Pazartesi, Ekim 30, 2006

Gören Birşey Sanacak

Aman tanrım fotoğrafların güzelliğine klaslığına bak ee tabi bir Avukat Melis Yüksel Hanım çalışması bunlar kolay yetişmiyor böyle fotoğrafçılar, önceden çok poz verirdi şimdi çok poz çekiyor. Şimdi sanacaksınız ki ooo Emir Beyler ünlü olmuşar böyle bohem ortamlarda karizmatik konserler veriyorlar lakin konserin ayrıntılarına gireceğim ki bunlar efsane derecede değişik ayrıntılardır, öncelikle kendinizi hazırlayınız. Ama şimdi şu gerçeği de görmezden gelemeyiz ki sahnede çok karizmatik durmuşum üstelik şeytan ayrıntıda gizlidir kolumdaki banda dikkat çekmek isterim. Kendisi Melis S. Hanım' ın doğum günü hediyesi olup bir yandan içimdeki heavy metalci ruhu yansıtırken -kim kaldı eskilerden- bir yandan da daha iyi çalacakmışım gibi bir güven katıyor bana her daim. Üstelik sol kolumda olması ve çok dikkat çekmemesi özellikle dikkat ettiğim bir husustur. Bir de şu nokta var şayet bu işten para kazanıyorsam para kazanmak gerçekten çok kolay birşey gibime geliyor :)
Şimdi efendime söyleyeyim biraz büyümüşüz öncelikle ilköğretim okulu konserinden öğrendiğim gerçek bu oldu, sonra sahnenin önüne yığılan bin kilo çocukla öylece konser verilmezmiş bunu da anladım, gençlerin kanı kaynıyor hareketli şarkılar istiyorlar, üstelik ben bir yandan gitar çalıyorum, bir yandan şarkı söylüyorum bir yandan da üzerinize afiyet ön sıradaki gençlerle diyalog içerisindeyim. "Abi şunu çal, abi bunu çal, abiiiiiğğğy!" şeklinde gereksiz bir garip diyalog, sürekli konuşuyorlar. Bunun altının altındaki postta hatırlarsınız 25 şarkılık bir liste vardı lakin konserde kaç şarkı çaldım dersiniz? 4! Evet evet dört! Ses sistemi benim evimdekinin daha garip ve cızırtılısıydı, monitör yoktu, neyse bunlara alıştık hadi artık senelerdir kendi lisemizdeki konserlerden sonra ne oldu dersiniz. Ön sıradaki diyalog gençleri bana bakarak çığlık atmaya başladılar, sonra ben de şarkı söylüyorum bir dikkat edeyim bunlar ne bağırıyor diye geçirdim içimden ve o korkunç cümleyi duydum. "Abi omzunda çekirge vaaaaaaaaaaaaaar!" Normalde böyle bir durumda ceketimi içimde kendim olsam bile ateşe veririm korkudan lakin işte sahne saadeti adını taktığım duygu sayesinde şarkının ortasında göz göze geldiğim bu hayvandan şarkıyı bölmeden ufak bir omuz silkme hareketiyle kurtuldum ki bu hayvan diye bahsettiğim canlı elim büyüklüğünde - ki elim büyükçedir- yaprak yeşili ve parlak bir çekirgeydi kulağıma doğru hafiften yürüyen. Sonra yerimi diğer gitaristlere bırakarak sahneden indim. Şarkılarım bitince tabi yoksa çekirgeden kaçmadım aksine üstüne gittim :)Çaldığım şarkılar neler miydi? Şöyle ki Rüzgar (nakaratlarda %50 katılımla), Herşeyi Yak (ilk dörtlük ve Allahım kısmında detone de olsa %70 katılımla), Yandım (Nakaratlarda %40 katılımla), Maskeli Balo (%3,54 katılımla ki yaşlanmışız yahu bizim devrimiz kapanıyor yorumu yaptım bu noktada). Şu an aklıma geldi 2 gündür düşünüyoruz bir şarkı daha çaldım girişte hatta seyircileri öncelikle alkışlarıyla ritm tutmaya zorladım tak çıkı tak çıkı tak çıkı tak tak şeklinde. Herkes ritm tutunca da girdim ilk şarkıma "Haber uçtu devlete de beş yıl yattım hapiste..." diyerekten. Sahneden inince asıl şamata başladı. Ben Melis Hanımcım ve Ezgi Hanım' ın yanına gittim, beni uzaktan kesen bir 12-13 yaş kız grubu cesaret toplayıp fotoraf çektirmek için yanıma geldiler, onlarla fotoğraf çektirdik bir kaç sonra çığlıklar atarak uzaklaştılar, ondan sonra iki genç kızımız daha zıplayıp çığlıklar atarak yanıma geldi öyle ki birisi omzuma kafa attı zıplarken ve bunun üzerine de sevinç çığlıkları attı, onlarla da pozlar verdik sonra çok yakışıklısınız şeklinde aldığım iltifata yok canım o sizin güzelliğiniz cevabını verdim. Kız kilitlendi yine 6-7 sn sonra algılayıp çığlıklarla uzaklaştı. Yaşlanmışız dedim yine içimden bizim devrin iltifatları da anlaşılmaz olmuş. Sonra yanından geçerken cesaretlerini toplayan bir kaç grup da yakışıklılığımdan dem vurdu ben artık sadece teşekkür ettim iltifata gerek duymadım. Bir de bizim gençlerin demesi üzerine idrak ettim ki o an sahip olduğum bir Gökhan Özen bir İsmail Y. K. karizmasından başka birşey değildi... Ve sonra bir de baktık Egecan Bey gelmiş, yahu bu adamın vefalılığı beni benden alıyor sağolsun var olsun onlarla da eğlendik bir süre. Ağabey ve Ahmet Bey geldi arkadaşı. Onları da polis uyuşturucu satıcısı sanmış mı nolmuş bilmem. Ağabey kızsa döver polisi de kaç yıllık avukat tabi :) Son olarak kapıdan çıkarken önümüzdeki kızlar bizi idrak edip çığlıklar atarak koştular ama bize doğru değil de zıt istikamete. Korktular mı n' oldu bilmem artık. Yakında düğünlerde de çıkabilirim, evlenen arkadaşlarınız olursa bana yazsın, çocukları alalım pistten bile derim.

NOT : Bir tek kendi fotoğraflarımı koydum tüm fotoları alayım içinden özllikle gecenin diğer ünlü simalarını da çekip çıkaracağım. Melis Hanım Kardeşim sağolsun.

Pazar, Ekim 29, 2006

Eğlence!


Konser çok rezil ve bir o kadar eğlenceliydi sonra
anlatacağım vaktim yok hem pols hem math snavlarım
var yarın :) Ama of of iyi ki gelmediniz :) Beni yalnız
bırakmayan Melis Kardeşim Hanım' a Ezgi Hanım' a
ve Egecan Bey' e teşekkürlerim sonsuz!

Cumartesi, Ekim 28, 2006

Uzaklardaki Konser

Sevgili arkadaşlar,

Hepiniz elimden geldiğince güzel şarkılar çalıp söylemeye çalışacağım Ataşehir konserime davetlisiniz. Uzak yahu orası nasıl geleyim ben demeyin, bu taraftaysanız o kadar uzak da değil, yani istersen dağlar dağlar yerinden oynar oynar demiş şair. Ayrıntılı bilgi alttadır :

-Alt-
Yer : Ataşehir İlköğretim Okulu
Saat : 20.30 - 21.00

Şimdi olayın özü şöyledir, babası bu okulda öğretmenlik yapan Ezgi Hanım bizi grupça bu okulun Cumhuriyet Bayramı kutlama töreninde çalmak üzere davet etmiştir. Gönlümden ne kadar çok bu konser bir Kallavi konseri olmalı diye geçirdiysem de grubumuzun toplanıp çalışma problemi olduğundan bir tek ben çıkacağım sahneye. İşte en garip durum da bu, sahnede oldukça ünlü olmayan bir genç gitar çalıp şarkı söyleyecek sanki ünlü bir sanatçı da akustik konser veriyormuş havasında. Bu konser benim açımdan heyecan verici ve panik yaptırıcı bir miktar ama içimden bir ses de diyor ki samimi bir ortam olacak bu vesiliyle. Şuraya da tahmini şarkı listemi yazayım da bakarsınız sevdiğiniz çok şarkı vardır dur bir gideyim şu çocuğu seyircisiz bırakmayayım dersiniz.

Şarkılar :

Rüzgar - Grup Gündoğarken / Feridun Düzağaç / Leman Sam
Herşeyi Yak - Sezen Aksu / Duman
Olmasa Mektubun - Yeni Türkü
Bu Gece Son - Levent Yüksel
Yandım - Tarkan / Mashar Alanson
Sen Gibi - Nev
Unut Beni Sevgilim - Gece Yolcuları
Düşler Sokağı - Ezgi' nin Günlüğü / Feridun Düzağaç
Bir Sevmek Bin Defa - Üç Hürel
Bu Aşk Fazla Sana - Şebnem Ferah
Telli Telli (Turna) - Yeni Türkü
Sarıl Bana (Anlasana) - Haluk Levent
Maskeli Balo - Yeni Türkü
Alev Alev - Feridun Düzağaç
Yedikule - Yeni Türkü
Mayın Tarlası - Şebnem Ferah
Resimdeki Gözyaşları - Cem Karaca
Zor - Nev
Arapsaçı - Erkin Koray / Funda Arar / Bir de yeni türemiş bir kro
Yerine Sevemem - Gökhan Kırdar
Yastayım - Seferad / Ferhat Göçer
Dön Bebeğim - Tarkan
Hatıralar - Mirkelam
Creep - Radiohead
Cesaretin Var mı Aşka - Gülay
Bir Derdim Var - Mor ve Ötesi

Şimdi bu listeyi eleştirin diye yazdım buraya mesela 5 şarkı çıkarsanız hangileri olurdu onlar bir de nasıl bir sırayla çalsam ki gençleri (ilköğretim gençliği) sıkmasam, kendimi yuhlatmasam. Bir yardımcı olun bakalım. Bir de unutmayın ki tek gitar çalacağım, şarkıları o gözle de düşünün, sitedeki kayıtlarda bile en az 3-4 kanal kayıt yapardım. Neyse Allah büyük! Allah yardımcım olsun ama siz de olun.

Ben yarın sanırım 4 gibi Ataşehir' de olacağım okul tarafında bir ortalığı kolaçan etmek maksatlı, yahu gelin ya, yalnız yalnız söylemeyeyim, bak Ezgi Hanım! Adam topla bana seyirci, alkışlayın gaz verin böyle stüdyo şefleri gibi gereken yerlerde ritm tutun gereken yerde kahkaha atın falan :)

Cuma, Ekim 27, 2006

Sensiz Anlamsızım Sevgi *

Rüya mıydı yoksa böyle tam uyumak üzere kurduğum bir hayal mi bilemiyorum kesin olarak... Tek bildiğim başka türlü bu kadar keyifli olamayacağı... Her şarkımda gözlerim arayacak bundan sonra ve aklımdan hep aynı cümle geçecek gitar çaldığımda. "Şarkılar söylerken yanımda bulayım seni..." *

* Feridun Düzağaç - Gölge

NOT : 200. yazımı izninizle Merve Hanım' a armağan ediyorum. Tamam kabul ediyorum onu belki biraz daha fazla seviyorum ama bu sizi çok çok sevdiğim gerçeğini de değiştirmez.

Perşembe, Ekim 26, 2006

İçinde Herşey Olabilen Gün

Pardon da siz dünyanın en komik, en iyi kalpli, en şeker insanları mısınız? Melis Sütman Hanım sendromu : "Araba konusunda çok iyi olduğumu söylüyorlar ya, anayola falan çıktım!" Bazen gaza gelir bu kızımız ama geldimide biz deli gibi eğleniriz işte. Nedendir bilinmez çok çok seviyorum kendisini 2 gün görmedim mi hemen işlerim rast gitmezi keyfim kaçar özleriz birbirimizi. Bir de Tuhaffiye Hanım var ki sürekli cep telefonu çaldırır. Neden bu kadar iyidir, bu kadar kafa dengidir ki bir insan? Anlayamıyorum. Bir de nasıl bu kadar çabuk gaza gelebiliyoruz konu müzik olunca, keşke gaza geldiklerimizi gerçekleştiredebilsek. Olsun be gençler, varlığınız yetiyor beni keyiflendirmeye.

Bakınız varlığıyla beni mutlu etmiş bir Tuhaffiye Hanım ve ben, bugün metalciydim ben ya, simsiyah giyindim. Tuhaffiye de salatalıktı. Yemyeşil giyinmiş. Ağaçev' deyiz ki ben saçmalayıp oraya Taşev desem de, neden öyle dediysem, içinde etrafında taş yok yahu üstelik çok güzel bir yer burası.

Burası da dünyanın en gizli saklı, en üst katı alt katından farklı ve en sessiz ama gerçekten çok sessiz lokantası. Çıt çıkmamakla birlikte yankı da yok birşey de yok, bir saniye sessizlik mi oldu tedirgin oluyorsun hemen, herkes gülerken sona kalmak istemiyorsun yani o derece, Tuhaffiye Hanım bugün bir süre çirkin güldü sonra düzeldi akşama doğru, otobüste ajandadan ortaokul talebesi müzik zevkleri ve kültürleri tespiti yaptı sağolsun benle. Vaktimiz olurda çalışabilirsek ne şahane.
Of yahu bu adam bir garip, tipe bak artı poza bak, üstelik bunu da kasıtlı olarak ilki güzel olmadı diye çektik, Tuhaffiye Hanım' ın Feridun Düzağaçsal tabirleriyle soğuk, üşümüş, örselenmiş falan değil, bildiğin Emrah, ezik felan yanıııı. (son iki kelimede telaffuza dikkat) Bu delikanlının kuzenleri ve ailesi vardı kuzenlerinin büyük olanı hazırlanıyormuş sınava, onlara okulu gezdirdik. Hayırlısı olsun bakalım.
Doğal çekeyim dedim olmadı (ben Tuhaffiye Hanım mıyım?) ben de poz verin dedim, birbirlerine kafa atmaya çalıştılar ve o an samimileştiler sanırım. Evet evet bu ünlü blogger larımızdan Ezgi Hanım, 139 sezonu mahsulü, ne iki tane mi varmış? Ha tamam bu şirin olan. ("Ş" büyük de olabilir) -anladın sen- Çökerteceğim yakında bu blogger camiasını herkesin iç yüzüne açığa çıkaracağım. Nıha ha ha haaaa! (kötü bey gülüşü) Şimdi benim şahsi gözlemlerim -ki kısa bir süre ve kısıtlı bir sohbete dayalıdır- oldukça olumlu ve keyifli yani demek neymiş? Tanıştığıma memnun olmuşum. Biraz bir çekingenlik sezdim lakin grubum biraz dengesiz arkadaşlarımdan oluştuğu için bu günlük çekingenliği de maruz gördüm. Şahsen o kadar dengesiz insanın yanında hayatta konuşmam ben ilk tanışmamda. Merve Hanım' a gelince bugünümde tam olarak keyfim yerindeyse sebebi kendisidir gün boyunca yanımda oldu sağolsun. Değeri sonsuz...
Evet bunlar Damla Hanım ve Egecan Bey bildiğiniz üzeri bu da matematik dersinden sonraki matematik seansımızdan bir kare, zeki insanın hali başka oluyor hiç derse gelmese de anlıyor biraz pratik biraz uyku bütün istediğim buydu demiş şair. Egecan Bey de bugün bizi gülmekten yordu gerçekten de keşke hakikaten o kantinde bize çıkışan çocuğa giydirseydik biz de. Keyfimizi kaçırdı, saf mutluluğumuzu tedirginliğe ve sinire çevirdi, git lan study ye başka yer mi yok deseydik keşke Tuhaffiye Hanım gibi ya da susturmasaydık bari onu ya neyse beyfendilik bizde kalsın stratejimiz olsun.
Bu profilden Emre Bey ve arkadaşı Şıvgın Hanım o da 139 sanırım yanlış anlamadıysam, bugün tanıştığım insanlardan kendisi de sanırım bizi bu sesiz ve eğlendiğimiz lokantaya getiren de kendisidir. Yani bu durumda Ezgi Hanım ile tanışmamıza da vesile olmuştur sanırım, kendisine kahve falı baktım bir de, süper güzel şeyler söyledim yani o derece.
Bunu görüp de gülün ey insanlar poza bak tipe bak falan diyin, acıların çocuğu, gerçekte de halbuki ne kadar karizmatik insan, nasıl verdi bu pozu anlamadım. Bugün kendisini 2-3 kez sert şekilde taciz ettim istem dışı olarak kusura bakmasın, beni de kırmadı geldi bizim okula maşallah. Bir gün de Erhan Bey' i getirirse daha ne isteriz ki? Bir de şöyle elemli gariban pozlar vermese, ama biraz kederli ve durgun belki de ondandır kim bilebilir ha?

Bu da yemek masamız soldan sağa Emre Bey, Şıvgın Hanım, Tuhaffiye Hanım, Melis Hanım -ki ikisi de sağlam dengesizdir- Merve Hanımcık ve Ezgi Hanım. O boş sandalyedeki de benim ama sadece akıllılar bu fotoğrafta beni görebilir. Size de salak demeyelim de şapşal diyelim ama belki de akıllı olduğunuzu anlayacak kadar çakalsınızdır. Anam anam, yazdıkça yazasım geldi şu pols ve math den bir iyi not alsam bir de şu konserim iyi geçse var ya of of! :)

NOT : Tanıdığım insanlar "Bizim Gençler" bölümüne girmeye hak kazanırlar.

Pazartesi, Ekim 23, 2006

Temenni =) ver.3.1

Herkesin bayramı çok güzel geçer inşallah, sevdiklerinizle beraber, keyfiniz had safhada olur, kalpleriniz, beyinleriniz huzur ve mutluluk dolur (dolar olsa kafiyesiz olacaktı) inşallah. Bayramınız kutlu olsun, nice mutlu bayramlara !


NOT : Rainbow' un Rainbow Eyes şarkısı da güzel olsaymış keşke :)

Pazar, Ekim 22, 2006

Tam Zamanı

Şu an evvelden bahsetmiştim sözlerini Northwind Hanım' ın yaptığı, müziğini de benim yaptığım "To You" adlı nadide parçayı sunmak istiyorum sizlere tekrar. Kaydını kafamdaki gibi tekrar yaptım sanki daha bir hoş oldu. Keyfimin bu kadar yerinde olmasının sebebi ise Northwind Hanım' ın kendisinin de bu çalışmayı beğenmiş olmasıdır. Sizden -bu yazıyı okuyanlardan- şunu rica ediyorum lütfen bir yorum yapın şarkıyla ilgili. İyi, kötü, hızlı, yavaş, güzel, çirkin hiç farketmez, dinleyip bir yorum yapın olur mu? İndirmeniz taş çatlasa 5 dakika, normal şartlar altında 2 dakikada iner. Bizce güzel bir şarkı bakalım sizce nasıl? : To You.

TO YOU

Left an empty hole in the corner of my mind
It holds my loves without beloved
Also which I loved and time has taken away
Love' s slipping away suddenly
Without knowing anything
My life' s withering slowly
In this simple single line of life
I feel alone
Apart from you, another world
May I see the sunrise again?
And breath till the sunset?
Risking a needed breath in a gaze
What' s my fault that I have to face?
An angel witched me with his glory
Do I have to say sorry?
Came down from the sky questioned me
There was just one wish for me
I just wish you to be what you wanna be
Not alone, only with one
Not down, but happy sometime
Not sad, at nights when you lay to your bed
All I wanted to say
That I care for you
I wish for me there' s a way
To get you outta pain, to help you
I don' t wanna see you sad
Even hear your cries
As you know my forms
A glance from your eyes
And my life will be yours
You showed me you deserved that

Northwind

Sözler de güzeldir ha dikkat :) Bak aman diyim yorum yapmadan geçmeyin olur mu?

İlgili yazılar : 1 / 2 / 3

NOT : Bu arada aklıma geldi az önce 'Bir derdim var unplugged' kayıt yapmak lazım. Bu arada hemenpaylaş havaya uçmuş sanırım, yousendit de bir haftalık hizmet veriyor ben de şarkı linklerini kaldırdım aşağıdan, merak ettiğiniz bir şarkı olursa eskilerden söylersiniz mailinize atarım:) Saygılar sevgiler.

NOT 2 : Bu arada çok sorulan bir soruya tekrar cevap veriyorum şayet blogger değilseniz ya da beta blogger lık sorun oluyorsa dediğim adımları takip ederek yorum yapabilirsiniz. Yorum penceresine yorumunuzu yazdıktan sonra alttaki 3 seçenekten (anonymous, other, blogger) other ı seçiyorsunuz, sonra size isminiz soruyor bir de opsiyonel web sitesi adresi, isminizi yazmanız yeterli web sitesi olarak da msn space inizi bile yazabilirsiniz ama gerek de yok bir şey yazmaya, son olarak aşağıdaki ebleg güblek harfleri düzgünce yazıp publish diyorsunuz oluyor bitiyor şayet doğru düzgün yaptıysanız bu işlemleri yorum bana sunulur, ben de terbiyesiz kaba ve garip bir unsur bulmadıysam yorumda ya da yorumla ilgili evvelden uyarılmadıysam yorumunuzu yayınlarım. :)

NOT 3 : Comment moderation mode on !

Bu Gençler Ne Çok Şey İstiyor

Bu gençlerle taa Bucak' a turneye gitmek istiyorum, giderken gerek konserden önce gerek konserden sonra çok çok eğlenmek istiyorum, varsın konserde iğrenç çalalım birbirimize bakıp her hatada kopmak istiyorum, Caner Bey solo atarken müdür yardımcısı plaka anons etsin istiyorum, 4-5 mezun öğrenci dışında -ki onlar da solistimize yazıyor olabilirlerdi- kimse bizi alkışlamasın ama biz yine de deliler gibi mutlu olalım istiyorum. Bilmem anlatabildim mi.Aha bu resimdeki gibi bir ekmeğe yaptığım ton balıklı sandiviçimi her öğün aynı heycanla yemek istiyorum, her öğleden önceki ders bu tip bir ton balıklı sandiviç hayaliyle yaşamak istiyorum ardından da kantindeki benimkilerin yanında çok vasat kalan sandiviçlerle tatmin olmak istiyorum ki sonraki ders güzel bir uyku çekebileyim.
Kendimden geçmiş deli dıkşın sololar atarken tüm seyircilerin -ki tanımadıklarım çoğunluktaydı- vuuuuuuuv diye bağırıp alkışlamalarını istiyorum, resimdeki gibi kendimden geçip garip kafa sallama hareketleri yapmak da istiyorum, Çağlar Cihanser ve Yusuf Beylerle ne zamandır sohbet edip yarılarak gülmek istiyorum. (Melis Hanım da istiyor sonuncuyu.)
Tanıtımımın sonunda solomu bitirip suratımda böyle tatmin olmuş garip bir ifade ile Çağlar Bey' e bakaraktan -acaba beğendi mi?- yerime geri geçmek istiyorum, hem de ileri çıkarken ve geri girerken aynı noktalara adım atmak ve penguen gibi bir gitarist imajı çizmek istiyorum, o kadar ufak yerde bu kadar yüksek ses açan tonmaystırın yanına gidip "Abi insaf! Azcık kıssana yahu!" demek istiyorum.
Sabah dersimden olabildiğince -125 el verdiğince- erken gelip şu banklardan birinde sonsuza kadar oturmak istiyorum mevsim bahar olsun hava serince olsun ama karşımdan gelen güneş ışınları yine de beni sıcacık mupmutlu yapsın istiyorum, yanıma da birden bir tanıdık gelsin derse kadar beraber sohbet edelim istiyorum, çok ısrar ederse -etmezse de- derse girmeyelim istiyorum.
Bu hasta ruhlu gençleri görmeyi istiyorum hep beraber uzun uzun oturmak, konuşmak, eğlenmek, saçmalamak ve fotoğraf çektirmek istiyorum. Gerçi en soldakine kızgınım hâlâ gelmedi bize ya neyse yine de affederim; acımam GT2 / 3 / 4 hepsinde yenerim seni diye burdan tehdit etmek istiyorum kendisini. Caner Bey bizde kalsın arada istiyorum, Melis Hanım da iyice karizmatik oldu iyi bir kısmet bulsak da eversek istiyorum.
Bazen eski blogumu bir anda bulsam bir yerleden diyorum, ordaki gibi depresif olmadan eskisi kadar güzel yazabilmek istiyorum, adres çubuğuna da gozumunseyirdefteri yazabilmek istiyorum, bazen de ordaki üzüntülerim, yıkılmışlıklarım gitsin beni bırakıp; ben de kendi halimde mutlu olayım istiyorum, Emirate ismini istiyorum sonra Emir Bey daha karizmatik deyip onu istiyorum. :)
Bu Zarif Hanım' ı yanımda istiyorum, bana hep böyle baksın istiyorum, elimi tutsun derdimi tasamı alsın gitsin istiyorum. Bana hiç kızmasın, onu hiç kırmayayım istiyorum, bana kalbi kadar temiz bir sayfa ayırdığı için ona teşekkür etmek istiyorum, yanında sürekli saçmalamak ve saçmalamıyormuşum gibi davranılmasını istiyorum. Tuhaffiye gibi basit cümleler kurabilmek de istiyorum. Bir de sürekli bu bayanın elini tutmak istiyorum tekrar tekrar.

Tekrar tekrar bugünü yaşamak istiyorum, bu konserde duyduğum coşkuyu, heeycanı, mutluluğu duymak istiyorum. O günden bazı şeyleri çıkarıp bazı şeyleri monte etmek istiyorum. Öyle bir "Money" çalmak istiyorum ki Yasin Bey sahnede bana sarılsın istiyorum, konser boyunca sürekli bakabileceğim gözler istiyorum, tekrar gaza gelelim de Kallavi dağılmasın istiyorum, mail adresim anlamsız kalmasın istiyorum.
Challanger kod adlı bu arabayı istiyorum, bir de öğretim görevlisi sticker ı istiyorum ki steplere kadar girip oralara park edebileyim derslere yürürmem gerekmesin çok. Gerçi bu arabayı Olcay Bey sever ama hangimiz önce alırsak birbirimize sürdürmek istiyorum. 0' dan 100km hıza 5sn 'nin altında ulaşmak istiyorum her trafik ışığını 400m' lik bir drag pistinin başlangıcı gibi görmek istiyorum. Full throttle beybe diye bağırmak istiyorum!
Ama çoğu zaman aslında böyle bir araba istiyorum kod adı Murat 124 olan. Ucuza alıp pahalıya tamir ettirip keyifle sürdüğüm bir araba olsun bu istiyorum, farları neon olsun gelirken alfaromeo sansınlar sonra beni alfaromeo sananlar benle dalga geçerken onlara çarpayım istiyorum. Pejo 106 GTI, Sitroen Saxo VTS gibi arabaları içindeki zibidilere rağmen geçmek istiyorum. Geçebileceğimden eminim gerçi "Şahin Ruhu" :)
Bu deli hatun memleketi yakmadan geri dönsün istiyorum, ateşle oynamama kızmasın istiyorum, arada bir bana "salak" deyip beni tartaklasın istiyorum benim zibidi fikirerimi ve salakça heveslerimi ezsin istiyorum ama konserlerime de gelsin istiyorum, ilerde kurduğu şirketle deli gibi para kazansın istiyorum bir de "abıııııııııı" desin istiyorum arada bir beni tartaklarken.
Şöyle bir şiir yazmak istiyorum her okuyanı -hemen hemen- etkilesin istiyorum, "Üstüme varma İstanbul" demek istiyorum zırt pırt, en mutlu anlarımda hayat dursun istiyorum, keyfim hep yerinde gülüşüm ilelebet sürsün istiyorum, insanlar beni mutlu ve keyifli ve eğlenceli bilsin sıkıcı ve depresif bilmesin istiyorum. İstanbul' un üstüme varmamasını istiyorum, illa ki bir şehir varacaksa üstüme Antalya varsın istiyorum.
Yorulduğum zamanlarda böyle arkama yaslanıp elimi alnıma koyup düşünmek istiyorum, beni mutlu edecek şeyleri. Berker Bey gibi karizmatik düşünemesem de daha garip ve saçmasapan düşünmek istiyorum, düşünce özgürlüğüm olsun istiyorum kendi içimde, Berker Bey' i de özlemişim onu da bir görüp sohbet etmek istiyorum. Camdan aşağı seslenip kendisini durdurmak ve yanımıza çağırmak istiyorum.

NOT : Öyle beğendiğim fotoğrafları seçtim bugün ve böyle yazmak istedim sadece, belki günün ilerleyen saatlerinde bir şarkı da gelir kim bilebilir ki.

NOT 2 : Öyle bir pazar yazısı yazayım ki okuyanlar okumaya üşensin istiyorum :)

Cuma, Ekim 20, 2006

Sevgiyle Dolu Yüreğim *

Kallavi kestanesi adını verdiğimiz nadide kestane. "Abi siz aç mısınız? Ben bir şeyler yiyeceğim de.." "Kestane yedin ya!"
İlki çok samimi olmuştu bu daha bir normal. Şöyle bir de ikimiz çekinelim diyemeyen Melis Hanım ve ben.Derimod reklamı, sıtarings Egecan Bey & Melis Hanım & Emir Bey' in saçları.

San' at yaparım havuz kenarında, hiç acımam hem de öyle bir san' attır ki bu detagon adını verebiliriz bu tip bir san' ata.

"Yol hiç bitmez uzar gider.." demiş dünyanın en büyük yazarı değil mi, işte bu Bebek' e inen yol da hiç bitmiyor hakikaten keşke her zaman böyle kalabalık insek :)
Yensen de yenilsen de kalbimiz senle, yine de beklediğimden daha iyi oynadı izlediğim kısımlarda şanlı Fenerbahçe' m.
Beyaz giyme toz olur. Dışarda deli dalgalar, gelip duvarları yalar, beni bu sesler oyalar, aldırma gönül aldırma!
Hapisane' de bile gülüp eğlenebilen insan modeli. -Allah korusun düşüncesi bile korkunç.-
Ay işte bu çok samimi olmuş ama n' apayım çok özlemişim Melis Hanım' ı hatta çok da eğlendim dün yanında vallahi ve dedim ki o zaman Melis Hanım ve Tuhaffiye Hanım' a bir şarkı gelsin benden yahu! Bir şarkı çok mu bu kadar güzel / şeker bayanlara? Hatta kendisini benim dostum olarak gören herkese gelsin bu şarkı. Ben zaten herkesi yakın görürüm kendime :) "Dostlar Arasında" *

Çarşamba, Ekim 18, 2006

Dandik *

* Bana "dandik" diyen ve beni mesut eden efsanevi blogger (takdirimi kazanalı çok olmuştur) Pınar Hanım, sıktık bugün kendisini biz hep beraber :)
Büyük blogger lardan Pınar Hanım ile otobüse bile bindik bugün biz hatta onla fotoğraf çektirenlerimiz bile oldu :)
Ahmet büyümüş, Ahmet o resimde kuşbakışı gördüğünüz iricene yadyok kedisidir, ama bize sevdirdi kendini özgürce istediğimiz kadar.
Otobüs dediğin nedir ki birazcık ford, birazcık denge, birazcık kesiş, birazcık "Akaşama ne yesem?".

Salı, Ekim 17, 2006

Lüzumsuz

Çok fazla boş konuşuyorum onu ne yapacağız? Sanırım benim tüm olayım bu, sadece sürekli boş konuşabilen bir insanım, yazık tanıdıklara, Eş' e, dosta...

(Aklıma geldikçe sinirimi bozan bir ekleme!)
fransa kim lan?! -sinirimden küçük harfle yazıyorum saygı da duymuyorum şerefsizlere- ben de fransayı tanımıyorum kardeşim bundan böyle! Sözde fransız devleti olarak bahsedeceğim bu lavuklardan, vatandaşlarından da sözde fransız ya da sözde insan diye bahsedeceğim, o kadar da sert tepkim! :yakılanfransızbayrağısmileysi:

Pazartesi, Ekim 16, 2006

Soru

Şimdi yağmurlu bir havada A birim mesafe gideceğim. Yağmur damlaları yere dik gelecek şekilde düşüyor yani başka bir deyişle rüzgar da yok varsayalım. A birim mesafeyi 3B sürede yürüyorum bu yağmurlu havada, şayet aynı mesafeyi koşarsam (koşmamı yürüyüş hızımın 3 katı sayarsak) B sürede kat ediyorum. Bu durumda koşarken mi daha az ıslanırım yoksa yürürken mi, lakin aklıma takılan en önemli kısım koşarken önüme düşen damlaların (kafama değil vücüdumun önüne) oranının artması ya da yere düşen damlaları havada yakalamam. Bir de birim kareye düşen yağmur miktarı belli, peki kafama diklemesine düşünürsek yani sadece kafamın üst yüzeyine düşen yağmur miktarı da bu durumda koşarken de yürürken de dururken de sabit midir? Kendim düşünerek çözebilirim bu sorunu lakin yorgunum, son saate kadar ders vardı, hem bir yandan ben de düşünürüm zaten yine, hem akıl akıldan üstündür. Yahu sürekli yakınır oldum şükretmeyi de unutmamak lazım değil mi ama? Çok şükür halimize :)

Pazar, Ekim 15, 2006

Sarı Işık Candır!

Odamdaki mavi / beyaz iğrenç ışığı değiştirdim ve yeniden sarı bildiğimiz ampüllerden taktım, sarı ışık en değerli şeylerden birisi yahu şimdi odamı daha çok seviyorum odamda daha iyi ders çalışıp daha rahat uyuyup daha güzel gitar çalacağım. Odam artık çok daha güzel görünüyor, renkler daha canlı daha yumuşak, Melis Hanım olsaydı burada fotoğraf çekmekten gurur duyardı, ki sarı ışıkta fotoğraflar çok daha güzel çıkar bu bir gerçekten, üstelik hangimiz bulutsuz bir gündeki güneşin ışığını -özellikle doğup batarken- daha çok sevmeyiz ki? Var mı bakayım aranızda bulutların arkasından sağlıklız gri bir ışık ve soğukluk saçan güneşi etrcih edeniniz?Bakın ne kadar da mutlu ve umutla bakmışım sarı ışığa, adeta "İstikbal göklerdedir!" pozu vermişim hem de pijamalarımla. Bu ne sevgi ah!

Elimde Kalan Notlar

Rüyamda 110' u kaçırıyorduk Emir Efendi ile, sonra da boğaza atlayıp yüzerek güvenlikten kaçıyorduk sonra bakıyorduk ki yüzmeye gerek yok boğaz sığ zaten. Turkish Sena Hanım ve Yasin Bey' e böyle sevimli bir poz verdirdim çünkü Sena Hanım' ı o gün pek beğenmiştik elimizdeki hali hazırdaki yakışıklı Yasin Bey' i de yanına monte ettik. Bu mesafeden o mahyayı okudum, mesafe şöyle Galata Kulesi' nin arkasından Sultanahmet Camii' nin mahyası. "Sevelim Sevilelim"

To You

Northwind Hanım' ın çok güzel şarkı sözleri vardı, ben de birşeyler yaptım kendi çapımda artık kararı dinleyenlere bırakmak lazım. Şarkının sözleri ve Northwind Hanım' ın öbür blogu için tam buraya tıklamalısınız, hatta şarkının kendi için de. Kayıt biraz kabataslak, biraz nezleli, bir çok da amatörce ama siz bu tür ufak tefek şeylerin davasını yapacak adam değilsiniz :)

NOT : San' atsal fotoğraf çekerim acımam.

Yeni Türkü

Sabancının shuttle ında en önde oturuyordum yol korkunç tıkalıydı, yanımda müzik yoktu ve şoför sürekli TSM çalan bir radyo dinliyordu ama çok kısık sesle, cesaretimi toplayıp adama sordum "Rica etsem müziğin sesini azıcık açabilir misiniz?", şoför şoka girip "Türk Sanat Müziği mi?" dedi, ben de "Hııı." dedim. Karşılıklı saçmalaştık diyaloğumuzda. Yeni Türkü konseri inanılmazdı tek kelimeyle. 30 yıllık bir grup, izleyicilerin yaş ortalaması 19-20 ve hepsi daha kendileri doğmadan çıkmış şarkıları bile hep bir ağızdan ezbere söylüyorlar. Bir grubun bir tanecik mi kötü şarkısı olmaz yahu? Zaten enstürmanlar müthiş, solistin de sesi çok güzel. Neden bilmem en çok o (klasik) kemençe etkiliyor beni şarkılarda, şarkıya girdiği her an duygularım daha da artıyor. Değerli dostum Berat Hanım' ın sayesinde ilerde olmak istediğim insanları gördüm sahnede. Çok sağolsun beni davet ettiği için bu konsere. Keşke Açelya' yı da çalsalardı.

Cumartesi, Ekim 14, 2006

Lütfaeen!

Yarın yazayım n' olur, çok yorgunum bugün bak her yanım da ağrıyor, ha bugün ha yarın ne farkeder ki hem, ellemeyin de uyuyayım yahu. Hakkaten yorulmuşum.

Çarşamba, Ekim 11, 2006

Aşk Yeniden *

Allah nazardan, kazadan beladan saklasın. Her şey öyle güzel ki şimdilik, hiç bozulmasın inşallah. Amin!Blogumun gözde simalarından Berat Hanımcım sağolsun beni hayatımın konserine davet etti, konserle ilgili geniş vakitte yazacağım birşeyler şimdilik sadece Berat Hanım gibi bir dostunuzun varsa ne mutlu size diyeceğim.

Yine aynı mükemmel her daim yanında olmaktan gurur duyduğum simalar. Ben bu insanlarla mutluyum efendiler, hanımlar kıskanmayın güzel dostlarımı yahu! :)
Bugünün güzeli Melis Hanım, Yasin Bey tarafından bir miktar taciz edilirken ve işte o an dedirtecek kadar eğlenirlerken.

* İsmi geçen şarkı konserde Berat Hanım tarafından Merve Hanım ile bana armağan edilmiştir, ne kadar teşekkür etsem azdır az! :)

Pazar, Ekim 08, 2006

Ne Yani Adamım Ha?

Yahu ne yazayım ki buraya sabah ta 11.30 da kalkıp saatlerce odamı toplamamı mı, hiçbir şey anlamdan ders çalışmaya çalışmamı mı, dünyalar sıkıcısı geçen günümümü, burnumun ne kadar çok acıdığını mı, okuldan gitgide daha çok korktuğumu mu, yoksa had safhada yağlanmış saçlarımın ne kadar çok döküldüğünü mü? Yazacak birşeyim kalmadı kabul ediyorum, yazacak şeyleri de yazmaya hevesim kalmadı. Halbuki inanılmaz güzel bir şekilde uyanmıştım, inanılmaz güzel bir sesle..... Böhööööynüğhüühühhü! (ağlama efekti)

Cumartesi, Ekim 07, 2006

Keşke

Her anım böyle olsa, dertsiz, mutlu, seninle
Rica etsem her yere gelir misin benimle?

NOT : Çok fena şiir yazarım diye uyarmıştım sizi, bak yaptım yine işte!