Pazar, Kasım 07, 2010

Finalndiya'da Ünlü Olmak


Geçtiğimiz cuma gününden başlayalım olayları anlatmaya. O gün boş günümdü, okula gitmedim, okula gitmediğime en pişman olduğum günlerden biri oldu keza. Herkes bu konuda yazdı çizdi de bilmiyorum. Düşünün ki evinize sizin sevmediğiniz bir adam geliyor, 15 tane de korumasıyla, siz ise ailecek 3 kişisiniz. Bu korumaların bir kısmı sizin mahalleli gibi davranıyor ama düşman gözlerle sizi kesiyorlar bir yandan, mutfağa gideceğim deyince gitme diyebiliyorlar, tuvalet deyince yapma diyorlar, çekil de koridordan geçeyim diyorsun, sizi olmayan öbür koridora yönlendiriyorlar. Sonra siz de ev sahibi olarak zaten sevmeyerek ağırladığınız bu misafiri çok da kırmayayım diyerek, laflarınızla rahatsız etmeye çalışıyorsunuz, sonra da kendi evinizde bu yüzden dayak yiyorsunuz. Okula duyduğum güven şu altıncı senemde ilk kez bu denli sarsıldı, okul dışındaki diğer mecralara zaten güvenim hiç yoktu. Bu yazıyı da okumanızı isterim.


Neyse bu lağım konuları bırakıp güzel şeylerden bahsedelim azıcık da. Cuma gün içindeki aktivitelerimiz ailecek pide yemek oldu. Sonrasında da Emir Yargın efendiyi Anadolu Yakası'nda ağırladık. Bu ikisi arasında da rock star imajımı tamamlamak için deri ceket edindim. Neyse sonra Suadiye yönünde park edip, iyi bir yürüyüşe başladık. Enteresandır çok uzun zamandır Cadde'yi bir cuma gecesi bu denli boş görmemiştim, hızımızı alamayıp Caddebostan Sahili'ne indik, o kadar boş o kadar sisliydi ki korktuk. Etrafta eksi beş (-5) kişi vardı. Sonra geri döndük, Şaşkınbakkal'da bir kahve içtik falan filan. Hepsi bir yana Emir Yargın Efendi ile böyle ikili görüşmelerimiz nadir olur -bu aralar çok nadir oluyor özellikle- ama çok da verimli ve keyifli olur. Neyse sonra metrobüste ayrıldık. Gün o kadar erken kararmıştı ki, saatlerce görüştük yine de daha eve gidince saatlerce oturacak zamanımız kaldı.


Cumartesi uzun zamandır denk gelmediğim denli yoğun bir günceğizdi. Sabahtan Levent Bey'in yeni program taslağının deneme çekimlerini yaptık Emir Bey olarak. Nağme Hanım yoktu ama Uluç Bey vardı, garip bir denge kurduk. Cennet Bahçesi, Tanışma ve Kuğunun Şarkısı isimli bestelerimi icra ettik ve kaydettik açık alanlarda akustik olarak. Bu üç şarkının ortak özelliğini bilene çikolata alacağım. Neyse çekimler Kennedy Lodge'un bahçesinde ve İB'nin arkasında gerçekleşti, tahmini süremizi de aşmadık, umarım çıkan ürünler de güzel olur. Çok güçlü bir kadromuz vardı bizi çeken ve kaydedenler olarak, bizden çok daha fazla yoruldular üstelik. Oradan sonra yanıma yoldaş olarak Emir Yargın Efendi'yi de alarak karşıya geri geçtim ki arabay bırakalım. Yeni bilgisayarı ilk kez o an gördüm, bu yazı da ondan ilk yazım. Neyse bir şeyler atıştırdık çıktık, son saniyede vapuru yakaladık ve Karaköy üzerinden Tünel'e vardık. Tünel'de gerçekten ticket 2.50 TL yazıyor, insaf! Her neyse Ceren Hanım ve Ilgın Hanım'la görüştük ardından Sakareller'in toplanması ile, klibi görmek üzere yönetmene gittik.


Gece tüm işler, görüşmeler ve konuşmalar bitince, Barış Bey ile eve dönmeye karar verdik. Sis öyle kuvvetliydi ki sokaklar gerilim filmi gibi, vapurlar ise iptaldi. Biz de metro + metrobüs formülünü uygulayalım dedik. Metroya bindik, Mecidiyeköy'de değil Gayrettepe'de inelim, oradan Zincirlikuyu'ya yürürüz dedik. Gayrettepe'de metrodan indik, yukarı çıktık sonra yola çıkınca dedik karşıya geçip yürüyelim, sis hâlâ korkutucu derecede çoktu. Yürüdük ve fark ettik ki Mecidiyeköy yönüne yürümüşüz, artık sisin gücünü anlayın, geri yürüdük tüm yolu. Sonra neyse binbir macera metrobüse bindik derken, halk metrobüsün önünü kesip metrobüsü yürütmeme eylemi yaptı zamlardan dolayı sanırım. Bu arada saat 23.45 ve Cumartesi gecesi. Neyse eve vardık ama yaşlandık.

Bugünkü aksiyonumuz ise toplantı ile sınırlı kaldı neyse ki. Oh evet. Setimizi fotoğraflayan Ilgın Hanım'a teşekkürler!

2 yorum:

gürültü dedi ki...

öncelikle videoları tekrar izlediğimde buarbedenin bu kargaşanın bu görüntülerin güney kampüste yaşanmış olmasına hala inanamadığımı fark ettim. o gün dersim olduğu için olaylardan kısa bir süre öncesine kadar oradaydım ve bana "çimlerden geçemezsiniz betondan yürüyün" diyen polisin suratına bi süre boş gözlerle baktım. benim okulumda bana yapılan muamele böylesine şaşırtıcı.

ve öğrencilerin sesini duyurmasına bu denli ağız kapatıcı bakış açısı daha neler göreceğimizin bir ipucu bile değil bence...


güzel konulara değinirsek şarkıların ortak özelliği levent sevi şiirleri olması mı acaba?

Emir Bey dedi ki...

çikolatayı hak ettiniz madem, umarım tatlı yer tatlı konuşuruz, güney'de bir denk gelirsek bu çikolata mevzusunu hatırlatın bana emi