğu da geniş vaktim olsa baya güzel olacak ama dar vakitte yetişemiyorum. Yolda dört mevsimi çok net yaşadık, giderken aşırı derecede hissedilen ilk bahar ve her zamanki gibi Antalya'nın yazı, dönüşte Afyon sonrası yerini kar yağışına ve karla kaplı ovalara bırakmıştı. Enteresan. Enteresan olan çok şey var esas.

4 yorum:

Damlo dedi ki...

başınız saolsun.

Derin dedi ki...

başınız sağolsun emir bey..

aes dedi ki...

gittikçe daralma durumu çok tanıdık, yazılanlar çok benden geldi...
son olsun, başınız sağ olsun.

h. dedi ki...

Başınız sağolsun...Çok zor sevidğini saklayıp gelmek ve hayata devam ederken "keşke" dememeye çalışmak...
Ben de 10 martta çok değer verdiğim bir insanı kaybettim.
Ruhları şad mekanları cennet olsun...