Salı, Mart 31, 2009

Bel bu bel !


Belim ağrıyor, pazar günkü seçim yorgunluğu (17 saat aynı sandığı beklemek) tam olarak geçmemişti ki bir de üstüne bugün Hadımköy'de -çok uzak hiç sormayın Beylikdüzü'nü de geçince- Fatih Üniversitesi'ne konsere gittik koroca, eğlenceli bir konserdi, solomu biraz silik okudum gibi gerçi ama olur o kadar, provasız ancak böyle. Okulu pek beğenmesem de bizimle ilgilenen, sanırım oranın kulübünün üyeleri, sağolsunlar çok iyi niyetliydiler, bizi hoş tuttular. Okulu sevmemek derken de muhtemelen bizim okulun insana her anlamda kattığı bir hiç bir şeyi sevmemek kavramının sonucunu kastettim aslında, küstah mıyız, nedir?

Cumartesi, Mart 28, 2009

Yoğun Bir Trafik



Günlerdir yazacağım -abartmayalım iki gündür- ancak elim değdi. Klavyeye eli değmek diye de bir deyimi literatüre kazandırdım, deyim derken, öyle bir yüzeyi ellemek anlamındaki deyim eylemi değil kastettiğim aksine, atasözü, özlü söz gibi bir ifade şekli. Bu güzel girişin ardından perşembe gününe geri dönüyorum. Yazdığımla gurur duyduğum iki sayfalık Rusya - Gürcistan yazısını, derse girecek arkadaşlara emanet ettikten sonra Sinan Bey ile, grubumuzun ilk röportajını yapmak üzere annemin de çalıştığı okula gittik. İki saate yakın, güzel ve doyurucu bir sohbet yaptık Mari Hanım'la beraber, sonrasında havanın da kötü olmasıyla beraber annemle hayalini kurduğumuz yürüyüş planlarımız suya düşmüş şekilde okulun oraya döndük, Sinan Bey'i bıraktık, ben bir çaldığım yere uğradım geldim, ardından Rumeli Hisarı'na indik annemle biraz vakit geçirip atıştırmak için, keza akşam okulumuzda, hem de Türk Müziği Kulübü ev sahipliğinde, Yansımalar konseri vardı. Neyse bir şeyler yedik içtik okula geri çıktık, hava o denli kötüydü ki vakit geçmiyordu, teras kantinde annemle oturmuşken, Ozan Bey aradı, biz geldik dedi; ben de onları yanımıza buyur ettim. İlyada Hanım ve Ozan Bey ile gerçek hayatta da tanışmış olduk bu vesileyle, sohbet ettik konser vaktine kadar dördümüz. Sonra konsere geçtik. BTS herhalde en görkemli anlarından birisini yaşadı seyirci açısından, sandalyeler mi dersiniz, balkon ve piyano altı oturma yerleri mi dersiniz, tam bir kalabalık! Çok garip oldu tam bir kalabalık deyince neyse ehöm. Evet konser başladı, kadro müzikal açıdan müthişti bir kere, kontürbas, çello, klasik gitar, ney ve akustik gitar/tanbur şeklinde beş enstürman vardı. Şarkılar o kadar güzellerdi ki, nasıl desem, müzikteki en zor şeylerden birisini her şarkıda yakalamışlar bana göre. Yani söz olmadan melodiyle bir şeyler anlatıyorlar ve eminim pek çok kişinin kafasında aynı şeyler canlanıyor aşağı yukarı. En bariz örneği Salıncak şarkısıydı, ismini söylemeselerdi de ben tahmin edebilirdim gibime geliyor zaten. Kontürbasçıya muazzam derecede hayran kaldık sanırım salonca, çok müthiş bir icrası vardı. Sanırım İlyada Hanım ve Ozan Bey ikinci yarıda fotoğraf da çektiler, en azından Ozan Bey'i gördüm çekerken, sonrasında da konserden çıkıp huşu içinde arabaya ilerledik ve misafirlerimizi de Yıldız'a kadar bıraktık, ardından eve döndük, belirtmeden geçemeyeceğim hava kapalı olmasının yanısıra çok da soğuktu, mutsuz edici bir hava tam anlamıyla. Neyse güzel insanlarla tanışmış olduk. Cuma günü ise bir Açmöf sempatizanı olarak kalkıp Müzakere Bilgilendirme Semineri'ne gittim okula, konu "AB Müzakere Sürecinde Türkiye Nereye Gidiyor? Çevresel Duyarlılık Konusunda Ne Kadar İlerleme Kaydedildi?" şeklindeydi, pek çok Açmöf aktivitesi gibi gayet başarılı ve öğretici oldu bana kalırsa. Ardından bir ses ayarlamaya çaldığım yere gittim, uzatma kablosu krizini aştık, akşama misafirim çok olacaktı ne de  olsa. Sonra da Ilgın Hanım ile kebap yedik (eheheh) sonra Egecan Bey de teşrif ettiler ve saatin de yaklaşması sebebiyle Cheers İstanbul'a geçtik hep beraber, kapıda Gülnaz Hanımlarla karşılaştık, kendi geldiği yetmediği gibi pek çok da sevdiğim insan getirmiş yanında Burçin Hanım gibi, Kaan Bey gibi Kürşat Bey gibi. Çaldım söyledim kendimce, ilk yarıda ses biraz kısık kaldı gruplar kalabalık olunca, ikinci yarıda ise daha güzel ve yüksekti. Bu arada Erdinç Bey, Melih Bey, Yargı Bey, Melis Hanım ve Pınar Hanım gibi değerli katılımcılarımız oldu ön masamıza. Gecenin sonunda Kaan Bey'in tarafına gidip azıcık hoşbeş ettik kendileriyle, sonra da eve döndük. Şimdi önümüzde salı günü Türk Müziği Kulübü Korosu olarak çıkacağımız Fatih Üniversitesi konseri var, Hacı Arif Bey'den Deva Yokmuş Neden Bimar-ı Aşka adlı müthiş derecede sevdiğim Muhayyer eseri solo söyleyeceğim, umarım bir aksilik çıkmaz. Bir yandan da kafamdaki Taşoda repertuarı oturmaya başladı Emir Bey için bakalım. Bir sonraki yazıda görüşmek üzere (ehehe) esen kalın.

Salı, Mart 24, 2009

Regal

Ne zamandır gördüğüm, kafası en sevdiğim tarzda çalışan reklamcılara sahip nadir firmalardan, helal olsun denir başka da bir şey denmez.

Cumartesi, Mart 21, 2009

Haftalık Plan


Çok şükür dünkü talihsizlikler silsileme bugün bir son verdim ve normal ve güzel bir güne uyandım sabah. Dünkü talihsizlikerim sahne aldığım kafedeki temassızlıkla başlayıp, programın iptaliyle devam etti, sonra eve gelene kadar türlü irili ufaklı talihsizlikler daha oldu, sağ salim eve kendimi atabilecek miyim bakalım derken çok şükür attım, şimdi ise zebra. Keh bir. Bana alerji yapan evler kervanına bir yenisinin daha eklendiği bugünlerde ben de önümüzdeki hafta neler yapacağımı düzenlemeye çalışıyorum. Perşembeye bir adet 2 sayfalık ödev, çarşambaya ise bir tane sağlam vize var. Perşembe akşamı ise okulda Yansımalar konseri var. Bu tüm bilogır camiasına duyuru babında olsun, uygunsanız sakın kaçırmayın. 



Ayrıca başarısına hem bizzat tanık olduğum, hem de her taraftan ismini duyduğum bir insandan şan dersi almaya niyetlendim hatta niyetlendik ama kendisine ulaşamadım, çalışmalarım devam ediyor hâlâ. Saçlarımı kısa kestirmek gibi ya da biloğun sağ tarafını yıkmak gibi klasik sıkıntılı ruh hali örnekleri gösteriyorum ama hava güneşli olsun da gerisi mühim değil azizim. Kayıt kalitemin her şarkıda biraz daha yükselmesinin verdiği gaz ile yakında Emir Aksoy ismiyle de bir myspace açacağım, deneygül derim tarzıma da deneysel misali. Ama milllet yine gayri ciddi eserler ürettiğimi sanıp abi baya komikmiş yaauu süper olmuş çok güldüm keh keh derse de bunlara cevaben godoş derim.


Mavi Büyücüler'i de Last Fm'e koymuş bulunuyorum. Kendi sayfamda zaten bir Cennet Bahçesi var Emir Bey olarak çalınmış haliyle, artık bir de büyücüler var. İsteyen istediği zaman, istediği kadar indirsin dinlesin diye. Bir de size bir tavsiye bu adamı dinleyin (Utku Tavil) derim. Bu tarza hakimiyetim sınırlı da olsa -hangi tarza hakimiyetim sınırsız- + -hakimiyet kayıtsız şartsız benimdir- ben başarılı buluyorum, sevip sayıyorum. Ayrıca şarkılarını Last Fm'den indirebilirsiniz de, albümlerine girerek.

Başka neler yaptım Ilgın Hanım'dan kıskanıp odamın polifonik yok yok panaromik fotoğrafını çektim, bir de Ilgın Hanım'ın melodikasına el koydum, üzerinde çalışacağım en kısa zamanda. Boyna Rusya, Gürcistan dönüyor kafamda bu aralar, bir de Irak, Amerika ikilisi var, daha da bir şeyler var tabi de şu ödevi yazarsam kurtulacağım, sonra da Mavi Büyücüler'le bir hafta Doğu'da tatil keh keh keh.

Perşembe, Mart 19, 2009

Seçim


Az önce kapıya gelip beni soran polisle beraber haftaya pazar saat 7.00'den itibaren tüm gün sandık görevlisi olarak İlahiyat Fakültesi'nde olacağımı öğrendim. Ne diyelim bekleriz. Bir de elimdeki dvd halindeki kamera kayıtlarının seslerini mp3 olarak ayıklamak istiyorum, baştan sona uzun tek bir mp3 olsa bile olur, onun bölmesini parçalamasını düzenlemesini yaparım. Bilen varsa yardım etsin hemi.

Pazar, Mart 15, 2009

Mavi Büyücüler



Ne zamandır bireysel üretime ara vermiştim. Sanırım Cennet Bahçesi bestesi ve Balık Gözü filminin müziğinden kelli bir şeyler yapmıyordum geniş çaplı. Sonunda geçtiğimiz haftalarda yaptığım bir beste olan Mavi Büyücüler'i güzel bir şekilde kaydettim dün. Şimdi bu benim genellikle yaptığım müzik tarzından farklı bir çalışma, bu bağlamda biraz daha deneysel diyebiliriz, bir tarz tür belirleme konusunu size bırakıyorum bana kalsa ambient derim avangard derim akustik/elektronik derim post rock derim, ağzım torba değil ki büzesiniz. Neticede Emir Bey tarzında müzik yapmayınca da genellikle geyik müzik, komik müzik yapmakla yaftalanıyoruz ama olsun varsın. Biraz daha underground (yesss) piyasaya çalışmalı. Tam Roxy'ye katılmalık şarkı oldu ama bir tane daha güzel bir şey olsun belki seneye. Last fm biraz sorun çıkardığı için, myspace'te de yeni hesap açmaya henüz üşendiğim için, sizle bu şarkıyı link üzerinden paylaşacağım ama en kısa zamanda bu müzik portallarındaki sorunları aşarım gibime geliyor. Yeniliklere açık olun. Eşe dosta da maille atıyorum şarkıyı baya enteresan bir adam oldum ama geri dönüşleri (feedback diye tabir ettiğimiz) merak ettiğim için hep bunlar. Yukardaki bana ilham veren çizim Ted Nasmith'in, o da ben de ayrıca Tolkien'den aldık en büyük ilhamımızı tabi yani sanırım.







Cumartesi, Mart 14, 2009

Deneyselelektaranok


Hava o kadar güzel ki haftalardır, sevincimden ölsem yeridir, neyse baraj maraj diye bir şey demiyoruz ama, üzülüyoruz da içten içe. Biz derken ben ve şapkasız montlarımdan bahsediyorum. Neyse Cheers'te sahne almaya iyice alıştım sanırım bu bir ayın sonunda, genelde 10 gibi çıkıyorum artık, sevdiğim şarkıları da çalabiliyorum rahatça, ayrıca hoş da bir yer. Bir alt yazıda bahsettiğim tavsiyelerimi yeniden burda tekrarlıyorum. Downliner Sekt dinleyin misal bir de Pan sonic dinleyin, Pan sonic'in 2007 albümü olan Katodivaihe'yi ayrıca beğendim, zekice bir albüm. Yarın öbür gün sahibinin rızası olursa bir tavsiye daha yapacağım, hazır olun. Feysbuk tasarımlarıyla beni sürekli yorar oldu, çözmem vakit alıyor ama hayat zor ne yapalım.


Perşembe, Mart 12, 2009

Yazırlar Köyü Muhtarı



Geçtiğimiz günlerden birisiydi -sanırım geçen hafta cuma- Ilgın Hanım'la görüşecek bir vaktimiz olmuştu ama ara vakit hani ne uzun ne kısa. Canımız tatlı çekiyordu, Etiler'e gidip yesek diyorduk lakin onun filmi benim ses ayarlamam vardı o yüzden cesaret edemiyorduk derken fırının yanında yeni açılan pastanenin lafı geçti, hatta daha o gün açılmıştı. Ben dedim ki kredi kartı geçer, Ilgın Hanım dedi ki daha yeni açıldı hayatta da geçmez. Ben de dedim ki gel soralım sonra dükkana yaklaştık, güleryüzlü bir adam buyrun dedi, ben de parzon kredi karzı geçiyorz mu dedim, adam da gülümseyerek bugün hiç bir şey geçmez dedi, ben kilitlendim ama peki madem deyip Ilgın Hanım'a doğru döndüm, adam davetkar bir ses tonuyla bugün hiç bir şey geçmez dedi tekrar ve bizi nasıl eee ööö diye kilitlenmiş halde içeriye aldı. Sonra içeride Özge Hanım'ı gördük bir arkadaşıyla, tam oturduk bunca komik şeye gülecekken ince sesli ve yapılı bir garson sipariş almaya geldi, kendisiyle dalga geçiyoruz sanmasın diye bir ağız tadıyla gülemedik. Neticede tatlı yemelere Etiler'e gitmeye vakit yokken 20 metre ilerimizde o gün açılan bir yere girmiş olduk; nakit ödemek yerine kredi kartı ile ödeme yapacakken ise ne yersek bedavaya yemiş olduk. Hasılı kelam şaşkınlıklara gark olduk. Bu şansımız yaver gider diye düşünüp Ilgın Hanım'la loto oynadık bugün, kazanırsak ismini açıklamak istemeyen talihliler olacağız. Aynı akşam Cheers'e çok değerli çok sevdiğim farklı konuklarım da geldi, önce ağabeyimin masası ki Elvan Hanım vardı misal o masada, sonra İpeknaz Hanım ve Emre Bey, sonra Tümay Hanım en son da Şebnem ve Sezi Hanımlar.


Geçtiğimiz günlerde kendilerini beklettiğime sinirlenen Doruk Bey ve Pelin Hanım çifti beni güney kapının yaklaşık 56 metre aşağısında yokuşun orta yerinde yarı otomatik şemsiye saplarıyla tartakladılar. Şaşkınlığım hâlâ tam geçmedi.


Gün Bey'den tavsiyesini aldığım Downliner Sekt'i gayet beğendim hatta Utku Bey'e tavsiye ettim, Utku Bey'den de Pan Sonic tavsiyem var şu an dinleyip beğeniyorum, Gün Bey'e gönderelim. Tabi ki yeni eserim olan (olmak üzere) Mavi Büyücüler parçasının yanında basit müzikler olarak kalıyor her ikisi de ama ne yapacaksınız. Emir Yargın Bey de derse girince şok oldu.


Daha buraya yazayım diye yaşadığım pek çok deneyimim oldu, lakin hafızamın el verdikleri bunlar, en güçlünün devamlılığı dediğimiz olay vuku buldu. Aman benim de biloğu sansürlemesinler diye bir ekstendıt olacak o kadar esprisi ile bitiriyorum yazımı, fonda da ankaralı bıt bıt müziği girmeliydi.

Pazar, Mart 08, 2009

Caz Caz Nereye Kadar


Hava bir hafta daha bu kapalılıkta giderse kendimi ve gerekirse başkalarını da intihar ederim sonra da bu yaptığımla iftihar ederim. Kafamda dolaşan 78 sorunun bir kaçına cevap bulsaydım keşke de azıcık rahatlasaydım, sinir, stres içerindeyim ne oluyor depresyonum mu geldi ne? Bazı makaleleri 13 kez okusam da anlayamıyorum, o zaman eğitim-öğretim hayatından soğuyorum, bir de yazacağım bir kaç husus vardı buraya ama o kadar içim sıkkın ki yazasım gelmiyor. Neyse kandil akşamı dualarından umutluyum. Yakışıklı Zeus Bey ve sevimli Aslı Hanım'ın bir fotoğrafıyla bu yazıyı sonlandırıyorum, sevgilerimle diyorum. Daha alakasız bir resim koyamazdım.

Cumartesi, Mart 07, 2009

Bir İçim Su *



I



II


III


IIII


V


VI


VII

Geceye damgasını vuran fotoğraflarımızın devamı olarak koyuyorum bunları, farklı şekillerde ve mekanlarda çok kez sahneye çıkılmış olsa da bu şekilde çıkmak da ayrı bir güzel oldu itiraf etmek gerekirse, ayrıca bizim fotoğraflarımızı çekip de internete koymak suretiyle tekrar bizle paylaşan herkese çok teşekkürler Yunan Tanrıları dosyasını bu yazıyla kapatıyorum. Bu keyfimizde yer alan herkes iyi ki var !

* Beyhan Ablamın bu güzel iltifatını başlığa koymaktan çekinmedim.

Perşembe, Mart 05, 2009

Geceye Damga Vurmak



I


II


III


IIII

* güzel fotoğraflar elimize geçiyor yavaştan
baya efsaneymişiz ben onu anladım bugün

Çarşamba, Mart 04, 2009

Pazartesi, Mart 02, 2009

Mart


Dün ne güzel bahar gelmişti, bugün yine kapadı lakin sanırım artık daha ılık bir hava var dışarıda, yahu geçen hafta binaların dışına çıktığım anlarda titrememek için kendimi kasa kasa tüm karın ve göğüs kafesi kaslarım ağrımıştı ve ben bitap düşmüştüm, üstelik boğazım da şişmişti yıllar sonra ama bugünlerde üstesinden geleceğim nasipse. Herkese selam ederim.