Çarşamba, Şubat 13, 2013

Manşet


Dün akşam iş çıkışı koyuldum Taksim yollarına, bizde yapmayı planladığımız provayı planlardaki ufak bir değişiklikten ötürü Cihangir'de yapacaktık. Melike Hanım bana evini açtı sağolsun, gitarını verdi. Notlarımızı aldık, trafiklerimizi belirledik. Düet yaparız demiştik ama ben böyle birileri güzel güzel şarkı söyleyince dinlemekten pek söyleyemiyorum, elimden geldiğince ve dikkatimi topladıkça nakaratlarda eşlik edeceğim yine de. 3 tane şarkı hazırladık. Bir tanesini son iki konserde çalmıştık, bir tanesini bir video için hazırlamıştık ancak o video'yu üzerinden neredeyse 1 yıl geçecek olmasına rağmen çekemedik hâlâ, bir diğeri ise repertuvarımıza dün eklenen ancak yaş itibariyle repertuvarımızın en yaşlısı olan bir Sezen Aksu, Metin Altıok ve Onno Tunç ortaklığı. İsimlerin ağırlığından sessizlik oluştu. Kâmuran Kolçak & Emir Bey kısmı böyle 3 şarkılık yorumlardan müteşekkil bir bölüm anlayacağınız, onun dışında Peyote'ye yakışır şekilde Nil İpek Hanım'ın ve benim bestelerimizi çalacağız, beste ağırlıklı bir repertuvar oluşturduk. Bizden sonra Mezre sahne alacak, umarım azıcık vaktim olur da dinleyebilirim. Akşam 22:00'de orada olun, sizleri oyalamadan sahne alacağız söz, ara vermeden tek vuruşta çalacağız. Facebook ve twitter'da bolca belirttiğim üzere, kalbinden rahatsız olan, tansiyonu olan, gönlü yaralı olan, yanları çürümüş olanlar gardını alıp, haplarını içip gelsinler konsere. Sonra yok yüreğim delindi, yok ciğerim dağlandı demeyin. Bir de akşam gelirken haydi kameramı da getireyim de 2-3 şarkıyı kaydedeyim, yok fotoğraf makinesi ne günler için falan gibi tereddütlere hiç düşmeyin, neyiniz varsa arşivlemeye yönelik kapın gelin, beni de haberdar edin tabi misal Facebook üzerinden.


Ne diyorduk dün prova yaptık diyorduk, o kadar az tanışıyoruz ki aslında bir yandan, provadan sonra Melike Hanım'dan kısaca müzikli hayat hikayesini anlatmasını rica ettim, birer çay içerken. Pek güzel bir yol, az vakitlere sığmış pek güzel işler, sevdiğimiz isimler, kesişen yollar, gelecek planları... Neticede çok güzel böyle enerji dolu, mutlu, hepsinden önemlisi yaptıkları ve yapacakları için hevesli insanlarla denk gelmek, beraber bir şeyler yapmak. Kendisine inancımız -sadece benim değil tanıyan ya da dinleyen herkesin- tam bu konuda, sadece samimi olanların kazanacağına inanan romantikleriz hepimiz ne de olsa, kazanılacak olan her neyse. Bu akşamki konser, yapacağımız ufak tefek ortaklıklar için de vesile olacaktır eminim, güzel insanlar bulunca irtibatı hiç koparmamak lazım malum.

Dün akşam ve bu sabah yaptığım iki tespitle yazımı sonlandırıyorum. Birincisi ne sevimli insanlarız ki apartman kapısını açmadan önce "kim o" diye seslenip "benim" cevabıyla tatmin oluyoruz. Daha naif az şey vardır şu dünyada. İkinci konu ise şu gömleklerin bileğindeki (manşet?) düğmeyle dirseğimiz arasında bir düğme daha oluyor ya kolumuzun ortalarına denk gelen, arkadaş o düğme olmasa her gün 10 dakika fazla uyurum. Bir de şunu paylaşıyorum ve çok net bir mesaj veriyorum: Canavar olmayın, insan olun, insanlara alıştığınız üzere korku ve vahşetle değil sevgi ve saygıyla iletişim kurun çalışın.

Hiç yorum yok: