Çarşamba, Kasım 06, 2013

Gulyabaniyle Dans


O kadar uzun süredir blog yazmadım ki, yazmayı unutmuş olabilirim. Baştan kusura bakmayalım, imlâ hatalarına düzeltme gelir belki, peki ya kırılan gönüllere? Evet ehem, bu saçma giriş cümlemizin ardından macera dolu hayatımda geçtiğimiz günler ve haftalarda ne oldu kısaca bundan bahsedelim. Eminim meraktan öldünüz çoğunuz yokluğumda. En son Antalya dönüşü yazmışım, insan oğlu şey misali, ne bileyim bir boyut kapısı misali, hop orada hop burada. Antalya'nın ardından da bir diğer önemli seyahatimiz vardı, Preforum 2013'ü gerçekleştirmek üzere eşi dostu, tası tarağı toplayıp Anadolu yakasından 100 kişi Didim'e gittik. Kalabalık gitmek güzel şey zaar. Öyle keyifli geçiyor ki vakit dostlarla, öyle güzel insanlarla arkadaş oluyorsunuz ki hızlıca. Forumun bir diğer önemi ise bizim ev sahipliğimizde gerçekleşecek Forum Erzurum'u ilan etmemiz oldu. Nisan'a kadar gün be gün artacak çılgınca çalışma tempomuza da bir tık daha hız vermiş olduk böylelikle.


Temponun yükseldiği alan sadece kulüpsel yaşamım değil, müzikal olarak da keyifli ve aynı zamanda yorucu bir koşturma sürecine girmiş bulunmaktayız. Aralık'ta biri kesinleşmiş iki adet Emir Bey konseri olacak. Bu konserlerde de kadromuzda bazı değişikliklerle sahneye çıkacağız, heyecanım büyük bu yüzden. 5 Aralık'ı bekleyin, ben de bekliyorum vallahi. Bunun dışında kayıt sürecine hiç ara vermeden devam etmek istiyorum Toz ve Tanışma'nın motivasyonu hâlâ üzerimdeyken. Tabi her zaman tüm süreçlerin ipleri elimde olmadığı için ve müzik dışında milyonlarca gerekli gereksiz şeye çokça vakit harcadığım için istediğim hıza ulaşamayabiliyorum ama sabrın sonu selamettir mottosuyla yoluma devam ediyorum. Önümüzde Saray ve Basit kayıtları var, bir sonraki adımlar da projelendirme halinde kafamda bekliyorlar.

Gerek müzikal, gerek finansal, gerek macerasal, gerek hayatsal kararların arifesindeyim, bir kısmının içindeyim, çok çılgın geçiyor anlayacağınız bu dönemler, kafamdaki tilkileri dizsem buradan İran'a yol olur, yolda bir kısmı vurulur. Bir de haftaya daha komik bir gelişme var ki o da şu: Tiyatro Ödülleri'nde en iyi tiyatro müziği dalında aday gösterilmişim. Hatırlayanlar olacaktır Annemin Cinayet Listesi adlı oyunun müziklerini yapmıştım geçtiğimiz sene. Bakalım onun ödül törenine gideceğim, çok komik değil mi sizce de? Neyse dediğim gibi provalarla, kayıtlarla, toplantılarla, sohbetlerle, koşturmacalarla, köle gibi çalışıp, rockstar gibi yaşamaya çalışmalarla geçmeye devam edecek gibi durur önümüzdeki günlerim.

Siyaset ve gündemden uzun uzun bahsedesim vallahi yok, gücüm de yok. Barzoluğun, magandalığın hüküm sürdüğü alanlar bunlar iyiden iyiye artık, odunluk in, etik out. Toplum mühendisleri, cehaleti örgütlemeye, vahşeti körüklemeye devam ediyorlar, insanlar öldürülsün, yakılsın, ideallerindeki topluma ulaşabilsinler diye. Öyle ince çizgiler seçiyor ki minik şeytancıklar, sizin evinize odanıza girerken toplumun da ahlâk takıntısını arkalarına alıyorlar. En temel özgürlüğünüzü tehdit ederken, iç çamaşırınızın içinde kendilerine yer ararken bile bir bakmışsınız siz "aaa olur mu öyle terbiyesizlik canım" nidalarına maruz kalmışsınız. Şu video'yu lütfen izleyin, o zaman belki idrak edersiniz nasıl bir korku imparatorluğunda yaşadığımızı ve bu paragrafın ilk cümlelerinde ne kast etmeye çalıştığımı. Şeytan hükmünü veriyor, ufak şeytancıklar (valiler, okul müdürleri, apartman yöneticileri, vb...) saniyesinde olayı fermanize edip sürecin yasama kısmını atlıyorlar, yürütüyorlar ve yargılanma yani intikam kısmına gelmek istiyorlar. Ah ah. Tekrar görüşünceye dek, sevgiler.

Nefessiz kalanlar için sağ ve sol burun deliğine ikişer fıs:

Emir Yargın - Kemik (olay budur dedirten yepyeni klip kardeşten geliyor)
Nil İpek - Dalyan (güzel dostlar da var işin içinde bir başka kardeşin sesiyle)

1 yorum:

operadaki fantom dedi ki...

vaaay tebriiks (tiyatro müzik ödül falan) :)