Cuma, Ekim 04, 2013

"Kulaklarımda dans eder hâlâ sesinin tonu."


Tanışma sonunda yayında! Çok mutluyum bu konuda, Toz'u yayınladığımızdan bu yana bu kadar mutlu olmamıştım. Yine Toz'dan sonra gelen tek yüksek kaliteli kaydımız da bu zaten, yani ikinci single'ım diyebilirim. Şu aşağıya tıklayın, açılan sayfadaki soundcloud oynatıcısından şarkıyı dinleyebilirsiniz ama bence siz beni dinleyin, o orada çaladururken aşağıdaki indir yazan yere basın ve Nil İpek Hanım'ın tasarladığı zarif kartonetiyle beraber albümü bilgisayarınıza, telefonunuza indirin, arşivlerinize katın, yolda, belde dinleyin beni hatırlayın. 




Bu kaydın bunca güzel olmasının sebebi tabi ki öncelikle bu şarkının da sözlerinin bir kaç diğer şarkım gibi Levent Sevi Bey'in bir şiirden oluşması. Öyle güzel anlatmış ki zaten o anları, bana da bu sahneyi müziklileştirmek kaldı sadece. Elimden geleni yaptım, bu bahsettiğim 3-4 sene öncesi. Sonra, yine 3-4 sene öncesinden bahsetmeye devam ediyorum, Emre Malikler Bey'le bunu kaydetmeye karar verdik, bu kendisiyle yaptığımız ikinci kayıt olacaktı. Böylece Tanışma'nın ilk kaydını yapmış olduk, o gün elimizden gelenlerle yapabileceğimizin en iyisini yapmıştık, aradan geçen zaman, köprülerin altından akan sular bizi daha iyisini, daha çağa ayak uyduranını yapmaya zorlayınca da şol yukarıda dinlediğiniz kayıt ortaya çıktı. Eski kaydın trafiğine ve düzenlemelerine genel olarak sadık kalıp, ortaya çıkan şeyi nasıl daha da güzelleştiririz dedik. Bu noktada Emre Bey yine yıllar evvel olduğu gibi ve yıllardır yaptığı gibi şova gitti. Ortaya böyle bir şey çıktı. Yine bu şarkıyı da bir başka zarif soloyla taçlandırmayı da ihmal etmedi. Güzeller güzeli dostumuz Nil İpek Hanım da gerek zarif sesi gerek -eskisine sadık kalarak yenilediği- çizimleriyle kayda ve kartonete her zaman olduğu gibi müthiş katkılar sağladı. Neyse ilk single'ım olan Toz'dan onun ve yapım sürecinden nasıl memnunsam bundan da aynı derecede memnunum! Böyle böyle elimizden geldikçe, vaktimizden arttıkça biriktirmeye devam edeceğiz, biriktirmek zorundayız da yaşayabilmek için zaten.


Levent Bey dedik, şiir dedik, Toz dedik, Yiğit Bey dedik, hemen konuyu bağlayıp Evden Uzakta'ya geçeyim. Dostlardan oluşan bir ekibin ortaya çıkarttığı muhteşem bir müzik programı olduğundan haberdar olmayan yoktur sanırım Evden Uzakta'nın. Cümle de zorlandı ama devrilmedi. Son bölümde konukları Jehan Barbur. Ben kendisinin müziğini çok sevdiğimden midir bilmem aşırı güzel geldi bu bölüm bana, ada müthiş, sesler müthiş, müzisyenler müthiş, şarkılar müthiş, daha ne olsun. Vakit ayırın 3-4 şarkı dinleyin sizler de, bir önceki bölüm konukları da Yok Öyle Kararlı Şeyler, o bölümü detaylı izleyemedim ama yakında izleyeceğim, buyurun sizler de göz atın.


Biraz daha müzikten gidelim. Bu aralar öyle çok müzik dinlemeye vaktim olmuyor ama şu Nokia Music olayı gerçekten de başarılı bir olay, daha doğrusu diğer listeleri çok kurcalamadım ama editörün seçimleri listesinde hakikaten birbirinden sıra dışı iyilikte şarkılar var, tür sınırlaması olmaksızın. Buradan o editör her kimse kendisini tebrik ediyorum, beni de işe alsınlar ben de liste yapayım diyorum Sizlerden bir bu EP'yi (Angel Haze - New York EP), bir de bu şarkıyı (The Weeknd - Wicked Games) dinlemenizi rica ediyorum.

Yazıyı önce müziğe boğdum ki havalarla iğrençlikte yarışan ülke gündemimiz sona kalsın, hatta bu konuları yazmaya takatim kalmasın. Uyuşturucu çeteleri şehrin göbeğinde çocukları öldürüyor, polisler suçun gizlenmesine ortak oluyorlar, bir cenaze inat yüzünden 3-4 gün kaldırılamıyor, ülkece paket be paket demokratikleşiyoruz yine, her yapılan eleştiri karşısında "ağzımızla kuş tutsak yine beğenmeyecektiniz" yüzsüzlüğüyle karşılaşıyoruz, "ya sabır" diyoruz. Birileri andımız diyor, diğeri başı kapalı insan nasıl kamu alanında olur falan diyor, yani neticede muhalefetin seviyesi tam da iktidarın hayal ettiği ve kafasında evvelden kurguladığı şapşallıkta, bravo. Bir yandan devlet eliyle, teşviğiyle yapılan tecavüz, taciz, şiddet, cinayet gitgide ayyuka çıkıyor, daha üzüldüğüm şaşırdığım şey ise olanlardan hiç haberi olmayanların yanı sıra görüp de inkar edenlerin olması. Derece derece bence bu durum, görmeme en altta, bir üstü görüp görmezden gelme, bir üstü görüp yorum yapmama, bir üstü görüp haklı bulma ve destek olma, en üstü de böyle yapılması konusunda emir verme ve uygulatmak için her türlü teşviği buyurma. Canavarlık basamakları bunlar işte. Tırmanmayın bu basamakları, en saygı duyduğunuz insanların bile bazı şeyleri çarpıtarak söyleyebileceğine inanın, farklı kaynakları da araştırın, doğruların peşini bırakmayın," belgeler var", "bilgiler mevcut" gibi söylemler duyunca varmış deyip geçmeyin, "neymiş", "hani bakalım" diye sorun, lütfen lütfen lütfen. Başka türlü olmayacak, vicdansızlığınıza inanmak inanın çok daha zor çünkü!

Not: "Gel bir hele bir şey diyeceğim." ismini verdiğim fotoğrafı Nil İpek Hanım'ın blog'undan çaldım ama çok beğendim yapacak bir şey yok. Adidas All Originals partisi, Emir Yargın Efendi konseri hatırası.

Hiç yorum yok: