Çarşamba, Ekim 14, 2015

Bir Durum Canlandırması ve Kalp Masajı


Günlerdir üzerime çöken buhran somutlaştı adeta, karabasan gibi geldi ciğerimin üzerine oturdu, o bana bakıyor ben ona bakıyorum.

Çok şey geçiyor kafamdan, bu toprakların, Orta Doğu adı verilen bu lanetli bölgenin geçmişini düşünüyorum, bugününü gözlemliyorum, bizim "genç" ülkemizin kimselere anlatmadığımız ve bir türlü yüzleşemediğimiz tarihine bakıyorum, bugününe şahit oluyorum, arkadaşlarıma bakıyorum, alternatifsizlikten gidenleri görüyorum, kalıp yaşamaya çalışanları, ölenleri görüyorum, ölülerine saygı duyulmayanları...

Vahşeti, nefreti, öfkeyi, hödüklüğü, elitizmi, empati yoksunluğunu, dinlememeyi, anlamamayı görüyorum. Her gördüğüm bir başka yüze bürünüp gelip göğsüme oturuyor nefes almayayım diye. Öbür taraftan umudu görüyorum, barışın hayalini, vazgeçmemeyi, direnmeyi, sesini duyurma çabasını, zalimlere boyun eğmeyenleri. Diyorum ki bunları iyice içime çekeyim, ciğerimi bunlarla şişireyim ki üzerimdeki baskı kalkıp gitsin, olabildiğince derin nefes almaya çalışıyorum, tam ciğerlerimi doldurmak üzereyim ki burnuma keskin bir koku geliyor ve genzim tıkanıyor. Ülkenin benim yaşımdaki insanlarının üçte birinin tek nefeste tanıdığı bir koku, gaz kokusu. O kokuyla beraber öksürmeye başlıyorum, az önce ciğerime çektiğim tüm umutları öksürerek geri veriyorum, gözlerim yanıyor ve gözyaşlarıyla doluyor. Ciğerime çöken o korkunç yüzler kalkmıyor ama üzerimden, her nasılsa onlar benim etkilendiğim gibi etkilenmiyorlar gazdan, aksine mutlu oluyorlar, ıslık çalıp, küfredip, tekbir getirerek kutluyorlar benim nefessiz kalışımı.

Basit fizik içerideki hava azalınca dışarıdaki basınç artıyor ve göğüs kafesim çatlayıp ciğerlerime batıyor. Az önce ciğerime çektiğim o güzel duygulardan geriye kalan öksürük, kan, gözyaşı ve rakibinin üzerine basıp poz veren barbarlığın onlarca farklı yüzü. Şimdilik hepsi bu.


Gerçi doktor dostlardan şöyle bir bilgi öğrenmiştim, birine kalp masajı yaparken göğüs kafesi kırılabiliyor ya da çatlayabiliyormuş ama konu ölüm kalım konusu olduğu için bunun çok da önemi yokmuş. Sonrasında kırık ya da çatlak kendi kendine iyileşirmiş, o bölgeye sargı ya da alçı şansı da yok tabii, hareket etmedikçe kaynarmış kemikler tekrar, hareket edersen batar can yakarlarmış. Üç seçeneğiniz var yani bu durumda ya öleceksiniz, ya hareketsiz kalıp her şeyin geçmesini bekleyeceksiniz ya da acısı böğrünüzde yaşamaya ve hareketinize devam edeceksiniz.


Not: Ruhi Su'nun Ellerinde Pankartlar adlı Kanlı 1 Mayıs ağıtını bile cehaletten bomba patlatma şifresi olarak yorumlayan ahmaklara inat bir de Ruhi Su eseri ile bitirmek istedim yazıyı.

gidiyor kalktı göçümüz 
gülmez, ağlamaz içimiz 
insan olmaktı suçumuz 
hasan dağı, insan olmak

Hiç yorum yok: