Çarşamba, Haziran 23, 2010

Babuş



Bir gün de mail'imi açınca 1.000.000 € ya da £ kazanmamış olsam sevineceğim. Nasıl bir online zenginliktir bu anlamadım arkadaş, çekilişlere kuralara doyamadık, çok talihliymişim demek. Bir de facebook'ta geçen gün artık gözler ne niyetle okuduysa bilmem kim likes your toto diye okudum gelen uyarıyı, çok eğlendim. Arada siz de okuyun siz de eğlenin, ben okuyom yeaaa deyin. Geçtiğimiz günlerde okula gitmek için metrobüsü kullanıyordum. Uzunçayır'ı geçtik Acıbadem'e doğru gelirken durak olmayan bir yerde şoför durdu, araç da kalabalık önü göremiyorum neler oluyor diye, sonra geri geri gitti bir miktar sonra da kapıyı açıp çıktı. Bir kaç saniye sonra geri geldi çıkan sese bakılırsa elinde bir kedi yavrusu vardı. Halkın yorumlarıyla olayı çözdüm, adam ezilmesin diye metrobüs yoluna girip kenara büzüşmüş bir kediciği kurtarmış ve hatta evlat edinmişti. O kadar gözümde büyüdü ki o şoför o an, resmen mutlu oldum, insanlığa olan inancım arttı. Muazzam bir andı. İETT hayatında sayılı kez de olsa "biz insan taşıyoruz" felsefesinin dışına çıkmıştı ki iyi ki de çıkmıştı. Sinem Hanım'ın tavsiyesi üzerine Bonnie 'Prince' Billy'nin The Letting Go albümünü dinledim. Huzur verici bir albüm, tavsiye ederim. Bu cuma yani 25 Haziran Cuma Peyote'de Sakareller konseri var, ben de orada olacağım. Güzel müzikler oluyor Peyote'de. 123'ün de solisti (sanırım Dilara Hanım ismi) baya karizmatikmiş. Bir diğer mevzu da -günlerdir kafamda dolaşan- insanları yargılamakla alakalı. İnsanları yargılamamalıyız gibi cümleler duyuyoruz her hükmümüzü paylaştığımızda ama insanları yargılamadan nasıl yaşarız ki diye düşünüyorum. Herkese bilinçli ya da bilinçsiz bir değer veriyoruz ya da vermiyoruz ve onun üzerinden her hareketini değerlendiriyoruz çevremizdekilerin galiba. Eğer karakterimiz oturmuşsa da karşımızdakilerin bazı hareketleri kendimizden yola çıkmakla birlikte doğru ya da yanlış gelmeye başlıyor. Yargılamak bu durumda tavrı değiştirmekse, bunu yapmam demek çok iddialı geliyor çoğu durumda. Çünkü bu da tam olarak bilinçli bir karar değil bence. Farkında olmadan birinin hareketini beğeniyorsun ya da sevmiyorsun ve bunun sonucunda o kişiye sempati duyuyorsun ya da içten içe kırılıyorsun gibi şeyler bahsettiğim şeyler. Neyse çok açamadım kafamdakileri, anlatamayacağım sanırım. Etrafımda olan biten pek çok aleni şeyi göremiyorum, gözlemlesem de gerekli yönlere yoramıyorum, bazı konularda tahmin ve tahayyül yeteneğim çok kısıtlı. Bazı konularda ise aksine ileri görüşlü ve zeki kurgulama yapabiliyorum. Yine de sorsalar iyi bir kurgucu musun yoksa dinleyici misin diye, sanırım dinleyiciliği tercih ederim. Dinlediklerim beni zehirlese de, şaşırtsa da, soğutsa da bazen kırsa da dinliyorum, böylece ben biriktirirken başkası boşaltmış oluyor. Bu da böyle bir enerji değişimi herhalde. Nereden çıktı bu yazı derseniz bilemiyorum. Orçun Bey buradaydı bir de o çok çok iyi oldu. Artık intern bir insan kendisi hastaneye gideriz ziyaretine. Ayrıca en iyi facebook albümü ödülüne aday.

2 yorum:

merve dedi ki...

çok eğlendim çok güzel yazmışsın=)) ama sonlarında niye hüzünlendin yahu=)

Emir Bey dedi ki...

nasip dostum =)