Pazar, Temmuz 30, 2006

İyi Geldi

Annemin üniversiteden arkadaşlarının buluşmasına Vahap Bey' in Çorlu' daki bağ evine gittik bugün. İyiki gitmişiz çok güzel, sohbetli, müzikli, yemekli ve bir şeyler kazandığım bir gündü.Ah bu akşam yine efkarımdan öldüm,
Aldığım her nefeste ben senden kalanları gömdüm..
Ah bu akşam yine efkarımdan öldüm,
Aldığım her yudumla ben senden kalanları gömdüm..

Cumartesi, Temmuz 29, 2006

Özge Hanım' a

Galatasaray Lisesi' ndeki korkunç konserimizde bu şarkıyı Yasin Bey' le önceden konuştuğumuz üzere Özge Hanım için söyleyecektik. Onlar sayesinde öğrenmiştim bu güzel parçayı. Söyledik de ama o konser pek güzel olmamıştı.. Şimdi kendisi aklıma gelmişken tam onun için söyleyeyim bu şarkıyı da..
Let Me Kiss You

Cuma Günü

Dün okul çıkışıma Ezgi Hanım geldi. Kankam, kardeşim, canım, en değer verdiğim bir insan! Çıktım kapıya onu almaya sarıldım özlemişim çok çok. Tertemiz bir kalbi var Ezgi Hanım' ın, karşılıksız da bir sevgisi.. Çok zor bulunacak şeyler bunlar ve bazen çok çok özlediğim şeyler.. İnanılmaz da güzeldir kendisi. Dünyanın en şirin insanı! Caner Bey de gelmiş o sırada, hep beraber indik meydana bizimkilerin yanına. Yemek yedik, oturduk biraz, sohbet ettik, sonra ben Egecan Bey de gelsin istedim; o da kırmadı bizi sağolsun Bebek' e gelebileceğini söyledi. Bizim gençler önden indi Bebek' e biz de biraz oturduk "kankam"la, başbaşa sohbet ettik.. Sonra biz de indik arkalarından. Gloria Jean' s ' teydi bizimkiler, gittik yanlarına. Çok güzel ve çok keyifli bir şekilde saatlerce sohbet ettik, havadan sudan, hatıralardan, sene içindeki komik olaylardan. Sonra kalktık ordan birşeyler yedik biraz ve ardından iskelenin yanındaki Bebek Cafe' ye gittik. Egecan Bey' in arkadaşları da -Günsu Hanım ve ismini hatırlayamadığım 2 bayan daha- gelmişlerdi o sırada. Kahveler içildi, fallar kapatıldı, fallar bakıldı.. Hepsi ourken sürekli kahkalar atıldı, gülücükler saçıldı. Mutluluk ve keyif hat safhadaydı gün boyu. Zaten Ezgi' m gelmiş yanıma daha ne isterim ki? Ardından saat ilerlediği için kalktık çünkü Ezgi Hanım' ı Ece Hanım' ın yanına götürecektik Taksim' e. Caner Bey, Yasin Bey, ben, Ezgi Hanım, Ilgın Hanım bindik bir taksiye, geldik Taksim' e.. Böyle sayılı günüm olmuştu bu sene bu kadar keyfim yerinde bu kadar mutlu bu kadar sevdiklerimle.. O da bir yere kadarmış zaten.. O yer de zaten bulunduğumuz yermiş. Sarıldık bir kere daha kardeşimle.. Onlar gitti.. Ben gittim.. Biz de gittik. Birazcık Yasin Bey' i bekledik durakta Ilgın Hanım ve Caner Bey' le. Sonra da koyulduk dönüş yoluna. Vardık Caner Beylere. Köpekleri var güzel kocaman bir golden. Yemek yedik, sohbet ettik, gitar çaldık, sohbet ettik, bilgisayara baktık, sohbet ettik, sonra farkettim ki kafam da hiç olmadığı kadar dolu/karışık yine, sonra geçtik artık uyuyalım diye Caner Bey' le yatmaya.. Sonra biraz daha kafamdaki karışıklığı konuştuk 6 gibi uyuduk, kafam hala karışık, nefret ediyorum kafamdan da kendimden de.. Bıktım!
Caner Bey' e saygılar sevgiler hem sohbeti hem ev sahipliği için.. Ilgın Hanım' a teşekkürler bana katlanabildiği için..Yasin Bey' e de teşekkürler beni anladığı ve tanıdığı için. Ezgim' e de sonsuz teşekkürler beni mutlu edip, kafamı dağıttığı için..

Bu gece dumanında kaybolasım var
Bu gece kendimi unutasım var
Kuş olup uçamayasım..
Denize düşüp boğulasım var..
Kendimden kurtulasım var!
.....
Düşecekse düşsün bu gamlı uçak
Kelimelerim bitti ne kaldı konuşacak
Evet, çok güzel belki yaşamak
Yüz vermiyor bana hayat!

Perşembe, Temmuz 27, 2006

Füniküler

Okuldan çıkınca önce yemek yedik bir müddet, ardından ben, Ilgın Hanım, Yaprak Hanım, Moris Bey, Kübra Hanım ve Uğur Bey Bebek' e indik. Amacımız önceden de Yaprak Hanım' la konuştuğumuz üzere Sultanahmet' e gidip kahve içmekti. Otobüsle Kabataş' a ardından tramvayla Sultanahmet' e geldik. Kübra Hanım ve Uğur Bey' i tramvayda bıraktık biz indik. Çok güzel bir medreseye geldik, böyle huzur dolu bir ortam. Söyledik kahvelerimizi, sohbet güzel, keyifler güzel, kahve güzel, daha ne olsun? Ardından Yaprak Hanım' ın falına baktım and vice versa. Heuahzuauh bu vice versa ve tam tersi anlamına gelir yani Yaprak Hanım' ın da benim falıma baktığı anlamı katar örnek bir kullanım yapayım dedim essay yazanlar okusun feyz alsın! Yine Gwaihir çıktı falımda sevindim! Sonra kalktık Yasin Bey' im gelmişti bugün, işi bitince arayacaktı işte o aralar aradı. Taksim' e gitmeye karar verdik onu görmeye. Hem yanında Tuhaffiye Hanım da olacaktı. Tramvay ve ardından fünikülerle beraber vardık Taksim' e, her zamanki gibi Pi' ye gittik oturduk sarıldık evvela Yasin Bey' le özlemişiz yahu!! Çok oturmadım tabi ben her zamanki gibi, kalktım fünikülere bindim, Kabataş' tan da Üsküdar motoruna atladım, sonra da Horhor durağından 4. gelen otobüse bindim -ancak o biraz boşlukluydu- velhasıl kelam vardım eve, varırken de içimden geldi son paramla kandil simidi aldım, ben sevmem de annem ve ağabey sever kesin. Herkesin "Regaip Kandili" de kutlu olsun hatırlamışken. Güzel bir gündü, üstelik güzel bir haber daha aldım kankam -Ezgi Hanım- İstanbul' a gelmiş!! Umarım bir aksilik olmazsa onunla da görüşebilirim.

NOT: Fal bakmak ciddi bir müessesedir, farklı yorumlar farklı bakış açıları gerektirir, büyük üstad Egecan Bey' e saygılar selamlar!

NOT2: En üstteki resimde gördüğünüz bayanlar sosyolojinin önünden canlı yemek tarifi programı yayını yapıyorlar.

NOT3: Ellerin sahibi soldan sağa Moris Bey ve Ilgın Hanım' dır.

Mustafa Kemal Paşa

Çarşamba, Temmuz 26, 2006

İstanbul Radyosu

Dün Esra Hanım' la çıkışta TRT' ye gidecektik, yani ben okuldan sonra hızla yol alacaktım o da direkt olarak oraya gelecekti. Tabi 13.15' te çıkıyordum ve 13.30' da orda olmam lazımdı. İlk kez yalvarmalarım sonuç verdi ve annem arabayı verdi sabah! Ağabeyim de Levent Adliyesi' ne gidecekmiş, onu bırakacaktım önce, tabi benim okula gittiğim sıradan yol olan ve Akmerkez' in önünden giden yolu geçtik ağabeyi bırakmak için, onu bıraktıktan sonra tamamen içgüdüsel bir istikamet izleyecektim. Zaten bıraktığım anda bir otobüsün önüne attım kendimi arkadan bir küfür bekledim zaten:) Çok şükür altında kalmadım :) Sonra tahminen izlediğim çok çetrefilli yolların sonucunda yine de Akmerkez' in önüne çıkabildim. Vardım okula oh park yerine de aldılar. Sonra son tenefüs -zaten iki tanecik var- Ilgın Hanım' la yemek alırken biri gelip ikimize de arkadan sarıldı! İkimiz de şoka girdik çünkü kimse bize sarılamaz yaz okulunda o kadar tanıdığımız biri yok sarılsa da döveriz yani o derece:) Sonra bir baktık ki Tuhaffiye Hanııııım!! Listening lab.' a gelmiş, çıkışta dedim sizi bırakayım Taksim' e ben de TRT' den sonra gelirim. Gittik hep beraber onları indirip TRT' ye park yerine girdim. Esra Hanım da gelmiş kapıdaymış. Amacımız çok değerli hocamız Serap Mutlu Akbulut' u görmekti. Ancak öğlen arası müsait oluyormuş o yüzden böyle koşturduk, kendisiyle birşeyler yedik, ardından kahvelerimizi içtik. Bir insan ancak bu kadar hanımefendi bu kadar kibar bu kadar şahane olabilir. Osmanlı hanımefendisi derler ya, tam olarak öyle işte. İnsan nasıl konuşacağını falan bilemiyor.. Kendini hep yeteri kadar kibar ya da şık hissedemiyor karşısında:) Sağolsun bize ayırdığı vakitten sonra biz de çıktık Esra Hanım' la biraz da Osman Ağabey' in yanına uğradık, kendisi prodüktördür, "Gecenin İçinden" programını hazırlar. Onla da görüştükten sonra çıktık Pi' ye gittik bizimkilerin yanına, sonra konuştuk konuştuk konuştuk, sonra Ilgın Hanım beni bir yendi tavlada, yani yendi demesek de ezdi desek daha makbul herhal iki mars bir düz, bakalım yakında tavla kariyerimi bırakacağım herhalde.. Sonra daha da konuştuk sonra Caner Bey' de geldi, nasipse Cuma akşamı onlara gideceğiz fasıl yapacağız. Sonra biz Esra Hanım' la çıktık, arabaya geldik annemle buluşup, o sırada yengemi de gördüm hem, arabada ağabeyimi bekledik o da gelince döndük eve. Evde fotoğraflara bakınca farkettim bu sene TRT' nin ne kadar eğlenceli olduğunu, iyiki katılmışım, seçilmişim, hayatımda yaptığım en güzel şeylerden biridir bu ve hayatım boyunca sesimin en güzel çıktığı konser TRT' deki konserdir. Üstelik sırf Serap Mutlu Akbulut gibi bir insanla tanışmak bile yeterince gurur verici zaten, bir de Alp Arslan Hoca vardır ki sesi inanılmaz güzel ve geniş kişiliğiyle de örnek bir insandır. Bu sene de bir an önce başlasa da çalışmalar yine eğlensek, üstelik 2 ayda bir kayıt da olacakmış, bant kaydı. Bakarsınız İstanbul Radyosu' ndan bir Türk Sanat Müziği Gençlik Korosu konseri dinlemek size de nasip olur!NOT: Caner Bey' in fotoğrafı gerçekten ne kadar sevimli değil mi :))

Salı, Temmuz 25, 2006

Savaş

Konuştuk bugün Tuhaffiye Hanım' la, dedi ki düşünsene biz böyle oturup sohbet ediyoruz rahat rahat ama orda gerçekten bir savaş var, tam olarak böyle demedi belki ama anlattığı buydu.. Gerçekten savaş var, yine haksız, yine diğer ülkelerin görmezden geldiği, ya da dur demeye cesareti olmadığı bir savaş. Neden? Nedeni de bir takım siyasi çıkarlar, kafa tutmaya cesaret edememe, paşa paşa sıranın kendine gelmesini bekleme.. Keşke bireysel olarak biz birşey yapabilsek, kuru kuru yazı yazmaktan başka.. En azından konuşabiliyoruz ya çevremizdeki dolu insanlarla, o da yeter, ya herkes boş olsaydı? Ama ne kadar dolu da olsak, kendi fikirlerimiz, nefretlerimiz, taraflarımız da olsa bu her saniye artan ölümleri azaltmıyor, diğer devletlerin ve bizimkinin politikasını değiştirmiyor.. Gerçeği en net en acı fotoğraflar gösteriyor yine.. Diyecek tek bir şey yok üzülüyorsun ama elinden bir şey gelmiyor.. Rüyalarına giriyor bunlar, günün yarısında kafanda dolaşıyorlar.. Belki de böylesi iyi, kafasında hiçbir şey dolaşmayanları düşününce.. Benim hep baktığım fotoğraflar var.. Diary diye bir blogdan.. Allah' ım sen bizi bu durumlara düşürme, ülkemizi, insanlarımız koru!

Pazar, Temmuz 23, 2006

Aklıma Gelmişken

Sabah gitarım çok şekilli gözüktü gözüme yataktan kalkmadan daha çektim fotoğrafını aslında biraz daha koyu renkli ama fotoğraflarda daha açık saçık pozlar veriyor, üstelik kendisini kullanarak "Mehtapta Yakamozlar" ı ilk kez gerçekten anlayabilecek birine -Esra Hanım' a- yine ilk kez hatasız ve kusursuz çaldığım inancındayım. Sağolsun beni yarı yolda bırakmadı. Bu arada evelki akşam mı yoksa dün sabah mı çektiğimi hatırlayamadığım bir barselona-yuventus maçı görüntüsü var ki 15 dakikalık ayarda nasıl bu kadar gol attın dedirtecek cinsten :)

Aile Dostu

Esra Hanım ve ailesi bizdeydi bugün. Evet evet mor saçlı olan:) Biz okul kapanmadan önce bir gün onlara gitmiştik annemle, ailelerimiz tanışmıştı yani, onlar da bugün bize iade-i ziyarette bulundular. Özlemişim keratayı, annesi ve babası da çok hoş insanlar, hatta bu yüzden bu aileyi "aile dostu" ilan ettim bugün itibariyle. Esra Hanım' ın sesi de müthiş bir ses, bir Türk Sanat Müziği eseri söyledi ki duymayanlara yazık günah! Güzel bir gündü yarın da bakalım okuldan sonra işe gitcez kendisiyle hayırlısı..

Cumartesi, Temmuz 22, 2006

Keyif

Diyordum ya Orçun Bey gelecekmiş diye, evet dün geldi:)Zaten okul çıkışı ünlüler yağmuru gibiydi dün, sınıfın kapısından bir çıktım bir de kimi göreyim Tuhaffiye Hanım, koştum sarıldım acımam! Dediğim gibi özlemişim çok, sonra bir süre Orçun Bey' i bekledik baktık geleceği yok, yemek almaya gittik. Ilgın Hanım ve Moris Bey de bizleydi. Sonra yemek yerken Orçun Bey'i gördüm ufuktan koştum hemen ona, onla da yemek aldık, gelirken bankacı hanım taciz etti kendisini. Egecan Bey aramıştı o vakitlerde bizi bekliyordu Bebek' te arkadaşı Günsu Hanım' la çok başarılı olmuş Günsu Hanım maşallah sınavda, bizim okulu yazacakmış, sonra indik Bebek' e gittik yanlarına, havadan sudan konuştuk uzun uzun dünyanın en komik insanlarıyla beraber olmak güzel birşey tabi vakit hızlı akıyor ama değiyor. Sonra kalkıp karşıya geçmeye karar verdik, Moris Bey' le ayrıldık Bebek iskelesinde, geçtik Kandilli' ye orda gereksiz yere bir karşıya geçip geldikten sonra Çengelköy' e gitmeye karar verdik, üçbin kişi bir taksiye binmek suretiyle gittik de. Günsu Hanım çok güzel bir yer biliyormuş bizi de götürdü oraya, Çınaraltı' nın üstünde bir kafeydi. Orada da baya oturup sohbet ettik, Egecan Bey' in fallarıyla vakit geçirdik ardında artık saat ilerlemişti kalktık eve gelmek üzere. Ilgın Hanım Üsküdar' a gitti, ardından biz de Egecan Bey ve Günsu Hanım' dan ayrıldık; Tuhaffiye Hanım ve Orçun Bey' le Kadıköy otobüsüne bindik, o kadar eğlendik ki otobüste de ne zamandır olmadığım kadar mutlu ve keyifliydim. Durakta inince fırına ve bakkala uğrayıp yoğurt ve ekmek almış olarak eve döndük. Ağabeyime söylemeyi unutmuşum bayağı şaşırdı Orçun Bey' i görünce sonra oturduk yemeğe annem döktürmüş yine üzerinize afiyet:) Sonra biraz bilgisayarla vakit geçirdik, bu Orçun Bey pes pes birşey diyordu meğersem bizim PSone' ı kast ediyormuş, kurduk tabi hemen ki haddini bildireyim, keyifli saatler boyu viningılevın oynadık, japonca çözdük falan, sonra ben yattım yatağımı Orçun Bey' e terk ederek sabah da kahvaltıdan sonra biraz daha oynadık. Sonra kuzeniyle buluşmak üzere evden yolcu ettim kendisini, bu kısa vakitte gerçek bir tatil yapmış kadar mutlu oldum. Allah razı olsun kendisinden, en iyi dost! 2.sınıftan beri bıkmadıysak bir sebebi vardır yani. Handan Teyzelerde kalacaktı bu akşam ya bakalım hayırlısı hem de Suaviye' de:) Telefonda şu diyoluğu yaşadık kendisiyle bir kaç gün önce:
E: Nassın yauv?
O: Ben oraya geliyom
E: Nereye?
O: Suaviye
E: auahzuahuhsuanuh Suadiye olmasın?
NOT: Ne kadar sevsem saysam hayranı olsam da artık Iron Maiden tişörtüyle sokağa çıkacak yaşı geçmişim :( Yine de bazen çıkarım şaşırmayın! Zaten bir yerden sonra baktım olacak gibi değil çıkardım onu kaldım gömlekle :)

NOT: İsmail Y.K.' nın haberinin yanı sıra Mahsun Kırmızıgül' de Fatih Terim' e siz Türkiye' nin en iyi vantilatörüsünüz demiş :)

Perşembe, Temmuz 20, 2006

Kripto Plazması

Bu resimde gördüğünüz şahsiyet hepinizin sandığı gibi kripto öz suyu yahut deterjan çayı veyahut arapsabunu konsantresi değil, öğlen yemeğimin yanında içtiğim annemin icadı olan kivili oraletin buz dolabında soğutulmasıyla oluşturulmuş enerji verici nefes kesici yeşil içecek! Siz de deneyin derim başka da bir şey demem:))

Ah Bu Ben

Bugün Ilgın Hanım bahsedince farkettim ki genelde bir şey düşünürken ya da dikkatle bir iş yaparken -şu an bile- kaşlarımı çatıp yapıyorum bu eylemleri. Ilgın Hanım iğrenç ya da korkunç görünüyorsun deyince elimden geldiğince yapmamaya çalışma kararı aldım bunu. Lakin elimde değil, halbuki salsam alın kaslarımı hem beynen hem manen rahatlayacağım ama ne bileyim işte alışmışım.

NOT: Eski bir fotoğraf demek uzun zamandır çatıyormuşum kaşlarımı.

Niye çattın kaşlarını
Bilmiyom yar suçlarımı
Ben ölürsem saçlarını
Yolma gayrı yolma leyli leyli
Yolma leyli leyli
Yolma leyli leyli hey..

Konser

Çok sıkıldım çok fena konsere çıkasım var şarkı söylemesem de sadece çalsam da olur, Tap-inn' i özledim, Nihavend' i özledim, Kallavi' yi özledim, Antalya' yı ve Gizli' yi özledim taş oda konserini özledim, ama konser falan görünmüyor ufukta.. Bunları özledikçe Egecan Bey' in güftelerine sarmaya başladım, şu ana kadar yaptığımız iki şarkı var birinin üzerinde beraber çalıştık bahsetmiştim zaten çok beğendim ben diğer insanlar beğenir mi bilmem ama.. Bir tane de benim kendi başıma yaptığım var bir ara onun üzerinde de tekrar çalışıp Egecan Bey' e sunacağım. Yahu bir konser olsa da bunları da çalsak keşke, Antalya' daki gibi konuşmadan neler istediğimizi anlayabilsek Egemen Bey' le ya da ağzımla dıbırş daş güm diye sesler çıkararak (küçük)Emir Bey' e istediğim bateri ritmlerini anlatsam. Oyy oy! Neyse bu akşam Orçun Bey geliyormuş buralara ki bu keyfimi yerime getirdi sizde kalmam dedi ama döve döve artık hale yola sokarız biz onu :)

Çarşamba, Temmuz 19, 2006

Kökü Bende

NOT: Bu resmi bir arkadaş alttaki yazılarımdan birinden silmiş "yanlışlıkla" yerine başka resim koymuş, bir daha olmasın dileklerimizle.

Sarı - Lacivert

Bu alemde kral sensin FENERBAHÇEM
Bu taraftar için saldır FENERBAHÇEM
Şeklinde güzel bir milli marşımızla (Republic of Fenerbahçe) giriyorum söze. Dün okul çıkışı Ilgın Hanım' la Beşiktaş' a gittik evvela ardından Caner Bey de geldi. Caner Bey öyle büyük bilgisayar dahisidir ki üstelik söz verdi sitemi hacliyeni bulursa hayatını karartacak. Çünkü bugün bir fotoğrafı değiştirilmiş buldum umalım istem dışı olsun.. 3ümüz bir süre oturduk birşeyler içip sohbet ettik. Ardından Emre Bey (ağabeyim olan) ile maça gidecektik. Ilgın Hanım da gelmeye karar verdi bizle, ağabeyimi beklerken ona da bilet aldık. Tayfur Havutçu adlı değerli futbolcunun jübilesiydi. Ayrıca İlhan Mansız, Amokachi, Pascal Nouma gibi efsane Beşiktaşlı isimler de oynayacaktı. Güzel geçen 40 dakikalık ilk maçın ardından da Şatdardonek -yazamayacağımı farkedip kasmadım :) - maçı vardı. Şanlı Fenerbahçe' mize edilen onlarca dakikalık küfürlü tezahüratı saymazsak herşey çok güzel ve keyifliydi. Bir de aradaki "sanatçılar" -Ebru Destan, Demet Akalın, Hakan Altun- fenaydı. Şimdi burda desem Fenerbahçe şöyle büyük böyle büyük bir ton saçma boş yorum gelecek çünkü bana göre hakikaten hiçbirşeyle değişilmez bir değerdir Fenerbahçe, zira Ilgın Hanım, Barış Bey gibi bir çok Fenerbahçeli için de aynıdır bu. Bizim takımımızın büyüklüğü ancak bizimkiler gibi yüce kalplerde hiçbir kupayla şampiyonlukla ölçülmez, bunu başkası anlasa ne, anlamasa ne.. Her neyse keyifli maç, keyifli tezahüratlar vardı.. Ben hep saygı duymuşumdur Beşiktaş taraftarına onların yaşam tarzına takım felsefesine. Akşam Ilgın Hanım' dan ayrılıp Kabataş' tan vapura bindik Serhat Ağabey ve Selim Ağabey' le (ağabeyin arkadaşları olurlar) vardıkÜsküdar' a. İyi oldu Ilgın Hanım' la da gittiğimiz kendi stadımıza da gideriz inşallah beraber. Bugün de okuldan sonra bir miktar tavla oynadık. Ben Yaprak Hanım' la oynayıp yenildim. Lakin keyfim yerinde olsa -tam olarak- kimse beni yenemez. Kasparov gelse o da yenemez hem de izin versem satranç oynar kadar düşünüp hamle yapsa dahi.. :)) Neyse kalktık sonra Ilgın Hanım yurda uğradı, biz de Yaprak Hanım' la sohbet ederek bekledik kendisini. Sonra 125' e koştuk:)) Eve geldik, oturduk müzik dinledik, yemek yedik şimdi arkamda uzanıyor kendileri size de çok selamı varmış. Oh oh. Bu arada sitemi hackleyen eller kırılsın, artı bu siteyi hackleyen eceliyle ölmez!! Bugün müthiş bir gaz var üzerimde farkettiniz mi bilmem. 19072006

Pazartesi, Temmuz 17, 2006

Büyük Hizmet :)

Kaydettiğim şarkıları mp3' e çevirmemi sağlayan bir program buldum sorun yaratanlar için koyduğum tüm şarkıların mp3 halini de koyuyorum buraya:

Rüzgar
Lavinia
Gözyaşlarımızı Bitti mi Sandın?
Masum Günahlar
Cüneyt Ağabey' in Darbuka Şovu

NOT: Bu seferkiler normal şarkı boyutunda yani insanı boyutlarda :)

NOT2: Sürekli 15 dakikaya yatıyorum diyorum iyisi mi annem girişmeden yatayım kalanları da yarın yükler koyarım kusura bakmayınız :))

NOT3: Evet bugüne kadar koyduğum herşeyi ekledim aslında bir ton da şey yazasım var ama ne yazık vaktim yok uykum var, vapur var, otobüs var, oy oy :) Hizmet bedeli de talep etmiyorum. Saygılar sevgiler. Tuhaffiye' yi özledim bir de :))

Pazar, Temmuz 16, 2006

Fotoğraf Çekmeyi Unuttum

Egecan Bey ve kardeşi Elif Hanım bizdeydiler bugün beste yapmak üzere bir araya geldik Egecan Bey' in müthiş sözlerine :) "Beden ve Ruh" adlı şarkının üzerinde yaptığımız uzun süreli çalışmalar meyvesini verdi ve ortaya süper bir şey çıktı, ama bu sefer bunu sizle paylaşmayacağım çünkü hayalimdeki gibi bir aranjman lazım böyle herşeyiyle kusursuz müthiş, ondan sonra da bu şarkıyı eğer çalmamıza izin verirse Egecan Bey, ilk konserimizde hepiniz dinlemek üzere davetlimsiniz :)

Olmalı mı Olmamalı mı?

Bir umut var evet ilerde, lakin hem etraf gece, hem umut perdenin arkasından parlıyor, hem de perdeyi açsam ardında cam, camı geçsem arada boşluk var, ama yine de sıkı sıkı sarılsam o umuda biraz da onun peşinden gitsem daha güzel olur belki herşey, boşa çıkarsa da umudum zaten alıştım ben mutsuz yaşamaya, ama ya boşa çıkmazsa? Bakalım o zaman hatırlayabilecek miyim mutlu olabilmeyi tekrar..

Her siyahın bir beyazı, gecelerin gündüzü de vardır..
Her tutsağın bir kaçışı, uykunun uyanışı da vardır..

Cumartesi, Temmuz 15, 2006

Emre Bey' in Gidişi

Çok değerli Emre Bey (ağabeyim olan değil) yarın sabahtan Finlandiya' ya gitmek üzere uçağa binecekmiş orda 3 hafta "the family" nin yanında kalacakmış, tabi bu aile için güzel fırsat neden diye soracak olursanız Emre Bey çok kafa insandır, dolu insandır, müzikten anlar, yakışıklıdır -gerçi şu an teröriste benzemiyor değil ama- ne bileyim Türkiye' den gelebilecek iyi bir konuktur, hem giderken pişmaniye de götürecekmiş daha ne olsun :) Gelince hem bizim okula da uğrayacak inşallah bu sefer söz verdi sayılır.

NOT: Müthiş bir karikatüristtir:)

Darbuka

Bugün teyzemler bizdeydi. Teyzemler; teyzem, Nalan Ablam, Cüneyt Ağabey ve Yunus' tan oluşur. Annemin ve teyzemin doğum günüydü bugün üstelik. Umarım daha uzun mutlu seneler boyunca hepberaber oluruz mutluca yaşarız sağlıkla.. Neyse Cüneyt Ağabey (Nalan Ablam' ın eşi ve Yunus' un babası olur kendileri) müthiş darbuka çalan bir insandır, yani müthiş derken gerçek anlamda müthiş, vaktiyle tonlarca ünlü insanla beraber çalmış.. Ben de ne zamandır darbukalı bir kayıt yapmak istiyordum, yani kendim de çalıyorum ama tabi işini bilen birinin yapması başka şey :) Neyse "Masum Günahlar" adlı çok değerli bir Ağır Roman film müziğini kaydettik dikkatle dinlerseniz darbukaların ne kadar şahane olduğunu görürsünüz, beni kırmayarak ufak da bir "darbuka show" yaptı ki akıllara zarar duyanı yerinden oynatacak bir şey! Dinlemezseniz üzülürsünüz yetenekli eller bunlar :) Üstelik bu kayıtların hepsini bizim evdeki ufak ve akoru bozuk darbukacıkla yaptı!

NOT: Oldukça ev halidir kayıt :)

int - H

Birkaç gün oldu bu fotoğrafı Hanife Hanım bana yollayalı, neden bilmem çok beğendim, böyle sanki üstünden yıllar geçmiş gibi.. O kadar güzeldi ki bizim int-H kod adlı sınıfımız o kadar özlüyorum ki bazen, yani her insan mı güzel olur bir sınıfta.. Neye kopmayız bölümlere ayrıldık diye yine gezeriz hep beraber özletmeyiz birbirimizi birbirimize..

Soldan Sağa : Barış Bey, Enes Bey, Emir Bey, Altay Bey :)

İyisini Biz Yeriz

Öyle iyi karpuz seçmişim ki inanamazsınız özellikle ilk seferde ve sadece gözlem ve kulaktan dolma bilgilerle yaptığımı düşünürsek:)

NOT: Çok yakında hepinizi dehşet bir tavla karşılaşması bekliyor.. Yeri ve zamanı henüz belli değil, belli olunca söylerim isteyen gelir :)

Cuma, Temmuz 14, 2006

Melis Kardeşim' e

İstek değil tamamen içimden geldi...
Detone falan ama olsun o böyle de sever :)
Zülfikar

NOT: Bazı bilgisayalar sıkıştırılmış dosyayı açamadıklarını söylediler bir de sıkıştırılmamış koydum buraya, sorun çıkmaz artık.

İstanbul Vapurunu Seçmiş!

Her sabahki gibi Bağlarbaşı' na yürüdükten sonra gelen ilk otobüsle Üsküdar istikametine doğru yol aldım. Ardından hızlı adımlarala Mihrimah Sultan Camii' nin içinden geçerek karşıdan karşıya da geçip Beşiktaş iskelesine yöneldim. Kapılar açılmış iskele tenhaydı, bir girdim içeri ilerde vapur yok da daha böyle taka tadında bir araç var, geri dönüp görevliye Beşiktaş vapuru bu mu diye soracaktım benden önce davrandı bir hanım. Neyse yürüdük bu vapurcuğa doğru binecek yeri de yok bir garip. Benim bindiğim yer arka tarafıydı. Denize sıfır yani öyle böyle değil cidden sıfır. Parmaklığa oturdum elimi sarkıtınca suya dokunabilirdim oturuyor olmama rağmen. Neyse biraz da üstünde oturma yeri vardı, bir grup insan da nerden tırmandıklarını anlayamadan oraya oturmuşlardı. Heycan dolu bir yolculuktu benim adıma denize o kadar sıfır gittim ki keşke her vapur böyle olsa hatta ben buna oy verirdim oylamaya koysalar:) Sonra bir donanma gemisinin dibinden geçtik, fotoğraf çektim ateş ederler mi etmezler mi korkusuyla, etmediler sağolsunlar:) Sonra vapurdan indim, insanlar nerden nasıl ineceklerini de bilemiyorlar vapur iskelenin beline gelmiyor :) İner inmez acımadım çektim onun da fotoğrafını. Sonra 43R' yi buldum gizlenmişti yine :) Özge Hanım da geldiler diğer sabahlarda da olduğu gibi, hatta o da bahsettiğim müthiş vapurdaymış, normalde vapurdan inerken denk geliriz ama bu vapurda inecek bir yer olmayınca denk gelemedik:) Yolda da kısa film hayalimin olduğu yeri çekeyim dedim çekemedim, sonra duraktaki insanları çektim, sonra da Bebek' i daha yaz başladı başlayalı bir sabah aydınlık göremedik orayı da hep puslu ya da bulutlu. Sonra çok uykum olan bir gün üstelik keyfim de azdı. Tahammül edebilen arkadaşlara saygılar sevgiler.

PÜF NOKTA: Vapurdaki insanların boylarına bakarak vapurun ne kadar küçücük olduğunu anlayabilirsiniz.

Perşembe, Temmuz 13, 2006

Üstüme Varma İstanbul

Hisardan hisara koşturmakla geçen hayatımda karşı hisarın üzerinden batan güneşi çekecek vaktim oldu ancak:) Çok değerli misafirlerimiz Belgin Teyze, Nazif Amca, Aynur Teyze ve Esin Hanım buralardaydılar. 2 gündür de onlarla gezmekten yazı yazamadım. Ama çok severim hepsini, Esin Hanım süperdir ayriyetten, bizim okul konusunda aklına aklına girmeye çalıştım umarım girebilmişimdir:)Tabiki aradan geçen bu vakitte modaya uymadan duramayıp çektim ayaklarımı koydum buracığa:) Hemde ayağımda "mes"lerim varken. Üstelik ayağımı koymakla kalmayıp işaret parmağımla da onları koyduğumu vurguladım, daha iyisini yapana kadar en iyisini yaptığımdan şüpheleniyorum:)

Mes: Ayağa giyilen deri çoraplardır, içi yünle kaplı dışı da hayvan -muhtemelen ceylan- derisinden yapılmaktadır. Ayağı müthiş sıcak tutar, soğuk yerlerin insanları giyerler bunu ya da soğuk yerde yaşayan dedeler, babaanneler.. Tabi benimkiler sadece benziyor ne yazık ki, benim mesim yok..

----Burdaki fotoğrafı çalmışlar vay anaaaam!----
----Kara bulutları kaldır aradaaaaan!----

Eee tabi çalışkan insanın hali bambaşka, esseyimi o kadar çabuk bitirmişim ki -bir ders önce başladığım gibi gereksiz ayrıntıları saymazsak- kalan vaktimde de Japon çizgifilm karakteri Fırtınalıoğlan' ı yaratmışım..

NOT: Resmin altındaki imzam orjinalidir taklit etmeyin kavga çıkar, kalbinizi kırarım.
Tabi her daim okul da okul, yaz okulu denilen meymenetsiz vak' a da kış okulu gibi yazıp duruyoruz essay olduk hepimiz, essay çiftliği gibiyiz:) Maşallah bize:)
Evet evet, yanlış görmüyorsunuz bu "pily" marka bir piliç, piliçte kalite güven artı kuş gribi korumalı hava geçirmez paketinde, "pily" bir numaradır, "pily"siz hayat ne menemdir! "pily" yeyin keyfiniz yerine gelsin!

NOT: Bambi candır!Tepe' de canavar var! Gerçekten bir canavar, yaşayan bir deniz kabuklusu hem de sandığınız gibi spagetti yemiyor, ağzından çıkan şeyler gerçek ve dokungaç ve hareketli ve çok fena, oy oy gerilim filmi gibi, Allah korusun!Geçtiğimiz akşam dolunay vardı, hastanenin üzerinde, çok beyazdı, öyle ki insan uzun süre oraya bakınca havada bir delik açılmış hissine kapılıyor. Dünyada en çok suç işleme oranları dolunay zamanında artıyormuş, discovery channel öyle demişti. İşte Allah' ın büyüklüğü.Üstüme varma İstanbul... Çok yorgunum zaten, üstelik şehir de terkedilmiş, giden gitmiş kalanlar da bizim değil ne yapsak bilmem. Of of..

NOT: Bu da o eğitici şiirli banklardan, çok beğendim ben onları.

(Genel) NOT: Ancak böyle fotoroman şeklinde yazabildim herşeyi yazacak ne vaktim ne enerjim var ama böyle de fena olmadı:)

Pazartesi, Temmuz 10, 2006

Lavinia' dan

(Bu' na.)
Türkiye' de İstanbul ne ise,
İstanbul' da gece ne ise,
Gecede yürümek ne ise,
Yürürken düşünmek ne ise,
Seni unutamamacasına düşünmek ne ise,
Unutmamanın anlamı ne ise,
Seni sevmek ne ise,
Saklayayım, yok söyleyeyim derken
Birden aşka düşmek ne ise.
Her neyse..

Özdemir Asaf

(O' na.)
Ölünceye kadar seni bekleyecekmiş,
Sersem.
Ben seni beklerken ölmem ki..
Beklersem.

Özdemir Asaf

Canımıniçi *

Bugün Özge Hanım' ın doğum günü, kendisi dünyanın en bir güzel, en bir anlayışlı, en bir aklı başında, en bir sevdiğim hanımefendisidir. Doğum günü sebebiyle okulu saymazsak Akmerkez - Bebek - Tarabya - Beşiktaş - Taksim - Ev gibi yoğun bir trafiğe maruz kaldım. Ama tabiki Özge Hanım için değer, hatta az bile:)

NOT: Canımıniçi' nin yanındaki yıldız bu garip sıfatın Özge Hanım' a ait olduğunu gösterir, kıro da olsa severiz kendisini:)

Pazar, Temmuz 09, 2006

Hey Gidi...

Eve dönerken yanımdan geçen kadın "Nerde o eski çavuş üzümleri!" diye iç geçirdi.

Ben de akşamüzeri şöyle bir şiir yazdım:)
"Günün en sıcak saatleri bunlar
Soğuk su yanımda kal, yanımda kal.."

Aklıma gelmişken hey gidi Mulder hey..

NOT: Orçay Han' ın sitesini sadece en akıllılar görebiliyor şimdilik tahminimce :))

Örnek İnsan

Annemle akşamüzeri Altunizade Kültür Merkezi' nde yapılan Cinuçen Tanrıkorur' u anma toplantısına gittik. Güzel ve samimi bir ortam vardı, gerek konuklar, gerek koro, gerek müzisyenler iyi insanlardı. Sunucu da çok uzun ve gereksiz konuşmasa daha iyi olacaktı ama -bizim okulluymuş..- artık olduğu kadar. Dünyadaki en takdir ettiğim şarkılardan biri olan "Mehtapta Yakamozlar" ı canlı dinleme fırsatım oldu. Hem de bir kanun ve yan flütten! Uzun olmasına rağmen üşenmeyip gitarla çıkardığım bu parça Nihavend makamında saz eseridir (enstürmantel). Müthiş ara çıkışları vardır onun dışında her yeri benim için çok güzeldir. "Sağdeth 3" adlı filmimizin girişinde (Orçun Bey + Emir Bey) de bu müziği kullanmıştık izleyenler hatırlar belki. Orjinalinde keman, çello ve kanun vardı. Gelen konuklar, yazarlar, bestekarlar hep Cinuçen Bey' in büyük bestekar kişiliği dışında her yönüyle de müthiş derecede örnek bir insan olduğunu söylediler. Böyle adam olmak lazım diye de geçirdim sık sık aklımdan konuşmaları dinlerken. Allah rahmet eylesin 2000 senesinde vefat etmiş, babamın da arkadaşıymış hatta. En bilinen eserlerinden biri bir Hint efsanesi olan Anarkali' den esinlenilerek yazılmış olan "Günaydınım" şiirinin bestesidir. Güftesi de Feyzi Halıcı' nındır bu eserin :

Şavkıması sana doğru yolların,
Sana doğru denizlerin çağrısı,
Çırıl çırıl ötelerde bir güzel,
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim..

Çıkmaz sokaklarda bu minyatür kim?
Bu göğüs kim, ya bu gözler, bu saçlar?
Uzak bir özlemde ayak seslerin,
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim..

Bu yıldızlar doğan günü çağrışır,
Bu gündüzler gözlerini çağrışır,
Ya kimlere verdin avuçlarını?
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim..

Vurdum teline seni, sazımın,
Sende anahtarı alın yazımın,
Yağmur yağmur serpil yalnızlığıma,
Günaydınım, nar çiçeğim, sevdiğim..

NOT: Şiirin orjinali belki daha uzundur lakin ben şarkıda geçen kısmın yazdım sadece, üstelik şiirin güzelliği müzikle beraber bir kaç katına çıkmakta ve insanı çok derinden etkilemektedir.

NOT: İçindeki her şarkıyı beğendiğim bir albümdür bu albüm de..

Ortaya Karışık

Çağımızın en büyük icatlarından saydığım soğuk nescafe, kırk yılda bir içerim ki hatırı gereksiz yere boşa gitmesin:)Bugün katıldığımız ve çok keyif aldığımız yat turundan bir görüntü. Kına gecesi yapıldı. Neyse teknede Gülsüm Hanım diye çok sevimli biriyle tanıştık ağabeyimle. Benim şu salak diyaloğumla gelişti olay ama diyalogdan önce ikimizde ağabeyimle bir yerden çıkaracağımızı düşünüyorduk zaten kendisini. Her neyse yanımda oturuyordu aramızda da bir bayan çantası vardı, ağabeyim de karşımda oturuyordu. Bu çanta sizden birinin mi dedi annemleri kastederek ben de yok değil ama arkama koyabilirsiniz ben zaten böyle oturacağım dedim o sırada öne kaykılarak. Sonra öğrenci misiniz diye bir sou sorarak muhabbete girdi, Marmara da hukuk yüksek öğrenimi görüyormuş. Bu noktadan sonra uzun süre ağabeyimle konuştular ama sevdik kanımız ısındı yani iyi biri olduğunu hissettik ta derinden diyeyim :)Bu resimdeki yalıyı da Pınar Hanım' a verdim gitti. Bugün onun blog yıldönümüymüş. Benden ufak bir hediye:) Bende boğazanazır mekan çooook :)