Pazartesi, Nisan 10, 2017

Tek Bir Şey İçin Hayır Diyeceğim: Umut


Bir seçime doğru daha koştura koştura gidiyoruz, referandum diyeyim daha doğru olsun. Üzerinde bir soru bile olmayan bir kağıt parçası elimize verilecek, bizden "beyaz evet" ya da "boz hayır" tarafına mühür basmamız istenecek.

Renkler ile evet hayır kelimelerinin yarattığı algı ve kağıdın üstünde soru olmayışı her durumda karşılaştığımız bir meşruluk dışı hareket örneği ama şu anki gücü elinde bulunduranların zaten iktidar sahnesine attıkları ilk adımdan bu yana (o adımlar da dahil olmak üzere) meşru olan çok az işleri var. İş yapış tarzları bu. Yani iş bilmeme ve sonsuz bir öz güvene dayanan bir "yönetimi" tarzı. Alışmadım, alışmayacağım da ama o kadar uzun süre bu saçmalığa maruz kaldım ki artık eskisinden daha az hayret ediyorum sadece. Azalan tek şey hayretim ama merak etmeyin; bu absürt gidişe, bu kanunsuzluğa karşı içimde biriken nefret ise zerre azalmıyor.

Referandum sürecinde ve öncesinde bu maddelerin meclisten "geçirilmesi" esnasında gerçekleştirilen yüzlerce hukuksuzluktan, tek seslilikten, tarafısızlık makamlarının bizzat kampanya yürütücüsü olmasından, yönlendirme ve kampanya için hunharca kullanılan devlet kaynaklarından, umursamazca çöpe atılan dış ilişkilerden ve bu saydıklarımın hiçbirinin tek amacı bu işi denetlemek olan devlet kurumlarınca asla denetlenmeyişinden falan da bahsetmeyeceğim. Çünkü az önce de dedim, iş yapış tarzları bu.

Ben gibi bu işin yanlış olduğunu bilen ve gidişten mutlu olmayan on milyonlar ise örgütsüzlükten, konforumuza olan düşkünlüğümüzden, abartılı empatiden ve bambaşka türlü bir iş bilmezlikten mütevellit sadece önümüze bu kimseler tarafından dayatılan bunun gibi konulara yine onların çizdiği sınırlar dahilinde bir tepki verebiliyoruz. Yine de, yani tüm kuralları bunca iş bilmez, hukuk tanımaz, insan sevmez, sistem anlamaz kimseler koysa bile vereceğimiz bir "yok efendim daha neler" tepkisi o kadar önemli ki.


Neden hayır demeliyiz diye sayfalarca yazı yazmayacağım burada, zaten talep edilen değişikliğin madde madde nerelere varacağı, uygulamada ne sonuçlar doğuracağı defalarca benden çok daha alanında uzman kişilerce anlatıldı, merak edenler, dinleyenler, okuyanlar ve anlamak isteyenler için. Şu an defacto olarak yaşadığımız her usulsüzlüğe ve yakın gelecekte deneyimleyeceğimiz çok daha radikal nice değişime hazırlanan "hukuki" bir kılıf oluşturuluyor özetle, minare çalındı, kılıfı dikilmek isteniyor yani.

Ama burada tüm bu mantıklı sebeplerden bağımsız (bağımsız değil hepsinin yanı sıra diyeyim) çok daha önemli bir şey için hayır demek gerektiğini düşünüyorum. Benim kuşağımın içindeki umut bitti, gitti, yok oldu. Nice dünya standartlarında yetişmiş dostum var ki artık Türkiye'de değiller. Nice şahane işler üreten, farklı alanlarda uzman insanlar tanıyorum ki "bana vurmasınlar" diye bir köşeye sinmiş, gözlerini açmaya korkuyorlar. Vizyonuyla sokağına, mahallesine, kentine, ülkesine, insanına sonsuz katkı sunabilecek nice insan tanıyorum ki, bu katkıyı sağlayabilecekleri noktalara konuşmaktan yazmaktan aciz kimseler doldurulmuş. Benim hayır dememin tek sebebi tüm bu insanların içindeki umudu tekrar bir ucundan da olsa tutuşturma ihtimalimiz.

Hayır deyince her şey değişecek, tüm dünya toz pembe olacak, ülkemiz muasır medeniyetler seviyesine çıkacak gibi sapkın bir algıda değilim. Ama biliyorum ki bu mantıksız gidişata gösterilen ciddi bir tepki, bu ülkeyi seven herkese bir umut olacaktır. İçinde bulunduğum kuşağın "yorulmamak üzere çalışma" motivasyonuna sahip olduğunu biliyor ve gözlemliyorum; bir de düşünün ki yaptığımız işler değer görse, şu anki gibi sürekli olarak bu sıfatları hak edenlerden vatan haini veya terörist damgası yemek yerine buralara ve burada yaşayanlara bir faydamız olması için teşvik edilsek.

Ben ve benim gibi pek çok insanın şehri, ülkesi, geleceği, ailesi, çevresi için sırf burayı ve buralı olmayı sevdiği için ömür boyu normalden daha çok çalışmayı kabul edeceğini biliyorum; yeter ki içimizdeki o umutsuzluğa son verecek bir şeyler yaşayabilelim artık. Dilerim 16 Nisan 2017 Pazar günü, bu ülkenin son 20 senesinin en hayır dolu günü olur ve bu ülkedeki aklı başında on milyonlarca insan kaybettiği umudu tekrar bulur.

Hiç yorum yok: