Çarşamba, Mayıs 26, 2010

Elem


Okulda yürürken bir yerden yüksek sesle müzik sesi geliyordu -ki genelde gelir hep- ve gerçekten Antony & The Johnsons'tan Hope There is Someone duymak etkileyiciydi böyle bir ortamda. Geçen günkü Cenan Vakfı Korosu ile çıktığımız konser ise pek keyifliydi, gerek genel olarak gerek solo olarak performans son derece tatmin ediciydi bana kalırsa. Bu cumadan öbür cumaya kadar ölüm orucu gibi bir şeyler mevcut. Final yiyeceğim sadece. Dün iki koro konserinde çok garip bir şekilde keder, hüzün ve keyif içiçe geçmiş bulundu. Bazı durumlar vardır ki insan tüm olumsuzlukları, önyargıları, sıradışılıkları kenara bırakıp; karşıdakine sadece insan olduğu için destek olabilmelidir, insan gibi davranabilmelidir. Umarım bunu içimden gelen samimiyetle hareketlerime de yansıtabilmişimdir. Beklenmedik şeylerle karşılaşmaya alışıyorum yavaş yavaş, daha beklendik şeyler ise insanı yine de üzmeye devam ediyor. Hayat diyelim. Çok garip bir yazı olduğunun farkındayım, öyle de olması gerekiyordu demek. Keşke vaktim olsa da Mavi Büyücüler biloğuna Sade, Sakareller, Gerilla Konser, Cenan Vakfı Korosu Konseri gibi başlıkları uzun uzun yazabilsem ama gün gelir vakit de olur. İçimin en sıkıldığı şu anda ise tek çözümüm budur, benim gibi tüm içi sıkılanlara gelsin:

Cumartesi, Mayıs 22, 2010

Gitgide Yoğunlaşan Hafta


Şimdi efendim önceden bahsettiğim üzere salı günü Merve Hanım şehri terk etti, ben o sıralarda okuldaydım derse giriyordum. Neyse bölümden en değerli yedi dostla görüşebildik o gün. Yıllık fotoğraflarımız çıkmıştı, onlara bakıp eğlendik falan bu tip işler. Sonraki gün yani çarşamba benim açımdan macera dolu bir gündü. Günün gecesinde Tünel'in popüler mekanlarından Lokal'de The Bananas konseri vardı. Haydi konseri de geçtim, Fakırdiskotek isimli güzide parçalarına klip çekilecekti. Ben de Roni Bey gibi apaçi/maganda rolüne aday oldum. Bizim ikimizin dışında yönetmen Can Bey'in arkadaşı olan iki apaçimiz daha mevcuttu. Gece boyunca nice tanıdık ve pek az tanımadık insan içinde, dünyanın en çirkin kostümü ve imajıyla dans ettik. Çok garip bir deneyimdi. Enteresan şekilde daha feysbuk'a pek fotoğraf düşmedi yakında düşer gibi. Bunun dışında Sakareller'le bir provaya daha gitmiş oldum, artık yavaş yavaş çalıyorum gibi öğrendiğim şarkıları, en azından kendime daha çok güveniyorum, albümü ise ısrarla tavsiye ediyorum. Bir de şöyle bir rüya gördüm geçtiğimiz günlerin birinde, oh be diye uyandım. Büyük bir alışveriş merkezi gibi bir yerin büyük açık otoparkındayız. Arabada direksiyondayım, yanımda Günsu Hanım var, arkada birileri var ama duruyoruz. Derken bir zenci gelip cama vurup in aşağı tadında çok zencisel hareketler yapıyor. Ben de ne oluyor diye iniyorum ve bana silah çekiyor bu zenci, ama silahı tutuşu dahi çok zenci şahsına münhasır bir karakterde. Ben de sinirleniyorum ve üzerine yürüyerek ve hatta göğsümü silaha dayayarak sık hadi sıksana ulan gibi iddialı dizi ve film replikleri söylüyorum. O da otoparktaki kameralardan tırsıp sıkamıyor, çemkirip bisikletine biniyor ve çetesiyle beraber uzaklaşıyor. Ben de arabaya atlayıp peşinden gidip yakaladığım anda arabayla zbam diye çarpıyorum. Uyanıyorum, o an mutlu uyanıyorum itiraf etmek gerekirse. Neyse bu da böyle bir garip rüyaydı. Bugün son provasına gideceğim Cenan Korosu'nun yarın akşam Moda Barış Manço Kültür Merkezi'nde konseri olacak, ben de solo olarak "Geçti Sevdalarla Ömrüm, İhtiyar Oldum Bugün" adlı hüseyni eseri seslendireceğim. Umarım her şey yolunda ve keyifli gider. Bir de içimi sıkan bir diğer olay ise 472 kodlu dördüncü sınıf ikinci dönem zorunlu dersinin vizesinden on almam. Umarım bir yolunu bulur da geçerim şu dersten. Dua edin benim için. Amin.


* ne yazık ki bazı profil fotoğraflarında (Berçem Hanım'ınki gibi) ifşa edildim

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

İyi ki!



İyi ki geldiniz dostum,
O kadar mutlu ettiniz ki beni,
Şu üç günüm apayrı geçti gerçekten de sayenizde,
Çok da özlemiştim hem!
Az kaldı neyse.

Cuma, Mayıs 14, 2010

Şutud


Gittiğinden beri yazmayayım diyordum ama artık yazabilirim, Merve Hanımcığım, güzel efendim, sonunda bir iki günlüğüne de olsa İstanbul'a uğradılar, bir süredir kayıp olan bir mücevherimi bulmuş gibi hissediyorum bilmem anlatabildim mi. Şükür kavuşturana diyelim, hep mutlu olalım.


Bunun dışında, çok değerli -hatta en değerlilerden biri- dostum Egecan Bey'in doğumgünüydü bir iki gün evvel, ben tabi ki bu aralar olağanlaşan şapşallığımla bir gün geç aradım ama o kadar değerli bir insan ki kendisi yazmaya kalksam, okumaya kalkmazsınız. Dostum olmasından en mutlu olduğum insanlardan.


Pek değerli grup Sakareller'in albümü Beş Dakika Daha çıktı, dün gittiğim albüm tanıtım konserlerinde almaya fırsatım oldu çok mutlu oldum. Enfes bir albüm herkes alsın, bu yılın en iyilerinden bana kalırsa.



Polonezköy'de piknik olayı yaşadık bölümden arkadaşlarla. 10 senedir spor yapmayan birisi için yakartop, voleybol ve futbol baya yorucu oluyormuş hele ki güneş tam tepelerdeyse. Bunların hepsi bir iki yıl yazılır, zaman genişlesin de.

Salı, Mayıs 11, 2010

Sus


Öncelikle, yazıyı okurken Orçay Han'ın bana hatırlattığı bu güzide şarkıyla sizi başbaşa bırakmak istiyorum. Tıklayın ve dinleyin, İhtiyaç Molası'ndan Sus. Çalmıştık bu şarkıyı Nihavend ile yaklaşık 5 sene evvel. Çok güzel şarkı bir daha sevdim.

Bu aralar o kadar saçma yoğundum ki ödevler, projeler, sınavlar ve sözlüler sayesinde, yine biloğu boşlayıvermişim. Neyse bu gece çok uzun zamandır yarına yetiştirmem gereken saçma bir şey olmayan ilk gece. Gitar çaldım, maillere baktım, facebook gezdim, televizyon izledim, baya iyi. Yarın bölümden dostlarla pikniğe gidiyoruz bakalım, heyecanlı ve keyifli.

Geçtiğimiz günlerde neler oldu derseniz, çok keyifli bir Sade konserini daha geride bıraktık. Öncelikle Mert Bey, sonrasında konuklarımız Doğan Bey ve Ozan Bey'e çok büyük teşekkürler. Solistlerimiz Günsu Hanım ve Çiler Hanım yine etkilediler dinleyicileri ama eminim ki benim davulculuğum ve Emir Yargın'ın R&B vokalleri kadar değil.


Bir de pazar günü erken vakitte Zebrass çıktı ki böyle güzel grup az bulunur, belki de hiç bulunmaz dedim, her şey mükemmeldi tam anlamıyla!

Bugün bir ilke imza attım kendi adıma, teslimi 17.00 olan ödevi 16.52'de bitirip, yandaki insandan harici bellek rica edip, koşarak kantinden çıktı alıp, belleği sahibine verip, müze binasına koşup ödev teslim ettim.

Bir de çarşamba günü bir ilki deneyeceğiz, olursa çok güzel olur ve devamı gelir, o zaman anlatırım. Ayrıca perşembe günü en sevdiğim grup Sakareller'in albüm tanıtım konseri var Peyote'de, gelin bana kalırsa, çok keyifli müzik.

Çarşamba, Mayıs 05, 2010

Yoğunlayım


Bu aralar bir garip yoğunlayışlar içindeyim, neden öyle oldu bilmem, bir haftadır bilok yazamaz oldum yahu, yakışır mı hiç eski bilogıra? Neyse bugün okulda bir adet dersi bırakma kararı aldım sanırım, keza vizesinden düşük not almışım, zaten dersine göre o kadar gereksiz çok okuma vermiş ki hoca vakit yetmiyor, paylaştık ona rağmen. Bir de ödev ve her şey dahil final beni üzmeye yetti. Zaten yedi ders almışım canım burnumda. Neyse bir defteri de böylece kapattık. Şimdi önümüzdeki maçları çok çok güzel geçirmem gerek. Tüm finallerden ama özellikle zorunlu derslerin finallerinden çok başarılı notlar almam gerek.

Bunun yanısıra mayıs ayı her sene olduğu gibi aşırı derecede yoğun geldi. Bu haftasonu Taşoda konserleri var, biz de 9 Mayıs Pazar günü Sade ile sahne alacağız, benim back vokal olarak görev alacağım konser 19.20-20.00 slotunda. Konsere gelecekler lütfen kalın bir şeyler alsınlar, bir anda güneş gidince çok soğuyor çimler. Repertuvar da baya keyifli. Bunun dışında tatil dönüşü herkes bir rehavet modunda. Okul da güzel, etkinlikler de güzel, bahar festivalleri çok cazip, bireysel konserler de keza. Hepsine gitmek isteyip hiç birine gidememekten korkuyorum açıkçası. Yıllık işleri de bitti sayılır, insanların değerini bir kez daha anladım, çok onore oldum kimi yazıları okurken. Neyse biraz daha kitap okuyayım ben. Hıdırellez'i unutmayın bu akşam, dilek tutun.