Pazar, Ağustos 29, 2010

Yetmez Ama


Okuyuculardan aldığım tepkilere cevap vereyim öncelikle, hahaha, köşe yazarı girişi oldu bu. Sayfam bir kaç gün pembe kaldı halbuki amacım saman kağıdına yakın bir sarı yapmaktı yaptık bir şeyler bakalım. Bu noktada Meltem Hanım'ın verdiği fetva etkili oldu, hatta bu fetva bana Dilara Hanım üzerinden iletildi: Beyaz zemin üzerinden blog okunmazmış. Bir de bu blogger'ın bazı fotoğrafları büyütebilme bazılarını büyütememe özelliği var ki kimse çözemedi onu sanırım.

Bu geçtiğimiz hafta videolar açısından zengin bir haftaydı. Öncelikle bir Emir Bey ve Vera düeti yapmıştık bahsettiğim üzere evvelden. Vera'nın sevilen parçası Kürk Mantolu Madonna'yı söylemiştim, gitar çalıp. Umut Bey kontrbası ve eviyle eşlik etmişti bize, Koray Bey ritim tutup yardımcı vokaller yaparken, Uluç Bey de klavye çalmıştı. Bu projeyi pek değerli dostlar Mert Bey ve Haluk Can Bey kaydetmişlerdi ve Haluk Can Bey her zamanki gibi pek hoş pek kaliteli bir montajla bize çok güzel bir hatıra bırakmış oldu. Merak edenler facebook ya da vimeo'dan ulaşabilir.

Bu videonun detaylarına belki diğer blogda değinirim bir ara, video demişken ben de acaba Emir Bey'e bir vimeo sayfası mı açsam diye düşündüm, aslında olabilir, güzel bir yere benziyor. Görsel olarak hep Can Bey'in bizle olması gerekir bu durumda, keza standartları bu kadar yükseltmişken geriye düşürmek yakışık almaz. Bir diğer video ise yine Can Bey tarafından çekilen ve teknolojinin imkanları daha fazla sömürülerek hazırlanan bir video. Mert Bey'in Kalan Sağlar Bizimdir isimli pek güzel şarkısına kendi hazırladığı bir video bu da. İzleyin ve dinleyin bakalım sizler ne düşüneceksiniz, ben pek keyif aldım açıkçası.

17 Eylül tarihlerinizi şimdiden boş bırakın, keza o gece Sakareller grubunun sadece bir hayranı olarak değil aynı zamanda bir mensubu olarak Peyote'de olacağım.

Bir de son olarak şu referandum sürecinde eveti, hayırı, boykotu anlıyorum da yetmez ama eveti pek anlayamıyorum, böyle düşünen birileriyle yüzyüze detaylı konuşmaya ihtiyacım var sanırım. Ben yetmez ama hayır taraftarıyım sanırım. Sadece hayır demek yetmez çok ağır da küfretmek gerekir diye düşündüğümden olsa gerek. Ahahah. Allah muhafaza fikrimi açıklamazsam bertaraf olurum falan hiç gerek yok.

Perşembe, Ağustos 26, 2010

Sitaş



Yine yoğunluklar içinde yüzdüm bir iki gündür, 87 tane buluşma 23 tane görüşme ve 42 tane de prova. Neyse şimdilik sağ ve salimim. Daha yapılacak işler de bitmedi. Bu hafta bir süreliğine Grafi2000'deki son haftam. Sonra belki uygun olursam yine gelirim. Onun şerefine bu fotoğrafları koymayı uygun görüyorum.


Pazartesi, Ağustos 23, 2010

İki Gün Evvel



Nil İpek Hanım ile aynı gün içinde iki kez buluştuk, böylece "aynı gün içinde bir kaç kez de buluşulunabiliyormuş tezimi" kanıtladık. Umut Bey'i yolcu ettik, Ortaköy'de çoktandır etmediğimiz dek keyifli bir muhabbet ettik. Bakalım önümüzdeki dönem bize neler gösterecek. Akşam da Nil İpek Hanım'la tekrar buluştuk, derken Yasin Bey katıldı. Çaycı muhabbetleri, yine güzelleşmiş oldu böylece. Bunun dışında bazı haberler ve olaylar ne kadar bekleniyor da olsa yine de gerçekleştiğinde her şey değişebiliyor. Sevdiğim insanların üzülmesi ile benim üzülmem arasında çok fark yok sanırım. Ağabeyden haberlere gelince, biraz içi sıkıldı ama genel olarak çok rahatsızlık yaşamıyor sanırım. Görüşünce detayları alacağız kendisinden. Ayrıca ve ayrıca 17 Eylül Cuma şimdiden boş tutulsun, Sakareller konseri var, hem de benim gitaristliğimde gerçekleşecek ilk Sakareller konseri!

Cuma, Ağustos 20, 2010

Dolu Dolu


Geçtiğimiz günlerin birisiydi hangisiydi tam hatırlayamıyorum, özlediğim performansıma kavuşmuş buluverdim kendimi. Nedir bu performans diye sorarsanız, aynı gün içinde 67 tane birbirinden ayrı işi gerçekleştirebilmek. Anlatınca daha iyi anlayacaksınız. Sabah Grafi2000'e geldim ve öğlen Ortaköy'e indim Berat Hanım'la buluşmak için. Kendisiyle haftalardır program yapmamıza rağmen hep iki taraflı aksilikler sebebiyle buluşamamıştık. Bu seferki son şansımızdı keza kendisi aynı günün ilerleyen saatlerinde Antalya'ya yola çıkacaktı. Bu şansı değerlendirdik. Sohbet ettik, yüksek lisans, çalışmak, gibi bizim yaşların popüler konularından öncelikle. Sonrasında da müzikten konuştuk bir miktar, birbirimize zaten evvelden bilip dinlediğimiz bir kaç ismi tavsiye ettikten sonra, yeni isimler de önerebildik! Sonrasında başka başka şeylerden de konuştuk, ben bir kaç kez hiç cümle kuramadım ve buna eğlendik. Sonrasında da ayrıldık.


Şirkete döndüm, akşamüzeri ise Sakareller provasına gitmek üzere çıktım yine, tesadüfen Karaköy'den geçen bir otobüse denk geldim, Tünel'e yürümek de o kadar gözümde büyüyordu ki zaten. Neyse indim otobüsten tam tünele gireceğim bir de ne göreyim Emre Beyciğim ve Ejuna Hanım. Hop sarıldık öpüştük, zaten beynimin bir yanında sürekli Emre Bey ile ilgili planlar programlar ve görüşememeler vardı. Birlikte tünele bindik. Son buluşmamızda da hep İngilizce konuşmanın verdiği bir agresiflikle hiç susmadan Türkçe konuştum o tünel yolculuğu boyunca. Sonra da provadan çıkınca yanlarına gitmek üzere onlardan ayrıldım. Provadan önce Barış Bey ve Başar Bey ile sohbet ettik, ardından pena aldım ve provaya geçtik. Keyifli geçti gayet, sonrasında da Emre Bey'lerin yanına geçtim.

Masada ne zamandır uzun uzun görüşemediğimiz pek değerli Canberk Bey ve Murat Bey de vardı. Sonrasında hatta Tümer Bey bile geldi. Bir kaç saat oturuldu, sohbet edildi. Bu sefer Ejuna Hanım'la da sohbet ettim İngilizce. İşte böyle dolu dolu bir gün geçirince sevindim, hem de sevdiğim insanlarla! Bir kaç tane daha böyle gün lazım bana bu aralar, onu hissediyorum. Son olarak fotoğraf makinasını tam ayrılmak üzereyken hatırladığım için böyle garip bir fotoğrafımız oldu Berat Hanım'la ama olsun. Ben sevdim.

Çarşamba, Ağustos 18, 2010

Kürk


Geçtiğimiz günlerde Mert Bey'in şarkısı "Kalan Sağlar Bizimdir"le başlayan müzik dolu yolcuğumuz dün de başka arkadaşlarla başka alanlarda devam etti. Vera'dan tanıdığımız Koray Bey'in yine Vera'dan tanıdığımız pek güzel şarkısı "Kürk Mantolu Madonna"yı söyledim dün de. Evvelden bir sefere mahsus bir ön çalışma yapmıştık, dün de bir iki kez daha tam kadro tekrar ettik. Kadromuz zengin mi zengindi. Umut Bey kontrbas ile eşlik etti, Uluç Bey klavye ile, Koray Bey ise yardımcı vokalleri ve ritmiyle. Ben her zamanki gibi gitar çaldım şarkı söyledim. Şarkı çok sevdiğim bir şarkı oldu son bir aydır, yani bu proje ortaya çıktığından beri. Zaten ilk dinleyişte rahatlıkla beğeneceğiniz bir şarkı, bir de aklıma kitabı getiriyor tabi, herkesin okumasını isteyeceğim ama herkesin de yaralanacağını bildiğim müthiş bir eser. Neyse dün kadromuzda Can Bey ve Mert Bey de vardı keza resimlerini hemen bir alttan görebilirsiniz. Bıkmadan usanmadan, sıcak, havasız demeden bizi çektiler, biraz montajıyla uğraşıp samimi bir video çıkartacağımıza inanıyorum, güzel bir hatıra. Her ev videosundaki gibi gönül kulağıyla dinlemeli tabi. Bol müzikli geçiyor günler bu aralar, o çok güzel oluyor. Ah bir de Şemsiye'nin ufak bir montajı var. "Gerçek bir klip değilse de güneşin kafamızı bulandırdığı bu günlerde aklımıza esen bu acayipliği sizinle de paylaşalım dedik." açıklamasıyla paylaşılan. Buyrun izleyin ve dinleyin.

Pazartesi, Ağustos 16, 2010

Bizimdir



Efendim şirkette bir kaç gündür Mert Bey'in güzide eseri üzerinde çalışıyoruz. Eserin adı "Kalan Sağlar Bizimdir" amacımız ise eserin elimizden geldiğince kaydını düzenlemek. Mert Bey çalıp söylemiş eserini zaten misal ben de ufak bir iki gitar ve vokal melodisi ile eşlik ediyorum elimden geldiğince. Neyse bu süreç çok keyifli geçti ama ardından sonsuz talihsizlikle karşılaştık. Kayıtlarda ses dengelerini yanlış ayarlamışız, sonrasında farklı bir kaç kayıt daha yaptık ve bugün ise bir kaç görüntü çektik. Görüntüleri yardımcı vokal partisyonlarını kaydederken çektik ağırlıklı olarak. Sonra da hemen montajlayıp internete koyalım dedik, ama fark ettik ki görüntüler şarkının duygusal ruh haline göre fazla eğlenceli olmuş. Onu bir haline yoluna koyacağız. Zaten bu videolar daha sadece şarkının esas kaydı ve klibi için bir hazırlık bir taslak. Ayrıca değerli ağabeyin ilk askerli fotoğrafları elimize ulaştı hemen internete saldık pek eğlenceli maşallah. Can Bey ve Mert Bey'le ekstra keyifli dakikalar yaşanmıyor değil dediğim gibi, keyfi stajın keyfi yanları bunlar da!

Cuma, Ağustos 13, 2010

Vedalar

Bu sezon vedalara tanıklık ediyor ardı ardına. Son bir iki günde kesinleşen ve gerçekleşen vedalar sırasıyla ağabeyimin askere gidişi, Uğur Bey'in Amerika'ya gidişi ve Nil İpek Hanım'ın İzmir'e yerleşimi. Garip garip işler ama böyle icap etti vardır bir hayır diyoruz. Tüm gidişler mutluluklara vesile olur ve güzel kavuşmalarla sonlanır inşallah.

Çarşamba, Ağustos 11, 2010

Asker Uğurlama


Ağabey yarın sabah askere gidecek, uzun dönem istiyordu gönlüne göre çıktı çok şükür. Biz ailece asker uğurlamalarından nefret ederiz. Konvoy yapmalar, korna çalmalar, yarı bele kadar sarkmalar, yol kesmeler falan filan. Dün gece annemle evde oturuyorduk, ağabey de kulüptekilerle vedalaşmaya gitmişti. Sonra bir anda korna çalarak gelen 4-5 araba sesi duydum ki bizim mahallede hiç olmaz. Dedim yoksa?! Balkona çıktık 5 araba, bizim araba da üzerine Türk Bayrağı asılmış kapının önüne gelmişler kornalar çalıyorlar. Aşağı indiler. Bizim kulüp insanları. Ben de hemen indim, çok eğlendim gerçekten. Halay çektik, araba farında, ağabeye sloganlar attık hatta bir ara İstiklâl Marşı bile söyledik, ahahaha. Mahallelinin girdiği şoku varın siz düşünün. Demek en eleştirdiğin şey bile sevdiğin insanlarla eğlenceli olabiliyormuş.

Pazartesi, Ağustos 09, 2010

Masada


Akşam Ilgın Hanım'ın vesilesiyle pek güzel bir konsere gitmiş oldum. Gerçekten gitmek isteyeceğim bir konserdi lakin Ilgın Hanım gibi gaz veren birisi olmasaydı sanırım buna da gitmeyecektim. John Zorn Bey'i de bir dünya gözüyle görmüş olduk. Kadroya ise denilecek hiç bir şey yoktu. Konserde Melis Hanım, Levent Bey, Gün Bey ve Hemi Bey beraberdik. Bizim kampüsün en avantgarde insanlarından Kerem Bey ile de karşılaştım artık başka diyeceğim bir şey yoktu. Keyifle müzik dinledik ama gerçekten keyifle.

Perşembe, Ağustos 05, 2010

Düğme


Zannetmeyin ki kast ettiğim şey kıyafetlerimizin iki yakasını bir araya getirmek için kullandığımız yuvarlak aparat. Düğme derken tamamen elektrik anahtarını kast ediyorum ve beni endişelendiren bir noktaya parmak basmaya yelteniyorum. Misal bir mekana girersiniz, bu mekan ev olur, koridor olur, oda olur hatta tuvalet olur. Yanyana duran iki tane düğme olur. İnsanoğlu ilk tedirginliği burada yaşar hangisi doğru düğme diyerek. Genelde cesur bir hareketle ikisine birden bam diye basılır, misal biri tuvaleti yakar biri koridoru, ya da ikisi de tuvaletin içindeki farklı ışıkları ateşler. Peki en kötüsü nedir bilir misiniz? İki düğmeye basınca iki ışık beklerken sadece bir ışığın yanmasıdır. Çünkü o düğmeleri kapatana kadar acaba diğer düğme neyi açtı diye düşünür durur insan. Acaba görünmeyen bir yerin ışığı mıydı bu yoksa havalandırma mı? Sürekli bunu sorgulamak ve tedirgin olmak düşer size. Sanki elektrik bir yerlerde boşa gidiyor gibidir. İşte dertlerin en büyüklerindendir bu, eminim Umut Sarıkaya Bey gibi insanlar size daha büyük dertler bulacaktır ama bu da fena değildir yine de.

Çarşamba, Ağustos 04, 2010

Grafi2000

Can Bey sağolsun Grafi2000'de staj yapıyorum hatta şu an üçüncü günümdeyim. Keyifli bir staj; ben de ne öğrenebilirsem öğrenmeye gayret edeceğim, en azından bir iki video montajı yaparım, ses düzenlemesi öğrenirim falan filan. Şimdilik sevgiler!


Hah bir de iki ya da üç sabah önce yaşadığım olayı paylaşayım. Sabah kahvaltı ederken telefonum çaldırıldı bilmediğim bir numara tarafından. Ben de bizimkilerden biridir diye hemen geri dönüş yaptım, bir kadın çıktı, kimle görüştüğümü sordum, bunun üzerine o da yanlışlık olduğunu, arkadaşına çağrı yaptığını falan söyledi, ben de tamam dedim kapattım. Bundan on dakika kadar sonra "Sizdn etkilndm desm dogru olurmu acaba" diye bir mesaj geldi aynı numaradan. Sesimin ne denli karizmatik olduğunu bazen unutuyorum sanırım, bundan sonra telefonda sesimi dandikleştirip konuşayım insanlarla da etkilenmesinler. Ahahah. Sonra ben de etkilenmeniz normal diye bir mesaj attım, sonra aradı konuştuk tekrar. Yok bu kısımları salladım, cevap vermedim, manyak mıyım dedim önce. Sonra manyak mıdır dedim falan.

Pazar, Ağustos 01, 2010

Ağustos



Staj başlayacak yarından itibaren, bakalım neler değişecek kafamda böylelikle. Umarım her şey yolunda gider. Keyifli ve verimli olur işler de. Hala bu Gençler Arası Değişim kampının yoğunluğu ve yorgunluğunu üzerimden atamadım tam olarak. Sonrasında da kulübün devir teslimi oldu. Kamptaki dostlarımızdan hâlâ İstanbul'da olan Malena Hanım da bize katıldı çok keyifli oldu. Bu bir kaç gün vaktimiz her uyuştuğunda Merve Hanım'la görüştük keza kendisi yine Antalya'ya dönecek. Bunun yanısıra sürekli Kürk Mantolu Madonna dinliyorum Vera'dan. Koray Bey ile belki birlikte bir şeyler yapacağız yakında. Şu tempoyu azıcık düşürmem lazım yalnız yetişemeyecek gibi oluyorum bazen. Kampı hâlâ özlüyorum açıkçası. Bir de sürekli yaşlanıyorum bu aralar.