Perşembe, Mayıs 31, 2007

Birileri Yazı Getirmiş

Şimdi ne zamandır ben de görmüyordum
Bir de itiraf etmek gerekirse
Emerteytey' e özenmiştim canım
Sonra kendisi
%100 takdirimi kazandı
Dediğimiz saatten
15, gecikmeli saatten
Tam
25 dakika önce olay mahaline geldi,
Ilgın Hanım ve Barış Bey,
Olay mahalinde hep yanımdaydılar.
Dilara Hanım nam-ı diğer Lavender ile
Buluşmamız böyle gerçekleşti,
Ulvi bir amaçla
deniz otobüsüne bindik,
Süprizdi bu amaç.
Yanımızda klarnet ustalarından
Ali Rıza Bey de
Vardı ki yol boyunca sohbet ettik.
15 dakika sürdü bu uçakvari otobüs yolculuğu
Evet aslında bu da bir nevi otobüstü hem de
Çok çok hızlıydı maşallahı vardı.
Biraz yürüyüş biraz minibüs
Ve çok az daha yürüyüş
...
O üç nokta
entellektüelliğin üç noktası.
Gençler vardı 4 tane
Pırıl pırıldılar onlar da Emertey Bey gibi.
Kağıt mı oynadık cips mi yedik derken
Bir bakmışız vakit geçmiş gitmiş.
Vampir oyununa hâlâ ısınamadım ama
Hırsı polis hususunda seri (hızlı) katil gibiyim.
Sonra dönüşe geçtik yine uçak
Otobüs ve hatta gemi karışımı araçla
Kendine güveni tam olan sevgili
Dilö Hanım
Eminönü' nü Bostancı diye yuttursa da bana
Ben inanmamıştım içten içe
Telefonun yasak olduğu ve
Her zıplamayla içimizin bir hoş olduğu
Bu garip araçta
Telefonla çektiğimiz
879. uncu fotoğraf
Ancak
iç güveysinden hâllice olabilmişti.
Bundan sonra demek bir ayağımız
Emertey Bey' de, yol arkadaşı da bulmuşum
En kralından daha ne isterim ki adamım?
Peki ya
sen?
Daha ne istersin ha?
Haaa? Cevap ver!

Evdeyim Huzurluyum

* güzellik yarışması
* hollanda böbrek
* meyveler sulu lekeler bol
* şüpheli paket / poşet
* open your eyesEfendime söyleyeyim bir kainat güzellik yarışması daha atlattık, şimdi bunu ben mi atlattım hayır tabiki, ancak haberlerden takip ettim, Japon bayan en güzel seçilmiş, baktık, değerlendirdik hakikaten de güzel bir bayan ki normalde ben pek beğenmem güzel denilen Japonları, her neyse onu da geçtim de güzellik yarışmalarında hep olan bir şeye yine uyuz oldum, birinciliği açıklanınca ağlamaya başlıyor birinci ama bir yandan da tacını falan takıyor, düzeltiyor, sonra ne bileyim kameralara gülümsüyor, sonra yine ağlıyor, "ulan çok da çirkin oluyorsunuz ağlayınca", bir de çok kötü oyunculuk yani ne bileyim otur ciddi ciddi ağla kardeşim, sevinç gözyaşları kavramına tamamen karşıyım ben!Hollanda' da yine duyduğum en saçmasapan şeylerden birisi gerçekleşiyormuş, Deryik Hanım' ın da bir parmağı var mı bilmem ama böbrek yarışması yapılıyormuş, böbrek bağışlayacak biri yarışmacılar arasından bağışlayacağını seçiyormuş, yokartıkrebenunavualisami dedirtecek iğrençlikte bir hareket bence, prodükterler de diyor ki neymiş efendim organ bağışına dikkat çekeceklermiş, heeeaayttzidiiiyaaah lan ordan kimi kandırıyorsunuz.Hayatımda gördüğüm en kilitleyen, her görüşümde de tekrar tekrar kilitleneceğim Ayşe Teyze girişi var ya sizin de ilginizi çekmiyor mu? Meyveler sulu lekeler bol. Bana biri böyle dese en âdiyim muhabbet o noktadan sonra tıkanır, "ee ben yavaştan müsadenizi isteyeyim" falan derim, evet dostum bunu gerçekten derim, sonra da ömrümü bu sözü araştırmaya adarım, bir de bu kirlenmek güzeldir zihniyetli çocuklar var ya beyaz giyinip pisliğe bulanma tayfası hani, işte onlar gitse annelerine dese "anneaaa kirlanmak güzeldiiiir" diye ben de annesi olsam bir çarparım bir de yer çarpar.Şüpheli paket ve şüpheli poşet denildiği takdirde aklıma ne mi geliyor? Etrafı polis şeridiyle çevrilmiş tedirgin ve şüphe duyan poşetler / paketler geliyor, bunu bir çizimle anlatırsam daha açık olacak sanırım. Bir de Pentagram' ın bir şarkısında çok süper open your eyes diyordu ama bulamadım şarkıyı galiba, ya da yanlış anlamış da olabilirim, işte konser heyecanıyla insan ne yaptığını biliyor mu.

Pazartesi, Mayıs 28, 2007

Emo & Alter

Egemen Bey gelmiş efendim, yıllardır görüşmüyorduk kendisiyle, sınav kimmiş yahu ben olmuşum sınav yaşasın GGŞ' ler diyerek onunla görüşmeye karar verdik, Ilgın Hanım' ı da aldık, Paşalimanı' na demirledik, süper insan şef garson bizim geciken kahvelerimizi farkedip, "Sizin kahveler gelmedi mi hâlâ, arkadaş Yemen' den getiriyor herhalde." dedi, şef garson dediğin böyle olmalı dedim, Egemen Bey' e fal bile baktım, o da kirpiksel açıdan üstün bir insandır, bas gitarı da iyi çalar, özlemişim yahu, eve geldik sonra, Eric Clapton bile çaldık. Müzikle ilgili boyna konuşasım var ama hiç durmaksızın, Egemen Bey ile olmak güzeldi, Ilgın Hanım da agresifçeydi ama dövmedi beni çok. İşte günün özeti böyle. Aslında Egemen Bey' i gördüğüme çok sevindim de böyle yazınca ifade edemedim neyse. Paşalimanı çok hoş bir yer.
Böyle gayrı resmi kıyafetlerle askı takınca Sanem Hanım' ın tabiriyle eğlenceli, benim şahsi fikrimce "çakma emo alter kırması" oldum, hele bir de güneş gözlüklerimi de takıyorum ki eski pijamalı profil resmimde taktığım güneş gözlüklerinden bunlar, bilen bilir iyice efsaneleşiyorum ahahzuahaz. %78 insanın "yok yahu olmamış" bir o kadar insanın da "tövbe estağfurullah" dediklerini duyar gibi oluyorum içlerinden.

Cumartesi, Mayıs 26, 2007

Masallar ve Vircinya

"insan bazen, uyandığı zaman her şeyi ve herkesi bıraktığı gibi bulmak ister.."

Çok eski zamanlardan beri bir dostumuz var bu camiada, tam manasıyla bir blogger dostluğu hem de, online sevgi, saygı, yardımlaşma, dayanışma, destek, hâl hatır gibi konular, siz daha bilmezsiniz bundan evvelki biloktan beri tanışıyoruz biz, onun da adresi değişmese de zamanla versiyonları büyüdü, benim ilk tanıdığımdaki haliyle bana Korn' un Freak on a Leash klibini anımsatan bir Masal Odası vardı, bu karizmatik Masal Odası' nın sahibi de çok değerli leydimiz Indis Hanım idi, kendisi halihazırda tanıdığım arkadaşlarımı saymazsam, buralarda ilk tanıştığımdır, herşeyden önce herkesden önce, ben daha çok depresifken, hayattan pek umudum yokken bile yanımda olan insanlardandı kendisi. Hatta 3. yazımda falan da hemen hayırlı olsuna gelip beni mutlu etmiştir kendisi emirbey adresinde. Üstelik, nasıl anlatsam bilmediğim nice basit / karmaşık konuyu kendisinden öğrenmişimdir bilok konusunda, onu da geçin, arada bir sevgi saygı iletmeden de içim rahat etmemiştir kendisine. Bir elf' liği olduğuna dair umutlarımı hâlâ kaybetmemişimdir, neyse değerli bir insandır, hatta eşi benzeri yoktur bu konuda fiziksel olarak tanımadan bu denli değer verdiğim tek insandır, kendisinin bilok mafyası ve ya derin bilogır olduğunu düşünüyorum, biraz da bu piyasanın en tarz biloku olan bu bayanın adresinden bahsedelim, ben her halini beğendim bugüne kadar şahsen, ilk hâlini en çok beğenmiştim ama son hâli de bir o kadar güzel; tutup çekmeyi de çok seviyorum, bu bilogun üstünde hep değişik şeyler yazar, her seferinde de çok eğlenirim ben, yazıları ise kendimi bildim bileli sıradanın çok dışındadır, değişiktir, insanı merakla kendine çeken cinstendir, masalımsı, rüya gibi düş gibi, hani hemen yazmazsan unutacağın bir rüyayı acele bir şekilde yazarken bir değişik hava yakalmak gibi. Ne bileyim tam anlatamıyorum ben de ama sanki kimse de tam anlatamaz gibi, anlatması çok yetenek isteyen bir bilok ve de bilogır. Hâlâ bir yazı görünce burda heyecanlanıyorum, yaptığım her yorumda kendimi saçmasapan hissetsem de bir yorum yapasım geliyor. Neyse benim en deneysel yazılarımı bile beni kırmayarak biloguna almış bir insandır kendisi, ay diyecek çok şey var da ne bileyim ne desem, hayırlısı diyelim iyisi mi. İsminde meymenet var efendim herşeyden önce, yüksek lisânda üzerinize afiyet.
Bugün bizi kırmayarak kalkıp gelen Selen Hanım' a ve Emir Efendi' ye teşekkürlerimizi borç biliriz, az oturdum gerçi sanırım ama gönüller bir olsun, bu dünyanın en güzel fotoğrafını da bu genç arkadaşlarımıza armağan ediyorum, şaka maka çok çok iyi bir fotoğraf olmuş bu yahu ! Maşallah !
Ne ?! Canlı bilok mu yazıldı bugün, yok canım o kadar da gelişmedik daha, geliştik mi daha ? Kim bilir de Eroy Bey çok komik bir insan bugün çok eğlendim şahsen, hatta Orçay Han' ı anımsattı bize o da ne oldu bilmem kayıplara karıştı, Eysean Hanım ise her zamanki karizmasını korudu, o olmasaydı şayet sonsuza kadar tramvay durağında bekleyebilirdik, artık biz arkadaş olduk onlarla yaaa.
Ulan çok mu karizmatiğiz bilmem ha, yaka bağır açık, bakışlar yahşi, gerçi Mihrimah Sultan fotoğraf çekmek için pek hoş bir yer değil çünkü yukardaki güneşlikten inanılmaz saçma bir beyaz ışık geliyor ama modeller iyi olduktan sonra gerisi hikaye.
Askı sektörüne girdim bugün, dur bakalım hayırlısı, çok konuşulacağa benziyor, radikal fikirlerim var bu konuda. Askı güzel bir şey ama, buna hemen karar verdim.
Cansu Hanım da geldi sonradan, Oky Bey ile çet yaptık, Cansu Hanım ne zaman nargile istese bir kaos oluyor, bir gerginlik, heyecan, entrika fırtınası yaşanıyor, bugün de nargilesi geç gelmekle kalmamış bir de dökülmüş galiba, bir de Pınar Hanım ile tanıştık ya da hocaanım mı desem ? Neyse betibup küpesi olan şirin bir insan, üstelik Deryik Hanım' ın da arakdaşı daha ne olsun, hem sıcak bir insan, üstelik bende ilk kez politika öğrencisi tipi bulan bir insan neyse ben beş dakikada bu denli çıkarım yapabildiysem helal olsun insan sarrafı olmuşum. Ehehehe.
Evet evet Den Haag' dan sonra yurtdışından bilogır getirtme sektöründe Vircinya eyaletindeydi sıra ve karşınızda Tuğçe Hanım, severek uzun zamandır takip ettiğimi bilogırlarımızdan, zaten tanıyor gibiydik birbirimizi, ikimiz de daha herşeyi yazan cinsten bilogır olduğumuzdan olsa gerek, tanıdığım biriyle görüşmüş gibi oldum. Beklediğim iyilikte bir insan kendisi, gördüğünüz üzre bol fotoğraf çektik, fotoğraf çekmek iyidir dediğinizi duyar gibiyim, artık kendisi de İstanbul' da bir süreliğine, yeni nesil bilogır arkadaşlarımızın arasına katıldı yani kendisi. Hayırlısı bakalım. =)

Cuma, Mayıs 25, 2007

Uyuyuşuna Kurban

Bir hayvancık bu kadar mı komik bu kadar mı güzel uyur yahu, bildiğin uyuyor böyle arka ayaklara koş ! Sanki yataktan düşmüş, kalkmaya da üşenmiş gibi keza ben de küçükken yataktan düşersem kalkmaya üşenir yerde uyurdum kalan uykumu, neyse ben de şu köpekcik gibi bir huzur istiyorum hatta güzeller güzeli bir bayan da üstüme düşse fena olmaz o yataktan, hatta düşmese de elini uzatsa da patimi tutsa o da kafi. Sağolsun tutuyor da uyuzca bir köpekcik de olsam.

Perşembe, Mayıs 24, 2007

Finaller Geliyor

Bacağımı bacağımın üstüne atarım, neden çünkü insanlar beni Emir Bey sanıyor, bu da hoş bir şey, koluma 3 şeritli derimi de takarım, niye çünkü içimde bitmek tükenmez, bastırılmaz bir heavy metal sevgisi var, bakınız bugün evden çıkarken dedim "ne oluyor yahu iyice yumuşadım yine" ve ardından müzik çalarıma hemen bir Countdown to Extinction yüklemesi yaptım bilen bilir dünyanın en iyi albümlerinden birisi olduğunu en klasları barındırdığını, sonra dünyanın en güzel şarkılarını en karışık bir sırada dinleyerek hayatıma devam ettim. Yeşil tişört kahverengi ayakkabı giymiştim, neden mi çünkü fıstık yeşili ile kahverengi en iyi uyuşanlar arasındadır, hele içine biraz da siyah serperseniz, zaten kahverengi benim rengim, ben kahverengili bir şeyler varsa mutluyum. Küçükken okuduğum öyküler ya da masallardan oluşan bir kitapta ki Türk bir yazarın kitabıydı, çok da güzeldi, bir köpek vardı, sahibi olan çocuk yanlışlıkla kafasına ansiklopedi düşürüyordu ve köpek herşeyi bilen köpek oluyordu, pisikoloji kitabı kucağımda uyuyayazmışken ben de dedim acaba "çitank" diye geçirsem kafama birşeyler olur mu diye ama çocuk bilgisayarı geçiriyordu köpeğin kafasına ve köpek ölüyordu, ne de bilgili hayvandı Allah rahmet eylesin, bir de Karanfilli Dev Amca diye bir masal vardı o kitapta yahu bilen varsa bana bulsun o kitabı postayla göndersin.

Finallerin gelmesinden bana ne ki dostum, ben GGŞ derneğinin kurucu üyesi, fahri ebedi başkanıyım, derneğin açılımıyla ilgili şöyle bir ipucu vereyim ki bey' lik sınırlarının dışına çıkmayayım, son harf insanoğlunu yağmurdan koruyan bir icadın ismi. =)

Çarşamba, Mayıs 23, 2007

Fethettik Ay Parlayarak Biz Gülerekten *

Rehberimiz Bahar Hanım ve Emir Efendi ile bir de akbil ve kapı dili sayesinde hedefe ulaşmıştık. Çünkü zoru başaran, imkansızda vakit kaybedenlerdendik biz. Ehuhuzaha !
Daha evvelinde Angelina Hanım gelmişti okula, ne zamandır görüşmüyorduk bir gün önce de doğum günüydü görüşmük olduk bu vesileyle.
Ne yazık ki değerli geleceğin en ünlü bayan bateristi arkadaşımız Bahar Hanım da sigaraya başladı, hatta "Ben sigara içmem Djarum içerim." şeklinde açıklamayı da yaptı gitti.
Hepimizi alırız diye kastım ama değerli san' atçımız Alper Akaryıldız Bey' in omzunu Emir Efendi' nin ise sağ göz ve kaşını alabilmişiz, Bahar Hanım' la ben ise küstahça pozumuzu vermişiz biz tabiki çıkacağız havasında.
Halimize acıyan san' atçı arkadaşımız Alper Bey "Verin de ben çekeyim sizi." deyip duruma el koymuş ve tankerli, boğazlı, en güzel manzaralı bir kareyi yakalamıştır.
Biz de bu kıyağı karşısında kendisine ilk albüm kapağını hazırladık, burda da bir sigara içilir hani şeklinde de düşündük, sürekli çömeldik bir de aşağıdan görünmeyelim diye.
Hey Boun' lu insanlar açın şu fotoğrafı da bakın bakalım nereye çıktık biz ? Hepiniz artizlik yapıp kalbimi kırdınız "orası en yüksek değil, biz daha ne yüksekler gördük, sen buna yüksek mi diyorsun adamım" gibi sözlerinizle erkek yurdunun merdivenleri için, biz de "en yükseğe çıkmayan ne olsun " zihniyetinde çıktık buraya.
"Çıkınca hemen çömelin yoksa aşağıdan çok net görünürüz." Rehberimize güvenip penguen şeklimizi yaptık tavanda, arada çıkılır, iki tabure bir masa, bir de dışa sarkan portatif mangal (Emir Efendi' nin teklifi) ile burasından değerli hiçbir yer kalmaz.

* Kalamış' ın en güzel kısmından.

Pazartesi, Mayıs 21, 2007