Pazartesi, Eylül 08, 2008

Gitmesen İyiydi Emre Bey



Ah Emre Beyciğim ah, kendisini bir süreliğine de olsa son görüşümüzdü herhalde bugün, insan alışıyor ister istemez. Merve Hanım'la da konuştuk. Senle yakın oturan, gel dediğin zaman gelecek, canın sıkıldığında buluşabileceğin, en önemlisi de çok kafa dengi olan böyle mükemmel insan ne yazık ki İstanbul'da başka yok. Yani düşünün yahu canım sıkıldı bir mahallede turlayalım gibi saçma bir teklifimi dahi reddetmeyen bir insan olduğu gibi aynı zamanda Taksim'deyim gel hadi dediğim zaman da kalkıp ta Maltepe'den bir yerden gelip beş dakika olsa da yanıma uğrayacak denli kral bir insandır. Böyle işte her şeyi konuşabileceğin, istediğin zaman konuşmadan da vakit geçirebileceğin, güzel bir insanın tüm sene boyunca (hemen hemen) Ferrara'da okuması da beni gerçekten üzüyor bazen. Yani en basitinden motora falan biner karşıya geçerdik. Emre Bey beni gerçek anlamda İstanbul'a alıştıran, İstanbul'u sevmeme sebep olan insandır, ilk İstanbullu arkadaşlarımdan olduğu gibi en yakınıdır da aynı zamanda çok zaman. Bir de bu yaz Antalya'ya gittiğimizde geri dönüş biletini üç dört gün erteleyip de orda bizle vakit geçirdi ya, Antalya tatilini özellikle benim açımdan pek daha keyifli kıldı. Misal Ferrara'da yalnız başına hissedince kendini aklına Orçun Bey diye biri gelip çocuğu tedirgin edebilecek artık. O derece kendi ortamımıza sindirdik Emre Bey'i. Bir yandan diyorum ki gitme gitme gittiğin yollardan dönülmez geri, öbür yandan da gitmeyip ne yapacak ki diyorum. Çağıran bir şeyler var beni uzak şehirlerde diyordur o da belki içinden. Hoş bu sefer onu da beklediğimden pek daha mahzun gördüm ama kim bilir...


Gençler gördüğünüz üzere biri fotoğrafımızı çekse de şöyle bir eğlensek dercesine bir poz vermişler, artık kaplumbağadan mı etkilendiler benim karizmatik fotoğraf çekebilitemden mi bilmem bir kakır kakır kikir kikirdiler maşallah.


Emre Bey aynı zamanda bol fotoğrafımızı da çekti, ben de dedim ki madem fotoğraf bol neden kolaj yapmayayım. Kolaj yapmayı bilmediğim günler geldi aklıma ve sonra paintle keşfedişim ve sonra fotoğrafları küçültmeyi falan buluşum bunlar hep zamanla olan şöyler zorla kazanılan deneyimler.


Evet bakınız yukarda gülen eğlenen bu güzel hanımefendilerimiz sadece bir kaç kare sonra yeri geldiği zaman çok karizmatik ve havalı pozlar da verebiliriz imajı çizmekten de geri durmuyorlar, bravo vallahi ne diyelim.



* çay ondan sorulur

Caddebostan sahiline gittik dün akşam, kısaydı benim yüzümden biraz ama o kadar güzeldi o kadar yerindeydi ki herhalde huzur aradıkça aklıma gelen anılarımın arasına girmiştir fark etmeden. Azıcık sohbet, azıcık müzik, azıcık ay ve ışığı, azıcık hafif esinti, çokça güzel dostlar. Düşündüm Türkiye'ye geldiğimden beri o kadar çok vakit geçirdim ki Emre Bey'le; gitmesi en çok beni mi üzecek bilmem bu sefer. Dışı sizi içi beni yakan bir durum yani. Hani umumi bir tuvalette böyle üzerindeki tuşa basarak sıvı sabun fışkırttığınız aletler vardır ya, elini altına uzatırsınız. İşte ilk sıkışta tüm sıvı sabunu parmaklarımın arasından yere sıkmışım bir yandan da suyu boşa akıtmışım gibi bir his var şu an içimde bilmem anlatabildim mi. Umarım çok gelir sene içinde.

8 yorum:

gergedan dedi ki...

Fotoğraflar çok güzel.. de mi?

Emir Bey dedi ki...

bence öyle

Sentina Lenis dedi ki...

insallah en kisa zamanda yeniden bi araya gelirsiniz ...uzaklarda olmak , ya da sevdiklerinden ayri kalmak öyle zor ki..dilerim cabucak kavusursunuz...

bu arada fotolar süper ...kizlar yine cok güzel :)))

Emir Bey dedi ki...

s.l. : inşallah.

operadaki fantom dedi ki...

belki siz gidersiniz ferrara'ya, he? bayram olsun, tatil olsun? sevilen arkadaşın noksanlığı iyi değildir zira...

emre dedi ki...

bi fena oldum gece gece..

Emir Bey dedi ki...

fanta : hiç iyi değil.

emre : fena ol diye yazmadık delikanlı, özledik yahu daha gider gitmez.

orçay dedi ki...

ahauah çay emreden sorulmuş bee eğlendim fotoyu görünce baya