Perşembe, Nisan 30, 2009

Emir Bey -1+2



Her şeyden önce unutmadan belirteyim Taşoda Bahar Konseri tarihi ve saatleriyle belli oldu, ben de Emir Bey (-1+2) şeklinde 9 Mayıs Cumartesi saat 18.00'de sahne alacağım.

Şimdi ayrıntılara geçelim, efendim bu Taşoda hususu ilk kez beni zihnen bu kadar yordu çıksak mı çıkmasak mı ne yapsak ne etsek diye, neticede yaptığımız çalışmaların  boşa gitmemesi ve bir konuk bir de muhtemelen yeni kadrolu arkadaşımıza mahcup olmamak için çıkmaya karar verdik konsere. Bir yazı altta belirttiğim üzere grubumuzun kemik kadrosundan olan ve karakteristik bir özelliği haline gelen Nağme Hanım bu konserde aramızda bulunamayacak.

Bunun yanısıra bas gitarda Nil İpek Hanım bize eşlik edecek, kendisi aynı zamanda dinleyenlerden güzel sesini de esirgemeyecek her türlü vokal yardımında bulunacak. Gelenekselleşen konuk kavramımızı ise bu sene akordeyonu ile Can Bey'e ayırdık, kendisi içimizdeki doksanlar havasını dışa yansıtabilecek gibi. Bir de grubumuzun diğer kemik üyesi Emir Yargın bize ritimci yönüyle eşlik edecek. Aklımıza son anda sıradışı bir şey gelmezse repertuarımız da aşağıdaki gibi kısa ve öz olacak:

* Oya&Bora - Sevmek Zamanı
* Demet Sağıroğlu - Arnavut Kaldırımı
* İdil Üner - Güneşim

Şimdi repertuarımızı böyle kısa tutmamızın sebebi, aklımda olan diğer üç şarkıyı Nağme Hanım varken daha iddialı şekilde çalabileceğimizi hissetmem ve şimdiden çalıp harcamak istememem. Mevla'm nasip ederse, bir başka geniş vakitli konserde ya da kış konserinde dinlersiniz onları şimdi açıklamayalım. Konserde üç şarkıdan artan vaktimizi ise daha iyi bir ses ayarlamaya ve aralardaki şahsi saçmalamalarıma ayırmayı düşünüyorum. Bu şarkıları da bilmioyrsanız yarın öbür gün koyarım buraya dinlersiniz ya da fizy'den falan bakın.

Cumartesi, Nisan 25, 2009

Sıkılık Can



Ne zaman bir hususta keyifli bir şekilde heyecanlanacak olsam yahut şöyle diyelim ne zaman bir şeyler beni gerçekten heycanlandırdığında; bir yerden bir aksilikler kümesi gelip o heyecanımı boğazımdan içeri mideme doğru tıkıveriyor sağolsun. Mevzu bahis Taşoda Bahar Konseri efendim, şimdi güç bela ayarlamıştık ki Nağme Hanım, Emir Yargın ve ben yani Emir Bey kadrosu bir arada olsun, üstelik konuklarımıza da uysun, Nil İpek Hanım'la çalıştık defalarca, sonra geçen hafta Can Bey ile çalıştık, en son iki gün evvel Nağme Hanımcım bize geldi, çalıştık, her daim olduğu gibi Nağme Hanım'la çalışırken huzur buldum, kafamda ayrı ayrı çalışan bu grupları birleştirdim ve pek güzel bir bahar konseri hayal ettim altı şarkılık. Nağme Hanımcım da 16-17 Mayıs'ta olacak bu konsere denk gelmesin diye yurt dışı gezisini bir hafta öncesine aldı, sonra dün akşam öğrendim ki Sport Fest sağolsun, bu konserlerin tarihi bir haftasonu önceye, 9-10 Mayıs'a, alınmak durumunda kalmış, yani ne demek oluyor bu, Nağme Hanım yurt dışındayken bize konser günü gelmiş oluyor. Gel de delirme, grubun çekirdeği yokken o kadar konuk sanatçıya, müthiş repertuara yazık olmaz mı, bence olur. Neyse başka bir konser ayarlamaya gayret edeceğiz, Taşoda da can sıktığıyla kaldı.

* Fotoğraf Nil İpek Hanım'ın eseri, üzüntümden ağlıyor muyum hapşuruyor muyum nedir bilinmez bu yazıya uygun gördüm.

Pazartesi, Nisan 20, 2009

Not


Dostluklar paylaşıldıkça güçlenir klişesini yaşayarak bunu güçlendiriyorum sanırım, akordeyonlu bir taşoda çalışması ise beni şimdiden heyecanlandırmaya yetti, sevgiler.

Cumartesi, Nisan 18, 2009

Kayahanadam



* Geçen gün 125 yolculuğunda aklıma geldi -sanırım HTR sınavına gidiyordum- şimdi şöyle bir ortam tahayyül edin, Celal Bayar, İsmet İnönü beraber tanımadıkları bir ortama giriyorlar, acaba İsmet İnönü yeni birileriyle tanışırken, "merhaba ben inönü bu da bayar keh keh keh" diyebiliyor muydu diye merak ediyorum. Siz etmiyor musunuz hiç? Cık cık.

* Aynı 125 otobüsünde bizim evin ordan binen bir abla!? otobüste bir arkadaşıyla karşılaştı, üçümüzde arkada o yeni otobüslerin motorlarının olduğu yerde arka kapı civarında ayaktaydık, Akmerkez'e doğru gelmiştik ki bir yer boşaldı, bu bizim evin ordan binen abla arkadaşına, geç otur buyur dedi, arkadaşı ise yok canım oturmaya mı geldik dedi, takdire şayan bir serilik ve doğaçlama yeteneğiyle doğal olarak yaptı bunu evet.

* Ne zaman bir hoca tahtaya NO CLASS on -örneğin- April 21st yazsa; ben o "no class"ı yanlış yorumlarım ve içten içe everyone is equal and groups have organic relations among each other diye uzatmak isterim ama istediğimle kalırım.

* Kayahan dinliyorum bolca, yepyeni bir insan oldum.

Çarşamba, Nisan 15, 2009

Fikriminincelülü


Yıllar sonra anlık bir fikirle asrın hatta yarım binyılın icadını yaptım, salık verelim zanaatkarlara bundan sonra yaptıkları piyanolara dördüncü bir pedal yapıla, o pedala basıldıkça nota tomarının sayfalarını değiştiren bir mekanizma oturtula. Bunu da der çeker giderim, keyiflenen çarşamba günleri anısına.

Salı, Nisan 14, 2009

Dayaklık



Hayatımı çürüten insanlar listesinde Ilgın Hanım'ı lider ilan ediyorum, iğrenç yazıyorsun bilok dedi -o devrik kurmadı cümleyi, ben daha sanatsal olsun diye devirdim sanırım- üstelik sevdiğim bir fotoğrafıma da alenen iğrenç -burda aleneni sona getirsem daha doğru olabilirdi- demiş, hadi bari bir klip fikri bulsa affedeceğim ama şimdilik affetmedim. Rafet El Roman dinlemesini istiyorum sürekli, affetmem affetmem asla seniii deyü. Ama o e'ler baya ince.

Pazar, Nisan 12, 2009

Helva



Emir Bey dinlememiştim ne zamandır, az önce dinledim sonra da Emir Kusturica koydum, bakalım neymiş ne değilmiş arkadaş, sıkıldım google'a Emir yazıyorum hâlâ benden önce çıkıyor adam eheheh. O da müzisyen biz de yani nedir bu adam kayırmaca. Üstelik ben google'ın daha iyi bir kullanıcısıyım, biloğum var, picassa var, google reader var statistic var daha ne olsun? Benden para kazanıyorlar, onun reklamını yapıyorlar çok ayıp. Burdan Emir Kusturica'ya sesleniyorum, bu piyasa ikimize dar birader, git ben daha o sektöre girmeden film milm çek sen yine, keza ben girince ordan da kovarım çünkü adamı. Hah neyse şimdi stresimi attım azcık. Merve Hanım'ı da davet ettik ağabeyle beraber Hızlı ve Öfkeli'nin dördüncü filmi çok fena hızlı baya da öfkeliye gittik ahehah, yok öyle değil herhalde bunun adı neyse. Sanırım serinin en başarılı filmi yani araba çeşitliliği ve yarış sıklığı yönünden değil de konu olarak, sadece 3-4 araba 3-5 yarış 3-6 şarkı koyup bitirmemişler işi, adam gibi bir hikayesi var. Neticede ben sevdim, sinemayla olan ilgimin de Hızlı ve Öfkeli'den ibaret olması eminim entelektüel karizmamı düşürüyordur ama ne yapalım gerçekler böyle. Bu son bir kaç günde elime geçen pek çok albümden Virgin Souls'un 162 isimli albümünü çok beğendim tavsiye de ederim kesinlikle. Ayrıca girişte dediğim üzre Emir Bey dinlerken 3 şarkıyı da sevdiğim şarkılar listesine ekledim sonra çok eğlendim ehehe. O kadar çok yere ehehehe koyasım geliyor ki bazen kalitesiz günlük dizilerin gülme efektleri gibi hissediyorum kendimi, aman siz siz olun kendinizi öyle hissetmeyin. Bir de bir şey daha sormak istiyorum ilgili bilgili olan birileri varsa yanıtlasın lütfen, kaliteli ses kaydı yapmak için bilgisayarımı yenilemeye karar verdim, masaüstü mü dizüstü mü almalı, ekstradan ses kartı falan gerekir mi, kaça mâl olur neticede, tabi apple ürünlerini fiyat limitlerim dışında tutuyorum. Evet böyle de ciddi bitiririm.

Fotoğraflar, Buğra Bey sağolsun, geçtiğimiz haftanın güzel bir gününün fotoğraflarıyla yaptığım bir kolaj olmakta, en sevdiğim yer olan Danişmentgazi.

Cuma, Nisan 10, 2009

Güzel Bir Cuma


Durakta beklerken yüksek sesle Smooth Operator çalan minibüse şaşırmaktayken, ardından çalan şarkıların ispanyolca ve italyanca gelmesi sonra da chanson, chill-out, lounge şeklinde devam etmesi tarz olarak, şoförün müziğin sesini açıp nasıl şarkı ama demesi, evet bunların hepsi beni şaşırtan Kozyatağı-Üsküdar hattında gerçekleşti çok değil bir kaç saat önce, hoş benle muhabbet eden şoför cinsellik olmadan aşk yürümez de dedi. Hasılı kelam eve geldim az önce Zero 7'nin ilk EP'lerini dinledim, pek beğendim, Sia sanırım ilk kez Distractions'u burda okumuş, pek de hisli okumuş, tavsiye ediyorum herkeslere de, şimdi ise Bonobo dinliyorum popüler kültürden uzak kalmayalım, gayet de başarılıymış hakikaten aferim adama. Pek güzel bir öğleden sonra akşam üzeri geçirdik Merve Hanımcım sağolsun, bana yemekler yapmış yedirdi güzel güzel. Şimdi ise önümüzdeki ayların konser yoğunluğu ve derslerini düşünüyorum, bu dönem güzel gelmeli notlar, gelecek gibi de inşallah. Bu arada canlı müzik sektörüne iki aylık bir dönemden sonra belirsiz bir tarihe kadar son verdim, bundan sonra canlı müzik yerine konserlerime beklerim efendim. Bu durumda yaz sonundan yurt dışı planlarım suya düşmüş gibi görünse de yurt dışından ziyaretçi kabul edebilirim. Aahhaha evet.

Salı, Nisan 07, 2009

Bir Fırtına Tuttu Bizi


Eray Bey'in biloğunda Rüzgar Bizi Götürecek yazısı, beni başlığından aldı götürdü zaten, sonundaki şarkı ise iyice uzaklaştırdı. Her zaman kafamdaki harita hafızama güvenirim, yani yer yön tayini konusunda gittiğim yerleri haritalaştırabilirim kolayca. Google'a Padasjoki yazıp haritalarına girince de bölgedeki rotalarımızdan yola çıkarak, yanında kaldığımız o pek güzel gölü, kavşaktaki ABC isimli benzinliği, ardından kiliseye giden yolu ve büyük bir ulusal park olan Päijänne Gölü'nü -hem de kıyısından vapura bindiğimiz iskeleyi falan- keşfedince heyecanlandım bir anda. Sonra daha müthişi yolu takip ederek Vääksy'yü buldum ama yakınlaşmadığı için evimizi teşhis edemedim, sadece yolları takip ederek Lahti ve Helsinki-Vanta'ya da ulaşabilirim bu haritadan. Camille ile bu şarkıyı ikimiz de biliyorduk tesadüf, bu sayede yalnız başına söylemesine gerek kalmadı, biz de gitarla eşlik etmiştik, hatta Leonie de söylemişti Fransızcası bizden çok olduğu için ve Stefan da bana eşlik etmişti gitarda. Keşke yakın bir yer olsa da böyle haritaya bakıp heyecanlanmak yerine, bir şekilde atlayıp gitsem, keşke bir mucize olsa da ordaki tüm o güzel insanlar yine bir araya gelsek, yine beraber şarkılar söylesek, olimpiyat oyunları oynasak, gölde kano yapsak, kilisede konser versek, vapura binsek, saunaya girsek, ren geyiği kuyu kebabı yesek, şehre insek gezmeye, ya da ailemizle otursak akşamları South Park izlesek, gündüz de balkonda sigara içsek, Emil ve Stephan'la The Wall filmi izlesek, spanish gitar çalsak, ... Ama ne o memleket ha deyince gidilecek yakınlıkta, ne de kamptaki o birbirinden müthiş arkadaşları bir daha bir araya toplayabilmek mümkün, tek teselli orada da bir ailemizin, evimizin olduğunu bilmek, gitmesek de, görmesek de. Belki de belli mi olur Paris'e gideriz de yine Camille söyler Le Vent Nous Portera'yı ben de gitar çalar eşlik ederim. Yarının sürprizlerle dolu olması dileğimle. Böyle yazdığımı okuyunca bile hayal görmüşüm gibime gelmiyor değil. Ayrıca Amerika Tarihi sınavına girdiğimiz gün Barrack Bey geliyorsa, perşembe günü Rusya sınavında ne olacak kim bilir. Bana bir uçak bileti hediye etmek istemez misiniz?


Cumartesi, Nisan 04, 2009

Evin San'atsal Değeri




... bana kalırsa baya bir yükseldi.

Cumâli


Bu cuma günleri azizim kötü başlarsa kötü gidiyor, iyi başlarsa da iyi. Dün sabah da misal kalktım toparlandım ettim bir baka işim vardı onu halletmek üzere çıktım, gittim bankada bir saat kadar oturdum bireysel kısmında kimse yok, yemeğe gitmişler. Tamam da bir kişi de mi bakmaz beni orda saatlerce bekletir, neyse onun siniriyle çıktım eve uğradım tekrar çıktım, hava da bir rüzgarlı üzerinize afiyet başıma ağrılar girdi. Sonra atladım arabaya akşam program var diye gittim saat ikideki dersime okula. Derste de baş ağrısı arttı sonra Eylül Hanım'a denk geldim apranaks fort aldım kendisinden biraz sakinleşti, şu bu şekilde oyalanarak vakit geçirdim bir ara kafeye gidip ses ayarlaması yaptım, sahneyi kurdum, sonra yemek falan yedim. Saat dokuz buçuk olduğunda içerideki insanların sadece ikisi müzik için geldiği için, dükkanın sahibi yapmayalım müzik dedi, ben de peki deyip toparlandım, gidip o masadan bizzat özür diledim, cuma günü çıkıyorm beklerim dediğim insanlar cuma günü gelmişlerdi ve ben çıkmıyordum o gün hem de sahne her şey hazırken, arkadaşım olmayan dinleyicilerime karşı ilk mahcubiyetimi de böylece yaşadım. Sonra toparlanıp eve döndüm, arabayı parkederken Şebnem Hanım'dan mesaj geldi, efendim biz kafedeyiz siz neredesiniz diye. Gel de sinirlenme işte. Bu cuma da böyle saçma sapan bir şekilde geçmiş oldu. Neyse aşağıdaki iki biloğa girip hâlâ sakinleşebiliyorum. Size de tavsiye ederim.