Pazartesi, Aralık 16, 2013

Çirkinlikten Bir Duvar

Günler olmuş yazmayalı kimse de öldün mü kaldın mı kardeş diye sormuyor. Haydi beni geçtim, ben iyi kötü bir şekil yaşıyorum, zavallı ülke ne halde onu takip ediyor musunuz? Gezi'de yapılmaya çalışılan ufacık ve slogansız bir anma törenine polis müdahale ediyor, Mehmet Ayvalıtaş'ın annesi kalbi şiştiği için ölüyor gidiyor -hoş bok yolunda ölmelerle o kadar dolu ki buralar, kimse şaşırmıyor bile artık- adalet her zaman olduğu gibi müthiş aksak işliyor, rehine krizi çözer gibi suçsuzların bir kısmını salıyor birileri ve bir kısmı içeride kalıyor, bunun yanı sıra tutuklu avukatların pek çok diğer tutuklu insan gibi neden olduğu belirsiz tutuklulukları devam ediyor, 13 yaşındaki çocuk Gezi eylemlerinde sokağa spreyle yazı yazdığı için 6 yıl hapisle yargılanıyor. Babası da soruyor tabi "Bu demokrasiyse faşizm ne?" diye. Vekil olduğunu unuttuğumuz vasıfsızlıklarıyla dünyaya nam salmış sözde vekiller istifa edip olası yeni oluşumların rantından pay kapmaya çalışıyorlar, vasıfsız vekil demişken serbest çağrışım oldu herhalde, Kasımpaşalı oyuncu dünya tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir futbol çirkefliğine imza atıyor, muktedir olanlar şehre ettikleri tecavüz yetmez gibi Ayasofya'ya dil uzatıyorlar bitmek bilmez açlık ve çirkeflikleriyle, doyun artık lanet olsun hepinize dedirtircesine...

Bunlar sadece bir kaç saniye düşününce aklıma gelen 1-2 günlük gelişmeler. Her gün bundan kat ve kat fazla pislik bu ülkede üzerimize yağıyor. Ama sanmayın ki bunları görmüyorum, duymuyorum, anlamıyorum. Bir şeylerin değişeceğini biliyorum, zamanını bekliyorum, iki gram olan beyinlerini de korkudan kaybedip alenen ve vahşice saçmalaşan insanlara tahammül etmiyorum yoksa ya da yavaş yavaş şartlar değişince bildiklerini anlatmaya başlayan, dili çözülüveren mübarekler gibi dilsiz şeytanlık da yapmıyorum. Biliyorum benim gibi içi şişmiş bekleyen niceleri var daha. Bekliyoruz ama müthiş kabaran bir öfkeyle, sonsuz bir nefretle, binlerce bedduayla. İşte ne bu samimi kızgınlığın karşısında durabileceksiniz, ne de daha güzel bir dünyanın mümkün olduğu düşüncesinin. Hepsi bu belirtmek istedim. Melis Hanım'ın da tarif ettiği gibi "Gerçek nefret ise daha soğuk, daha hareketsiz ama külçe kadar ağır bir şeymiş." Hiç olmadığı kadar ağırız hepimiz.

Ben de istiyorum şurada yaptığım bir iki listeyi paylaşayım, haftaya olan konserden bahsedeyim ama olmuyor, çirkinlik böyle güçlü bir blokaj uyguluyor tüm hayatımıza işte, bekliyoruz ve yaşamaya devam ediyoruz, elimizden geldiğince.

Hiç yorum yok: