Cumartesi, Kasım 08, 2014

O Nefreti İçimize Sizler Ektiniz


Ne kadar çok ah alıyor bu zalim insanlar. İnsan demeye de dilim varmıyor gerçi artık kendilerine. Pek çokları için Gezi'de düşen kimileri için en başından beri aşikâr olan bir insan maskeleri de yok artık çünkü yüzlerinde.

Binlerce ağacı kestiler yine, 6.000 zeytin ağacı artık öldürülmüş durumda, artık her kime nasıl teminatlarla verildiyse o Allah'ın belası santralin ihalesi, sadece o kişinin işleri bozulmasın diye karşısındaki binlerce kişinin hayatının yerle bir olması devlet gözünde bir önem teşkil etmiyor. Muhtar ağlayarak anlatıyor işte, diyor ki buradaki insanların ekmek kapısını kestiniz, bir kilometre ileri kuruverseydiniz santralinizi olmaz mıydı? Geriye kalan şeyler, dilencilik, şeytanların şirketlerinde amelelik ve madene inmek diyor. Neden madene inmeyi en son sayıyor peki ya da ölümden bir önce sayıyor diye düzeltelim? Çünkü aynı şerefsizlerin aynı kanunsuz düzeni, daha doğrusu kâr etme üzerine kurgulanmış yasalar ve göz yumuşlarla her gün minik minik Soma faciaları yaşıyor, üçer beşer ölüyoruz. Arada bir yüzer yüzer de ölünüyor tabii ama o esnada bakanlar o kadar çok uykusuz kalıyor ki onların meymenetsiz suratlarındaki kirli sakallarının altındaki sözde çalışkanlık bu ölümlerin önüne geçiveriyor hemen haberlerde. Bir bakmışsınız sizin temsil ettiğiniz devletin kanunları altında ölen yüzlerce işçi gündem dışı kalmış, sizin yoğunluktan üzerinizden çıkartamadığınız "ak" gömleğiniz gündeme oturmuş.

Neyse işte ağaçlar öldürülüyor, madenciler öldülürülüyor, işçiler öldürülüyor, sokaktaki daha iyi bir dünya hayalindeki vatandaşlar öldürülüyor, herkes teker teker öldürülüyor hasılı kelam. Kim öldürüyor ulan bunları diye hâlâ soruyorsanız şayet cevap çok basit: Ülkenin her noktasına sinmiş açgözlülük ve hırs. Devlete hakim olup ülkeye yönetenler de, ekonomiye hakim olup sermayeyi elinde tutanlar da, en acısı da hiçbir boku olmayıp yarın öbür gün kendi öldürüleceğinin farkında olmayan beyin fukuraları da bu cinayetlerin ortağı.


Bildiğim tüm bedduaları, tüm küfürleri, içimdeki tüm nefreti her gün sizler için kusuyorum dışarı bazen sesli bazen sessiz bir şekilde. Daha çabuk ve daha kötü biçimde yok olun diye, daha fazla insanın beynini zehirlemeyin, daha fazla insanın hayatını yok etmeyin diye, tesadüfen içinde doğup sevdiğimiz şu ülkenin daha çok ağzına sıçmayın diye, daha güzel bir hayat yaşanabilecekken bizi daha iğrencine mahkum edemeyin diye.

Her gün bu nefreti taşımak büyük yük geliyor aslında, unutmak uzaklaşmak istiyorum ama vatandaşlar metrobüse binerken birbirini ezip öldürdükçe siz vatandaşın "refahını" temsilen saraylar yapıyor, bir yandan demokrasi gelişmişlik yeni Türkiye yalanları savururken bir yandan şehir merkezinde TOMA'lar gezdiriyor, kafanızdaki sapkın ve neredeyse tamamı yanlış Osmanlı tasavuru ve kendinden olmayanı yok eden kimlik politikalarınızla her kanalda her radyoda her reklam panosunda gövde gösterisi yapıyorsunuz. Keşke hayatımdan bir tam gün defolup gitseniz de ben de bu nefret yükünden kurtulsam. Ama madem siz gitmiyorsunuz, nefret de bize tutunacak/savaşacak güç vermeye devam etsin.

Siz şu an güçlüsünüz ya, kendinizi ölümsüz sanıyor, dokunulmaz görüyorsunuz ya, yarın öbür gün defolup gittiğinizde toprak o pis bedenlerinizi almayacak, alacak henü zbeton dökülmemiş ya da özelleştirilmemiş bir toprak bulabilirseniz şayet. Diyelim ki aldı, insanlar ölüm günlerinizi kutlayacak, mezarınıza tükürmek için sırada bekleyecekler, sanmayın ki size şu an kanunsuz gücünüz için destek olan kabadayı yancıları güçten düşünce sizi korumaya devam etsin. İşte o zaman şu an size etrafınızdaki dalkavuklarca gösterilmeyen ama gerçekte hissedilen tüm nefreti yaşayacaksınız. Her söktüğünüz ağaç, aldığınız canın yerine o nefreti eken, verimli büyüsün diye elinden geleni ardına koymayan sizlersiniz efendiler, müstahak size!


dokunma asla
şehrime asla
dokunma asla
emeğime asla
dokunma asla
dereme asla
bir daha asla ki
burdayız hâlâ

Not: Bu şarkının da içinde yer aldığı Bandista'nın muhteşem albümünü buradan indirebilirsiniz.

1 yorum:

Adsız dedi ki...

nefretinde boğul lütfen. Sema