Çarşamba, Temmuz 23, 2014

Biz Bu Kadar Gündemi Hak Edecek Ne Yaptık?


Diyorum kaç gündür gündem yazmayayım diye ama gerçekten kafayı yedirtiyor güzel ülkem yine çok az da olsa kafası çalışan biz garip kullarına. Gaza gelip metrobüste yazdım bu satırlar, kısa bir twitter turunun ardından.

Misal şu PKK şehit etti denilen 3 askerin (Suriye sınırında...) IŞİD tarafından öldürülmüş olma ihtimali bir benim mi aklıma geliyor? Tabii seçim döneminde güçlü bir Kürt aday varken durumu bu şekilde yansıtmak muktedirin ve tabanının işine gelecek bu durum muhakkak ki daha kârlı olacaktır.

TSK ise "Siz ne yapıyorsunuz hacı IŞİD falan cirit atıyor sınırda, ülkede?" gibi sorularla muhatap olmaktansa senelerin yarı hayali düşmanını itham etmeyi tercih edecekti (etti) şüphesiz. Çok komik değil mi dibimizde bizim siyasetçilerin teşviği ve halen süren (bitmek bilmeyen) desteğiyle kurulmuş hasta ruhlu bir örgüt-devlet var ve bu kimseyi rahatsız etmiyor, adamlar ülkeleri fethederek, insanları katlederek kariyerlerine devam ediyor. O tırları durdurmaya çalışan asker bir anda karşısında başbakanı bulunca işler kopmuştu zaten.


Bir diğer aklıma takılan mevzu ise şu: Bir Selam Tevhid vardı ne oldu o iş? Yine ucu hepimizin tanıdığı insanlara ve onların uluslararası dolandırıcılıklarına dokununca tüm operasyon onu yürütenlerle birlikte "fade out" oldu zaar...

Operasyon demişken, bir de dün gelen intikam operasyonu var tabii. Bir önceki operasyonu yürütenlerin ülkenin en üst makamlarınca defalarca alenen tehdit edilmesinin ardından operasyon sonunda alenen başladı. Malum hukuk değil intikam devleti bizimkisi. Hoş gerçi nice güzel insanı aynı insanlık dışı yöntemlerle karalaya karalaya sabahın köründe taciz edenler de kendileriydi zamanında. Şayet bir hukuk devletinde olsak, vatandaş olarak buna da üzülürdük ama neyse ki intikam devletinedeyiz çok şükür. Herkes halinden bir şekilde mutlu. Bir kesim mağdur ve mutlu bir kesim de mağrur ve mutlu.

İBDA-C lideri Mirzabeyoğlu dün hapisten çıkmış. Yeni IQ yoksunu adamlarla tabii ki bir yere varamayan derin devlet eski deneyimli kadrolarını sahaya sürmeye devam ediyorsa demek... Sadece hatırlatmak istiyorum ki anayasal düzeni silah zoruyla değiştirmeye kalkışmak suçundan tutukluydu kendisi, hapishane çıkışında Bolu Belediye Başkan Yardımcısı tarafından karşılandı ve bu zatın makam arabasıyla birlikte İstanbul'a doğru yola çıktılar dün. Heyecanla bekliyoruz.

Ve gelelim İsrail Devleti'ne. Malum herkesin Filistin'i en iyi ben savunurum, onların yanında benden iyi kimse duramaz, oraları kimse benden iyi anlayamaz dediği şu günlerde, ben de konuyla ilgili konuşmasam/yazmasam çatlardım. Sokaktaki üç insanın ikisindeki gibi katıksız bir Yahudi düşmanlığı değil benimkisi. Sorsak herkes böyle diyor tabii orası ayrı, faşizm ise 3-4 cümle sonra ortaya çıkıyor yavaşça. İsrail Devleti ve onun vahşi politikalarına destek olanlara karşı nefretim. Tüm uluslararası kanunları ve insan haklarını şımarıkça, göz göre göre, en vahşi şekilde çiğneyen zalimlere. Köşeye sıkıştırdıkları ve yediği yumruklardan ötürü nafesi kesilmiş bir dövüşçüyü "ölsun it" diye tekmelemeye devam eden kana susamış dövüşçüye...

700'e yakın insan öldü, şu an ölümler devam ediyor muhakkak, İsrail ne şekilde tüm uluslararası ve uluslarüstü yapıları kilitleyebiliyor anlamak güç değil. Doğru arkadaşları seçersen kurduğun bu sahte sistemi de kilitleyebilir, sözde demokrasini keyfine göre askıya alabilirsin. İşte tüm bu uluslarüstü yapılar da tam bu sebepten en doğru sistemle çalışır. Aktif olarak ülkeler arası bir diplomasi trafiği yürütmek ve taraflar arasında yılmadan koşturmak çözüm getirebilir ama çözümsüzlük bu topraklarda oy toplamak isteyenleri daha mutlu etmiştir hep, nasıl de olsa birileri böğürür birileri inanır. Bize de burada cesetleri saymak düşer. Hem de daha kamu malı diye ağlamayı yeni kesmiş sultanın ordusuna konudan süper alakasız bir heykeli neden kırdıklarını gönül rahatlığıyla soramazken. Görsele yazdığım gibi: "İsrail Devleti (temsili)"...


Konsolosluğa giderken yolda spreyle "Pisrail" yazan adamın naifliğiyle beş adım sonra elinden spreyi alıp "kahpe çocukları" yazan adamın naifsizliği işte ülkenin hali. Bir de tabii Kadıköy'de Taksim'de duvardaki boardmarker'la yazılmış "ayakkabı" kelimesini silmek için TOMA seferber eden devletin, Barbaros Bulvarı üzerinde Kanyon'un karşısındaki reklam panolarının aşırı kolay silinebilir yüzeyindeki yazılarla ilgilenmemesi durumu var ki o apayrı bir yazının konusu, pire yavruları ordusu!

Ama umut hâlâ var, dünyanın her yerinde, bu topraklarda ve en çok da İsraildeki o protestoda...

Hiç yorum yok: