Pazar, Eylül 19, 2010

Yaban Gülü*



Dünü anlatan bir şeyler yazmalı diye düşünüyorum, giriş bulamıyorum yazıya. Gördüğünüz gibi yine bulamadım. Tünel'de buluşup Barış Bey ve Başar Bey'le eşyaları aldık stüdyodan. Bu arada Sakareller çıkartmalarından da sağa sola yapıştırmaya başladık. Siz de yapın, ben isteyene çıkartma veririm. Neyse sonra ses denemesi falan yaptık. Tabi ki kendi vokalimi duymakta sıkıntı yaşadım falan ama olsun bunlar tatlı sıkıntılar, yalan tatsız. Sonra yemeğe gittik, sonra da Başar Bey ile Mustafa Amca'da oturduk birer kahve içtik. Peyote'ye geri döndük. Teras her zamanki gibi izdiham halindeydi. Barış Hoca'yı gördüm sağolsun bizi hiç yalnız bırakmıyor konserlerde, onla oturduk sohbet ettik bir miktar. Sonra diğer grubun sahneye çıkmasına yakın tekrar aşağıya indik Başar Bey ve ben merak ediyorduk keza. Bizim eş dost da erken gelmiş baya, diğer *Seni Görmem İmkansız ikilisinin de çok güzel bir seyirci kitlesi vardı ve bana kalırsa müzikleri müthiş etkileyiciydi. Altyapılar, sesler, üflemeli ve dijital süslemeler, eserler, her şey benim açımdan çok keyif verici ve güzeldi. Çevremdeki kimi insana asla keyif veremeyecek bir müzik olmasına rağmen. Neticede ikilinin konseri bitti, bizim eşimiz dostumuz da tamamen gelmiş bulundu. Biz de çalmaya başladık hasılı kelam. Bir Metrekare ile girdik konsere, üçüncü şarkı falan ya da dördüncü YK2 olabilir, en son söylemeye karar verdiğim ve bu yüzden en tedirgin olduğum, ama onda da bir sorun olmadı pek, ya da kendimi duymadığım için monitörden bana öyle geldi oh mis. Sonra yine güzel güzel devam ettik. Albümdeki şarkılardan Anı Hırsızı ve Delinin Defteri'ni de ben söyledim. En son da Yazısız ve Yörünge ile konseri bitirdik. Konser genel olarak bana çok keyif verdi, dinleyenler ve izleyenler de aynı şeyi düşünmüşlerdir umarım. Sahnedeyken aşağıdaki kadar net duyulmuyor sesler keza. Sonrasında indik eşle dostla sarıldık. Başar Bey'le ayaküstü konuştuk ben sonra vedalaştım biraz erken. Çünkü saat 03.00'ü geçiyordu. Böylece resmi olarak Sakareller'e girdim. Dün akşam beni yalnız bırakmayan, her zaman her yaptığım işte yanımda olan çok değerli dostlarıma da nice teşekkür etsem azdır. Onların desteğiyle ve onları görerek sakin ve keyifli çaldım. Bu sınavı da böylece atlatmış olduk, şimdi sıra kritiklerde. Dönüşte minibüs yolu sarı dolmuşu kapattık ahahah. Her an bir yerden Uğur Bey çıkacak gibiydi bir de dün, ama çıkmadı, umarım yerini azcık da olsa doldurabilmişizdir. Ilgın Hanım'ın çektiği çok enteresan bir fotoğrafla bu yazıyı süslüyorum ki kendisi de beni en hiç yalnız bırakmayan insandır. Sevgiler!

3 yorum:

pın dedi ki...

gelemedim ankaralardan ama başarınızı ta buradan hissettim. hayırlı uğurlu olsun efendim.

kanuni baha efendi dedi ki...

başarılarının artarak devam etmesini dilerim.. bileğine,sesine kuvvet..

bad-ı saba dedi ki...

bir dahakisinde en onde dinlemek dilegiyle efendim