Çarşamba, Nisan 19, 2017

Antalya Yolculuğu


Girişi sert yapayım: Biz Antalya'ya göçüyoruz! Biz dediğim Merve ve ben yani! Mayıs ortasında taşınıyoruz bir aksilik olmazsa. Aslında bu karar yıllardır kafamızda belli aralıklarla tarttığımız bir seçeneği en sonunda denemek istememizle netleşti. Son dönemde de bunu yapmak için doğru zamanda olduğumuzu hissettirecek bazı gelişmeler yaşadık. Dedik o zaman daha fazla beklemenin alemi yok.

İstanbul da Antalya da çok sevdiğim kentler, birinde doğdum ve büyüdüm, birinde de en güzel yıllarımı yaşadım. Her iki şehrin de bolca olumlu ve olumsuz yönü var, nasıl elma ile armutu kıyaslamıyorsam ayrı iki kulvardaki bu kentleri de kıyaslamak, birini şeytanlaştırıp öbürünü cennetleştirmek gibi bir yanılsamaya düşmeyeceğim.


Biz bir karar verdik, umarım bu kararın sonuçları hem bize hem çevremize hayırlı olur. Yeni maceraların, yeni fikirlerin, yeni deneyimlerin peşinden gitmek her zaman heyecan verici oluyor, bakalım bu maceramız nasıl gelişecek? Baktık gelişmiyor yeni bir karar alır, geri döneriz ya da bambaşka bir yere gideriz kim bilir.

İstanbul'a gelirsek, bir ayağım muhtemelen burada olacak, annem, ağabeyim ve nice sevdiğim insan burada yaşıyor, aslına bakarsanız bir ayağımdan çok daha fazlası. O yüzden sık sık buraya gidip gelmeli bir ajanda oturtmayı planlıyorum orta vadede. Antalya ise herkesin arada bir geldiği bir şehrimiz, bizim orada olmamız belki oraya gelmenizi güçlendiren yeni bir sebep olur?

Merve'nin de benim de Antalya'ya dair hayallerimiz, orada yapacaklarımız ve yapmak istediklerimiz de gelecek başka yazıların konusu olur belki, kafamızda çılgın fikirler var tabii! Bu sadece bir haberdar etme yazısı olarak kalsın. Bir de 4 Mayıs'ta Mekan Kalamış'ta bir konser vereceğim, gitmeden önce görüşemediklerimizle görüşmek için güzel bir fırsat olabilir, not alın!

Pazartesi, Nisan 17, 2017

Referandumun Ardından Bakınca Gördüklerim


Pollyanna'cılık yapmıyorum ama bildiğim ve hepimizin gözünün önünde olmasına rağmen tam da net görmediğimizi düşündüğüm bir şeyler var bunları tekrar bir yazmak istedim.

Olmaması gerekenler:

- YSK'nın seçim devam ederken aldığı mühürsüz oyların da sayılabileceği kararı ve bu kararı "AKP'li bir arkadaş istediği için böyle yaptık" yüzsüzlüğündeki açıklaması zaten hiçbir yanı meşru olmayan bu referanduma alenen tüm dünyanın gözü önünde hile karıştırıldığının en açık kanıtıdır.

- AA'nın bilgi kaynağındaki tekel olma gücünü kullanarak yaptığı algı yönetimi ve YSK'yı, yapılan itirazları ve resmi sonuçları asla beklemeksizin adeta her şeyi oldu bittiye getirme çabasıyla yaptığı manipülasyon ise ibretliktir, her iki devlet kurumu da dibine kadar esir alınmış ve devlete değil iktidara hizmet ettiklerini bir kere daha kanıtlamış durumdadır.

- CHP'nin başında çoğu zaman olduğu gibi bu referandum sürecinde de "hiçbir şey yapmamak galiba en iyisi" diye düşünen bir genel başkan, MHP'nin başında ise sadece iktidarın desteğiyle koltuğuna tutunabilen bir genel başkan olduğunu da unutmayalım. HDP'nin ise fiilen bitirildiğini ve eş başkanlarının hapiste olduğunu not düşelim.

- Referandum kampanyası dahilinde iktidarın devletin tüm imkanlarını sınırsızca kullandığını, neredeyse tüm devlet dairelerine evet pankartları astırdığını; muhalif olan tüm gazeteci, akademisyen, siyasetçi, memur, öğrenci, sıradan vatandaş herkese linçten hapise, işten atmadan itibarsızlaştırmaya varan türlü muameleyi tüm hukuksuzluğuyla mübah gördüğünü ve bu durumu korkuyu körüklemek için afişe ettiğini de yazayım.

- Patronların çalışanlarına, ağaların tebalarına, tüm iktidar ilintili belediye ve devlet kurumlarının iş yaptıkları irili ufaklı binlerce firmaya evet yönündeki ekonomik tehdit içerikli baskılarını da şuraya bırakayım ve şimdi de madalyonun öbür yüzüne bakalım.


Her şeye rağmen olanlar:

- Bu ülkenin yarısı tüm bu atmosfere rağmen korkusuzca hayır dedi, oyladığı şeyin saçmalığını, hukuksuzluğunu bile bile, tepkisini, tavrını, burada olduğunu göstermek için.

- Genel başkanları at çöpe; tüm parti ve kurumlarda gerçekten de canını dişine takarak ülkenin bekâsı için çalışan canavar gibi siyasetçiler ve devlet adamları olduğunu bir kere daha gördük. Ödedikleri ve ödeyecekleri bedellerden hiç korkmadan vatanı için cebindeki son kuruşu ciğerindeki son nefesi harcayan insanlar gördük toplumun her kesiminden, her meslekten, hâlâ görevi başında olanlardan ve emeklilerden.

- Büyük şehirlerin çok büyük kısmından hayır çıktığını gördük ki bu AKP tarihinde bir ilktir. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin, Diyarbakır ve daha nicesi affetmeden hayırı bastı geçti, haritadaki hayır şehirleri uzun zamandır olmadığı kadar arttı.

Peki bundan sonra?

- Tüm bu baskı ve seferber edilen sınırsız güce rağmen iktidarın elindeki sonuç kendi meşruluğunu tehlikeye, hayallerini de suya düşürdü ve bu saatten sonra zorla bir arada tutulan ittifaklar yavaş yavaş birbirini yiyecek. Bugünküler de her baskı rejiminin yaşadığı kaçınılmaz sonu tadacak.

- Dilerim ki gördüğümüz nice canavar isim muhalefette ve ülke siyasetinde çok daha dominant hale gelir ve dilerim en kısa zamanda muhalefetin amacı halkı pasifize etmek değil, tekrar harekete geçirmek olur.

- Bizlerin yapması gerekense memnun olmadığımızı düzeltmek için daha çok sorumluluk almak, inandığımız ve bildiğimiz doğruları daha cesurca dile getirmek, yaptığımız işlerde daha başarılı olmak için çok daha fazla çalışmak ve bu ülkenin geleceğini hepimizin mutlu olacağı şekilde kurgulamak.

Sonuç:

- Kazandığını söyleyenler, dün yüzlerinden de okunduğu gibi hiçbir şey kazanmadılar; kaybettiğini sananlar ise edindikleri kazanımın ve ellerindeki gücün farkında değiller sadece.

- Birbirimizin moralini bozmaya, depresyona girmeye falan gerçekten ihtiyacımız yok artık, isteyen imkanı olan buyursun hayalindeki diyarlarda yaşasın ama burada kalıp homurdanmaktansa burada kalıp bir şeyler yapalım.

- Hiçbir ülke niteliksiz kadrolarla, vizyonsuz sistemlerle, güçsüz bir ekonomiyle bir adım ilerlemedi, ilerleyemez de. Niteliğimizi, bilgimizi, gücümüzü fark edip avantajımızın bunda saklı olduğunu anlayalım. Üzerimizdeki ölü toprağını silker ve enerjimizi burayı güzelleştirmeye kanalize edersek gerçekten de çok şeyi değiştirebiliriz.

- Unutmayın dünden bir kişi bile eksik veya fazla değiliz, dünden daha iyi veya kötü durumda da değiliz. Ama dünden çok daha fazla inanmaya, çalışmaya ve değiştirmeye mecburuz, bunu idrak ettiğimiz anda bir şeyler değişecek.

Pazar, Nisan 16, 2017

Karşılaştığım Müzikler #0013 || 170416


Bu Pazar günümü sosyal medyada ve televizyonlarda harcamak yerine bir müzik yazısı yazarak geçireyim dedim, kendime de müzik dinlemeyi (ve keşfetmeyi) sevenlere bir faydam olsun.

Ayrıca şurada da belirttiğim gibi, gönlünüzü ferah tutun, hayırlı günler yakın!

Bir de Karşılaştığım Müzikler yazılarını artık biriktirerek değil de karşılaştıkça tek tek ya da azar azar yazmak gibi bir fikir geldi, bakalım önümüzdeki günlerde seyrek ama çok müzikli yazılar mı olacak yoksa sık ama az müzikliler mi hep beraber göreceğiz.

---

1. Veys Colak - Her Gece


Veys Colak'ın paylaştıklarını sürekli takip ediyorum, kendisi bu kez de şahane bir Mirkelam yorumuyla karşımızda, videoyu da Murat Gündüz çekmiş. Sadece çalmıyor, söylüyor da, bu aralar Mirkelam'a bir dönüş var, ne güzel! Siz de bu adamı takip edin bazen kendi şarkılarını bazen de yorumladıklarını paylaşıyor.

2. Ara Dinkjian - Ağladıkça


Bu topraklarda iz bırakan, yaşayan en büyük isimlerden biriyle karşı karşıyayız bu kez: Ara Dinkjian. Kendisi üzerimizde kapanmaz izler bırakan nice şarkının arkasındaki isimdir, bu videoda da Groovypedia Studio Sessions'ta efsane şarkılarından Ağladıkça'ya çalıyor. İnsan izlerken, dinlerken kayboluyor.

3. Barış Uğur - Ardıç Dede


Karşılaştığım Müzikler serisinin olmazsa olmazlarından biri haline gelen Bi' Şarkım Var! Stüdyo albümünden bir yeni video daha geldi. Barış Uğur'un Ardıç Dede şarkısı. Albümün belki de en kadife sesli hikâye anlatıcısı Barış Uğur, size tatlı bir masal söylüyor, gözünüzü kapatın ve Ardıç Dede'nin hayatını hayal edin diye.

4. Deniz Tekin - Bende Bir Problem Var


Deniz Tekin geçtiğimiz günlerde ilk albümünü Avrupa Müzik etiketiyle yayınladı! Kendisinin zaten güzelce büyüyen bir dinleyici kitlesi oluşmuştu son yıllarda, bence Kozakuluçka adlı albüm hem beklenti içindeki bu kitleye, hem de onu tanımayanlara iyi geldi. Türkçe söylenmiyormuşçasına tınlayan ama Türkçe ve güzel sözlerle dolu bir albüm. İlk klip de Bende Bir Problem Var şarkısına gelmiş, ne yazık ki klibi kim çekmiş hiçbir bilgi yok videonun altında ama klibi izleyince Deniz Tekin'in ne kadar da sen ben gibi bir insan olduğunu görüp kendisini daha çok sevebilirsiniz.

5. Uran Apak - Hayal Oluruz


Çekmeköy Underground adlı bir film var yanlış anlamadıysam ve Uran Apak da bu filmin müziklerinden olan Hayal Oluruz'u yapmış yine yanlış anlamadıysam. Buradan tüm YouTube'a video, klip, şarkı yükleyenlere bir çağrı yapayım, o alttaki bilgi kısımlarını doldurmaktan çekinmeyin ki o müziğe ulaşanlar -şayet merak ediyorlarsa- tam olarak neye ulaştıklarına öğrensin. Bu bir şarkıysa kayıtta kim ne çalmış, beste ve güfte kime ait, stüdyo ve kayıt zamanı varsa sesi düzenleyenler kimler veya bu bir video ise kim çekti, çekene kim yardım etti gibi gibi. Bu tip künye/kimlik bilgilerinin yanı sıra bir de o alanda varsa şarkının hikâyesi veya amacı da anlatılsa dünya daha da güzel bir yer olur. Hep üzerinde yazacağım deyip hiç vakit bulamadığım bir konu bu. Her neyse çok güzel bir şarkı bence, dinleyin.

6. Ahmet Ali Arslan - Konser


Akustikhane yine yeni bölümler koymaya başladı bu aralar. Keyifle izlediğim bu bölümlerden ilk karşılaştığım Ahmet Ali Arslan'ın bölümü oldu. Bolca şarkı, arada keyifli sohbetler, şahane bir pazar dinletisi kısacası. Tanımıyorsanız da Ahmet Ali Arslan ve yetenekli insanlarda oluşmuş ekibini dikkatle takip edin derim.

7. Can Güngör - Konser


Akustikhane'den başlamışken devam, çağımızın en kritik şarkı yapımcılarından Can Güngör'ün ve yine güzel müzisyenlerden müteşekkil ekibinin 8 güzel şarkı ve ara sohbetlerden oluşan performansını kaçırmayın derim.

8. Sahte Rakı & İrfan Alış - Fareler ve İnsanlar


Peyk adam İrfan Alış bu kez Sahte Rakı ekibiyle ortak yeni bir kayıt yayınladı. Fareler ve İnsanlar benim doğduğum yıl ölmüş bir şairin şiiri Oktay Rifat Horozcu. İrfan Alış ve Serdal Özsoy bu şiiri 1991'de bestelemişler, kaydı da bu günlere kısmetmiş. Kendinizi bir anda havalara girmiş buluyorsunuz şarkıyı dinlerken. Şunun şurasında minnacık bir kapan bu...

9. Neyse - Kahreddin


Neyse geçtiğimiz ay yeni bir albüm yayınlamış, Haykırmadan Anlatamam adında, işte bu albümün sanıyorum ki ilk klibi Kahreddin adlı şarkıya gelmiş. Videonun altında bilgi yok ama en azından Neyse'nin Facebook sayfasından bu klibi Can Fakıoğlu ve Hürcan Emre Yılmazer'in çektiğini öğreniyoruz, masalsı güzel bir klip, şarkı da sıkı şarkı. Albümü daha detaylı dinleyemedim, dinleyeceğim ama. Bir de Neyse deyince aklıma hem onların efsane Cem Karaca yorumu geliyor: Durduramayacaklar.

10. Son Fersah - Kendi Kıyametin


Son Fersah adlı cayır cayır grubumuz geçtiğimiz sene bir EP yayınlamış yine Son Fersah isminde. İşbu dinlediğiniz şarkı Kendi Kıyametin de o kısa çaların içinden bir parça. Şarkının güzel videosunu ise Silvyo Behmoaras çekmiş ki zaten bu şarkıyla karşılaşma hikâyem de böyle oldu. Önce şarkıyı dinliyor ve izliyor sonra kendi kıyametimizden koşarak kaçıyoruz.

11. F.Ö.K. - Erkete


Cayır cayır bir başka şarkıyla devam edelim, F.Ö.K. adlı ekibin Erekte adlı şarkısı ve bu şarkının Murat Bolayır tarafından çekilmiş videosu huzurlarınızda. Gaz ise gaz, punk ise punk diyorum.

---

- Bade Okçuoğlu bir şarkı paylaştı geçtiğimiz günlerde Satürn Döner adında, Mehmet Esemen ve Emre Can Sarısayın ile yapılmış bir kayıt, etkileyici bir şarkı, Facebook'ta olduğu için video, buraya gömemedim, yazının altındaki bağlantılara koyuyorum bu sebeple.

- Birant Göçeli'nin bir tiyatro oyunu için yaptığı Gloomy Red bu yazının videosuz müzikleri arasında. Oyunsuz bile etkileyici, oyunuyla da izlemek lazım tabii.

- Reisler reisi Björk ablamız yine akıl alan bir şarkı Notget ile beklemediğim anda karşıma çıkıp beni korkudan geriye sıçrattı. Dinleyin ve izleyin. Tabii bizim VR ekipmanımız yok, olsa sanırım her şey bambaşka olurdu. Warren Du Preez ve Nick Thornton Jones yönetmişler bu işi.

- Bir de Hemi'den bir ses geldi uzun zaman sonra. Kısmette kardeşiyle aynı listede yer alması varmış demek. Dinleyin.

---

Tekrar eden not: Mesela bu şarkıları ya da albümleri dinlediniz, beğendiniz, naçizane tavsiyem seveceğini düşündüğünüz birilerine de yollayın ya da dinletin. Böylece güzel müziklerin de kötü müzikler kadar yayılma şansı olur.

Serinin önceki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz:

Pazartesi, Nisan 10, 2017

Tek Bir Şey İçin Hayır Diyeceğim: Umut


Bir seçime doğru daha koştura koştura gidiyoruz, referandum diyeyim daha doğru olsun. Üzerinde bir soru bile olmayan bir kağıt parçası elimize verilecek, bizden "beyaz evet" ya da "boz hayır" tarafına mühür basmamız istenecek.

Renkler ile evet hayır kelimelerinin yarattığı algı ve kağıdın üstünde soru olmayışı her durumda karşılaştığımız bir meşruluk dışı hareket örneği ama şu anki gücü elinde bulunduranların zaten iktidar sahnesine attıkları ilk adımdan bu yana (o adımlar da dahil olmak üzere) meşru olan çok az işleri var. İş yapış tarzları bu. Yani iş bilmeme ve sonsuz bir öz güvene dayanan bir "yönetimi" tarzı. Alışmadım, alışmayacağım da ama o kadar uzun süre bu saçmalığa maruz kaldım ki artık eskisinden daha az hayret ediyorum sadece. Azalan tek şey hayretim ama merak etmeyin; bu absürt gidişe, bu kanunsuzluğa karşı içimde biriken nefret ise zerre azalmıyor.

Referandum sürecinde ve öncesinde bu maddelerin meclisten "geçirilmesi" esnasında gerçekleştirilen yüzlerce hukuksuzluktan, tek seslilikten, tarafısızlık makamlarının bizzat kampanya yürütücüsü olmasından, yönlendirme ve kampanya için hunharca kullanılan devlet kaynaklarından, umursamazca çöpe atılan dış ilişkilerden ve bu saydıklarımın hiçbirinin tek amacı bu işi denetlemek olan devlet kurumlarınca asla denetlenmeyişinden falan da bahsetmeyeceğim. Çünkü az önce de dedim, iş yapış tarzları bu.

Ben gibi bu işin yanlış olduğunu bilen ve gidişten mutlu olmayan on milyonlar ise örgütsüzlükten, konforumuza olan düşkünlüğümüzden, abartılı empatiden ve bambaşka türlü bir iş bilmezlikten mütevellit sadece önümüze bu kimseler tarafından dayatılan bunun gibi konulara yine onların çizdiği sınırlar dahilinde bir tepki verebiliyoruz. Yine de, yani tüm kuralları bunca iş bilmez, hukuk tanımaz, insan sevmez, sistem anlamaz kimseler koysa bile vereceğimiz bir "yok efendim daha neler" tepkisi o kadar önemli ki.


Neden hayır demeliyiz diye sayfalarca yazı yazmayacağım burada, zaten talep edilen değişikliğin madde madde nerelere varacağı, uygulamada ne sonuçlar doğuracağı defalarca benden çok daha alanında uzman kişilerce anlatıldı, merak edenler, dinleyenler, okuyanlar ve anlamak isteyenler için. Şu an defacto olarak yaşadığımız her usulsüzlüğe ve yakın gelecekte deneyimleyeceğimiz çok daha radikal nice değişime hazırlanan "hukuki" bir kılıf oluşturuluyor özetle, minare çalındı, kılıfı dikilmek isteniyor yani.

Ama burada tüm bu mantıklı sebeplerden bağımsız (bağımsız değil hepsinin yanı sıra diyeyim) çok daha önemli bir şey için hayır demek gerektiğini düşünüyorum. Benim kuşağımın içindeki umut bitti, gitti, yok oldu. Nice dünya standartlarında yetişmiş dostum var ki artık Türkiye'de değiller. Nice şahane işler üreten, farklı alanlarda uzman insanlar tanıyorum ki "bana vurmasınlar" diye bir köşeye sinmiş, gözlerini açmaya korkuyorlar. Vizyonuyla sokağına, mahallesine, kentine, ülkesine, insanına sonsuz katkı sunabilecek nice insan tanıyorum ki, bu katkıyı sağlayabilecekleri noktalara konuşmaktan yazmaktan aciz kimseler doldurulmuş. Benim hayır dememin tek sebebi tüm bu insanların içindeki umudu tekrar bir ucundan da olsa tutuşturma ihtimalimiz.

Hayır deyince her şey değişecek, tüm dünya toz pembe olacak, ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine çıkacak gibi sapkın bir algıda değilim. Ama biliyorum ki bu mantıksız gidişata gösterilen ciddi bir tepki, bu ülkeyi seven herkese bir umut olacaktır. İçinde bulunduğum kuşağın "yorulmamak üzere çalışma" motivasyonuna sahip olduğunu biliyor ve gözlemliyorum; bir de düşünün ki yaptığımız işler değer görse, şu anki gibi sürekli olarak bu sıfatları hak edenlerden vatan haini veya terörist damgası yemek yerine buralara ve burada yaşayanlara bir faydamız olması için teşvik edilsek.

Ben ve benim gibi pek çok insanın şehri, ülkesi, geleceği, ailesi, çevresi için sırf burayı ve buralı olmayı sevdiği için ömür boyu normalden daha çok çalışmayı kabul edeceğini biliyorum; yeter ki içimizdeki o umutsuzluğa son verecek bir şeyler yaşayabilelim artık. Dilerim 16 Nisan 2017 Pazar günü, bu ülkenin son 20 senesinin en hayır dolu günü olur ve bu ülkedeki aklı başında on milyonlarca insan kaybettiği umudu tekrar bulur.

Pazartesi, Nisan 03, 2017

Karşılaştığım Müzikler #0012 || 170403


Bu hafta sonu Cuma'dan itibaren öyle yoğun geçti ki bir türlü Karşılaştığım Müzikler yazımı tamamlayamadım. Halbuki her haftanın yazısını hafta sonların denk getirmeye gayret ediyordum ama bu kez bir gün rötar yaptım, benim haricimde bu yazıları açıp okuyan 17 okurumdan özür dilerim, varsın bu bol şarkılı listeyi hafta içi ofiste dinlesinler bu kez de. Bakalım nelerle karşılaştım:

---

1. Big Beats Big Times - Then There Were None



Ülkeden çıkan en heyecan verici projelerden biri Big Beats Big Times ile başlayayım yazıma. Sahnede etkileyici bir ekip görüyoruz: Berke Can Özcan, Feryin Kaya, Burak Irmak, Can Güngör ve Jakub Kurek. Babylon'da çalmışlar Then There Were None'ı, Bomonti'deki mekan şehrin en havalı konser mekanlarından biri kesinlikle, yeri gelmişken bir kere daha bundan bahsedeyim. Ne diyeceğimi bilemiyorum tam olarak bu kayıt için, 10 dakikanızı ayırabileceğiniz daha hoş bir yolculuk bulamayabilirsiniz. Dinleyiniz.

2. Selen Hünerli - Aşık



Hayranı olduğum nice projenin arkasındaki isimlerden Selen Hünerli'yi bu kez tek başına Aşık adlı parçasını çalıp söylerken buluyorum. Ardındaki portakal bahçesine bakarsak Akdeniz'de bir yerlerde gibi. Bu video da Elif'in Hecesi adındaki bir proje için çekilmiş, projenin diğer videoları da oldukça dikkat çekici, bu şarkıdan sonra bir göz atın derim.

3. Hayko Cepkin - Ağla Sevdam


Hayko Cepkin'in Beni Büyüten Şarkılar, Vol.1 albümü bence şahane bir albüm zaten. Albümün şahaneliği sadece ses, düzenleme ve tarzla ilgili değil. Ben daima dinlediğim, okuduğum, izlediğim, tanıdığım insanların kimlerden etkilendiğini çok merak ederim, bu albüm beni bu açıdan da çok tatmin etmişti. Ağla Sevdam da o albümde beni en heyecanlandıran şarkılardan biriydi. Ben de bu şarkıyı çok severim hatta Kerem Karakaya ile şöyle bir ev kaydımız da vardır. Şarkı Ağır Roman'ın film müziklerinden, Yusuf Taşkın'ın sesinden dinliyoruz o albümde, rahmetli Atilla Özdemiroğlu'nun ne büyük bir insan olduğunu da anlatan bir albüm bu albüm aynı zamanda. Bu şarkı özelinde Aysel Gürel'e de bir selam gönderelim. Hayko Cepkin'in izleyeceğiniz animasyon klibini ise Alkım Serbest çekmiş.

4. Eskiz & İlhan Erşahin - Bıçak Kemikte


Eskiz'in ateşler eden taze albümü Beterin Beteri Var'dan bir şarkı ile karşınızdayız bu kez. Hem de İlhan Erşahin'i de konuk eden bir parça: Bıçak Kemikte. İçim dışım depresif veya sakin müziklerle doldu diyenlere tokat gibi gelsin bu şarkı. O bıçağı çekene saplamak hayaliyle dinleyin, öylesi daha da güzel oluyor.

5. İdil Meşe & Da Poet (Rain Lab) - Rosetta's Song


İdil Meşe ve Da Poet bir araya gelmişler ve Rain Lab adında bir projeye girişmişler. Biri tutmuş, biri pişirmiş, biri söz yazmış, biri beat giydirmiş, ortaya da trip hop sesli güzellikler çıkmış, hani bana hani bana diyenler de bu güzel müzikle beslenmişler. Her iki isim de kendi başlarına güzel işler yapan isimlerdi, bu birliktelikleri de şimdiden güzel üretimlere vesile olmuş, ne mutlu. Buradan Groovypedia ekibine ve Cenk Hasdal'a da bir selam edeyim bu güzel video için.

6. Plugs Out! - Old Heart Falls


İki çok sıkı müzisyen: Murat Özgen Özkan ve Seltay Sobutay. Bir gün bu ikili prova yaparken elektrikler gider ve ortaya Plugs Out! çıkar. Hakkımızda kısmında yazan bilgi bu en azından. Dinlediğiniz eser bir Katatoina yorumu. Yorum gibi yorum yapmış adamlar, takip etmesi heyecan verici dostlar.

7. Evrencan Gündüz - Tutamıyorum Zamanı


Bu kez Evrencan Gündüz'den güzel bir Kenan Doğulu yorumu dinliyoruz: Tutamıyorum Zamanı. Her yaptığı kaydı heyecanla açıp yüzümde bir gülümsemeyle dinliyorum. Güzel gitar, güzel ses, güzel yorumculuk, daha ne olsun işte, bir de sürekli yeni kayıtlar paylaşıyor, oh mis.

8. Duman - Akustik Konser


Vallahi ne diyeyim artık YouTube'da böyle Türk müzisyenlerin canavar gibi içeriklerini buldukça çok mutlu oluyorum. Koskoca Duman'ın koskoca konseri, açın televizyonda izleyin işte daha ne yapsınlar. İstanbul Blue Night'ı bu vizyonlu hareketinden ötürü kutluyorum, çok bir şey yazmaya gerek yok.

9. Levni & Melik - Ham Meyveler


Böyle ayrı ayrı tanıyıp sevdiğimiz müzisyenlerin birlikte yaptığı işler beni daima çok heyecanlandırmıştır. Mis gibi bir iş çıkartmış Levni ve Melik bir araya gelip: Ham Meyveler. Melike'nin güzel sesi, Levni'nin kral alt yapıları derken şarkı gibi bir şarkı olmuş bir anda.

10. 4 Vokal - Ne Ağlarsın


4 Vokal bu sene taze bir albüm yayınladı: Başka / Beş Sekiz Kış Şarkıları. Dinlediğiniz bu güzel Ne Ağlarsın yorumu da işte bu albümden. Türkü inanılmaz bir türküdür, Daimi'nin işidir, Ufuk Yılmaz yönetmenliğindeki klip boyunca, aşağıda ülkece yaşadığımız belaların tarihleri akıyor. "Bu da gelir bu da geçer ağlama" diyecek birilerine her zamankinden çok daha fazla muhtacız ülkece sanıyorum şu sıralar.

11. Tuğçe Şahin Günyaşar - Yan Sen


Yine tanıdık iki yüz görüyoruz videoda, sevgili Tuğçe ve Tolay Günyaşar çifti. Tuğçe'nin sesinden pek güzel bir Gökhan Türkmen şarkısı dinliyoruz Yan Sen adında, Mekan Kalamış'ta denk geldiğim bir Hikâyeli Şarkılar konserinden. Kendileriyle birlikte bu Perşembe günü yani 6 Nisan'da yine Mekan Kalamış'ta bu kez bir "Sevdiğimiz Şarkılar" konseri yapacağız. Bu kez kendi şarkılarımızı değil de sevdiğimiz ve başkalarına ait olan şarkıları çalacağız, yolu düşenleri bekleriz.

12. Hayırsız Ada - Sen Benimsin Ben Seninim


Kaan Boşnak'ın ve arkadaşlarının elinden bir Neşet Ertaş yorumu dinliyoruz: Sen Benimsin Ben Seninim. Ekibin adı Hayırsız Ada, ne yaparlar neyin peşindeler şimdilik bilmiyorum ancak güzel türkü seçmişler, güzel yorumlamışlar, yer yer beni 70-80 dönemine götürdü bu kayıt dinlerken.

13. Ah! Kosmos & Mabel Matiz - Mavi


Yine iki ismin birlikteliğinden çıkan güzel bir iş ile karşı karşıyayız: Mavi. Mabel ve Başak sadece bu güzel şarkıyı oluşturmakla kalmamış, izlediğiniz bu güzel klibi de birlikte yönetmişler. Klipteki performansın sahibi de Jenny Haack imiş, değinmeden geçmeyelim. Mabel Matiz'in kendi yönettiği bir klibini de beğenip önceki yazılardan birinde yazmıştım, Ah! Kosmos ise bu aralar bol müzikal üretimli bir dönemde, ne mutlu dinleyenlere! Acı bir kazayla aramızdan kopan Boysan ve Zeliş'e ithaf etmişler bu eseri.

14. TSU! - Sun Club


Tam anlamıyla yazdan sonbahara dönen bir Pazar günü öğleden sonrası hissi uyandırdı bu şarkı bende. İsmi ve videosu da belki beni etkilemiştir ama, durum bu. TSU!'nun geçtiğimiz sene yayınladığı Dadebe albümünden bir şarkı Sun Club. Videosunu da Aylin Göngör çekmiş vaktiyle.

15. Arel Koray Nalbant & Ceren Gündoğdu & Emir Yargın & Erdem Topsakal & Şenceylik - Bi' Şeyim Mi Var Benim


30 Mart Dünya Bipolar Günü imiş ve gördüğünüz bu güzel insanlar bir araya gelip bu konuda bir farkındalık yaratmak niyetiyle bu güzel şarkıyı ve videoyu hazırlamışlar. #RuhunuİyilikleBesle demişler ve nice insanın gözünün önünde olup da görmezden geldiği bir konuya ısrarla dikkat çekmişler. Şarkı da bayağı güzel olmuş hani!

16. İhtiyaç Molası - Bloody


Abiler 2005'te çıkarttıkları şahane albüm Kapılar'ın kayıt videolarını yayınlamaya devam ediyorlar. Bu kez de Bloody karşımızda. Bekleme yapma diyenlere "This is the dream I'm waiting for" diyorlar. 

17. Esra Kayıkçı - Bozgun Hatıra



Esra Kayıkçı'nın geçtiğimiz sene Kabak & Lin Records etiketiyle yayınlanan albümü Bozgun Hatıra'ya ismini veren parçanın klibi yayınlanmış. Şarkı gibi dingin, sakin, bağırıp çağırmadan derdini anlatan bu klibi Sinan Kut yönetmiş. Ayrıca trompete sanıyorum çok hayranım ki İmer Demirer çalmış bu şarkıda. Dinlemenizi sizin iyiliğiniz açısından tavsiye ederim.

18. İkiz Cabin Crew - On Time


Vallahi misler gibi müzik, ortam gibi ortam, kayıt gibi kayıt, nereden karşıma çıktı bilmiyorum da dinleyince vay arkadaş dedirtti bu şarkı. Şarkının adı On Time, İkiz Cabin Crew adlı bir ekipçe çalınmış. İkiz isimli davulcu esas abimizin yanındaki isimlerse Jonne Bentlöv ve Joel Lyssarides imiş. Özetle tam olarak "Millet ne güzel işler yapıyor ya!" demelik iş.

---

Gelelim yazının diğer müzikli bağlantılarına. Aslına bakarsanız buraya koyacak çok şey buluyorum, sonra hepsini unutuyorum ama hiç olmazsa aklımda bir iki albüm haberi kaldı.

- Öncelikle Can Kazaz'dan başlayalım. Kendisi yeni albümü Ben Sizden Kaçtım'ı geçtiğimiz günlerde yayınladı. Hızlıca bir kulak kabarttım, daha detaylı dinledikçe gelecek yazılarda bu albümün şarkılarıyla karşılaşacaksınız eminim. Şimdilik dinleyin deyip geçiyorum.

- Bir diğer muhakkak dinleyin albümü ise Çoğunlukla Zararsız'ın Kum Taneleri albümü. Facebook sayfalarının hakkında kısmında çok güzel bir grup tarihçesi anlatımı var, okuyun muhakkak ama işin özünde Büşra Yalçınöz ve Cem Uçan çifti var gibi anlıyorum. Canavar gibi de albüm yapmışlar, Nilipek. gibi, Emir Erünsal gibi, Yekta Kopan gibi değerli isimler de yer yer albüme dahil olmuş. Sosyal medyanın şahane algoritmaları sağ olsun insan bazen gözünün önündeki kaçırıyor ama dilerim bu şarkıların videoları da olur ve gelecek yazılarda kendilerinden tek tek de bahsederim.

- Bir de Türkiye'den çıkan müzikler haricinde bir haber vereceğim, Yasmine Hamdan yeni bir albüm yayınladı Al Jamilat adında. Tür tür güzel şarkı var albümde, dinlemenizi tavsiye ederim.

- Son bağlantım ise ibretlik bir gerçek zamanlı yansıtma videosu. Haydi sabit cephelere yansıtıyorsunuz anlıyoruz da bu nedir arkadaş? Tam anlamıyla bir "Japonlar yapıyor!" videosu.

---

Tekrar eden not: Mesela bu şarkıları ya da albümleri dinlediniz, beğendiniz, naçizane tavsiyem seveceğini düşündüğünüz birilerine de yollayın ya da dinletin. Böylece güzel müziklerin de kötü müzikler kadar yayılma şansı olur.

Serinin önceki yazılarına buradan ulaşabilirsiniz: