Perşembe, Nisan 11, 2013

Göztepe


Yazacaklarımızı ufak ufak not almıştık, şimdi o notları birleştirme ve buraya aktarma günüdür, dünyanın tüm notları birleşin! Forum'dan bu yana az uyku adetimi gelenekselleştirdim, artık neredeyse hiç uyumuyorum, nasıl? Bence çok iyi. Haftada 1-2 gün 7 saat uyuyorum, kalan günlerde 4-5. Neyse uyuyup büyüyecek yaşı geçtik. Geçen gün bir yerde doğum yılımı söyleyince "Neler yaşadın da bu kadar yaşlandın?" diye sordular. Ahahah. "Nerem yaşlı artiz?" de diyemedim tabi ki. Neyse böyle teyze deyince fenalaşan "abla" tribine girmeyelim şimdi. Ne diyorduk notlar diyorduk.

İlk notumuz cânımız dostumuz Nil İpek Hanım'la ilgili, hatta ilk iki notumuz. Önce şuraya tıklıyoruz ve blog'una varıyoruz, karşımıza çok güzel bir ejderha çizimi ve öyküsü çıkıyor, aylar evvelden gelen. Ben okuyalı çok olmuştu, bugün bir tur daha keyifle okudum, siz de okuyun buyurun ve çizimi de detaylı inceleyin lütfen. Bir de bu yetmiyormuş gibi -önceden de bahsetmişimdir ama tekrar ediyorum çevremizdeki en "çok yönlü üreten" insandır kendisi- müthiş bir kayıt paylaştı kendileri geçtiğimiz günlerde. Sakin'in Hamur İşleri diye bir şarkısı var en azından bir kez paylaşmıştım burada diye hatırlıyorum, çok güzel bir şarkı. Çok geç fark ettim bu güzel şarkıyı ben, bu şarkıya öyle bir dokunmuşlar ki Nil İpek Hanım ve Ozan Bey, şarkı en güzel olmuş. Bu "en güzel" deyişimde muhakkak ki benim melankolik müziklere olan zaafımın payı büyük ama çok çok güzel gerçekten de. Hiç bir yere gitmemek için kör taklidi yapıyoruz ya hepimiz, belki de bu yüzdendir beni bu kadar etkilemesi, cesaretim olsa filmi de izleyeceğim dün dediğim gibi ama yok. Buraya tıklayın ve bu şarkıyı en az bir kaç defa dinleyin, ben 2 gündür aralıksız tekrarlardayım misal, beni örnek alın bu konuda. Dinleyince gerçi hiç gerek kalmayacak bunca söze ya neyse.


Bir diğer mevzumuz ise can sıkan konulara dair. Polis'e itaat edin ki, her fırsatta ağzınıza yüzünüze biber gazını sıçratsınlar. Her zaman "doğrunun" yanında biliyorsunuz bizim polisimiz. Parası olanın, "yenilikçi" olanın, hırlayıp gürleyenin savunuculuğunu üstleniyorlar. Dicle Üniversitesi'nde Hizbullah'ı koruyan bir polis gördük en son. 2 kez şaşıralım tabi bu konuya, bilmiyorum bilir misiniz Hizbullah bizim devletin en sevdiği el yapımı terör örgütlerimizden, hani insanları öldüren betona gömen adamlar bunlar hatırladınız mı? Üzerinden biraz vakit geçince de affedilen ve yurt dışına çıkmasına müsaade edilen bir lider kadrosu vardı bu örgütün. İlk etapta "Aaaa devlet hiç terör örgütünü destekler mi?" diye şaşıralım, nedenlerini araştıralım, her yerde yazıyor çünkü herkes biliyor ben detaylı yazmayacağım tekrar. Sonra da bir olay çıkıyor, olayı çözmekten ziyade tabi ki taraf oluyor bu sefer devletin pırlanta gibi kolluk kuvvetleri ve bilin bakalım kimin tarafını tutuyorlar? Ne Hizbullah mu? Olur mu canım hiç! Bin tane sinir bozucu gündem varken ben bunu seçeyim istedim bugünlük, bu Allah'ın Partisi mevzusu canımı fazlaca sıktığı için. Neyse yazın sağa sola Dicle Üniversitesi diye okuyun, hatta daha meraklıysanız Hizbullah yazın onu da okuyun. Neyse daha fazla hararet yapmadan geçiyorum bu konuları. Polis gününü hâlâ kutlayanlar var yahu bir de, yapmayın etmeyin!

Geriye son bir müzikli paylaşım kaldı, Tayfun Bey, Yerli'de (Açık Radyo) yine pek güzel bir program yapmış, biraz geç takip ediyorum ancak sağolsun o da yayınlıyor. Buradan buyurun bu güzel listeyi ister dinleyin, ister indirin. Hem içinde tanıdık tınılar da var! Sinir bozucu olaylarla değil müzikle kalın diye müzikli sonlandırmaya gayret ediyorum yazımı, böyle havalar da olmaz olsun! İyi günler.

2 yorum:

operadaki fantom dedi ki...

kitabı oku önce, kitap en güzel. filmi sonra izlersin.

Emir Bey dedi ki...

ver kitabı da okuyalım