Pazartesi, Nisan 11, 2016

Turkcell ile Mutlu Son


Geçtiğimiz hafta çok kesin bir şekilde (ve çok geç olarak) Turkcell'den çıkma kararımı netleştirip uygulamaya koydum. Neden çok geç diyorum, çünkü bunu Neşet Ertaş öldüğü gün bilmem ne yaz bilmem kaç bilmem kaça gönder Neşat Ertaş'ın türküleri cebine gelsin diye mesaj attıklarında yapmalıydım ya da en eski müşterilerime en çok kazık atmak benim hakkım diye düşünüp tekelmişçesine piyasadaki en yüksek fiyatları çektiklerinde yapmalıydım ama yapmadım işte. Onlara bu aptalca özgüveni verenler arasında ben de varım, benim sayemde de bu kibire sahip oldular kısacası biraz. Neyse Ensar Vakfı'na çıkılan destek ve bunun geri çekilmemesi bardağı taşıran son damla oldu şahsım adına, geç olsun güç olmasın.

Türkiye sermayesinin ne kadar korkak, ne kadar ikiyüzlü ve beceriksiz olduğunu örnekleriyle yazmaya kalksam zaten buradan köye yol olur ancak pazarlama faaliyeti adı altında kendini sevdirmek için bile olsa bugüne dek onlarca güzel projeye imza atmış, pek çok çocuğun özellikle de kız çocukların eğitimine katkı sağlamış bir firmanın şu an sadece iktidar öyle istiyor diye kuyruğu sıkıştırıp da eğitime müdahil olmaya hukuken hakkı bulunmayan bir vakfın etkinliklerine destek olması ve bu denli büyük bir kriz çıktığında bile hatasını kabul etmek yerine vakfın, hükümetin, kısacası tüm ahlaksızlıkların önüne yatarak (kasıtlı olarak kullanıyorum bu ifadeyi evet) kendi bildiğini okumasını (yanlış olduğunu bile bile) benim aklım almıyor. Yazıklar olsun demekten başka diyecek bir şeyim de kalmıyor.

Farkında mısınız Twitter'da ve tüm sosyal mecralarda bu aralar sürekli sponsorlu içeriklerle Turkcell karşımızda #BağlıyızBiz hashtag'leri ile. Kime bağlı olduklarını gösteriyor bu kampanya gerçekten de, hırsıza, katile, sapığa bağlılar, onlara kulluk ediyorlar. Sırf sosyal medya mı? Sokaklarda gözümüzün gördüğü tüm pano ve tabelalarda, televizyonda, radyoda tüm reklamlarda Turkcell var. Bunu neden tam da bu dönemde bu kadar korkunç bütçelerle normalden de fazla parlatıyorlar peki sizce? Akıllarınca kendi pisliklerini örtmek için olabilir mi acaba ya da onlara tepki verip Turkcell'i terk eden (ilk kez sanıyorum bu denli güçlü bir boykot yaşıyorlar) on binlerce insanın oluşturduğu gündemi bastırma çabası olabilir mi bu? Tabii ki de öyle. Üstelik bunu yaparken tanınmış troll'lerden rakiplere karşı her türlü kara propaganda desteği de satın alıyorlar, haklarında atılan tweet'ler için dava açıp yasaklama talep ediyor ve kazanıyorlar yani önüne yattıkları adamlara dönüşüveriyorlar kısaca yol, yöntem, kafa yapısı ve vizyon olarak.


Turkcell'de çalışan pek çok arkadaşım var, bazıları gaza gelip markayı kendi babalarının şirketi gibi sahiplenmiş de olabilir ve bu sebeple bu tip yazılara tepki gösterebilirler; hatta orada çalışsın çalışmasın insanlar çıkıp bu marka ülkenin büyük bir firması, bunca insanı istihdam ediyor, ekonomiyi büyütüyor, onlara saldırmak daha doğrusu onları boykot etmek hem orada çalışanları ekmeğinden eder hem de ülke ekonomisini yavaşlatır diyebilir. Ben de ikinci cümleye yönelik olarak derim ki ülke ekonomisine bu fikirlerle yön veriyorlarsa vermesinler, daha dar ama ahlaklı ilkeli bir ekonomimiz olsun. Burada çalışan arkadaşlarıma da Turkcell'in onlara kara kaşları kara gözleri için para vermediğini, onları en az piyasadaki çoğu şirket kadar sömürüp onlardan faydalanıp muhtemelen hak ettiklerinin altında fiyatlandırdığını hatırlatır, inanmazlarsa benzer koşullarda herhangi bir yerde iş bulmayı deneyebileceklerini söylerim. Eğer gerçekten birinin oğlu, kızı, yeğeni, tanıdığı diye orada değillerse yani elle tutulur bir nitelikleri ve çalıştıkları şirkete kattıkları ufak da olsa bir diğer varsa, eminim işsiz kalmayacaklardır. Bu dediğimi Turkcell'de çalışanlar oradan ayrılsın onlara başka iş mi yok anlamında söylemiyorum; bu kurumu gözü kapalı savunacak kadar sahiplenen dostlara naçizane diyorum ki aklınızı başınıza alın gereksiz yere kendinizi saçma durumlara düşürmeyin.

Bir de sanıyorum ilk kez insanların canına tak etti bazı şeyler ve ortaya çıkan öfke marka bağlılığı falan mevzusunu kırıp geçerek ciddi bir boykota dönüştü, aldığım duyumlara göre iptal edilen hat ve abonelik sayıları ciddi ciddi sarsmış bizim Anadolu kaplanı vizyonlu dev firmamızı. Gerçekten boykota olan inancımı/inançsızlığımı tekrar sorgulayacağım şu mevzunun rakamlarını takip ederek. Hakikaten elimizdeki işe yarar en büyük koz ekonomik güç iken bunun bu kadar farkında olmamak, Mado'nun dondurması Kızılkayalar'ın ıslağına kanmak çok acı... Yaptığımız eylemlerin, işlerin bir işe yaramayacağına inanıyoruz (ve inandırılıyoruz ya) işte en büyük hata bu. Bireysel olarak yaptığınız tek bir hareket, söylediğiniz tek bir söz, yazdığınız tek bir cümle bile çok şeyi değiştirebiliyor. Bunu hiç unutmayın! Varın kitlesel olanları siz düşünün.

Bu arada numaramı taşıtayım dedim, hat benim üstümde değil diye 45 takla attırmaya ve hattı kendi üstüme aldırmak için transfer bedelleri çıkartmaya kalktılar, tamam dedim kalsın sadece kapayalım, tabii sene başında atılan bir mesaj ile sene boyunca taahhüt yapmışız ama lanet olsun diyerek onu da yakıyorum ay sonunda, zaten diğer operatörler daha ucuz, sene bitmeden tekrar kâra geçmeye başlarım. Varsın liseli gibi bu yaşımda numaramı değiştireyim ama yeter ki şu karaktersiz ahlaksız markaların benden kâr etmelerine engel olayım artık. Bir malkoç çıkıp da şu an derse ama giydiğin tişörtten yediğin kaşığa kadar hepsi bu düzenin bir parçası, ben de diyorum ki ahlaksızlığının arkasında göğsünü gere gere duran birkaç markayı bile hayatımdan çıkartsam kârdır. Haydi siz de azıcık uğraştırsa da üzerinde böyle korkunç bir leke bulunan bu kardeşlere daha fazla kendinizi mahkum etmeyin.

* Neşet Ertaş'ın Gönül Dağı türküsü sırf benim değil bizim diktatörün de favori türküsü, bu da böyle bir anım.