Pazartesi, Eylül 01, 2008

Sonbahar Kış Hot Kotür



Bugün giydiğim hırkayla ve esen rüzgarda boynuma doladığım fularımsı, atkımsıyla son bahar kış sezonunu müjdeledim Altunizade ve Bağlarbaşı halkına. Emre'nin buralarda olması pek güzel, canım sıkıldı sokağa çıkalım bir turlasak kâfi dediğim zaman, tamam çıkalım diyen bir dost kendisi, sohbetinden zerre sıkılmayacağım, sıkılana da yumruk atacağım bir insan. Kazandırdığı bir ton güzel insan da cabası. Kazandırdığı insan demişken alt yazıda İpeknaz'ın fotoğrafını öyle bir koymuşum ki yazıyı okuyan der herhalde Finlandiya'da bir İtalyan kıza vurulmuş gariban depresyona girmiş gelmiş. Neyse ne diyorduk, şimdiki aklım olsa diye başladığım cümlelerin sayısı arttıkça aslında ne denli az aklım olduğunu fark ediyorum. Azıcık başarılı bir öğrenci olsaydım da erasmusa gitseydim keşke ne bileyim yurt dışında master yapacak bir ortalama yaratabilseydim kendime belki şunları* görürdüm bir kaç kez daha biryerlerde. Hoş hâlâ görme şansım var ama üç nokta. Ya da Abazya'yı tanısaydım cumhurbaşkanı olup ne bileyim. Bunların yanısıra evin cam pencere kapalıykenki bunaltıcılığını ne yapsak diye düşünüyorum, camı açıyorum ayak bileklerindeki üşüme ve ayaklardaki soğuma ya çorap giy ya Antalya'ya git diyor. Ayaklardan anlar insan mevsimin değiştiğini Sayın Vardarova'nın da değindiği gibi. İçimde bir mevsim değişikliğinin yarattığı uyuzluk mu var bilmem, ifadem hafif meymenetsiz gibi, neyse yarın inşallah İstanbul'a gelecek bir sevdiğim var diye düşünüp ferahlıyorum. Bir yandan da yıllardır uzattığım sakalı kessem mi kesmeyip sevdiğimden dayak mı yesem onun ikilemini yaşıyorum. Kıbrıs konusu konuşuldu bugün radyodaki siyaset programında, içimi en karartan konulardan biri siyaset, düşündüğüm gibi yaşamamam, bir gün yaşadığım gibi düşünebilmem konusunda bana hâlâ ümit veriyor. Daha insancıl olmak gerek değil mi ama. Bana latince ahde vefa diyenin alnından öperim diye düşünürken bugünkü konuk dedi bunu, öpmedim ama kanım kaynadı. Hani tam perdeyi asarken gerilen tişörtün belde yarattığı çıplak bölgeden gıdıklanma ihtimalinin verdiği bir tedirginlik ve akabinde yere düşüp merdivenin altında kalabilme korkusu ya da camdan düşüp diyar değiştirme korkusu vardır ya, içimde de böyle bir tedirginlik; neye alamet bilemedim. Jyri'nin gönderdiğinden beri her gün beş kez dinlemesem mutsuz olduğum bir parça var sırada :


* Şunlar : 


3 yorum:

YALNIZLIK OKULU dedi ki...

kışını niye getiriyon lurda sıcaktan bayılıyorduk sık sık :)))

Anglachel dedi ki...

pacta sunt servanda

Emir Bey dedi ki...

yo : nasip işte =)

lord : bir alın öpücüğü borcum olsun, geniş zamanınızda direkt istanbul a gelin yok gelmezseniz telefon bağlantısı kuralım, moi moi.