Salı, Kasım 04, 2008

Düşmanımın Başına



Efendiler dün şöyle dakikalar yaşadım ki Allah kimseye yaşatmasın çok zor durumda kaldım, tam uzunca ama tanıdıkla ve yeni tanıştıklarla keyifle geçen bir 125 yolculuğundan sonra evin bahçesine girmiştim; evin bahçesi dediğim yalıda oturmuyorum ne yazık, ufak sempatik apartmanımızın önünde bir o kadar sevimli bir bahçesi var 15x10 boyutlarında göz kararı ki bu aynı gözler 6 metrelik duvarı 9 diye de tahmin etti geçtiğimiz hafta hemen ardından da 9 buçuk12 mi 13 mü hadi en iyisi 11 buçuk (hesaplarımız hep metreyle) sandılar falan. Neyse apartmanın kapısına yürürken cebimden de anahtarlarımı çıkardım, sadece demir bir halkadan oluşan -belli ki vaktiyle bir şeyler sarkarmış ucundan- bir -sallandıracaksın bunların birisini bak bir daha yapıyorlar mı- anahtarlığım var, üç anahtara da ev sahipliği yapıyor kendisi. Bunların birisi işte bu apartman kapısı. Anahtarlardan birisi ise tutma yeri yüzünden tamamen ayrı bir karaktere sahip ama dün diğer ikisini karıştırdım. Anahtarı yuvarlak, tutma yeri ve düz, kilide giren kısım olarak ayırırsak bu birbirine benzeyen iki anahtarın tek ayrım yeri birinin bir kaç milimetre daha uzun bir kilide giren kısma sahip oluşuydu. Neyse anahtarlığı cebimden çıkarmak için anahtarların birisini işte bu kilide giren uzun kısmından tutmuşum -uzun kısım tamamen kapanacak sadece yuvarlak kısım görünecek şekilde- ve o karanlıkta şeklim kimeyse yiğtliğe de laf ettirmemek için bu benzer iki anahtarı işte o yuvarlak kısımlarının çaplarındaki farktan anlamaya (ayırt etmek manasında kullandım burda anlamayı) çalıştım. Boyları 2 milimetre farkederken artık o çaplarının milimetrenin kaçta kaçı fark ettiğini siz hesap edin. Karanlıkta bu tip uğraşlar içindeydim ve anahtarın ayırt edici kısmını ısrarla gizlemeye devam ettim parmaklarımla, sonra doğru olanı seçtim neticede ama ölüm gibiydi, çok stresli anlardı. İnsan saniyenin kaçta kaçında ne büyük hikayeler yaşıyor bazen.

Fotoğraf : Sırf suratımdaki ifade Allahı'm Yarabbi'm ne oluyor yahu hangi anahtarı seçsem ölmem ifadesi olduğu için bu fotoğrafı seçtim, aslında Onor Bumbum ile pek karizmatik çıkmışız tabi ki fotoğrafı çeken Yargı Bey'imizi de es geçmemek lazım.

Ekleme : Son iki saat içinde iki ayrı kişi şuna ulaşmam vardır numarasını bulabilir misin diye beni aradı, demek bağlantılar konusunda gün geçtikçe kilit bir isim oluyorum, çok esrarengiz vay be, bir de üstte anlatmak istediğimi anlatabildim mi hiç emin değilim.

5 yorum:

Hanife dedi ki...

anlatabildiniz efem=))

goksin dedi ki...

sahibinin ev sahibi oldugu sabit olan ve ev anahtarına ev sahipligi yapan anahtarlıgınızı kullanarak sahibi oldugunuz eve giris yaparken yasadıklarınız "kim bir ferd-i âferîdeniñ başına gelmemişdir".

Anglachel dedi ki...

Beyim maazallah bi dava esnasında böyle yazılı ifade verseniz hakim çocuğunu keser, hakkı buluta dönüşür.

eysean dedi ki...

dış kapılarla ilgili tek problemim: anahtar yuvasının haddinden fazla aşağılarda olmasıdır. Çıkık kalça pozisyonunda eğilmiş bir halde kapıyı açarken kimseye yakalanmayayım diye dua eder dururum.

Emir Bey dedi ki...

hanife : oh !

gökşin : işte ancak benim başıma

anglachel : sözlüsünü veririm, yeter ki kafasında bardak kırsın babaaaaağ bak sana babaaa diyorum diye bağırıp mahkemeyi terketsin.

eysean : eheheh :D