Cumartesi, Haziran 29, 2013

Fırtına*


Bakmayın buraya yazmadığıma, gündüz tüm vaktimi işte harcıyor olabilirim ama geceler benim. Yıllardan sonra yollardan sonra şarkılar söylüyoruz* tanımadığım ama dostum diyebileceğim insanlarla. Gidebildiğim her gece Yoğurtçu Parkı'na gidiyorum. Orada konuşulanları dinliyor, fikirlerimi yeniden oluşturuyor ve düzenliyorum, o gün olan bir olaya anında tepkimi gösterebiliyorum, yürüyorum, sesimi duyurmak için bağırıyorum, benim gibi insanlarla beraber olmanın güzelliğini ve gücünü hissediyorum. Bundandır buraya yazamayışım. Twitter'da paylaşıyorum bilgi niteliğindeki anlık durumları, anlık olmayanları da Facebook'ta. Buraya pek vakit kalmıyor neticede. Bir süre daha böyle gidecek gibi, sokağın gücünü biraz daha fazla fark ettik çünkü bu süreçte. Sizden ricam şudur: Evin içinden televizyondan gelen sesten ziyade sokaktan geçenlerin ne söylediğine bakın, bir kulak kabartın kimler ne diyor. Gerçekleri duyma ihtimaliniz çok çok daha yüksek o seslerden. Sokağa çıkıp o kalabalığa karışmaktan da korkmayın, bugüne dek görmeye alıştığınız kendinden olmayanı ötekileştiren kalabalıklardan değil o, birlikten kuvvetin doğduğunu bilen bir kalabalık.


Son olarak şunu da belirteyim karşınıza pek çok insan çıkıp "eee hacı iyi hoş da şimdi ne olacak", "sonucu ne yavrum bu işlerin", "bir işe yarasa bari" minvalinde cümleler kurabilir. Benim bu tip tepkilerle ilgili fikrim şu şekilde: Eşi benzeri görülmemiş ve önceden tahmin edilemez bir eylemin sonucunu önceden bildiğimiz yöntemlerle açıklamaya çalışmak ve öngörmek en hafif tabirle bir kolaya kaçışçılık. Bu farklı bir şey, bambaşka bir şey, görün ya da görmeyin, hissedin ya da hissetmeyin, hatta inanın ya da inanmayın çok şey değişti ve değişecek. Bugüne kadar olmasını hayal dahi edemeyeceğimiz şeyler yaşıyoruz bir aydır. Her gece dediğimiz gibi: Bu daha başlangıç, mücadeleye devam! Umudumuz var, güzelliğimiz var, birlikteliğimiz var daha ne olsun!

Pazartesi, Haziran 10, 2013

Şeytanla Savaş


Karşımızda şeytan var farkında mısınız? Nefretle dolu, göz göre göre yalan söyleyen, insanları doğru yoldan saptıran, insanların arasına kinden duvarlar ören, kibirden tepelerde yaşayan, cehalete hükmeden, korkuyla hükmeden, yaptığı adalet dışı tüm işlerinde tanrının şahitliğine sığınan, kabadayılığıyla toplumu etkileyen, tehdit eden, tehdit etmekle kalmayıp zulmeden, işkence eden, can alan, yok eden, tüm bu acıların üstünden siyaset yapan ve insanları kışkırtan, insanları kendine inandıran, kendine inanmayanlara ve kendi gibi düşünmeyip yaşamayanlara asla ama asla tahammülü olmayan, karşısında duranları hedef gösteren, ezmek için uğraşan, hor gören, yanında duranları da zorla alıkoyan, tehdit eden bir insan yönetiyor bu ülkeyi. Ülkemin insanlarının çok büyük bir kısmı bahsi geçen kişinin bu yüzünü 10 gündür görme şansına erişti, daha küçük bir kısmı haftalardır, daha da küçük bir kısmı aylardır, çok çok küçük bir kısmı da yıllardır görüyor, birebir yaşıyor ve deneyimliyor kendini tanrı sanan bu iradeyi. Bu şeytandan başkası olamaz. Bu kendinden emin vahşetin, zulüm ve kibrin karşısında eğer mizahla durmaya kalkışmasak muhakkak kafayı yerdik, beynimizi sakatlardık. Buraya kanıtlar dizmeyeceğim, kanıtlar her yerde, yeter ki gözünüzü kapatmayın, vahşeti ve zulmü burada paylaşarak yüceltmeyeceğim, inanılmaz derecede gurur duyduğum neslimin bu sıra dışı ve destansı direnişini de analiz etmeyeceğim burada keza her ikisi de yeteri kadar yapılıyor şu an. Ancak bu gerçekler ve bu kanıtlar, farkında olmadan zalimin yanında yer alanlara ulaşmadıkça, toplumdaki bölünmeyi hızlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Farkında olmadan diyorum çünkü buna tüm yüreğimle inanıyorum. Çoğu insan bile bile göz göre bu vahşetin yapılmasına göz yummaz, sadece gerçekler onların önünden yapılabilecek her türlü cambazlıkla kaçırılmaya çalışılıyor. Ne yazık ki bir başka kesim var ki onlar da güce, paraya ve şeytana tapıyorlar ve bile bile göz göre göre bu akıl almaz olaylara ortak oluyorlar. Bizim naif düşüncelerimizin, etik değerlerimizin, romantik direnişimizin karşısında olabilecek en korkunç, en seviyesiz, en vahşi, en çileden çıkartıcı sözler ve müdahaleler duruyor. İşte o noktada bu mizahımızı ve doğru bildiğimiz değerleri kaybetmediğimiz anda kazanırız. Şeytanla savaşmak zor bir iş, dediğim gibi tek silahımız mizah ve naiflik...