Cumartesi, Mart 29, 2014

Sandıkta Ruhu Kilitli Kalmış Kaybolmuş Anahtarı


Sandığın hiçbir şekilde çözüm yolu olduğuna ve benim ideolojimi temsil etme potansiyeli olduğuna inanmıyorum. İnanmıyorum demeyeyim, sandığın bu ülkede yaşayan vatandaşların çok büyük bir kısmının fikirlerini asla yansıtamayacak güçte bir yol olduğunu çok iyi biliyorum. Seçim bir kurnazlıktır, çoktan seçmeli bir sistem gibi görünür ve mutlak bir doğru olmadığı için diğerlerinden bir adım daha çok oylanan ya da oy alan taraf, diğer seçeneklerle taban tabana zıt dahi olsa oy kullanan ve kullanmayanların tamamının adına ilçeyi, ili, ülkeyi yönetme ve temsil etme hakkına sahip olur.


Özellikle yerel seçimlerde koalisyon gibi ihtimaller olmadığı için bu zafer çok daha kesin ve acımasız olur. Şöyle örnekleyelim. Yaşadığınız şehirde AKP yüzde 25.01, CHP yüzde 25, MHP yüzde 25 ve BDP yüzde 24.9 oy almış olsun. Bu durumda AKP, aldığı yüzde 25.1'lik oy ile ona oy vermeyen yüzde 74.99'luk kesimin yönetim ve temsil hakkını ele geçiriyor.

Kulağa güzel geliyor değil mi? İşte sandık (özellikle yerel seçimlerde) bu yüzden temsil gücü neredeyse hiç olmayan bir çözüm yöntemi olarak karşımıza çıkıyor. Bu durumda ben de diyorum ki ideolojinize göre verdiğiniz oy ne yazık ki bir işe yaramaz, matematiğe göre verdiğiniz oy bir işe yarar ya da yarayabilir. Zaten sistem sizin ideolojinizi korumak için değil, kendi güçlü ideolojisini sürdürmek üzerine kurulu.

Eğer mutlak değişmesi gereken bir taraf varsa, onu değiştirmek için ihtiyacınız olan şey ideolojinize göre verdiğiniz bir oy olmayacak ne yazık ki. Matematiğe göre verdiğiniz oy olacaktır. Zaten hepimiz yaşayarak deneyimlemedik mi demokrasi, hak, hukuk, özgürlük gibi şeyleri kazanmak için uğrunda savaşmak gerekir. Bunları kazanabileceğin yer sandık değil sokaktır, bunu aklından çıkartma!

Oy vermemek değil övdüğüm şey, oy ver ki hiç istemediğin insanların işine yaramasın senin seçme hakkın. Ama verdiğin oyun ideolojik temsiline çok inanma, birilerini değiştirmek istiyorsan karşısındaki en güçlü rakibe, potansiyeli en yüksek olana ver oyunu ki sonrasında ideolojin her neyse onu savunmak için ihtiyaç duyduğun nefesi alabilecek vaktin olsun. Neden böyle oldu diye düşünemeden seni ezip yok edip geçmesinler.



Parçamız sandıkta ruhu kilitli kalanlara gelsin: Sakareller - Sandık.

Pazar, Mart 02, 2014

İlk Çeyrek Büyüme Raporu


Değerli dostlar, ilk çeyreği doldurduğum şu günlerde kısacık bir ilk çeyrek raporu yayınlamaya karar verdim. İlk çeyrek güzel geçti, çeyreğin başlarında sahip olduğum büyüme ivmesini son yıllarda kaybetsem de yine de fena büyümedim diye düşünüyorum. Boy olarak en azından ülke standartlarının üstüne vardım. İkinci çeyreğe saçlar hafif dökük, biraz da sakal-bıyıkla giriyorum. Bu arada tüm merak eden halkımızı bilgilendireyim buradan, şayet Şubat 29 çekmiyorsa -ki genelde çekmiyor- tebrikleri Mart'ın 1'inde kabul ediyorum. Neyse paşalar, leydiler, diyeceğim şudur ki bu yaşıma dek yanımda olan aileme, eşime ve dostlarıma nice teşekkür ederim. Bundan sonra da hayatımda olun. Bugün bir 25 yıl kolay geride bırakılamıyor. Gerçekten de dedikleri kadar varmış, bu yaşlar sanırım en kritik yaşlar, keza hayatınızla ilgili nice önemli kararı veriyorsunuz ya da vermeye gayret ediyorsunuz tam da bu yaşlarda. Ben de nice kararlar veriyorum, hepsi de beni heyecanlandırıyor aslında, umarım hepsi de daha güzel sonuçlara ve gelişmelere sebep olur. Neyse bu anlamsız açıklamalarıma burada son veriyor ve bir sonraki paragrafıma geçiyorum.

Merve Hanımcığımın aldığı hediyeyle birlikte gitar ailemi tamamladık. Her türlü ortama uygun bir gitarım var artık. Akustik gitarım da olduğuna göre rock star olmam için hiçbir engelim kalmadı. Belediye'ye başvurumu yapabilirim. Yine de öncesinde şu gitarlara pahalı bir kılıf alayım da adam sansınlar, böyle orta okulda gitar kursuna gidiyorum şeklindeki gitar kılıflarıyla benden ne rock olur ne star. Tüm heyecanıma rağmen yeni gitarımı elime alacak çok çılgın vaktim olmadı ama o dar vakitlerde de patlatıverdim Mavi Sakal'dan bir Balta geçmişe gittim geldim kendimce, bugünün sorularıyla. Karşılıklı bir alışalım bakalım birbirimize. Sonra kamuoyu yoklamalarına başlarız.

Kendi kendime söz vermiştim geçtiğimiz ayın başında, en azından her hafta bir yazı yazacağım blog'uma diye ancak son yazıdan bu yana yine bir ay geçmiş bulundu neredeyse. Bundan sonra dilerim böyle olmaz. Böyle oldukça neler yazacağımı da unutuyorum çünkü. Bakalım geçtiğimiz günlerde neler yaptığımın ne kadarını hatırlayabileceğim. Öncelikle unutmadan paylaşayım. Size Sessions için efsanevi bir Emir Yargın performansı sergiledik. Emir Efendi ve Nil İpek Hanım'ın dans ve vokal performanslarına Kzu Bey klavyesi ve bölüm sonu sürpriziyle, ben ise gitarım ve yardımcı vokallerimle eşlik ettim. Bahsi geçen destansı Çorap performansımızı buraya tıklayarak izleyebilirsiniz. Bugün bir lirik dans kolay edilmiyor malum.


Emir Efendi'den konu açılmışken kendisiyle birlikte bir de Karga'da konser verdik. Pek keyifli geceydi, kendi şarkılarının ardından birbirinden çılgın cover'lar (Şeytan Azapta, Yaşandı Bitti, Pokémon) da çaldık. Sahnede pek eğlendik, konserden sonra Tayfun Bey ve Rammy Bey'le sohbet ederken de çok eğlendik falan filan, güzel geceydi vesselam. Tek sıkıntı seyircimizin biraz yaşlanmış olması, kimse kalkıp kıpırdamadı ya arkadaş! Ben çalsam anlayacağım da Emir Yargın çalıyor yahu! Aynı hafta bir diğer güzel konser ise Serap Mutlu Akbulut Hoca'mın korosuyla Kadıköy Evlendirme'de verdiğimiz Türk Müziği konseriydi, annemle aynı sahneyi paylaşmanın güzelliği de ayrı oluyormuş vallahi, bir de cânımız Gülnaz Hanım var tabii.

Bunlar dışında değinmek istediğim 2 de konser var. İlki geçtiğimiz hafta Peyote'de gerçekleşen Selim Saraçoğlu konseri. Tıpkı arka arkaya sahne aldığımız Karga'daki konser gibi büyüleyiciydi o da, 2 davul işi daha da keyifli yapmış bazı şarkıları. Güzel insanlar, güzel müzikler. Sonraki gece de Karga'da Seha Can'ı dinlemeye gittim. Yıllar evvel ağzımıza bir parmak bal çalıp ortalardan yok olan bu adam da tek başına sahnede devleşti. Eski şarkılar, yeni şarkılar, cover'lar derken saat ilerlemiş.

Sonraki gün bir başka heyecanlı işe giriştik. Sürprizi kaçmasın diye şimdi çok açıklamayayım ama Salı ve Çarşamba günü zaten Listelist'te göreceksiniz bir aksilik olmazsa bu yeni heyecanlı işi. Bir ipucu daha vereyim ki iyice heyecanlanın: Can Güngör. Şimdi bir kaç gün daha hep beraber bekleyeceğiz. =)

Bir de Listelist'te yazdıklarım arasından bir göz atmanızı tavsiye ettiklerimi sıralayayım yine, zaten siteyi hep okuyun da ben şunları buraya da bir not almış olayım:

- 20 Dev Şiiriyle Bir Usta Şair: Murathan Mungan (Annem en devlerden birini listeledi.)