Salı, Şubat 12, 2013

Abur Cubur Uzmanı


Ben yazarak rahatlayan bir insanım. Nasıl deşarj oluyorsun şu hayatta deseler sanırım "yazarak oluyorum" derim, çalarak ya da söyleyerek değil! Enteresan ama böyle. Zaten rahat değilsem çalıp, söyleyesim olmuyor ancak gerçekten öfke, huzursuzluk, heyecan gibi şeyler yaşıyorsam genelde içimden gelen ilk şey yazayım da kurtulayım oluyor, konuşmak da işe yarıyor bazen ama yazarak kendimi daha iyi ifade ettiğimi artık biliyorum. Neyse kafama takılan büyük bir şeyler vardı 2 gündür, yazdım kurtuldum. Bu konuyu burada kapatıyorum. Önce kendime not yazarak başladım, sonra da ilgililere. Ahaha.


Dün Merve Hanım'la Annemin Cinayet Listesi'nin galasına gittik akşam buluşup. Ebru Hanım ve ne yazık ki ismini unuttuğum bir arkadaşı, Ceren Hanım ve annesi, Canan Hanım, Zeynep Hanım da oyuna gelen ekipteydi, bir ara Yiğit Bey de geldi ama cool bir insan olduğu için ilk yarıdan sonra gitti. Neyse oyunla ilgili önceden yazmıştım zaten de bu sefer Kenter Tiyatrosu'yla ilgili bir kaç kelam edeyim. Belki benim cehaletim ancak İstanbul'a geldiğimden beri Kenter Tiyatrosu'na ilk kez gittim, pek çok sahneye az denilemeyecek bir sayıda gitmeme rağmen. Gerçekten "the tiyatro" budur dedirten bir yıllanmışlık ve havalılığa sahip. Yani küçük bir çocuğa kalem verip haydi bize bir tiyatro çiz deseniz, burayı çizmeye çalışabilir o derece. Neyse Merve Hanım da beğendi sanırım burayı benim gibi, oyuna giderek eşi dostu da görmüş olduk vesileyle, hatta uzun zamandır denk gelmediğimiz insanlarla bile karşılaştık. Sonrasında Taksim'e yürüyelim dedik havanın da güzelliğinden gaza gelip. Siz siz olun Divan Otel'in hizasına gelince yürümek için Gezi Parkı rotasını tercih edin. Biz etmedik yolun karşısından yürüdük, sol tarafımızda koca bir paravan, altımızda daracık çamur ve kaldırım karışımı, sağımızda garibim apartmanlar, kafeler, oteller. Bir ara paravanın ortasındaki bir delikten aşağıyı gördüm de yüreğim ağzıma geldi, yazık gerçekten. "Halka rağmen halk için" söylemini belki de en çok eleştirenlerin yaptığı bu kıyıma yazıklar olsun dedim! Gerçi kendinden olmayanı vatandaş saymayan bir liderimiz ve onun takım arkadaşları var idari kadrolarımızda ama olsun, bizimkisi de fakir umudu. Üzüldük ama biz, en azından insan olduğumuzu hissettik üzülerek bu vahşetin karşısında.


Son olarak çok reklam kokan bir hareket gibi duracak ama eşim, dostum abur cubura olan düşkünlüğümü bilir. Geçen haftaydı sanırım ofisin karşısındaki bakkala girdim ağzım tatlansın diye. Gerçek bir dedeyim evet. Raflarda mavili siyahlı bir Eti Karam Gurme Gofret gördüm. Evvelden görmemiştim ki konu abur cubur olunca dikkatli biri olabilirim. Hızla inceledim, bitter çikolatalı ibaresini görünce düşünmedim bile ikna olmak için. İki tane aldım. Birini o an yedim. "OMG WTF!" derdim Yeni Dünyalı olsam. Derdim tasam kalmadı. Çok iyi hakikaten, tavsiye ediyorum. Tek sıkıntısı ergonomik değil, dikdörtgen prizma değil de kare prizmaya yakın bir tasarımı var, ağza oturmuyor, ısırması zor yani. Ama lezzetine tam puan verdim. Çikolatadan bunalmayanlara şiddetle tavsiye ederim. Eti'den maaş alırcasına yaptığım bu reklamın ardından yazıma insan gibi son vereyim. Hemen selebriti twit'imi de attım, afiyet olsun'umu kaptım.

Hatırlatma: Bu akşam Melike Hanım'la ufak bir provamız var, yarın konserimize bekleriz. Sevgilerle!

2 yorum:

francesca mckennitt dedi ki...

Ben de yazarak rahatlayanlardanım. Bu arada Taksim'in bu hali gerçekten çok sinir bozucu.

Emir Bey dedi ki...

Sinir bozucu çok yetersiz kalıyor yahu.