Cumartesi, Ocak 05, 2008

Reich

Dünden de bir gün önce (evelki gün) ne yaptım biliyor musunuz ? İstanbul' a bir geldiğinde görüşmek üzere karalaştırdığımız, değerli Ezgi Hanım ile görüştüm. Bilogırlarla tanışma konusunda oluşturduğum gözlemlerimin doğruluğunu bu buluşma ile de sağlamlaştırdım. Pek saygı duyulası ve pek de eğlenceli bir insan daha tanımış oldum. Kafasının ne denli çalıştığını gözlerinden anlarsınız ya hani bazı insanların işte öyle, enerji fışkırtan cinsten. Bir de pek samimi, içten buldum kendisini. Ah bir de kesinlikle şanslı bir insan, ney sesini duymak için girdiğimiz bir dükkandan -ki dükkan ilk veya son değildi tamamen rastgele girildi- bir ney hocasının çıkması ve ben size göstereyim diyerek bize 2 adet taksim yapması yok artık dedirtecek cinsten bir durum bana göre. Neticede insan her an güzel insanlarla karşılaşamıyor, böyle zamanlarda pek mutlu oluyorum ben açıkçası biraz donuk da olsam. Uzun lafın kısası -kısası mı kaldı diyenleri duyar gibiyim tokat geliyor- diyeceğim o ki ta Parislerden gelen ve bana da vakit ayıran değerli Ezgi Hanım' a çok teşekkürler sevgi ve saygılar. (kendisi benim ci meyıl adresime hâlâ mail atmadığı için burayı fotoğraflarla süsleyemedim, bende de suç yok değil bakınız fotoğraf çekmedim ki hiç)

Dün gelen ve bugün de gelmek üzeredir diye tahmin ettiğim bir diğer değerli dostum Serkan Bey sayesinde, Diplomasi Tarihine âşinâ olabildim. Elimde, hocanın kağıdımı okurken ellerini titretecek bilgiler var, iş ki bunları ifade edebilecek kelime dağarcığı ve bağlantı yeteneği bende olsun. Hocayı silkeleyecek denli ayrıntılar edindiğim konulara değinebilecek bir soru çıksa ve yazabilsem keşke.


Bir de bilen bilen şimdi Üsküdar - Kadıköy otobüsleri vardır bunlar ikiye ayrılır 12 ve 12A olmak üzere, bunlardan birisi Bağlarbaşı bir diğeri Doğancılar semtinden gider gelirler, tıpkı sarışın dolmuşlar gibi. Neyse bir kaç ay öncesinde bu otobüsler ring hat olarak çalışırdı yani misal 12A numerolu otobüs Kadıköy' den kalkıp Bağlarbaşı üzerinden Üsküdar' a gider, ordan da Doğancılar üzerinden tekrar Kadıköy' e dönerdi, 12cik ise Üsküdar' dan Bağlarbaş' na çıkar ordan da Kadıköy' e geçip tekrar Doğancılar' dan Üsküdar' a inerdi. Nedeni belirsiz ve bir çok olası kazaya mahal verecek şekilde bir sabah bir baktık (ya da bindik mi desem) ki bunlar artık ring hat değildi yani her iki otobüs de geldiği yoldan döneceklerdi 12A sadece Bağlarbaşı' ndan 12 ise sadece Doğancılar' dan geçiyor o gün bugündür. Bunda "her gün aynı soruyu sormayın be kardeşim" diye sık sık çemkiren bu otobüslerin şoförlerinin parmağı var gibi en kalınından.

-bundan öncesini dün yazdıydım-
-bundan sonrasını bugün-




Kar yağıyor diye bilok yazmak bilogırlığın şanındandır aslında, eskiden pek iyi yapmışım bunu, şimdi yazsam olmayacak o kadar güzel, ama o kadar güzel bir şey var ki hâlâ, o da kar yağar yağmaz yumuşacık bir ses duymak telefonda ve bir sene öncesine bana o yazıyı yazdıran güne gitmek, hey gidi hey, zaman çabuk geçiyor, iyi ki sevdiğim hep yanımda iyi ki var! Evet bir de kar yağıyor, okul pek muazzam görünüyor kar yağarken, mikropları kırarmış kar öyle diyorlar, beni komple kırması lazım arınmam için gerçi. Sevdikim bana hasta ziyaretine geldi. Oley!

Bel ağrıma eklenen boğaz ağrımın sabaha dek güç toplaması ile sabah ceset gibi kalktım yataktan, akşamında Serkan Bey ile çalıştığımız Soğuk Savaş döneminin kalıntıları vardı kafamda hâlâ, sınava gitsem mi gitmesem mi diye düşünüyorduk ailecek. Neticede gitmeye karar verdim, bunca emeğe yazıktı, gerekirse yine 40 üzerinden 4 alırdım ama o sınava girerdim. Bu sefer ne biliyorsam yazdım diyebileceğim bir tarzda önlü arkalı 2 sayfa doldurdum. Anlattığım konular ise Küba Füze Krizi' ne kadar Soğuk Savaş, Adolf Hitler ve Fidel Castro' ydu. Hocanın sınav salonuna girerken bana selam vermesi ve sınav başlayınca geri çıkarken "olmazsa iki üç nota yazarsın olur biter" demesi, benim yine sözlü notlarına duyduğum özlemi kabarttı.

Dersin hocası olan Kemal Kirişçi, tesadüfen okulun Türk Müziği Kulübü' nün konserine gelmişti ve orda kendisiyle selamlaşmıştık, gözlemlerim konseri beğendiği yönünde. Sınav kağıdımı okuduktan sonra umalım ki "sen kamuya zararsın evlat, git müzik yap siyasetle de ilgilenme" demesin. Ah ah lisede olacaktı bu iş, verirlerdi sözlülerime 3 tane 100, 5 alır geçerdim alimallah.

Konser görüntülerimizi kulüpten Rıdvan Bey' in çabaları sonucu yutuptan izleyecek kıvama geldik, bakalım beğenecek misiniz? İsmimin solist olarak yazması da bana pek havalı geldi kabardım resmen. Ahahah. Neyse şu muvimekır falan olaylarını çözer çözmez Emir Bey Taşoda konserinin de görüntülerini dvd den çevirip yutuba atacağım, şayet mümkünse böyle bir şey.




6 yorum:

gülş dedi ki...

efendim öncelikle geçmiş olsun dileklerimle başlamak isterim. tez zamanda iyileşesiniz inşallah!
ayrıyetten "sarışın dolmuş" kavramına öldüm bittim hayran oldum ki kendisi benim en favori hattım olan bostancı-kadıköy'ü de içine alan bi tanım olmakta.
sanırım bu kadar. evet bu kadar.

Parizyen Ay Lambasi dedi ki...

iade-i hatira defteri yazisi yazacagim Emir'cim. =)

cok tesekkurler bu yazi icin, gecirdigimiz o guzel ogleden sonrasi icin, tanistigimiz icin.

yeniden gorusmek uzere, haziran gibi gibi!

optum kocaman,
Ezop

Emir Bey dedi ki...

gülş : sarışın dolmuş evet yeni icadım =) bundan sonra bunu yaygınlaştırmaya çalışacağım ama benim gönlümdeki sarı dolmuş hattı der daim üsküda rkadıköy dür =) ilerde bu sektörde çalışırsam tek gayem bu hat olacaktır.

parizyen ay lambası : tesekkurler bizden efendim, görüşmek üzere, sevgiler saygılar.

eysean dedi ki...

bel ağrısı lanet edilesi birşeydir. robot gibi dolaşmak zorunda bırakır ve gıcıktır.

püstüklü mama dedi ki...

Geçmiş olsun Emir.

Çabuk iyileş. Daha Güney Meydan'da kartopu oynayacağız :)

Emir Bey dedi ki...

eysean : çok şükür hafifledi bugün biraz =)

mama : teşekkürler, evet yahu güney meydan nasıl güzel olmuş öyle !