Cumartesi, Aralık 31, 2011

Topçu Onbaşı (Polatlı Günlükleri I)


Geçen yazımı bitirdiğim Pazar gecesi Ataşehir'den bindiğim Kamil Koç otobüsü ile başlamıştı yolculuğum. Otogar'daki asker uğurlama merasimleri biraz daha aklımı başıma getirdi, annem, ağabeyim ve teyzemden ayrılıp, otobüse bindim yollara koyuldum. Biraz koltuğa monte radyoyu kurcaladıktan sonra uyumaya karar verdim ve Ankara girişine kadar aralık vermeden uyudum. AŞTİ adlı (tahminimce Ankara Şehirlerarası Terminal İşletmeleri şeklinde açılan) saçma isimli otogarda indik. Kaan Bey'i aradım. Kendisi sağolsun beni Polatlı'ya bırakacaktı. Geldi beni aldı ve birlikte askerlik üzerine konuşarak bir kahvaltı ettik. Sonrasında Polatlı'ya doğru yola çıktık, yaklaşık bir saatlik bir yolculuktu, ben yine uyuya kalmışım. Polatlı girişindeki "Topçularımızla Gurur Duyuyoruz" tabelasını gördüm. Sonra ilk trafik ışıklarından sağa saptık ve yolun sonunda nizamiyeyi gördük: Topçu ve Füze Okulu. İçeri girdik, Kaan Bey de benimle birlikte oturdu, zaten Kısa Dönem Er olarak gelen ikinci kişiydim, yanlış hatırlamıyorsam birinci kişi de Okan Bey'di. Neyse bir 5-10 kişi olana kadar bekledik, sonra bizi Er Erbaş Gazinosu'na taşıdılar, orada kayıt işlemlerimiz yapıldı, valizlerimiz arandı. İlk gün biraz stresli bir gündü, elimde bir valiz, bir de sırt çantasıyla başlayan yolculuk, ikinci bir valizle zedelenecekti. Bizi toplayıp giydirmek üzere askeri eşyalarımızı verdiler. Buradan askere gidecek herkese duyurumu yapıyorum: Sakın ama sakın yanınıza fazla bir eşya almayın, gerekli olan her şeyi ama her şeyi veriyorlar size, elinizdekilerden bir kısmı bitene kadar da (misal çorap ve iç çamaşırı) zaten yenilerini alabileceğiniz kantinleri öğreniyorsunuz ve dışarıdan aldığınız fiyattan çok daha ucuza ihtiyacınız olan her şeyi buralardan alabiliyorsunuz. Neyse giyinme faslının sonunda elimde artık iki dev valiz vardı, planlara göre bu gece burada kalacak, sonrasında Sakarya Kışlası'na geçecektik acemiliği bitirmek için. Bir şekil, gece oldu uyuduk uyandık. O gece karışık sıra girdiğimiz yatakhanede ilk buddy'm Atilla Bey'di, kendisi Elazığ'dan katılan bir ağebeyimizdi, evli ve çocukluydu. Sonraki gün bir şeyler değişti ve biz öğrendik ki acemiliğimiz Topçu ve Füze Okulu'nda yapacağız. O yüzden bize yeniden koğuşlar ayarlandı, valizlerimizi yeniden taşıdık, kayıt sıramıza göre takımlara ayrıldık. Yeni ve acemilik boyunca buddy'm olan Serkan Bey'le o gün tanıştık. Sonrasında bir üst katta acemilik boyu kalacağımız koğuşumuza yerleştik. Öncelikle o koğuştaki diğer 19 kişiyle, sonrasında da takımımızdaki ben hariç 37 kişiyle kısa sürede can ciğer olduk. Birbirinden en uzak en ayrı insanları bir araya koyup, karşılarına belli zorluklar çıkartınca, sonuç mükemmel bir kenetlenme oluyor, herkes birbiriyle kardeş oluyor, en ilginç ve güzel yanı da bu askerliğin bence. Diğer noktaları zaten herkes biliyordur, temeli disipline dayalı kurallar silsilesi.

Kardeşim Yetkin Bey ile Nizamiye'de aile ziyaretinden bir kare.

Askere gidecek herkese tavsiyem, olabildiğince kısa sürede kendilerini suyun akışına bırakıp ortama adapte olsunlar, ne kadar hızlı adapte olursanız, o kadar rahat eder, askerliği o kadar kolay geçirirsiniz. Alacağınız eğitim, verilen komutlar, yapacağınız işler çok basit şeyler, sadece üzerinde çok düşünmeksizin itaat etmek gerek. Bunu yapmak sizi hem ruhen hem beynen rahatlatır. Eğlenecek çok şey ve birlikte gülecek çok insan olacak. Kısa dönem askerlik yapacaksanız zaten acemiliğiniz çok rahat geçecektir, sadece yemin törenine hazırlanacaksınız. Gerçekten göz açıp kapayana kadar 3 hafta geçti, 12'sinden 29'u Perşembe'ye yani tören gününe geldik. Ben dizimi sakatladığım için törene katılamadım, yemekhanede yemin ettim, ama güzel geçtiğini duydum törenin. Sonrasında da dostlarla vedalaştım, aileme kavuştum ve ilk evci iznime çıktım. Böylelikle Topçu ve Füze Okulu'ndaki günlerim de bitmiş oldu. Cuma günü 58. Topçu Tugayı'na yani diğer adıyla Şehit Yüzbaşı Nazmi Elmas Kışlası'na gittim ve ikinci evci iznimi aldım, burası daha derli toplu bir yere benziyor ilk izlenim olarak. Evet biraz dağ başı ama şayet şehirden kasıt Polatlı'ysa, dağ başının bir mahsuru yok. Oradan da ikinci iznimi aldım. Pazar günü akşamüzeri 16.00'da Topçu ve Füze Okulu'ndan kalkan servisle tekrar oraya dönüp kalan askerliğimi geçireceğim bu yere teslim olacağım. Açık adresim tam olarak şu şekilde:

"58. Topçu Tugayı 1. Topçu Taburu 4. Batarya Komutanlığı, Şehit Yüzbaşı Nazmi Elmas Kışlası, Acıkır / Polatlı / Ankara"

Şayet bir şeyler yazmak isterseniz mektuplarınızı beklerim. Eğer yolu Polatlı'ya düşen olursa da Polatlı'dan Eskişehir'e doğru bir 15-20 km daha devam ediyorsunuz, organize sanayi bölgesi sağınızda kalıyor, yine sağda Nazmi Elmas Kışlası ve Sakarya Kışlası diye tabelaları göreceksiniz, oradan sağa girip azıcık ilerleyince zaten gelmiş oluyorsunuz. Eskişehir yolunun tam karşı tarafında da Sakarya kışlası varmış. Acemilikteki dostlarımın yarısı 58'de, çeyreği Sakarya'da kalan çeyreği de Topçu ve Füze Okulu'nda. Dua edelim de askerliğin kalan 5 ayı da aynen bu hızla hatta çok daha hızlı bir şekilde, sorunsuz, sağlıklı, sabırlı ve başarılı bir şekilde geçer gider. Şimdiden günlerce anlatacak kadar çok anı biriktirdim, daha da eğlencelilerini biriktirmek üzere! Kendinize iyi bakın, bir kaç hafta daha yazamam, ilk çarşı iznime kadar. Ayrıca bir yılı daha devirmiş bulunduk, herkese güzel bir yeni yıl diliyorum, bakalım Marduk çarpacak mı?

Son olarak Topçu (Zafer) Marşı ve kendi karaladığım bir iki satırla yazımı bitireyim:

Topçu (Zafer) Marşı

Gürler zaferin teranesiyle
Coşkun sesi bir topun derinden derine

Bir hükmün gazanferanesiyle
Şimşekler çakar şarapnelinden

Binler yaşa Topçu heybetinle
Arslan kesilir cidâl içinde

Milli savaşın bilin ki bizler
Tarihini güllemizle yazdık göklere

Tufanlar kudursa hep denizler
Sinmez bu vatanda düşman asla

Binler yaşa Topçu heybetinle
Arslan kesilir cidâl içinde

Açtıkça ateş bataryalardan
Afâkı boğar köpüklü bir kan bir duman

Duysun bunu kainatta herkes
Topçu sesidir bu gürleyen ses

Binler yaşa Topçu heybetinle
Arslan kesilir cidâl içinde

Bu güzel marşın kalitesi düşük de olsa bir kaydını şuradan dinleyebiliriniz.

Ayrıca en sevdiğim askeri marş olan Harbiye Marşı'nı biz yürürken çaldılar ya, daha da gam yemem. Topçu'nun asker arasında forsu baya yüksekmiş bunu anladım bir de. Ayrıca ek bilgi olarak vereyim, Sakarya Meydan Savaşı yani Kurtulu Savaşı'nın dönüm noktası işte bizim askerlik yaptığımız bu Polatlı Garnizonu'nda cereyan etmiş. Başka bilgiler de vereceğim vaktim oldukça sizlere. Karnımız tok, sırtımız pek diyebiliriz, tek derdimiz sabah karanlıkta kalkıp hazırlanmak. Kendi yazdığım bir iki şeyi de buraya not alayım, belki zamanı gelince üzerlerine müzik de biner kim bilir.


bir kaç damla yaş içine
çekilen bir kaç nefesle siner
ciğerime özlemin,
özlerim, özlerler, özlersin

duyunca zarif sesini hayalimde
beliren gözlerin,
özlerim, özlerler, özlersin

değiştiremese de hiç bir ses
en küçük balıklığımı asırlardır
bu çatlağa biriken okyanusta
en derin,
özlerim, özlerler, özlersin

12.11 / Polatlı


yer beyaz, gök gri, biri
çıkarmaya çalışıyor kendini
arasından grilerin, iri
taş çatlasa beyaz rengi,
ısıtabilecek gibi beni,
ısınabilecek miyim sanki

12.11 / Polatlı


çıtırdar bastığın yerler
tutsan ucundan hilali
kırılacak yer yer
serpilecek yıldızlar misali

12.11 / Polatlı

Yazdıklarımın üçte ikisi soğukla ilgili artık düşünün siz havaların güzelliğini, bir de birbirinden enteresan rüyalar var ki onları da biriktirip aktarırım belki.

2 yorum:

orçay dedi ki...

yorum yazsam izne çıktığında mı yayınlayabileceksin, merak ediyorum :D haydi kolay gelsin, bahara az kaldı. askerlik arkadaşlarına selamlar, yaşadığın anıları not al bak.

Enkidu Ma dedi ki...

29.10.2013

4-7 kasım arası Polatlı topçu ve füze okuluna askerliğimin acemilik kısmını yapmak için gideceğim yer hakkında güzel şeyler yazdığın için teşekkür ederim .