Salı, Aralık 30, 2008

Onuncu Günün Sonuncu Günü



Evet efendiler, az zamanda çok işler yaptık demişler ya, bizde bu kervana katıldık bizzat. Geçtiğimiz cumartesiden önceki cumartesi Açmöf dinletisiyle başlayan, sonra Taşoda Konseri ile devam eden, ardından Leo Dinletisi ile daha da devam eden konser sezonumuzu bu akşamki Türk Müziği Koro Konseri'nde gerek koroda söyleyerek, gerek solo söyleyerek, gerek de koronun yanıbaşında zilli daire vurarak bitirmiş oluyorum. Yani 11 günlük bir perioda 4 tane konser sığdırdık. Memnunuz, gururluyum, yorgunum ve önümde yoğunlaşacağım bir final dönemim var. Bu kış sezonu Studyo Live ve İş Kuleleri'ni de sayarsak gayet karizmatik geçti, her halükarda Taşoda tüm sezonun, hatta bugüne kadarki tüm sezonların en tatmin edicisiydi. Herkesi öpüyorum, neden böyle bir şey yapıyorum bilmeden, görüşmek üzere.

...ve Egecan Bey konserimizde görülür...

Şaka bir yana bizi hiç
yalnız bırakmayanlar.

Yargı Bey'in katkılarıyla.

Pazar, Aralık 28, 2008

Melis Hanım'dan Gelenler



Melis Hanım'ın yakaladıklarıyla Emir Bey Taşoda Kış Konseri, Aralık 2008.



Bu konserimizin ise pek değerli konuğu Nil İpek Hanım ile hatıra fotoğrafı.


Not : Böyle fotoğraflar geldikçe araya serpiştiririm.

Cuma, Aralık 26, 2008

Gelen Gideni Aratır *


Dün Emir Bey tarihimizin tartışmasız en güzel Taşoda Konseri'ni verdik. Konseri mükemmel verdik, hatasızız eşsiziz diye demiyorum, ama ses ayarları olsun, ışıklar olsun, dinleyenler olsun, repertuarın çoğu şarkısı olsun, şarkıların bolluğu olsun, rahatlığımız olsun, inanılmaz derecede içimize sinmişti sanıyorum. Üstelik ilk grup olarak çıkmanın avantajını saat 16.15 civarı olay mahaline giderek ses ayarlarımızı gönlümüzce yaparak bulduk. Hatta bitirdik sahneden indik beşi bir iki geçe tekrar çıktığımızda, gitar, kemençe ve bendir sahnede sandalyelerimizde duruyordu. İlk şarkıda sağolsun Nil İpek Hanım bize kadife sesiyle eşlik etti. Gerek çift sesler olsun, gerek paylaşımlı bölümler olsun, pek başarılıydı bence, umarım kendisi de bizim kadar keyif almıştır, böyle güzel bir başlangıcın getirisi olsa gerek, pek rahat devam ettik. Kadife demişken bir de akademisyen kadifesi diye bir kavram var kafamda, akademisyen dediğin kadife pantolon giyer kış oldu mu. Neyse arada efendime söyleyim şakalar mı yapmadık, birbirimize bakıp güşümeler mi gülmedik. (Evet gülüşme gülmek) Hatta ben Bebek şarkısını söylerken gayet içimdeki amerikan hayranını ortaya döküverdim, alkışlardan yüksek gülüşlere vesile olduk. Hasılı kelam pek hoşuma gitti konser, Açmöf konseri de bugüne kadarkilerin en iyilerindendi, bu da öyle olunca iyice mutlu olduk. Açmöf demişken, pek değerli iki konuğumuz vardı Açmöf'ten, iade-i ziyaret yaptılar bize destek oldular, sağolsunlar. Çoğu şarkıda grubumuzun oturmuşluğunu farkettim artık, Nilüfer bunların en büyük örneğiydi bence, keza Flying de öyle. Kendi kendimize fade out (sesin kısılarak yok olması) bile yaptık. Emir Efendi ve Nağme Hanım ile beraber müzik yapmak gerçekten apayrı bir keyif, iyi ki varlar. Türk Müziği Kulübü de ayrıca inanılmaz bir sayıyla katılım göstererek beni çok mutlu etti, ilk kez kendi alanımda diyelim, şarkı söylerken dinlemiş oldular beni. Tabi ki bizi yine bir vefa örneğiyle duygulandıran ve kamerasını kaptığı gibi gelen Ayça Hanım var bir de. Tıpkı bir buçuk sene Altunizade konserinde de kamera yok deyince, ben gelirim yahu deyip gelip baştan sona çektiği gibi. Konser bittiği anda hoop cdleri elimize verdi. Hoş izleyemedim bir türlü bilgisayarda problem çıktı azıcık ama olsun, varlığı yeter. Dünyanın dört bir yanından değerli konuklarımız da vardı konserde ayrıca belirtmeden geçemeyeceğim. Konserden bu kadar bahsettik yeter. (fade out)

Italic
İki ya da üç gün önce eve geldim kırmızı ufak ince bir kutu duruyor girişte, bu ne dedim cevap yok bizimkilerden, gittim üstümü değiştim geldim bir baktım eneeeem dedim Suomi yazıyor Lahti yazıyor Finland yazıyor Vääksy yazıyor falan. Açıverdim hemen, içinden Fazer aktı. Fazer oranın Ülker'i denilebilir. Ayrıca benim gittiğimde çok beğendiğim spatula ile salatalık soyacağı karışımı bir kaşar peynir dilimleme aletleri vardı masada, çağın icadı falan demiştim hatta ondan göndermişler bir de ehehe hem de ren geyiği boynuzundan sapı var. Bir de yeni yıl tebrik kartı. Çok sevindim, dün gece de gördüm ki benim paketim de onlara ulaşmış. İlk uygun vakitte bir kart alayım da arayıp konuşayım gençlerle, arayı soğutmayalım.


Ayrıca geçen HTR dersinde yanımda oturan Nil İpek Hanım yediği simitten ikram edip Simitisdermisin dedi, ben de smitis ! dedim. Eheheh, bu tip şeyler işte. Soldakiler gelenler, sağdakiler ise el emeği göz nuru gidenler.

* Başlıktaki sözü düşündeki içinden milyon anlam çıkardım evet.

Salı, Aralık 23, 2008

Taşoda Kış Konserleri ve Emir Bey Konseri



Emir Bey Konseri
Saat : 17.00 - 18.00
Yer : GKM / Boğaziçi Üni.
Tarih : 25 Aralık Perşembe

Emir Bey grubu olarak 25 Aralık Perşembe günü, Boğaziçi Üniversitesi Garanti Kültür Merkezi'nde saat 17.00'den 18.00'e kadar bizi dinlemek isteyenlerle buluşacağız. Taşoda Konserleri'nin kış ayağı olan bu güzel salon konserimize her yolu düşeni, aklından geçeni bekleriz, etkinlik ücretsiz olup, saat 24.00'e kadar sürecektir, perşembe ve cuma günü 17-24 arası okulun bir çok grubunu dinleme fırsatı bulacaksınız.

Tahmini Emir Bey Repertuarı :

Yeni Türkü - Resim
Keren Ann - Where No Endings End
Onor Bumbum - Kuğu
Dave Matthew's Band - Grave Digger
Acil Servis - Bebek
Yeni Türkü - Dostlar Arasında
Sezen Aksu - Yalnızlık Senfonisi
Anathema - Flying
Müslüm Gürses - Nilüfer
Yalın - Keşke
Yeni Türkü - Bana Bir Masal Anlat Baba
Emir Aksoy - Cennet Bahçesi

Gönlümüzden geçen oydu ki tamamen yeni eserler çalalım her Taşoda konserinde, ama çalışma vakitlerimizin az olması ve kaliteden ödün vermek istemeyişimiz, bir de bize ayrılan sürenin bir saate çıkması, bizi önceden çalarak Emirbeyleştirdiğimiz parçalardan da çalmaya sevk etti, ama Taşoda'da ilk keza çalacaklarımız çoğunlukta yine de. Umarım kendi aldığımız keyfi sizlere de yaşattırabiliriz. Ayrıca okulumuzun değerli müzisyenlerinden Nil İpek Hanım'ı da "konuk san'atçı" geleneğimizi bozmayarak Resim şarkısında bize eşlik etmesi için davet ettik, kulaklarınızın pasını iyice silebilelim diye. Saygılar, sevgiler.


GKM'ye geliş : Rumeli Hisar Üstü otobüsüne binilerek Etiler'i dalan geçince Basın Sitesi durağından hemen sonra gelen Cengiz Topel durağında inilir. Otobüsün gittiği yöne doğru yürünülür, karşımızda bir çim saha vardır, kavşaktan karşıya dikkatle geçilir, sola doğru dönülür, saha sağ tarafımızda kalacak şekilde kaldırımdan 100 metre kadar yürünür ve saha bitince sağ tarafta dev bir Superdorm girişi görülür, ordan içeri girilince Superdorm'u karşımıza alınca Dorm'un sağ yanında kalan modern mimarili bina GKM(Garanti Kültür Merkezi)'dir.

Rumeli Hisar Üstü otobüsleri :

Taksim/Beşiktaş (559c)
Kabataş/Beşiktaş (43r)
Şişli/Mecidiyeköy (59r)
Sarıyer/4.Levent (59rs)
Kadıköy/Boğaziçi Köprüsü (125)

Bu otobüslerden 559c ve 43r aynı zamanda Zincirlikuyu'daki Metrobüs'ün son durağından da geçmektedirler. Tüm dünyadan katılımları bekliyoruz.

Not : Bu denli detaylı yol tarifi şu yaşıma dek yapmadım bravo bana !

Pazar, Aralık 21, 2008

5BB / Türkiye'de "Öteki" Olmak


Önce fotoğraflar:


Batu Bey sağolsun bana hep arkadaş oldu bu üç gün sürecinde, cuma sabahı Üsküdar'dan İstanbul ve çalıştaylarımız.


Çalıştaylarımız ve bu gruplardan çıkan soruları cevaplamak üzere aramıza katılan Ali Sirmen ve Ruşen Çakır, Açmöf Müdürü Hakan Yılmaz hocamızla.



Dinleti yaptığımız yemek salonu ve değerli politika gençleri, dinletimizden kesitler ve nota sehpamızın doluluğu, ayrıca genel değerlendirme ve sertifika töreni.

Cuma, cumartesi ve pazar günlerimizi 5. Boğaziçi Buluşması'na ayırmıştık bu hafta. Konumuz başlıkta gördüğümüz konuydu. Pek güzel pek dolu dolu geçti bu üç gün, gerek okulumuzun bu tip konulardaki kimseden çekinmeyen serbest tavrı, gerek katılımcıların samimiyetleri bu buluşmanın güzelliğini arttıran faktörlerdi muhakkak. Medyanın ya da pek çok insanın kolaylıkla büyük olaylara dönüştüreceği konuşmaları özgürce hep beraber yapabilmek, dinlemek, anlamak, toplum için henüz ütopik bir kavram olabilir ama buluşmadaki farklı yerlerden gelen öğrenciler için gerçek bir durumu ifade ediyordu. Dileyelim de önce bu fikir özgürlüğü topluma yayılsın, bundan sonraki adımlar açısından herşeyden evvel bu gerekli gibime geliyor. 5BB'nin benim için bir güzel yanı da Emir Bey olarak, konuklara bir şeyler dinletme fırsatımız oldu. Nağme Hanım olsun Emir Efendi olsun pek karizmatiktiler, dinleyicilerimiz hem coşkulu hem sakinlerdi, hoş o kadar duygusal parça çalınırsa ardı ardına olacağı bu. Yapacak bir şey yok lakin Emir Bey tarihimizin en keyifli konserlerinden birini vermiş olduk biz. Bakalım Taşoda'yı ne yapacağız. 

Bu perşembe saat 17.00'de GKM'de isteyen herkes ücretsiz olarak Emir Bey'i dinleyebilir. Gönlümden geçen her Taşoda'da farklı repertuar yapmaktı ama hem çalışacak vaktimiz olmadığı için hem de bize düşen süre uzadığı için, bu dönem yeni eserlerin yanısıra sevdiğimiz lakin önceden çaldığımız eserlere de yer verirsek şaşırmayın. Detaylı konuşuruz sonra Taşoda mevzusunu, saygılar. Ayrıca Açmöf'e bu başarılı organizasyon için çok teşekkürler.

Pazar, Aralık 14, 2008

Kaçsam Bırakıp *



Merve Hanımcık dönmüş İstanbul'a kendisini özleyip de görmemek olur mu hiç, olmaz hiç. Sabahtan efendime söyleyim kalktım, kahvaltı ettim, odamın tozunu aldım, süpürdüm, yıkanıp temizlendim, çıktım yola, Merve Hanım'a dedim in in diye, o da indi Cadde'ye gidip yürüyüş yaptık hazır hava da güzelken. Bu hafta yine 20 dereceyi görecekmiş, sonumuz hayrola? O vurguyu da soru işaretiyle yakalayabildiyseniz ne âlâ yok yakalayamadıysanız da nasip değilmiş. Neyse cadde yürüyüşünden sonra evlere dağıldık. Bir kaçtır diyorum ama gerçekten Pink Floyd'un Wish You Were Here albümü çok güzel. Neyse dağıldığım evde son bir kaç bayram ziyaretini ağırladık ki birisi en viaypi'sinden Selin Hanım'dı. Sonra da yengemler geldi Afra Ablam, Yusuf Ağabeyim hep beraber oturduk yemek yedik sohbet ettik, diz üstü bilgisayara Türkçe Windows yüklerlerken geceyi ettik ve onları eve bırakıp tekrar eve döndüm. Bu günümü böyle yazdım ki başka türlü yazılar yazıp iç sıkıntılarımı dış sıkıntıya çevirmeyim. Okuyucuyu kederlere gark etmeyim. Kimse de gark etmesin zaten çok rahatsız olurum bu tip şeylerden. Ne tip bir şeysin sen maşallah da demeyin. Bir dvd (kabıyla) ve bir A4 karton postalayacağım Finlandiya'ya normal postayla, olur mu? Olursa kaça olur? Çok eğlendim bugün de hayırlısı. Çok pis araba sürerim onu da demedi demeyin sonra.

* İncesaz - Mazi Kalbimde albümünün en naif parçası desem yeridir.

Cumartesi, Aralık 13, 2008

600



Bugün hesapladım kafamdan yuvarlakça bir şekilde bir yerden 100 bin lira para gelse kafamdaki tüm fikirleri gerçekleştirebilirim, tabi umudumuz milli piyangoda en çok, eheh, işte ne bileyim odama ufak bir kayıt stüdyosu işlevi görecek bilgisayar, ses kartı ve diğer ekipmanları bu havadan gelen para ile alırım, tabi ki Avrupa'yı gezip kamptaki arkadaşlarla tekrar görüşme planlarım vardı ki bunun ilk etabı Paris'di ama öyle görünüyor ki aklımızdaki tarihten daha öteye ertelendi, ekonomik kriz falan tabi. Neyse Pink Floyd'un Wish You Were Here albümü nasıl güzel bir albümdür, nasıl şaşırtıcıdır, etkileyicidir, mükemmeldir, korkutucudur, anlatamam kolay kolay. Dinleyin muhakkak. Bunun yanısıra bu hafta değil önümüzdeki haftanın perşembe ya da cuması (25-26) tam kesin olmamakla beraber Taşoda'da sahne alacağız, ajandalarınızda şimdiden o tarihleri boşaltın, tahmin ediyorum perşembe (25) saat 17.00 gibi çıkarız ama ne kadar isabetli bir tahmin bu belli değil, keza çıkıp çıkmayacağımız da belli değil. Ondan hemen sonra yine tam belli olmayan bir ihtimal 28'i akşamı ortak toplantıda çalabiliriz, bunun akabinde de 30'unda bir aksilik olmazsa Bütmk konseri görünüyor. Hazır bu kadar yoğunken eminim bir iki konser daha çıkar ki ben delirivereyim, ama azizim hayat müzikle güzel, uğraşalım da müzik için uğraşalım yahu. Bundan sonraki ilk çalışmanın ardından olası repertuarımızı yazacağım buraya, gelmeden önce çalışın şarkılara diye. Başka diyeceğim bir şey var mı bakalım? Şimdilik yok gibi hatırladıkça söylerim.

Salı, Aralık 09, 2008

Edebi Metinler



En sağdaki Şinasi, Mete Bey'e ait, benim favorim ise soldan ikinci Abdülhak Hamit Tarhan, kendisi gördüğünüz gibi yangından ilk kurtarılmış bir halde, hatta hâlâ yer yer tütyor, diğerleri de en azından daha gençler.


Hem soldan ikinci hem de sağ baştaki Mete Bey'den geliyor, ufak tefek katkılarımız var tabi birbirimizin eserlerine, soldaki sarıktan saça dönüşüm yine benim favorim, bir de kimi yaptık bilemedim ama birinden Tiryaki Hasan Paşa yapmışız ona güldüm.


En iyiler en sona kalmış, soldan sağa Ahmet Yesevi, yanında Baron Rasim, Servantes ve Şener Şen, ahahaha Şener Şen yahu bildiğin Mehmet Akif azcık saç ekledik Şener Şen'in gençliği oldu, Mehmet Akif'le ilgili bir film çekseler de Şener Şen'e oynatsalar.

İnsanın niye durduk yere canı sıkılır bunu da anlamış değilim, şu resimler de olmasa eğlenemeyceğiz desenize yahu. Nafut Hanım'a pek teşekkür ederiz.

Cumartesi, Aralık 06, 2008

Lise Hazırlık


Lise hazırlıktaydım, ya da bazı İzmirli ve Bursalı arkadaşlara göre liiise hazırlık. Her neyse Türkçe kitabımızda bir şiir vardı, ya da bilmiyorum bir yazı bir şey. Atatürk ile ilgiliydi. O zamanlar Türkçe kitapları şimdiki gibi değil tabi, şimdi Türkçe kitabı olmamasıyla da alakalı olabilir bu belki. Neticede o kitabın her parçasının arkasında önünde anlam soruları olurdu. Biz de bunları defterimize çözüp gelirdik, hoca da sorardı anlatırdık. Daha hâlâ küme düzeniyle oturduğumuz yıllardı ve benim tüm sınıfı Zombie ve Korku şarkılarıyla zehirlediğim yıllardı. Neticede bu Atatürk ile ilgili yazı ya da şiirin ilk sorusu Atatürk ile ilgili düşüncelerinizi bir kaç cümlede kısa bir paragraf halinde anlatın gibi bir şeydi, hoca da -ki çok severdim- beni kaldırmıştı cevap vermem için, ben de evde defterime de yazmış olduğum şu cevabı okumuştum : Atatürk öyle büyük bir insandır ki yaptıkları bir iki cümleyle anlatılmaz. Hoca da sen ne akıllısın öyle demişti. Eheheh. Şimdi aklıma geldi nerdeyse sekiz sene sonra, çok güldüm kendime, çok komik biriymişim gençlikte. Sonra o Türkçe kitabındaki her eserin yanında konuyla ilgili bir resim ya da çoğu zaman şairin ya da yazarın çizimi olurdu, onları boyardık, modifiye ederdik. Güneş gözlüklü ve iç içe geçmiş A,Y zinciri takan bir Ahmet Yesevi'm vardı benim. Sonra o kitabı çizimleri yüzünden muhafaza etmeye çalıştım ama bugün bakıyorum da hiç başarılı olamamışım. Bir de Şener Şen'in FBI ajanı olmuş haline benzeyen bir Mehmet Akif Ersoy vardı. Hey gidi hey çok eğlenirmişim belli.

Perşembe, Aralık 04, 2008

Günlerimiz


çözülen bir yün yumağı
akıp giden günlerimiz
mezar taşlarından suskun
sessiz sitemsiz

savrulan yapraklar gibi
akıp giden günlerimiz
cenaze törenlerinde
sessiz sitemsiz

bir suçluyu aklar gibi
akıp giden günlerimiz
sanki bir sır saklar gibi
sessiz sitemsiz

bir kitaba başlar gibi
koşarken yavaşlar gibi
ölen arkadaşlar gibi
sessiz sitemsiz

şiir: yağmur atsız

Eylül Hanım gönderdi bugün bu şarkıyı. Hani diyecek tek bir şeyiniz olmaz ya bazen. Derin bir of çekmek istersiniz de çektikçe tekrar tekrar çekesiniz gelir. İşte bu şarkı, bu sözler, bu ses beni böyle yaptı. Ben bir şey demiyim daha fazla merak ederseniz; siz dinleyin.