Cuma, Ocak 25, 2013

Adaletin Gücü Adına


x: isim
y: soyisim

Slogan: "x y için, adalet için!"

Ne kadar çok seçenek var değil mi Türkiye'de x, y yerine konulacak! Pınar Selek davası var yıllardır süren, yıllardır şaşırtan. Asıl mevzunun gözdağı vermek olduğunu bize anlatan bir dava bu. Devlet herkese diyor ki: "Bak arkadaşım ben sana sosyal bilimlerle ilgilenme, saha çalışması yapma, ötekileştirilmiş grupları inceleme demiyorum; incele tabi, araştır ama hobi olarak yap, kendi halinde takıl." Ülkece çok tanıdık olduğumuz bir cümle zaten bu, herkes hayatında bir kaç kez duymuştur en azından "yap ama hobi olarak yap" kalıbını. Arkasında korkaklık, iki yüzlülük olan bir kalıp bu çünkü bu cümleden bir sonra gelecek bir gizli cümle var aslında söylenmeyen. "Yap ama hobi olarak yap; benim başıma iş çıkarma sonra!" şeklinde. İşte Pınar Selek davası bunun bir örneği, bu kadın yaptığı işlerin çapını büyütünce ve ucu devlete batmaya başlayınca bu işler, hemen kendisini etkisiz hâle getirmek için çalışmalar başladı. Bitmeyen dava süreçleri, tutarsız sonuçlar, zorla alınan ifadeler, ciddiye alınmayan raporlar, ciddiye alınan ricalar derken bugün yani dün Pınar Selek bir anda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası aldı! Yani bir insana verilebilecek en ağır ceza. Çoğu sistemde (bir kaç sene öncenin Türkiye'si de bu sistemlerden biriydi) idam cezasının muadili olan bir ceza bu. Gözümün önüne şöyle bir sahne geliyor. Çam yarması gibi kaba bir adam bir kadınla tartışıyor. Adam kadına sus diyor, kadın konuşmaya devam ediyor, adam sesini yükseltiyor, sus diye bağırıyor, kadın da sesini yükseltmek zorunda kalıyor ama susmuyor, en sonunda adam sus derken kadına bir de yumruk atıyor, kadın yere düşüyor ama haklılığından öyle emin ki susamıyor artık, adam yerdeki kadını tekmeleyerek konuşamaz hale getiriyor ve sonra bir daha bağırmasına gerek kalmıyor. Üstelik bu kadını etkisiz hale getirişini bir de video'ya çekip basına dağıtıyor ki başkaları da bir daha ona bağırmaya kalkışmasın, ibret alsınlar. İki tane bağlantı vereceğim burada, bir tanesi tüm süreci detaylıca anlatan ve fikir edinebileceğiniz bir Agos haberi. Diğeri ise bu süreci takip edenlerce açılmış bir site ve sitede yer alan konuyla ilgili açıklama.

Bu gelişme ve alttaki yazılardan birinde bahsettiğim ÇHD konusu gerçekten hukukla ilgili umudu olanlara verilen net birer mesajdı "dükkanı kapattık haydi dağılın" şeklinde. Mesaj alındı mı? Bence hayır, pek çok insan telefonunu kapatalı çok oldu çünkü, bu da biz romantikler için umut verici bir şey hâlâ. Deryik Hanım'a yönlendiriyoruz bu kadarıyla yetinmeyenleri. 

Bir şaka daha geldi başımıza bu arada bakanlar kurulu revizyonuyla. Daha doğrusu bir şaka gitti, bir diğeri geldi diyelim ama artık gülmeye mecalimiz kalmadı. Ayıp! Bu arada bakan değişti umudumuz da kalmadı diyerek dünyanın en komik sözlerinden birini hatırlatmadan geçemeyeceğim giden şakayla ilgili. Kontrollü demokrasi de devam ediyor bir yandan, hani kendilerini savunmaları gerekirse "eeee ama biz onca şey yaptık" demelik hareketler.

Güzel şeylerden bahsedelim biraz da. Dün gün içinde aldığım nazik davet üzerine iş çıkışı Nil İpek Hanım ve Merve Hanım'la buluşup Ozan Bey'e gittik. Böylelikle hem Ozan Bey'in yeni evini görmüş olduk, hem de güzel insanlarla güzelce vakit geçirmiş olduk. İdil Hanım ve Ozan Bey'in olduğu evlere her gidişimde gerçekten krallar gibi ağırlanıyorum. Çok misafirperver ve sempatik bir çift. Bir de Civan Bey geldi bizim biraz ardımızdan, işe girdiği ilk haftanın heyecanı kravatından okunuyordu hakikaten. Neyse artık hayatlar rayına giriyor, düzenler oturuyor yavaş yavaş, buna şahitlik etmek de aynı zamanda yaşlanışımıza şahitlik etmek oluyor. Ancak güzel insanlarla, mutlu anlarla yaşlanmaktan daha güzel bir yaşlanma da düşünemiyorum pek. Gider ayak bir de müzikal ortaklık teklifi yaptım Ozan Bey'e ama üzerine doğru düzgün konuşamadık üzüldüm, artık online işlemler dediğimiz seçeneklerle (bknz. mail, mesaj) halledeceğiz bu konuyu. Kritik limiti saat 22:00 olan insanlara dönüşmüşüz yahu daha ne diyeyim ben!


Son olarak Şubat ayında çılgın atan konser programımızı da açıklayayım Emir Bey sayfasından da duyurduğum üzere. Sizler de ajandalarınıza not mu alırsınız, telefonlarınıza hatırlatma mı koyarsınız artık ne yaparsınız bilmem. Nil İpek Hanım ve ben sizi bekliyor olacağız, hem de Anadolu yakasındakilere de göz kırpıyoruz ay başında, "Beyoğlu uzak!" mazeretinin meşruluğu bozuldu korkarım böylelikle, gardınızı alın. Fanta Gençlik Festivali reklamı vurgusuyla okuyun alt 3 satırı:

6 Şubat Çarşamba // Dunia (Kadıköy Barlar Sokağı)
13 Şubat Çarşamba // Peyote (Taksim Nevizade)
27 Şubat Çarşamba // 60 m2 (Taksim Mis Sokak)

Facebook'ta da belirttiğim üzere gerçekten tam bir "Emir Bey (kalp) Çarşamba" durumu mevcut konser listemizde. Neyse en güzel çarşambalar sizinle olsun diyorum, görüşmek dileğiyle!

Hiç yorum yok: