Pazar, Ocak 26, 2014

Gidin Arkadaşım Artık Buradan


Vay arkadaş, hani geçen yıl değerlendirmesi yazacaktım, hani yeni yıl hedefleri yazacaktım, hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler, hani o güzel gözlü ceylanların pınarı...

Klasik saçma sapan yazı girişimin ardından gelişme bölümüne geçiyorum, bakarsınız bu bölümde elle tutulur, avuçla okşanır, beyinle idrak edilir bir iki kelâm ederim. İlk mevzumuzu unutmadan yazmak isterim ki yeni bir video çektik ve bu sabah itibariyle yayınlamış bulundum kendisini. Ben pek keyif aldım, sizler de izleyince bence keyif alırsınız, merak edenleri şu taraftan alalım:




Şarkıda denileni dinlemeyin siz ama yani vazgeçmeyin. Şarkıcıyı dinleyin, şarkıcıya uymayın demiş atalarımız.


Bu arada blogspot'a ne ara ".tr" uzantısı da eklendi, Soundcloud ne için kapandı, kaç milyar polisin yeri değişti de kimi şehzadeler ifadeye hazır hale geldi, Ukrayna'da olan nedir ne değildir, bebeklere çip mi takılıyor ne oluyor, merkez bankası neyin peşinde, "dolarımız bereketlendi" ne demek, bizim şehri niye yok etmeye çalışıyor herkes,  insanlara neden "büf" deniyor, Twitter'dan özerklik ilan edilebiliyor mu, beddualarımız ne zaman tutacak, Manisa'da radyason ne arıyor, izinsiz ilk yardım yapan doktor neden manyakça cezalar alıyor, peki ya Bozcaada, Phaselis, İztuzu Plajı ne karşılığında feda ediliyor? Bunların cevaplarını tam net bilmiyoruz. O kadar rayından çıkmış bir gündemimiz, çılgınlık üzerine çılgınlık yapan siyasilerimiz ve her türlü ahlaksızlığı alışkanlık edinmiş iş adamlarımız var ki, kısaca bu hafta ne oldu diye hızlıca bir düşününce bile onlarca olay çıkıyor karşımıza. Toplumca bekliyoruz bakalım.

Pek çok olay için benim de denk geldiğim üzere nice laf edildi, Soundcloud konusunda da edilmiştir muhakkak ki, ama bir iki cümle de ben kurayım. Bre akılsız adamlar, zaten herkesin elinden geldiğince ezdiği ufacık bir bağımsız müzik camiası var ülkede, bu insanların da birbirleriyle ve dinleyicileriyle iletişim kurabildiği tek düzgün platform burası, neden onu da elinden alırsın, illa ki herkese interneti yasaksız kullanma yöntemlerini mi anlatalım bağıra bağıra. Myspace'i de böyle saçma sapan yasaklarla kullanılmaz hale getirmiştiniz, unutmuş değiliz. Yahu bırakın saçma sapan işleri, tamam anladık bırakamıyorsunuz defolun gidin bari artık buralardan. Etrafınızdaki boynuna kadar çamura batmış ve kafasını da batırmamak için size muhtaç olan 3-5 yalakadan, zoraki stadyumlara doldurulan 3 tane yeni kelimeyi yanyana getirip slogan atamayan beyin fukaralarından ve kendini size bir şekilde borçlu hissettiği için yanınızdan ayrılamayan ama hâlâ onurlu ya da bir miktar akıllı olduğuna inandığım insanlardan müteşekkil bir hayal dünyasında, bir kurgunun içinde yaşıyorsunuz. Aklı başında hemen herkes sizden nefret ediyor ve sizler kibir ve nefretinizle her geçen gün bir adım daha çirkin, bir adım daha seviyesiz bir hareket yapmayı başarıyorsunuz. Gidin arkadaşım artık buradan. Of yine sinirlendirdiniz beni pazar gecesi.

Son olarak geçen gün yaptığım King Crimson listesine dair 2-3 kelamım var, ben de biliyorum "dünyanın en iyi grubu", "yapılmış ve yapılabilecek en iyi müziği yapan adamlar" gibi cümlelerin iddialı, saçma ve tamamen öznel olduğunu da arkadaş o kadar yazı yazıyoruz, yazarlık yapıyoruz kendi çapımızda, bırakın da bizim de bir mübalağa kotamız olsun, sevdiğimiz konularda kullanalım kotamızı, tıpkı The X-Files'ta olduğu gibi ya da tıpkı neredeyse tanıdığım insanların yarısından çoğundan çok süper bir insan, aşırı komik ya da dünyanın en iyi insanı diye bahsetmem gibi. Öyle değiller belki de ama bana öyle geliyorlar ya da ben abartmayı seviyorum, hepsi bu. Ben rahatladım, sizler de rahat olun. Haydi Allah'a emanet, buraya kadar okuyanlardan da ARO. Ehuaehuehauheah. En az giriş kadar berbat bir çıkış.


Şunları da dinleyin bence bir ara:


Not: Rabb'im utandırmasın, en azından haftada bir yazayım istiyorum buraya da, bakalım her şeyin hayırlısı internetin wireless'ı.

Çarşamba, Ocak 08, 2014

Küçük Hesaplarla Geçiyor Yaşam


Yeni yılda yapmam gereken ve yapmayı çok istediğim toplam 89 milyar şey var. Hepsini yapacağıma inanmakla beraber, yeni yılın ilk yazısını ayın 8'inde yazabilmemi de zamanlama açısından çok manidar buluyorum.

Tümer Bey ve Emir Efendi ile sahile doğru yürürken karşımıza çıkan ve sahilden daha cazip gelen bir apartman bahçesinde çektiğimiz şol video'yu tüm yeni yıldan umutlulara gönderiyorum:


"küçük hesaplarla geçiyor yaşam
büyük kavgalar hep küçük şeyler için"


Not: Bizi sevmezseniz, yağmurları sevin, o da olmadı Emre Bey'i sevin, Canberk Bey'i sevin. Hasılı kelam sevelim sevilelim.