Pazartesi, Mart 18, 2013

"Bir şey unuttun mu?"


Hayatımda ilk kez Sezen Aksu konserine gittim! Bu cümleyi caps lock açık yazmam lazımdı aslında sesimdeki bağırmayı hissettirmek için. Şimdi bunu bir hikaye örgüsü içinde anlatayım. Cumartesi günüydü sanırım, işten çıkıp eve gittim, ardından da Merve Hanımcığım'a gittim kendisine Superonline'dan ustalar gelecekti fiber optik bağlamaya. Ne güzel yahu insanlar fiber hızda internete ulaşıyorlar, bizimkinde hâlâ telefon meşgul çalacak utanmasa internete girince. Neyse gün içinde Korcan Bey arayıp beni çok heyecanlandıran teklifini yapmıştı, akşamki konsere son bir davetiyesi kaldığını ve Merve Hanım'ı da alıp gelebileceğimi belirtmişti. Merve Hanımcığım da benim kadar heyecanlandı bu teklife. Neyse ustaların işi uzun sürdü, sonra bir bize uğradık, trafiğe bir baktık felç! Yaklaşık bir saatimiz vardı İstanbul Kongre Merkezi'ne (Harbiye) gitmek için. Tüm öğrendiğim yeni yolları kullanarak kendimizi konsere yetiştirdim. Annem de sağolsun geç kalacağımızı fark edip bize yolluk hazırlamış, tost, kek ve çaydan oluşan. Böyle de hizmette sınır tanımayan bir insandır kendisi. Vardık Harbiye'ye. Hava klasik hafta sonu iğrençliğindeydi ve üstelik soğuktu. Hafta içi bildiğiniz gibi 20-25, haftasonu 0-5 derece arasında gezindi sevgili havacığımız.

Konser Sezen Aksu, Fahir Atakoğlu ve Ara Dinkjian konseriydi! Bir kere değil 3 kere çığlık attıran cinsten. Sezen Aksu mikrofonu diye bir şey var! %150 reverb! Hayalimdeki mikrofon! Gerçekten o 86, 88, 89 albümlerinin sesini yaşatıyor size. Bir de piyano diye bir gerçek var, Fahir Atakoğlu diye bir gerçekten bahsetmeyeceğim bile! Bakınız konserdeki orkestra bir piyano ve uddan müteşekkildi. Tabi bunları çalan insanların dünyanın sayılı icrâcılarından olduğu gerçeğini yadsımıyorum ama tek bir piyano çok fazla şeye yetiyor. Çaldıkları bestelerin ciddi bir kısmı Ara Dinkjian'ın besteleriydi. Sezen Aksu'nun "o eski sesi yok" gibi klişe cümleler kuran kalabalığa tokat gibi bir cevap geldi Geçer'le. Bir diğer sürpriz ise konserin sonunda geldi. Konser bitti, gittiler, tabi ki deliler gibi alkışlamalıydık ki geri gelsinler. Yaptık da! Geldiler ve Kavaklar'ı çaldılar. Daha mutlu olamazdım herhalde. Çok mutlu oldum böyle bir konsere gidebilmiş olmaktan ötürü, Korcan Bey'e ne desem az, ikidir bizi mesut ediyor. Ancak hayatımda gördüğüm en kalitesiz dinleyici kitlesiyle karşı karşıya geldim bu konserde. Salonun yaklaşık onda biri sürekli hareket halinde! Böyle bir şey olabilir mi yahu, sürekli giren çıkan var, zaman zaman konsere odaklanamadım resmen, çok ayıp çok! Salonun büyüklüğünü düşününce sanırım 5000 kişiden fazlasını alıyordur bu onda birlik oranın büyüklüğünü anlayacaksınız. Son olarak Sezen Aksu'nun zekasına ve komikliğine de vurulduğumu belirteyim, sadece şarkıcı değil adeta bir komedyen sahnede! Hem çok güzel, önemli sözler söylüyor, sonra bir anda dünyanın en komik laflarını ediyor. Neyse kaptı götürdü bizi rüzgarıyla.


Hafta sonu onun dışında çok hızlı geçti zaten yine hep olduğu gibi. Araya bir waffle ancak sıkıştırabildik, ahahah. Böyle bir ölçü birimi de güzel oldu ha. Kaç haftadır da albüm alamıyorum, halbuki birikmiş bir ton albüm var kenarda. Neyse geçelim müzikli haberlere. Öncelikle Merve Hanımcığım'ın da benim de pek sevdiğimiz Melis Danişmend cephesinden gelen güzel haberi paylaşayım. Yeni albümü Biraz Gülmek İstiyordum'dan (2012) rengarenk bir klip yayınladı. İzlerken insanın içi cıvıldıyor, buyurun sizler de izleyin, parçamız ise Masa. Gelelim yakın çevremizde dönen müzikal üretimlere. Cânımız, dostumuz Nil İpek Hanım, gün geçmiyor ki Nilipek. sayfasından yeni ve güzel bir paylaşımda bulunmasın. Bu seferki güzel paylaşımın adı Akordiyon. Ben de bu şarkıyı sanırım ilk kez 60 m2'deki ilk Nilipek konserinde duydum ve çok hoşuma gitti. Tavsiyem odur ki sizler de dinleyin, beğeneceksiniz bence. Son olarak gelelim içinde benim de olduğum paylaşıma. Şubat ayındaki Peyote konserimiz vardı ya hani Nil İpek Hanım'la ikili olarak çıktığımız, bir kaç şarkıda da Kâmuran Kolçak Hanımefendi'yi ağırladığımız. İşte onun kayıtlarını yavaş yavaş yayınlamaya başladım, sonunda belki ufak bir albüme de dönüştürürüz. Konserin açılış şarkısını yayınladım bugün, buyurun buradan dinleyin: Tanışma. En eski şarkılarımızdan, iki kişi çalıp söylemek (hele yanınızdaki Nil İpek Hanım'sa) öyle güzel öyle huzurlu ki. Yukarıdaki fotoğraf geçen haftaki 60 m2 konserinden bu arada.

Gelelim görsel haberlere. Uzun bir süredir yaklaşık olarak askerden döndüğümden bu yana her telden fotoğrafımı biriktirdiğim "Ebem Kuşağının Altında" albümüne artık bir son verdim, yeni bir albüme başlayacağım çok yakında. Yine aynı şekilde Emir Bey sayfasındaki senelerdir tüm konser fotoğraflarımızı içine attığımız "İcrâ" albümü de artık bence doldu. Yeni albümlerle yolumuza devam edeceğiz. "Havada Durdum // Oradaydım" projemize halkın ilgisi büyük, elimizden geldiğince talebi karşılamaya gayret ediyoruz Emir Yargın Efendi'yle beraber. Bir de elimde bir film var ne zamandır banyoyu bekleyen ama daha bekleyecek gibi. 

Gelelim gündeme, hafta sonu nevruz kutlamaları yapıldı ülkenin pek çok şehrinde, Kürt hareketinin örgütlü bir şekilde gerçekleştirdiği bu kutlamalar bir kaç gün daha farklı şehirlerde devam edecek ve sanırım finali Diyarbakır'da olacak. Bu kutlamaların sloganı ise: "Öcalan'a özgürlük, Kürtlere statü." Bir bambaşka olay ise hafta sonu gerçekleşen Baro'nun güven tazelemesi. "Biat etmedik etmeyeceğiz. Boyun eğmedik eğmeyeceğiz. Zulmün önünde eğilmeyeceğiz. Adalet talebimizden asla vazgeçmeyeceğiz." temalı bir toplantıydı bu, sadece İstanbul Baro'su değil Türkiye'nin her yerinden gelen oranı da sayısı da azımsanmayacak insanın hem fikir olarak orada bulunduğu bir olaydı bu da. Neyse neden bu iki olaydan kısaca bahsettim, tarihi değeri çok yüksek ve sıradan olmayan olaylar bunlar, farklı kategorilerde olsalar da. Tabi ki asla bu olaylarla ilgili doğru düzgün bir habere rastlamadık değil mi televizyon ve gazetelerimizde? Ufak tefek "değişik" noktaları gündeme geldi sadece bu dev olayların o da bir iki kanalda bir iki saniye kadar. 10 tane gazetenin 9'u, 10 tane kanalın yine 9'u sadece görmemizi istedikleri şeyleri görünür kılıyor. Bu yüzde onluk oranı da pollyannasal verdim. İnternetiniz varsa diyeceğim o ki düzgün kullanın, orada da kirlilik hat safhada ama gerçekler de bir yerlerde sizi bekliyor. Misal şu an Hacettepe Üniversitesi'ni basan polisler var bunu son dakika olarak nerelerde görüyoruz ya da akşam haberlerinde ne kadar ve ne şekilde duyacağız?

2 yorum:

operadaki fantom dedi ki...

ah o film nasıl bana ulaştı da sana geri döndü, sonra neden tekrar ben almadım onu, neden neden neden...

Emir Bey dedi ki...

Onları sorma hiç, karıştı o işler.