Cumartesi, Şubat 03, 2018

Cumhuriyet Halk Partisi Nedir ve Ne Olmalıdır? (CHP Hakkında Bir Deneme)


Kaç zamandır bu yazıyı yazmak ve bu ülkenin en önemli siyasi yapısı olan CHP'yi seçmeni olsam da üyesi olmayan dışarıdan bir gözle değerlendirmek, daha doğrusu bu partinin olması gerektiği konumu, sergilemesi gerektiği duruşu kendimce tarif etmek ihtiyacı içindeyim. Kısmet bu kurultay gününeymiş.

Cumhuriyet Halk Partisi bu ülkede herkes tarafından eleştirilir, hatta şöyle desem yanlış olmayacaktır sanırım, partinin yöneticisi olmuş partiye yürekten bağlı insandan tutun, "bu parti de bu ülke de yok olsun" diyenine kadar geniş bir yelpazededir CHP'yi eleştirenler. Kısaca tüm Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları bu partiyi farklı zamanlarda, farklı dozlarda ve hepsinden önemlisi farklı niyetlerle eleştirir diyebiliriz. Belki de CHP'nin kapsayıcı gücü buradan geliyordur, kim bilir? Şaka bir yana hem parti içinde, hem de topluma karşı bunca eleştiriye açık olmak da hiçbir partinin, derneğin, kurumun yapabileceği iş değildir, iddialı bir demokrat duruştur, takdire şayandır. Seveniyle sevmeyeniyle hatta ben de dahil toplumun tüm kesimlerini kapsayan bu CHP'yi eleştirme mevhumunun açıkça gösterdiği bir başka şey daha vardır: Türk insanı, yani Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının neredeyse tamamının CHP'den iyi kötü bir beklentisi vardır. Benim de varmak istediğim nokta burası aslında, CHP'den ne bekliyorum?

CHP en azından benim bilincimin yerinde olduğu son on beş yirmi yılı ele alırsak tıpkı tüm Türkiye gibi çok ciddi değişimler yaşamış bir yapıdır. Son yıllarda sonuçlarını çok daha net gördüğümüz bu süreçte partinin görüntüsü, politikaları, siyaset yapış tarzı ve daha nice özelliği neredeyse olduğundan tamamen farklı bir noktaya gelmiştir. Peki bu değişim partiye, Türkiye Cumhuriyeti'ne ve bizim de bir parçası olduğumuz bu ülkenin vatandaşlarına bir fayda sağlamış mıdır? Veya soruyu şöyle değiştireyim, CHP'deki bu değişim kendini CHP seçmeni veya cumhuriyetçi, Atatürkçü, aydınlanmacı, laik olarak tanımlayan ya da bu fikirler ve CHP ile hiç alakası olmayan vatandaşların gündelik hayatına, vatandaşlık kalitesine olumlu yönde bir katkı sağlamış mıdır? Yanıt ne yazık ki nadiren ile hiç aralığındadır. CHP bu süreçte hiç iktidarda mıydı dediğinizi duyar gibiyim, ne yazık ki değildi ama iyi bir muhalefet partisi de temsil ettiği ve etmediği vatandaşların yurttaşlık kalitesini artırabilir. Bizim durumumuzda böyle bir şey oldu mu? Ne yazık ki yine nadiren ile hiç aralığındayız.

Peki parti bu değişimin sonucunda seçmeninin veya seçmeyeninin gözünde nasıl bir yere dönüştü biraz da bundan bahsedeyim. Ülkemizin 2000 yılından itibaren kapılıp gittiği bir "demokratikleşme, liberalleşme" rüzgarı vardı. Bu rüzgarı ülkedeki tüm kurumlar ve vatandaşlar istisnasız bir şekilde hissetti, bu süreç herkesi ve her şeyi değiştiren bir süreç oldu. Kimileri bu rüzgarda yelkenini muazzam şişirip yarınını düşünmeksizin hak etmedikleri yolları aldılar, kimileri "hem rüzgarı kaçırmayayım, hem de elimdekileri uçurmayayım" kararsızlığında kaldı, kimileri ise tüm hedef gösterilmelere, küçük düşürme çabalarına ve hatta çok daha sert bedellere rağmen "bu rüzgar gerçek mi, eğer gerçekse ülkemiz bu rüzgara dayanabilir mi" sorularının derdine düştü. Bu noktada hem parti içinde hem de ülkede ilk iki grup ön plana çıkıp üçüncü grubu bastırarak partinin de ülkenin de yönünü o rüzgarı estirenlerin niyetine doğru döndürdü. Bunun sonucunda da CHP hem kendi içinde hem de toplumun gözünde tutarsızlaştı, çünkü bir kurumu kurum yapan en önemli şeylerden yani birliğinden ve ideolojisinden feragat etti. Parti, herkesi kapsama yanılgısına düşerek amaçlarından öyle ödün verdi ki, bu durum sonucunda seçmeni için tanınmaz veya güven teşkil etmez bir hâl alırken, sevmeyenineyse sürekli türlü türlü koz verip imajını zedeler bir hâle geldi. Haydi sevmeyenini, oy vermeyeni geçelim, bu yazıyı okuyan ve CHP'ye oy veren benim gibi insanları ele alalım, kaçımız oy vermek ve sistemi iyiye evirmek inancıyla katıldığımız seçimlerde kendimizden tam olarak emin bir şekilde CHP'ye oy verdik? Parti bu bahsettiğim değişimle birlikte gözü kapalı ona oy veren hedef kitlesinin bile içine defalarca kurt düşürdü, güvenini sarstı. Bu durum bir partinin yaşayacağı en tehlikeli şeydir, bir yapı dönüşeceğim diye kendi kimliğini kaybetmeye başlarsa sonunda hem başka bir yapının kurbanı olur hem de ona güvenip umut bağlayan insanları da ortada bırakıp kötülerin içinden seçim yapmaya zorlamış olur. Önümüzde kabak gibi duran bir kendi özünü kaybeden siyasi parti örneğimiz var, ibretle izlenecek bir örnek.

CHP dönemsel bir parti değildir, belli bir ekonomik yöntemi veya dış politikayı savunanların bir araya gelmesiyle oluşturduğu tek amaçlı bir yapı da değildir, haliyle görev odaklı ve görevi tamamlanınca sahneyi terk edecek bir parti hiçbir zaman olmamıştır. CHP bir fikir partisidir, bu fikir aydınlanma fikridir, Atatürk ilkeleriyle çizilmiş, çok net, sağa sola çekilmeye hiç gereği olmayan bir yol planı vardır, hedefi muasır medeniyet seviyesi olduğu için de parti sürekli daha iyiye gitmekle ve ülkeyi refaha, huzura, başarıya, istikrara götürmekle mükelleftir. CHP, bu ülkenin kurucu partisi ve Atatürk devrimlerinin bekçisidir. Haliyle parti tarihin kendisine yüklediği bu görevi bir kenara koyarsa sadece kendi değil Cumhuriyet'in de yok oluşuna sebebiyet verir. Bu parti herkesi kapsar mı ya da herkes için olmalı mıdır? Atatürk ilkelerini ve cumhuriyet idealini içselleştirmiş, bu ülkeye seven herkesi kapsar; ama parti bu fikirler ve tanımlarla problemi olan insanlar için değildir. Herkes istediği fikri savunabilir ama savundukları şeyler bu partinin temel ilkeleriyle, kurucusuyla, idealleriyle çakışan insanların da bu partide yer alması hem partinin hem de bu partiye bel bağlamış ülke insanının bekâsı için çok tehlikelidir. Bu durum yukarıda bahsettiğim, güvensizlik ve karaktersizlik durumuna sebebiyet verir, partinin de ülkenin de mahvına sebep olur. CHP ancak kendi kuruluş felsefesine döner, temel ilkelerine göre bir yol planı yapar ve başarılı olursa, bu başarı da toplum nezdinde onun savunduğu ideallerin bir kanıtı olur ve işte o zaman "herkes için CHP" tanımı daha doğru ve anlamlı bir hâle gelir.

Bu hafta sonu gerçekleşen kongrenin sonunda CHP şu an gerçekten özüne dönmek istiyor mu göreceğiz. Ama biliyorum ki bugün veya yarın, er ya da geç CHP kendi özünü inkâr etmeyen ve bu bilinçle tabanından aldığı desteği dirileştiren, bunu başarıya dönüştüren ve bu başarılarla herkesin bakışlarını üstüne çeken bir partiye dönüşebilir ve bunun sonucunda Türkiye Cumhuriyeti'nin de her anlamda başarılı, huzurlu ve güçlü bir ülke olmasında en büyük rolü oynayan aktörlerden biri olur. Çünkü bu ülkede aydınlanmayı savunan, laikliğe inanan, Cumhuriyet'e hayran, üreten bir ekonomi görmek isteyen, çocukların gençlerin iyi eğitim almasını bekleyen, ülkesiyle gurur duymak hayalinde, Atatürk'ün gösterdiği hedefleri içselleştirmiş on milyonlarca insan olduğunu biliyorum. Öze dönüş anlamındaki bu değişimi ne kadar erken yaşarsak, bu ülkenin vatandaşları olarak kaybettiğimiz şeyler de o kadar az olur diye düşünüyorum.


İyi günler görmek ve ülkemize olan inancımızı tekrar kazanmak dileğiyle!

Hiç yorum yok: