Pazar, Mart 06, 2011

Bilmem *


Geçtiğimiz hafta her hafta olduğu gibi 87 milyar farklı şey yaptım. Bazı haftalar 93 milyar kadar farklılık yaptığım da olmuştu. Pazar günü havaalanına gitmemle başladı her şey. Finlandiya'daki müzik kampından dostum Chiara Hanım ve arkadaşı Pietro Bey İstanbul'a geliyorlardı bir kaç günlüğüne. Çok enteresan iki sene sonra tekrar karşılaşmak. Ilgın Hanım onların hostel sponsoru oldu sağolsun. Ben de salı günü işe başlayacaktım, sonradan öğrendim ki aslında perşembe günü başlayacakmışım. Lakin aradaki bu boşlukta sürekli belgeler peşinde koştum. Artık resmi olarak mezunum. Bu fotoğraf da buna alamet, benzerleri için tam buraya tıklayın.


Pazartesi günü turist dostlarla vakit geçirdikten sonra, salı ve çarşamba günü diğer işlerime koşturdum, en son kendilerini çarşamba akşamı gördüm ve vedalaştık. Sonrasında perşembe günü ne yazık ki arabalı bir şekilde işe gitmek durumunda kaldım. İlk günden geç kalınmaz köprü trafiği başlamadan yola çıkayım diyerek 06.30'da yola çıktım. 07.00'de Nişantaşı'nda park etmiş durumdaydım. Çıkayım dolanayım bir buçuk saat dedim, kalktım bir tur attım ama hem hava çok soğuk hem sokaklar bomboş hem de dükkanlar kapalıydı. Arabaya geri dönüp saat kurup bir saat uyudum, kamyoncu tarzı bir hareketle. Sonar 08.00'de uyanıp yeniden güne başladım hiç bir şey yok gibi. İlk gün sonunda Eylül Hanım, Sema Hanım, Aslı Hanım ve Batu Bey yemeğe çıktık, benim geçmiş doğum günümü kutladılar. Onlarla bir de kahve içtik sonra eve döndüm ki bu noktada en önemli ayrıntı ispark'a verilen 17,5 lira park parası oldu.

Cuma gecesi pek sevgili dostum Merve Hanım'ın evinde 4 numaralı gerilla ev konserini gerçekleştirdik. Bunlara Ferhat Bey'in katkısıyla artık "unplugged terlik sessions" denilebilir dünya müzik camiasına hitaben. Konserde altı kişilik kadromuzdan iki kilit isim eksikti Uluç Bey ve Nağme Hanım olmak üzere. Dinleyenleri bilmem ama bizim çalanlar olarak kulağımız çok alışmış onlara. Ayrıca pek çok komikliğe de vesile oldu bu konser. Kendi bestelerimden olan Kuğunun Şarkısı'nı çalarken girişte bastığım yanlış akor, kontrol edilemez bir gülme krizine dönüştü ve şarkıyı kahkahalar atarak kestik 35. saniyesinde, sonra gülme arası verdik ve geri geldik falan. Konserin en müthiş yanı bis oldu. Ben alenen dedim ki biraz daha alkışlayın ki bis yapalım ve dinleyenler de bizi kırmadı. Emir Yargın Bey gitarist ve solist oldu ben ise ritimzen, böylelikle Kemik Abi'yi çaldık. Çok inanılmazdı bence.


Cumartesi'ye geldiğimizde komik gelişmeler sonucunda Derya Hanım'la tanıştım ki kendisi Akbank Sanat'ın yöneticisi olan kişi. Adete bir röportaj yaparcasına aklımdaki bir iki şeyi sordum ve hem çok nazik hem de detaylı cevaplar aldım. Ne hoş, ne yetenekli insanlar var diye düşünerek oradan uzaklaştım buluşma sonunda. Sonrasında Redbull Music Academy'nin çalıştayına gidip Onur Bey'i dinledim, sahnede canlı canlı müzikler oluşturdular, anlattılar. Daha sonrası ise Emir Yargın Bey ve Melis Hanım ile, Nil İpek Hanımların yanına gitmek oldu. Onlar da Deniz Hanım ve Ergin Bey'le oturuyorlardı Lemur olarak. Hoş beş ettik sonra onlar mekan turuna çıktı, biz de Tünel' yöneldik. Ben oradan stüdyoya geçtim, eşyaları toparlayıp Peyote'ye geçtik ordan da, ses ayarlama yemek yeme derken, Sakareller'in konser saati geldi çattı. Umut Bey, Emir Yargın Bey, Onur Bey, Ali Bey, Nil İpek Hanım, Melis Hanım, İmre Hanım, Zafer Bey, Çağlar Bey gibi pek dostâne isimlere çaldık ki keyifliydi gayet bu durum.

Bugün bu saate kadar evdeydim, artık bir yaş daha be bir iş daha büyüğüm, bir kaç konser kadar daha da deneyimliyim. Ahahaha. Neyse, sevgiler.

* Ayrıca bu şarkı gerçekten inanılmaz, dinleyin ve indirin biraz daha dinleyin.

3 yorum:

fonetik kaktus dedi ki...

vay!! mezuniyet fotoğrafı süpermiş! geç mi oldu biraz bilmem ama yine de hayırlı olsun!!

Emir Bey dedi ki...

Biraz spor çizgide oldu ama olsun teşekkür ederim!

scarlet dedi ki...

nil ipek'in hayranıyım resmen.