Pazartesi, Nisan 17, 2017

Referandumun Ardından Bakınca Gördüklerim


Pollyanna'cılık yapmıyorum ama bildiğim ve hepimizin gözünün önünde olmasına rağmen tam da net görmediğimizi düşündüğüm bir şeyler var bunları tekrar bir yazmak istedim.

Olmaması gerekenler:

- YSK'nın seçim devam ederken aldığı mühürsüz oyların da sayılabileceği kararı ve bu kararı "AKP'li bir arkadaş istediği için böyle yaptık" yüzsüzlüğündeki açıklaması zaten hiçbir yanı meşru olmayan bu referanduma alenen tüm dünyanın gözü önünde hile karıştırıldığının en açık kanıtıdır.

- AA'nın bilgi kaynağındaki tekel olma gücünü kullanarak yaptığı algı yönetimi ve YSK'yı, yapılan itirazları ve resmi sonuçları asla beklemeksizin adeta her şeyi oldu bittiye getirme çabasıyla yaptığı manipülasyon ise ibretliktir, her iki devlet kurumu da dibine kadar esir alınmış ve devlete değil iktidara hizmet ettiklerini bir kere daha kanıtlamış durumdadır.

- CHP'nin başında çoğu zaman olduğu gibi bu referandum sürecinde de "hiçbir şey yapmamak galiba en iyisi" diye düşünen bir genel başkan, MHP'nin başında ise sadece iktidarın desteğiyle koltuğuna tutunabilen bir genel başkan olduğunu da unutmayalım. HDP'nin ise fiilen bitirildiğini ve eş başkanlarının hapiste olduğunu not düşelim.

- Referandum kampanyası dahilinde iktidarın devletin tüm imkanlarını sınırsızca kullandığını, neredeyse tüm devlet dairelerine evet pankartları astırdığını; muhalif olan tüm gazeteci, akademisyen, siyasetçi, memur, öğrenci, sıradan vatandaş herkese linçten hapise, işten atmadan itibarsızlaştırmaya varan türlü muameleyi tüm hukuksuzluğuyla mübah gördüğünü ve bu durumu korkuyu körüklemek için afişe ettiğini de yazayım.

- Patronların çalışanlarına, ağaların tebalarına, tüm iktidar ilintili belediye ve devlet kurumlarının iş yaptıkları irili ufaklı binlerce firmaya evet yönündeki ekonomik tehdit içerikli baskılarını da şuraya bırakayım ve şimdi de madalyonun öbür yüzüne bakalım.


Her şeye rağmen olanlar:

- Bu ülkenin yarısı tüm bu atmosfere rağmen korkusuzca hayır dedi, oyladığı şeyin saçmalığını, hukuksuzluğunu bile bile, tepkisini, tavrını, burada olduğunu göstermek için.

- Genel başkanları at çöpe; tüm parti ve kurumlarda gerçekten de canını dişine takarak ülkenin bekâsı için çalışan canavar gibi siyasetçiler ve devlet adamları olduğunu bir kere daha gördük. Ödedikleri ve ödeyecekleri bedellerden hiç korkmadan vatanı için cebindeki son kuruşu ciğerindeki son nefesi harcayan insanlar gördük toplumun her kesiminden, her meslekten, hâlâ görevi başında olanlardan ve emeklilerden.

- Büyük şehirlerin çok büyük kısmından hayır çıktığını gördük ki bu AKP tarihinde bir ilktir. İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Mersin, Diyarbakır ve daha nicesi affetmeden hayırı bastı geçti, haritadaki hayır şehirleri uzun zamandır olmadığı kadar arttı.

Peki bundan sonra?

- Tüm bu baskı ve seferber edilen sınırsız güce rağmen iktidarın elindeki sonuç kendi meşruluğunu tehlikeye, hayallerini de suya düşürdü ve bu saatten sonra zorla bir arada tutulan ittifaklar yavaş yavaş birbirini yiyecek. Bugünküler de her baskı rejiminin yaşadığı kaçınılmaz sonu tadacak.

- Dilerim ki gördüğümüz nice canavar isim muhalefette ve ülke siyasetinde çok daha dominant hale gelir ve dilerim en kısa zamanda muhalefetin amacı halkı pasifize etmek değil, tekrar harekete geçirmek olur.

- Bizlerin yapması gerekense memnun olmadığımızı düzeltmek için daha çok sorumluluk almak, inandığımız ve bildiğimiz doğruları daha cesurca dile getirmek, yaptığımız işlerde daha başarılı olmak için çok daha fazla çalışmak ve bu ülkenin geleceğini hepimizin mutlu olacağı şekilde kurgulamak.

Sonuç:

- Kazandığını söyleyenler, dün yüzlerinden de okunduğu gibi hiçbir şey kazanmadılar; kaybettiğini sananlar ise edindikleri kazanımın ve ellerindeki gücün farkında değiller sadece.

- Birbirimizin moralini bozmaya, depresyona girmeye falan gerçekten ihtiyacımız yok artık, isteyen imkanı olan buyursun hayalindeki diyarlarda yaşasın ama burada kalıp homurdanmaktansa burada kalıp bir şeyler yapalım.

- Hiçbir ülke niteliksiz kadrolarla, vizyonsuz sistemlerle, güçsüz bir ekonomiyle bir adım ilerlemedi, ilerleyemez de. Niteliğimizi, bilgimizi, gücümüzü fark edip avantajımızın bunda saklı olduğunu anlayalım. Üzerimizdeki ölü toprağını silker ve enerjimizi burayı güzelleştirmeye kanalize edersek gerçekten de çok şeyi değiştirebiliriz.

- Unutmayın dünden bir kişi bile eksik veya fazla değiliz, dünden daha iyi veya kötü durumda da değiliz. Ama dünden çok daha fazla inanmaya, çalışmaya ve değiştirmeye mecburuz, bunu idrak ettiğimiz anda bir şeyler değişecek.

Hiç yorum yok: