Çarşamba, Kasım 04, 2009

Bir Yanı Tura Bir Yanı Yazı


Metrobüste 15 kez hapşurdum ve şayet 16. hapşuruk vuku bulsa eminim ki toplum beni domuz gribi -yahut domuz gibi- bu adam diyerek linç edecek, cesedimi de kireçleyip sonra da yakacaklardı. Ototpsimi Orçay Han yapsa, yok abi adamın burnu büyük ya ondan ötürü hapşurmaya başlayınca duramıyor diyecekti, taş çatlasa alerjik nezle, neyse olur böyle kaza ölümleri deyip gülecekti muhtemelen. Çok şükür 16. hapşuruk vuku bulmadı ben de sağ salim metrobüsten kurtuldum, bir miktar da -ama şüpheye mahal vermeyecek bir miktar bu- okula giden otobüste hapşurdum sonunda artık bu kadar hapşurma yeter deyip otobüsten indim, bir de baktım ki okula gelmişim. Burnumu kurutsun diye sarıp içtiğim sigaranın da pek hayrını görmedim ki yakın vadedeki sigarayı bırakma kararım biraz daha güçlendi bunun üzerine.


Çin makarnası yeyip, Heir plağı dinlediğimiz pek hoş bir misafirliğin ardından dünyanın en komik müzik çalışmasını yaptık. Sonra gittiğim derste ise gözüm yine alerjikliğin dibine vurdu, ellerim yeterince hijyenik olmayabilir diye arayı bekleyip elimi yıkadıktan sonra müdahale ettim kendisine. Önce sağ elimle kaş ve yanak hizasından tutmak suretiyle göz yuvamı genişlettim sonrasında sol elimle alt göz kapağıma bastırmak suretiyle gözümü çıkartıp iyice sabunlu suyla yıkadım pantolonuma silip parlattım ve tekrar yerine oturttum. İlk günkü gibiydi tekrar. Ders bitiminde daha az hapşurmaya gayret ederek metrobüse bindim, trene bindim ve eve geldim, sonra sevdiğimle buluştum, o kadar konuştum ki boğazım ağrıdı olur böyle şeyler gençlikte dedim. Şimdi bir kere daha eve geldim, grip ilacı içtim, burnum azıcık kendine geldi bir de yatmadan alerji hapı alırsam, gözleri de çıkartıp bardağın dibindeki soğuk çaya atarsam sabaha bir şeyim kalmaz diye düşünüyorum. Ayrıca en sevdiğim solist yakında ünlü olabilir.

Pazar, Kasım 01, 2009

Ricardo


Sürekli olarak Antony and the Johnsons dinleyip, hiç bir şey yapmayasım var, bunun yanı sıra beni bekleyen (hem de yarın bekleyen) gayet güzel bir political economy vizesi var. Merchantalist'leri de, Klasik Liberalleri de, Marx'ı da, Keynes'i de şu an hiç sevmiyorum, hepsinin ağzına vurasım geliyor. Havalar da ne biçim be?

Perşembe, Ekim 29, 2009

Fener Alayı


Cadde'deki fener alayına katıldık Merve Hanımcık'la aslında tam ters yönden gittik, Feneryolu'ndan çıkıp yürüyerek Göztepe Parkı'na geldik, sonra hızımızı alamayıp Caddebostan'a kadar yürüdük, sonra geri yürüdük buraya. Ters yöne yürüdüğümüz için ara ara irticai gibi hissetmedim değil ama baya eğlenceli bir ortamdı. Ben önce hükümet karşıtı bir protesto gösterisine dönüşür, cumhuriyet mitingleri gibi olur sanıyordum, ama bu kadar eğlenceli bir şey olduğunu görünce her sene katılmaya karar verdim. Baya baya karnaval ortamı yahu hem de caddede, şiddetle tavsiye ederim.

Çarşamba, Ekim 28, 2009

Toprak


Toprak grubunun logosunun pisuvarın üzerinde görünce bir kez daha anlamlandırdım geçtiğimiz günlerde, ayrıntılar mühimdir, eğlendirir.

Pazar, Ekim 25, 2009

3 - 1


Okulda istatistik çalışmak üzere yapmıştık pazar günü planını, sabah annemin pilotluğunda ağabey ve ben olmak üzere Dragos'a gittik kahvaltıya, son güzel havaların dibine vurmak tadını çıkarmak vacipti ne de olsa. Sonra eve uğrayıp istatistik setimi aldım -ki eski bir kareli defter, kağıtlara tutulmuş ve bir kısmı temize geçilmiş ders notları ve ders kitabından oluşur bu set- ardından Üsküdar'a yola çıktım. Pınar Hanımcık'la görüştük, birer kahve içtik, sohbet ettik, okul yönüne doğru geçtik beraber. Dicle Hanım'la ise istatistik kitabı ünite sonu sorularına göz attık, güzel çaylar içip Klasik Müzik muhabbeti yaptık. Sonra maç saatinin tenhalığından yararlanıp 35 dakika gibi müthiş bir sürede eve geldim. Metrobüste, Fenerbahçeli olduğu güzelliğinden belli olan bir hanımefendi önce gol dedi bana sonra ahh ofsaytmış dedi, tüh dedim, kitaba devam ettim, sonra bir kaç dakika geçti ki heyecanla omzumu dürtüp gol oldu gol oldu dedi, kim dedim, Alex dedi, işte bunu maçı kazanacağımızın işareti belleyip kendisine de inerken teşekkür edip iyi akşamlar dileyip, kendisinin de bol şanslar bize dileklerini alıp eve devam ettim. Geldim devre arasına giriliyordu, bir çay içtim, maç yayını yapan radyo buldum, 2-1 biraz can sıkıcı olsa da üçüncü golün geleceği aşikârdı. Kadıköy maçlarının verdiği abi kazanırız yahu ne olacak rehaveti gerçekten paha biçilemez. Üçüncü golü de tabiri caizse bırakıp devam ettik. Çok keyifli yahu derbiler hem de on senedir çok keyifli.

Perşembe, Ekim 22, 2009

İstanbul Sessions



Davulcu Turgut Alp Bekoğlu ve ritmci İzzet Kızıl isimleri bu gece sanırım aklıma kazındı. Ne zamandır gittiğim en ilham verici konseri John Bey'e atıfta bulunmak gerekirse. Ah öyle bir davulcu benle çalsa diye ağladım resmen. Konserin tavsiye edicisi olmanın da haklı gururunu yaşıyorum tabi ki!

Çarşamba, Ekim 21, 2009

Sınavlar


Ne vizeler mi geliyor? Ne yoksa ödevler ve finaller de onları mı takip edecekmiş?

Pazartesi, Ekim 19, 2009

Darüşşifa


Dün Edirne'ye gittik BÜTMK Korosu ile. Toplamda altı saat yol kat edip 45 dakika bir konser icra ettik ama bence gittiğimize değdi. Hayatımda gördüğüm en güzel müzelerden birisini görüp, içinde konser vermiş oldum böylece. Şu an Trakya Üniversitesi'ne bağlı Sağlık Müzesi olmuş bu Darüşşifa, dünya çapında bol ödüllü bir müzeye dönüşmüş, İkinci Bayezid dönemdinde yapılan binada su sesi, Klasik Türk Müziği ve değişik kokularla, farklı akıl ve ruh hastalıklarına sahip insanlar tedavi edilirlermiş. Neyse evet, siz araştırın azıcık, baya hoş, evelki akşam da "Orphan" adlı filmi izledik. Bir ekşi sözlük yazarı şu vecize ile anmış filimi, hatta afişe koymak gerekirdi demiş, kesinlikle tüm izleyenler olarak katılıyoruz. Şimdilik böyle.

Çarşamba, Ekim 14, 2009

Merhabalar


Tavsiye vermek konusunda pek iyi olduğumu düşünmüyorum, halbuki dinlemek konusunda iyi olabilirim, ama tavsiye zor iş vesselam, duymak istemediklerini söyleyebilmeli insan, tabi her şeyden önce had safhada bir tespit gücü ve akabinde birikim yahut deneyim de gerekiyor. Shine on you crazy diamond.

Salı, Ekim 13, 2009

Rekor


Okuldan eve altı araç değiştirerek geldim, evet, rekor bende. Otobüs + otobüs + motor + otobüs + yürüyüş + metrobüs + tren.

Mırıl Mırıl