Pazar, Mart 22, 2015

İki Hafta Yazmadık Ne Çok Şey Birikmiş


Blog tam olarak neydi? Eskiden buraya yazdıklarımla şimdi yazdıklarım arasında Grinin 50 Tonu fark var neredeyse. Eskiden aklımdan geçenleri iyi kötü, doğru yanlış demeden döktüğüm bir günlük gibiymiş buralar. Eskiden dediğime bakmayın değil, bakın; keza 10 senedir blog yazıyorum burada dile kolay. İstikrar dendi mi AKP 1, Emir Bey 2. sırada. Lütfen! Son yıllarda ise hem daha az yazacak vakit oluyor, hem de buraya yazdığımada son yazımdan o güne kadar geçen olayları ve yakın vadede başıma gelecek olayları not ediyorum genelde, karşılaştığım başka haberler ve gelişmeleri de tabii. Yani artık burası biraz daha "beynim patlamasın ama bunlar da silinip gitmesin" dediklerimi depoladığım bir yer. Evet arada Peter'a olan nefretim de burada vücut buluyor, hükümete duyduğum kızgınlık da ama genel hatlarıyla eskiden bu yana Gözümün Seyir Defteri'nin yaşadığı en büyük değişiklik iç dökülen bir yerden beynimden uçup gitmesin istediklerimi tutturduğum bir mecraya dönüşmüş olması sanırım.

Peki neler uçup gitmesin beynimden sorusunu kendimi sorduğumda ilk olarak karşımıza bir Nu Park klibi çıkıyor. Nu Park'ı Pürtelaş 3+1'in 19. bölümünde konuk etmiştik. Bize bugüne kadarki -neredeyse 30 bölümlük- arşivin içinde en enteresan performanslardan birini yaşatmışlardı. Hâl böyle olunca yeni kliplerini görünce izlemeden geçemedim. Siz de buyurun izleyin/dinleyin. Keyifli bir iş olmuş: Walk in the House



Bir diğer karşıma çıkmasıyla beni heyecanlandıran konu da Red Bull'un "Alternatif Müzik Camiasının Lokomotifi 8 Müzisyen" başlıklı listesiydi. Ben bu başlığa tıklarım, merak edip tıklamayacak bir müziksever bulmanız da zor diye düşünüyorum. Üstelik içerik de canavar gibi. Gerçekten de başlığın hakkını verecek isimlerden bahsetmişler, vaktiniz olunca siz de hem okuyun hem videoları izleyip dinleyin.

Bu arada hafta içi görüp görmemle mutlu olmamın bir olduğu bir blogdan bahsedeyim. Dostum Hasan gif'lerden oluşan bir blog açmış, işin daha süper yanı şu an blogda sadece bizim düğün zamanı çekilen karelerden yapılmış gif'ler var. Bir örnek buraya koyayım kalanları da girip kendiniz inceleyin: fiili genitif


Geçtiğimiz hafta sonu oluşan bir diğer güzel gelişme ise Avaz Avaz ile gerçekleştirdiğim Pürtelaş 3+1 röportajıydı. Kendileriyle bu ilk röportajım değil, hatırlayanlar olacaktır yıllar evvel de kendileriyle bir sohbetimiz olmuştu. Büşra ile o gün iptal olan Pürtelaş çekimini de fırsat bilip uzun uzun hayallerimizden ve hedeflerimizden konuştuk. "We can do it!" gazıyla birbirimizden ayrıldık. Çok keyifli gündü açıkçası, keyifle ve heyecanla röportajın yayınlanmasını bekliyoruz hepimiz ekipçe. =)

Hayaller demişken bu arada hayallerinin peşinden koşan bir abimizin konuşması belki size de ilham verir. Ben keyifle dinledim; La Blogothèque ile bugünkü "sessions" algısını doğuran adamlardan biri olur Vincent Moon, buyurun siz de bir bakın bence.

Bir de şöyle bir kısa belgesele denk geldim, LAMEKAN: Metalaşan Kentin Çöküşü adında. Hoş gerçi belgeseller çekiliyor, araştırmalar yapılıyor, makaleler yayınlanıyor da ne işe yarıyor gibi düz bir soruya cevap veremiyoruz hâlâ ama yine de değerli evrak bunlar hep.



O gün Büşra ile yaptığımız sohbet esnasında çok güzel bir projeden haberdar oldum. Yanlış anlamadıysam beehype dünyanın farklı diyarlarından müzik yazarlarının kendi bölgelerinden yükselen yetenekleri/keşifleri paylaştıkları ve bir iç onay mekanizmasının ardından bunu yayınlayan bir müzik tanıtım platformu. Takip etmekte fayda var, şayet müzik keşfetmeyi seviyorsanız.

Müzik demişken bir de konser haber vereyim. 1 Nisan Çarşamba akşamı saat 21:00'de Emir Bey ile bir dönem adeta evimiz bellediğimiz 60 m2'de sahne alacağım. Yine tek başıma konserler serime devam ediyorum 2015'te de. Benim hemen ardımdan da eski dostlar Dem, neredeyse her şarkısına kefil olduğum repertuvarlarıyla kulaklarınızda (şayet kaldıysa) kalan pası da alıverecek. Geliniz, bekleriz.



Konser demişken son Peyote konseri çok keyifli geçti, Cihan ile ikimiz arka arkaya çıkınca bence biraz ölüm grubu oluyoruz ama iyi de oluyor. Bir aksilik olmazsa aynı iki konser bir arada formatıyla Mayıs'ta da Peyote'de olacağız. O gün konsere gelen, dinleyen, güzel laflar eden tüm dostlara ve müzisyenlere çok teşekkür ederim, paylaştıklarım bu sayede daha anlamlı oluyor gibi hissediyorum.

Bir de geçtiğimiz haftalarda (birkaç hafta oldu herhalde) konuk olduğum Başak Yavuz'un bi' şarkım var programının tam kaydını SoundCloud sayfama yükledim. Açık Radyo'da canlı olarak yayınlanan programda, 2 şarkı banttan çalındı, 3 şarkı da canlı olarak stüdyoda çaldım. Ayrıca o bir saatin nasıl geçtiğini hiç anlamadığım kadar keyifli bir sohbet gerçekleştirdik Başak ile. Dinlemek isteyip de kaçıranlar ve radyo dinlemeyi sevenler buraya buyursun. Başak'a da teşekkür edeyim bir kez daha bu vesileyle.


Başak demişken bu arada kendisinin çok güzel bir albümü var. Biraz benim cehaletim, albümünü yeni dinledim, Things adlı 2013 çıkışlı bu albümü sizler de dinleyin bence, hiç olmazsa giriş şarkısı Bu Aralar'ı bir açın, gerisi gelecek zaten göreceksiniz.

Bu aralar Başak Yavuz'un Things albümünün dışında Deezer'da en çok dinlediğim diğer iki albüm ise Can Güngör'ün efsane işi Silik Düşler albümü ve Emir Yargın'ın Geri Dönüşüm Kutusundaki Anılar'ı. Üzerlerine tıklayıp sizler de dinleyin. Pişman olursanız paranızı geri iade etmem çünkü zaten çoğunuz ücretsiz sürüm kullanıyorsunuz, birbirimizi kandırmayalım.


Bir yandan da Pürtelaş 3+1'in SoundCloud hesabına şarkılar yüklemeye devam ediyoruz. Son şarkılarımız Şirin, Orkun ve Biz'den. Oradan da başka bir yöne doğru güzel adımlar atıyoruz ufak tefek. Ayrıca geçen hafta yayınlanan ve Mr. Mina'yı konuk ettiğimiz Pürtelaş 3+1'in (şimdilik son bölümü olan) 28. bölümünü henüz izlemediyseniz çok ayıp ediyorsunuz, birbirimize boş yere ayıp etmeyelim: Pürtelaş 3+1 Bölüm 28: Mr. Mina

Bu hafta okuyup da etkilendiğim iki tane de haber iliştireyim şuraya. Birincisi Mustafa Altıoklar'ın Recep Tayyip Erdoğan için zamanında sarf ettiği ve mahkemeye taşınan "Kişilik bozukluğu var, 46 raporu vermek lazım." sözleri hakkında yaptığı tokat gibi savunma. Diğer aklımı alan haber ise yorumsuz paylaştığım şu haber.


Dün öğleden sona Kalben ve Berkant'la tanıştık ve kendilerini Modadaki Pürtelaş 3+1 stüdyolarında ağırladık. Pek keyifli vakit geçirdik, keyifli de bölüm oldu. Tabii yayınlanmasına daha ciddi bir zaman var ama olsun. Bir aksilik olmazsa Pazartesi (yani yarın) ve Salı da beni çok heyecanlandıran iki çekim daha yapacağız: Çağıl Kaya ve Peyk ile. Heyecan dorukta.

Bu arada Yasemin Mori'nin albümüne de bir kulak kabarttım. Çıkış şarkısının bünyemde yarattığı allak bullaklık neyse ki albümü dinleyince azaldı. Bir önceki albüm Deli Bando için Dünya ne ise bu Finnari Kakaraska albümü için de Oyna o benim gözümde. Ayrıca albüme Kanatları Gümüş'ü koyarak beni yine karmaşık duygulara sevk etti Yasemin Mori. Düzenlemesi de çok güzel olmuş ama o şarkı benim albümümde olmalıydı. Hahahah.

Yazı sonu parçamız Nada'dan gelsin, Birileri.


Bugün de güneş açmasaydı kendimi kesecektim.

Pazar, Mart 08, 2015

Mart Ayının Balık Burcu Üzerindeki Muhteşem Etkisi


Mart ayının Balık burçlarına verdiği yetki ve dolunay günlerinin etkisinden olsa gerek -Rabbim nazarlardan saklasın- on numara beş yıldız günler geçiyorum. Bir alttaki blog yazımda da bahsettiğim üzere hayatımın çılgınca -ve gayet keyifli- değişikliklere yuvarlandığı şu günlerde gün geçmiyor ki kahramanımız yeni bir macerayla karşı karşıya kalmasın.

Öncelikle yeni işimden bahsedeyim. RhinoRunner adlı güzide bir dijital ajansta "creative" olarak çalışmaya başladım. Ajansın ortağı Bekir ile güzel insanların (Bknz. Uluç) vesilesiyle tamamen bir tesadüf sonucu tanışmıştık. Sonradan Bekir'in yurt dışında yürüttüğü bir projeye ben müzikal danışmanlık yapmıştım ve bu sayede yaklaşık 8 ay beraber çalışmıştık. O esnada diğer ortak Çağlar'la da tanışmıştım hatta. Aradan çok vakit geçse de gönüller birmiş ki dönüp dolaşıp tekrar birlikte güzel işlere imza atmak niyetiyle bir araya geldik. Çalışmalara tam gaz başladık bile.

"Creative" demişken abimin de parmak bastığı gibi bir "şirk koşma" durumu yok, yanlış anlaşılma olmasın. Ahah. Evet, ne diyorduk, bir yandan yavaş yavaş yeni iş düzenini hayatıma oturturken bir yandan da göz bebeğim Pürtelaş 3+1 ile ilgili çalışmalara tam gaz devam ettiğim(iz) bir hafta yaşadım. Çok güzel insanlarla tanışıp güzel ortaklıklara dair hayaller kurduk, dilerim ki bu hayalleri gerçekleştirecek şansımızı ve heyecanımızı asla kaybetmeyiz.

Bu arada Pürtelaş 3+1'in SoundCloud hesabına şarkılar yüklemeye devam etmekteyiz; orada da her bölümden bir şarkılık çok güzel bir liste oluşuyor yavaş yavaş. En son bugün Sen Yağmur Dök'ten Rüya Bozumu'nu paylaştık ki gerçekten ibretlik bir paylaşım. İyi bir dost tavsiyesi verip net konuşuyorum: Dinleyin!


Sen Yağmur Dök demişken dinleyeceğiniz parçada gitar çalıp şarkıya eşlik eden Cihan Mürtezaoğlu ve kendi bestelerini çaldığı ekibiyle birlikte bu Çarşamba gecesi arka arkaya Peyote'de sahne alacağız. Geçen Peyote konseri çok keyifli geçti benim açımdan. Üstelik Canberk ve Berkay gibi hayranı olduğum müzisyenlerle birlikte çalamasam da aynı sahneye çıkacağım ahahah. Bir mâniniz yoksa 11 Mart Çarşamba akşamı 21:30 gibi Peyote'ye bekleriz, hem beni hem ardından Cihan ve ekibini dinlersiniz, hem de görüşmüş oluruz.

Ayrıca yine dünya için küçük olsa da beni mutlu eden bir adım atarak SoundCloud hesabıma bugün itibariyle bir yıldız taktım. Neden buna bu kadar sevindim bilmiyorum ama bu durum açıklayamadığım bir şekilde çok hoşuma gitti.


Geçtiğimiz haftanın en çılgın yanlarından biri de Emir Yargın'ın Geri Dönüşüm Kutusundaki Anılar albümünün lansman konseriydi. Emir ve KZU'ya Günsu, Koray ve benim de birer şarkıda eşlik ettiğimiz konserde resmen Nublu'dan ateş çıktı. Albüm zaten efsanevi, konserin enerjisi de en az albümün enerjisi kadar yüksekti. O gece orada olanlar "Nublu'da da halay çekemedim..." demeyecekler misal. Torunlarına anlatacakları bir hatıra daha kazandılar. Albümü YouTube videolarından (hem sözleri de var), Spotify'dan ve Deezer'dan dinleyebilirsiniz. Dahası en yakın müzik markete gidip "Bana Emir Yargın'ın CD'sini verin!" diyerek de temin edebilirsiniz. İçinde ben de varım diye demiyorum ama gerçekten şahsi arşivimde efsane işler kategorisinde yer alacak bir albüm.


Yine aşağıdaki yazıda bahsetmiştim Başak ve Ceyda'nın ev sahibeliğinde Mitanni'de gerçekleşen "bi' şarkım var"ın 7. konserine katılmıştım, bunun sonucunda da Başak beni aynı isimle yürüttüğü Açık Radyo'da yayınlanan programına davet etmişti. Dün de bu programa katıldım. Açık Radyo zaten canımız, program da hem canlı olması açısından, hem de sazlı sözlü olması açısından gayet güzel geçti. Yakında programın ses kaydını ve belki bir tane de sürpriz videosunu paylaşırım. Kendi müziğini yapan ve bunu birilerine ulaştırmak, dinletmek, sahneye koymak isteyenler için "bi' şarkım var" gayet samimi bir platform, ilgilenenler bisarkimvar@gmail.com'a şarkılarını gönderebiliyorlarmış.

A photo posted by Emir Aksoy (@aksoyemir) on

Ayrıca geçtiğimiz günlerde çok sevdiğim dostlarla dünyayı ele geçirme projemizin ilk adımlarını da atmış olduk. Ben şimdiden üstü kapalı olarak bunun haberini vereyim sonra 5-10 yılın ardından bu insanlar neden bizi yönetiyor demeyin. Ahah.

Duvara sürülecek beyni olmayan ancak ülkeyi havaya uçuracak cesarete sahip olan pek değerli yöneticiler sağ olsun 2015 dev bir kriz yılı olarak başladı. Yapacak bir şey yok, bir şey yapabilecek kapasitedeki herkes akıl yoksunu hareketlere imza atıyor üstelik. Belki de yüzeye çıkabilmek için gerçekten de dibe varıp ayağı zemine basmak lazımdır ya da yıldızları görebilmek için havanın iyice kararması gerekmektedir, kim bilir. Yaşayıp göreceğiz, şükür ki yalayıp görenlerden olmayacağız.


Siyaseten bunaltıcı geçen son paragrafı kederini silip süpürecek bir şarkıyla bu yazıma tam burada son veriyorum. Jin'in Buludlar parçası sanki dünyanın en süper şeyi değilmiş gibi bir de siyahi solistleriyle bu şarkıyı yorumlayan Sütlü Kakao adlı bir gruba denk geldim ki mutluluğum tavan yaptı. Bu keşfe vesile olan Merve'ye de sevgiler ve önce Almanya'da çalışan işçi kardeşlerime, ardından şu an vatani görevini sürdürmekte olan aeşfıohafşıoah. Evet iyi akşamlar.