Salı, Temmuz 16, 2013

Belgrad


Hafta sonu uzun zamandan sonra tam bir günümü müziğe ayırabildim. Daha doğrusu dostlarla tam bir günümüzü müziğe ayırabildik. O yüzden bu yazı da müzikle dolu bir yazı olacak şimdiden belirteyim ama konu derinleşmeden evvel önce şuraya tıklayın ve yeni ev video'muzu bir izleyin/dinleyin:




Müthiş sevip saydığım müzisyen çiftimiz Tolay Bey ve Tuğçe Hanım'ın Suadiye'deki evlerinde gerçekleştirdik bu çekimi. Can Başkan da bizi kırmadı, vakit ayırıp en güzel şekilde görüntüledi, ardından çektiği görüntüleri düzenledi. Gayet samimi ve güzel bir video çıktı ortaya. Çoğu ara melodileri ağzımızla yaptıysak da bugün bir Tolay Bey, bir Tuğçe Hanım, bir Can Başkan kolay yetişmiyor. Ahahah. Evet, aylar sonra bir ev video'suna daha kavuştuk, yaz bitmeden yenilerini de çekmek dileğiyle.

Gelelim bu hafta sonuna. Levent Bey'in sonunda yayına başladığını görebildiğimiz programı Evden Uzakta'nın (bir nevi Long Way From Home) çekimleri için cumartesi günü iş çıkışı atladık Belgrad Ormanı'na gittik. Neden mi? Çünkü programın 3. bölüm konuğu Emir Yargın Efendi olacaktı. Bize de onun yanında enstrümanlarımızı çalmak düşerdi. Çaldık da. Murat Bey (namı diğer Kzu) ve Oğuz Bey'le beraber 4 kişilik bir kadromuz vardı icracılar olarak. Gültuğ Hanım fotoğraflarımızı çekti -ki hemen profil eyledim birini-, yapım ekibinde ise Yiğit Bey, Asena Hanım, Korcan Bey ve Silvyo Bey gün boyu peşimizden koşturdular. Keçileri mi kaçırmadık -literally-, gölet mi aramadık, ormanda kayıp mı olmadık, gazel mi okumadık derken müthiş bir gün geçirdik. Geçtiğimiz hafta sonuydu sanırım ilk bölümü yayınlandı Evden Uzakta'nın. Hem de pek sevdiğimiz konuklarla, Yasemin Mori ve Boğaziçi Caz Korosu ilk bölümün canavarları: İzlemek ve dinlemek için buradan buyurun, eminim keyif alacaksınız. Şu bir kaç satır yukarıdaki Evden Uzakta yazısına tıklayınca da programın Facebook sayfasına ulaşıyorsunuz, haberdar olmak ve takip etmek için beğenin derim. Bu arada Mori Hanımlı birinci bölüm ve Yargın Efendili üçüncü bölüm arasında öyle canavar bir İlhan Erşahin ve Istanbul Sessions bölümü var ki, heyecan dorukta bekliyorum resmen. Neyse sanırım yeterince reklamını yaptım programın, zaten müzik sever insan kendiliğinden takip eder böyle şeyleri yakalayınca, affetmez. 

Bir diğer heyecanla beklediğimiz gelişmeye gelelim şimdi de. Hafta sonu Belgrad'a gitmeden evvel tesadüfen Toros Bey'le karşılaşmıştık, kendisinin de bize müjdelediği üzre efsanevi gurup Six Pack ikinci video'sunu yayınladı, bu pek keyifli Sakın Gelme yorumunu dinlemek ve izlemek için tam buraya tıklayın. Birbirinden güzel ve özlediğimiz dostları görmek iyi geldi açıkçası, parçanın ve kadronun enerji ve başarısına zaten diyecek bir şey yok.

Bir de Pınar Hanım paylaşınca dinleyip çok beğendiğim şu şarkıyı da paylaşayım. Filastine diye birileri, enteresan güzellikte bir şeyler yapıyor, dinlemeniz/izlemeniz tavsiyesiyle.


Siyaseti sinirden bir türlü derli toplu bir şekilde buraya yazamadığım için daha çok twitter ve yer yer facebook üzerinden bir şeyler demeye ya da paylaşmaya gayret ediyorum ama şunu bilin ki bu ülkede parklar artık çok daha anlamlı. Vaktiyle çektikleri zulümleri anlata anlata bitiremeyen, mağduriyetten yerin dibine geçtiğini vurgularken nefessiz kalanların şimdi önlerine çıkan herkesten vahşice intikam alma çabasını yaşıyoruz hep beraber. O yok ettikleri adaletin, yasama ve yargı sisteminin, canavarca kullandıkları yürütmenin bir gün kendileri için de tek tutunacak dal olduğunu bilmeksizin. Üstelik şu an etraflarında en çok ben yalakalık yapayım diye dolaşan divanelerin bir zaman sonra başkalarının yalakaları olacağını da görmeksizin. Halbuki en yakınlarına bakmaları yetecekken. İnsan şiddetin odağında olunca anlıyor zalimin ve zulmün ne demek olduğunu, çaresizliği, adaletsizliği. O kadar insana bunu anlattınız ki, o yularını bıraktığınız kendi başına buyruk canavarlarınızın altında kendiniz de kalacaksınız bir gün.

Hiç yorum yok: