Salı, Temmuz 02, 2019

İkinci Uluslararası Akra Caz Festivali'nin Ardından


Geçtiğimiz Cumartesi akşamki Dee Dee Bridgewater'ın Akra Big Band ile gerçekleştirdiği inanılmaz performans ile 19-29 Haziran 2019 tarihlerinde gerçekleşen ve Antalya'nın başına gelmiş en güzel şey olan Akra Caz Festivali'nin ikincisi sona erdi.

Bu sene programımızın karışıklığı nedeniyle altı gecenin sadece üçüne katılabildik. Monica Molina'lı açılış konseriyle başladık programa.


Monica Hanım'ın öncesinde Antalya'mızın bir diğer gururu olan Akra Caz Band, Şallıel Bros ve Barbaros'u konuk ettikleri şahane bir "caz festivali girişi" sundular bize. Barbaros, Batu Şallıel ve Anıl Şallıel'in yanı sıra Utku Vargı flüt ve saksafonuyla, Engin Sevinç trompetiyle, Ozan Çelikel trombonuyla, Çağlayan Yıldız gitarı, Thomas Lewicki piyanosu, Barış Kıratlı bası ve Burak Yavaş davuluyla sahnedeydi.


Derken Monica Hanım'a sıra geldi. Monica Molina tam bir Akdeniz insanı, İngilizce'si derdini anlatacak kadar olmasa bile -bu da klasik bir Akdeniz insanı özelliği değil mi zaten?- tatlılığıyla gönülleri aldı. Sevgili Monica birbirinden güzel şarkılarını seslendirirken bir anda yağmur başlamasın mı? Tabii Akra Caz Festivali gibi bir etkinliği hazırlıksız yakalamak Mikail'in harcı değil. Yağmurluklar dağıtıldı ve herkes yaz yağmuru eşliğinde kırmızı mavi yağmurluklarıyla mutlu mesut dans ederek konseri dinlemeye devam etti . Monica Hanım'a sahnede Toni Cuenca orkestranın şefi olarak ve kontrbasıyla, Manuel de Lucena davuluyla, Jorge Vera piyanosuyla, Jaume Blazquez trompetiyle, Oscar Guerrero gitarıyla, Semih Kartal kemanıyla, Elvan Dereli kemanıyla, Aydal İşgören viyolası ve Bahar Ulutaş viyolonseliyle eşlik etti.


İkinci akşam ise Roberto Fonseca'nın Havana rüzgarından nasiplenmek niyetindeydik.

Öncesinde Ece Göksu Quartet sahne aldı, sevgili Ece Göksu'ya sahnede piyanosuyla Can Çankaya, kontrbasıyla Kaan Yıldız ve davuluyla Berke Özgümüş eşlik etti. Farklı dillerdeki caz klasiklerden bir seçki sundular, herkese nerede olduğumuzu ve ne için orada olduğumuzu hatırlatan, zihnimizi caza odaklayan bir giriş oldu.


Ardından Roberto sahneye çıkıp Küba havalarına geçiş yapmamızı sağladı. Bazen piyano bazen klavye çalan Roberto'ya sahnede elektrik ve akustik gitarda Yandy Martinez, davulda Ruly Herrera, tenor saksafonda Jimmy Jenks, trompette Matthew Simon, bariton saksafonda Ariel Vigo, vokalde ise Rey Cuza eşlik ediyordu. Aşırı yüksek tempolu olmasa da keyifil keyifli kıpırdandığımız, bol sololu, güzel bir konser dinlemiş olduk. Roberto Bey'i nereden hatırlayacağım diyenleriniz olacaktır, kendisi Buena Vista Social Club'ta da çalmış. Keyifli ve bu kez yağmursuz bir geceydi.


Aradaki üç geceyi kaçırdık, bu gecelerde kaçırdığımız kıymetli isimler ise şunlardı:

  • Iyeoka ve öncesinde Tin Pan Band
  • Fazıl Say (Neyse ki kendisini daha yeni Türk-Rus Klasik Müzik Festivali'nde Side Antik Tiyatrosu'nda dinlemiştik, bir kere daha teşekkürler Kadir Dursun ve Barut Hotels vizyonu!)
  • Igor Butman ve Moskova Caz Orkestrası ve öncesinde Önder Focan Group

Kaybımız büyük olsa da kendimizi son konsere gidebileceğimize şartlayarak acımızı hafiflettik ve geldik son geceye. Önce Akra Big Band sahneye yerleşti. Biliyorsunuz bugün bir Big Band kolay yetişmiyor, hele bu denli nitelikli müzisyenlerden oluşanı var mıdır ülkemizde tam emin değilim, TRT'nin ekibi falan belki. Şöyle anlatayım Akra Big Band'deki isimlerden herhangi biri herhangi bir başka müzisyenle çalmaya gelseydi o konsere de gitmek için muhakkak çaba harcardım. Her biri için ayrı ayrı! Gitarda Çağlayan Yıldız -ki kendisi aynı zamanda grup lideri rolünü de üstlenmişti, piyanoda Ercüment Orkut, basta Kağan Yıldız, davulda Ferit Odman, saksafonda Engin Recepoğulları, Serhan Erkol, Duru Tuna, Tamer Temel, Barış Ertürk, trompette Şenova Ülker, Halil İbrahim Işık, Barış Doğukan, Doruk Gönentür, trombonda Bulut Gülen, Ozan Çelikel, Ekin Eti ve Cem Güngör bu görkemli orkestrayı oluşturan isimler. Ekip sahneye yerleşip iki üç parçalık görkemli bir girizgah yaptıktan sonra sevgili Dee Dee Bridgewater sahneye geldi. Bugüne kadar izleyip dinlediğim en iyi ilk üç konser arasına girecek bir konserdi. Sevgili Dee Dee sahnede gördüğüm en sempatik insanlardan, ekip muazzam müzisyenlerden kurulu, Dee Dee'nin sesi inanılır gibi değil, ablamız zaten çkımış New Orleans'tan gelmiş blues'un, cazın kalbinden, biz de ne bekliyorduysak artık. Gerçek anlamda müzikal açıdan büyülendiğimiz bir geceydi.


Geldik teşekkürler bölümüne. Öncelikle bu işin en büyük mimarı olan Kadir Dursun'a büyük bir teşekkür borçluyum hem bir müziksever hem de bir Antalyalı olarak. Tıpkı geçtiğimiz seneki gibi (burada da bahsetmiştim) en ince detayına dek düşünülmüş, kelimenin tam anlamıyla kusursuz bir organizasyondu. Ses, ışık, sahne, ekipman, sahneye çıkan isimler, servis, mekan, atmosfer, yağmurluklar, güleryüzlü çalışanlar... Eminim biz katılımcılar kadar, festivale konuk alan müzisyenler de büyük keyif almıştır. Sonrasında bir büyük teşekkür de Akra Otel ve Barut Ailesi'ne. Yaptıkları her iş ile bu şehre değer katmak için bu kadar emek harcayan çok az kişi ve kurum vardır. Bir bakıyorsunuz tarih, bir bakıyorsunuz doğa, bir bakıyorsunuz mutfak, bir bakıyorsunuz sanat, bu güzel kasabamızı kentleştirmek için gereken her taşın altına çekinmeden ellerini koyuyorlar, çok da iyi yapıyorlar. Malum, işi bu olup bunun için maaş alan ve ona rağmen hiçbir şey yapmayan kişi ve kurum sayımız ve onların kente "kattıkları" ortada. Yekta Kopan'a da teşekkür etmek isterim çünkü geçen sene de bu sene de çok güzel bir açılış konuşması yaptı, çok önemli noktaları vurguladı, bu festivalin neden bu kadar önemli olduğunu tane tane anlattı, Antalyalılara festivalinize sahip çıkın dedi.


Özetle bu sene tam olarak yarısına katılabildiğimiz Uluslararası Akra Caz Festivali'nin ikincisi yine her yönüyle müthiş bir etkinlikler dizisiydi. After party'ler ile -hiçbirine gidemesek de- şehrimizin yegane caz kulübü 251'in de festivale entegre edilmesi ayrıca hoşuma gitti. Gelecekte belki Türkan Şoray Kültür Merkezi gibi salonlar da etkinliğe dahil edilerek müzikal çeşitliliğe göre salon düzeninde oturmalı konserler, daha hareketli festival konserleri ve jam sessions veya genç yetenekler için 251 konserleri gibi farklı konsept ve platformlarla Akra Caz Festivali'nin Dedeman bölgesinden adım adım bir ağ gibi şehre yayılması sağlanabilir. Bizim İKSV'den neyimiz eksik? Fazla uçmuş olabilirim, olsun. Hep bu hayaller sayesinde olan şeyleri daha iyiye eviriyoruz. Birileri onun hayalini kurmasa semt semt "gece gezmesi" de olmazdı eminim İstanbul Caz Festivali'nin.

Her neyse Akra Caz'ın şimdiden üçüncüsünün tarihi de duyuruldu bu arada 10-20 Haziran 2020 şeklinde. TAKVİMLERİNİZE ŞİMDİDEN NOT ALIN! Antalya'da olup da gitmeyenleri zaten Tanrı'ya havale ediyorum ama Antalya dışında yaşayan tüm müziksever dostlarıma da şiddetle bu tarihlerde buralarda olup bu konserlerin en azından bir kısmına gitmelerini öneriyorum.


Geçen sene de dilemiştim, bu sene de tekrar dilemekten bir zarar gelmez diye düşünüyorum, Yasmin Levy geldi, Monica Molina geldi, peki neden bir Haris Alexiou neden bir Sade de gelmesin Antalya'mıza? Çıtayı yükselttiğimin farkındayım ancak etkinliğin çıtası zaten kendi başına hayli yüksekte. Nouvelle Vague, Paris Combo, Kimbra gibi Regina Spektor gibi isimlere de tabii ki asla hayır demeyiz. John Zorn da deyip memlekete dönüyorum.

Gelelim uzmanlık alanım olan Türk müzik piyasasından henüz bu festivalde yer almamış ama bu etkinliğe yakışacağını düşündüğüm isimlere: Çağıl Kaya, Asena Akan, Başak Yavuz, Baturay Yarkın Trio & Nağme Yarkın, Cenk Erdoğan, Efe Demiral, Barış Demirel, Alp Ersönmez, İlhan Erşahin, Bilal Karaman, Bora Uzer, 123, Bülent Ortaçgil, Cazzip Project, Deniz Taşar, Deniz Özçelik, Derya Türkan, Gürol Ağırbaş, Hediye Güven, Ikiz, Korhan Futacı, Selen Gülün, Şevket Akıncı, Şirin Soysal, Volkan Öktem...

Sizlere tavsiyem Akra Caz Festivali'ni takipte kalmanız:
https://akrajazz.com
https://www.facebook.com/akrajazz
https://www.instagram.com/akrajazz
https://twitter.com/akrajazz

Pazartesi, Temmuz 01, 2019

karsimuzik.com Mektupları 01 | 2019.06-01 | Tam metin :)


Herkese merhabalar,

Bugün itibariyle karsimuzik.com'un ilk mektubunu bugüne dek mektuplaştığımız dostlara gönderdim. Bundan sonra da artık ben diyeyim ayda bir siz deyin üç ayda bir yeni mektuplar yazarak aramızdaki bağı diri, alternatif Türk müzik piyasasına dair fikirlerinizi güncel tutmaya gayret edeceğim. Mektubun gönderilmiş şeklinde doğrudan buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz:


Ben bu mektubu alamadım ama gelecekte böyle mektupları almayı çok isterim diye düşünenler hemen karsimuzik.com'a girip, ana sayfanın en alındaki "e-posta adresiniz" yazan yere adreslerini yazıp yanındaki "kayıt ol" butonuna basabilir. Hatta bence müziksever eşleriniz ve dostlarınızın eposta adreslerini de kaydedin, fazla müzikten kimseye zarar gelmez malum.


Şimdi ilk mektuba dediğim gibi yukarıdaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz ancak aslında ben çok daha uzun bir mektup yazmıştım, sevgili Eylül (Görmüş) tabii yine gayet haklı olarak özetle "beyim yapmayın etmeyin böyle mailing mi olur, bu kadar uzun newsletter mı gönderilir" minvalinde hayli mantıklı şeyler söyledi, kısaltmak zorunda kaldım... Peki bu durum bu mektubun ilk ve uzun hâlini, beni zaten bin yıldır okuyan sizlerle paylaşmama engel mi? Hayır değil!

O halde buyurun mektubumun kısıtsız (veya ecnebilerin dediği gibi director's cut) hâline:

Bu epostayı alıyorsanız ya önceden bir şekilde müzikle ilgili olarak yazışmışızdır ya da adresinizi karsimuzik.com'daki eposta listemize eklemişsinizdir. Gelecekte bu tip epostalar almak istemiyorsanız yapmanız gereken tek şey emiraksoy@karsimuzik.com'a bununla ilgili bir eposta yazmak. Bu tip epostaların ilgisini çekeceğini düşündüğünüz arkadaşlarınızın adresini de ya karsimuzik.com anasayfasının altındaki eposta listesine ekleyin ya da yine doğrudan emiraksoy@karsimuzik.com'a yazın ben eklerim. :)
İlk eposta olduğu ve biraz açıklayıcı olduğu için yazdıklarım size azıcık uzun gelebilir ama sıkılmadan okuyacağınıza eminim, çok akıcı bir dil kullanacağım söz. :) 
Bu senenin başından bu yana içini doldurmaya gayret ettiğim karsimuzik.com, 23 Nisan 2019'dan bu yana aktif olarak yayın hayatına girdi. karsimuzik.com'un amacı Türk müzik piyasasında karşılaştığım ve daha çok insana ulaşması gerektiğine inandığım (bazıları hâli hazırda çok insana ulaşmış olabilir) güzel işleri müzikseverlerle buluşturmak. Bunu da elimden geldiğince tek bir tür veya akıma bağlı kalmaksızın geniş bir yelpazede ve albüm, tekli, klip, performans gibi farklı sınıflandırmalarda yapmaya gayret etmek. Böylece alternatif sahnemizde neler olduğuna dair hem kendi adıma hem de müzikseverler ve müzik kâşifleri adına bir bellek yaratmak. Büyük ve iddialı cümleler kurmak yerine kısaca diyebilirim ki amacım karsimuzik.com'u Türk müzik piyasasındaki kaliteli işlerle dolup taşan ve takip edilesi bir müzik mecrası haline getirmek. Dahası için şöyle buyrun: https://www.karsimuzik.com/hakkimizda 
Tabii ki bir müzik mecrasının olmazsa olmazı da müzik listeleridir. Hedefim her üç ayda bir (bu konuda hâlâ düşünmeye devam ediyorum, aylık da olabilir belki) sitede yayınlanan içeriklerden oluşan listeleri sizlerle paylaşmak. Burada amacım her zaman karşınıza çıkmayan şarkıları da keşfetmeniz olduğu için listelerde bir tür ayrımı yapmayı şimdilik düşünmüyorum, kendi zevkinize uygun olanları siz favorilerinize veya kişisel listelerinize eklersiniz zaten. :) 
İlk liste biraz kapsamlı (altı aylık) oldu ancak hedefim bundan sonra üç ayda bir yeni listeler paylaşmak. Listelerin yanı sıra bu epostalarda karsimuzik.com'da yer alan şahsi favorilerimi de belirteceğim. Bir nevi yazarın seçkisi gibi düşünebilirsiniz bu kısmı. :) 
Huzurlarınızda karsimuzik.com'un 2019 Ocak - Haziran dökümü listeleri: 
Spotify | YouTube
Önemli not: YouTube ve Spotify listeleri tam olarak birbiriyle tutarlı olmayabiliyor. karsimuzik.com'daki bazı YouTube performansları Spotify'da yok veya bazı albüm veya tekliler YouTube'a düşmeyebiliyor. Her iki listenin de kendince artı ve eksileri var özetle, o yüzden en iyisi siz karsimuzik.com'u düzenli takip edin, her gün bir tur girip bugün ne varmış diye bakın :)
Favori kliplerim:
Favori albümlerim:
Favori teklilerim:
Favori performanslarım:
Son olarak karsimuzik.com'dan önceki tüm Karşılaştığım Müzikler yazılarına buradan ulaşabilirsiniz: https://www.karsimuzik.com/kategori/eski-yazilar (Sağ olsun Eyül'ün büyük emekleriyle.)
Ayrıca benim için çok özel bir yeri olan Pürtelaş 3+1'in YouTube'da çöp olan arşivinin hatırasını da burada yaşatıyoruz: https://www.karsimuzik.com/kategori/purtelas

Pazar, Nisan 28, 2019

Karşılaştığım Müzikler (karsimuzik.com) Hakkında

Sevgili dostlar,

Uzun zamandır burada, Gözümün Seyir Defteri çatısı altında, yazdığım müzik yazılarının artık yuvadan uçma ve kendi yollarını bulma vakti geldi. Nasıl geçtiğimiz yıllar içinde kendi müzikli kayıtlarımı bir başka çatı altında toplayıp Mavi Büyücüler adlı müzik defteri formatlı bloğumu açtıysam, şimdi de Karşı Müzik'i sizlerle paylaşmaktan büyük mutluluk duyuyorum.

Karşı Müzik özellikle son iki yıldır burada ve Kıyı Müzik sitesinde yer alan Karşılaştığım Müzikler formatından aklıma gelen ve "Neden bu seriyi ayrı bir mecraya çevirmeyeyim ki?" sorusunun cevabı olarak doğan bir proje. karsimuzik.com'un Karşılaştığım Müzikler serisinden en büyük farkı, burada ayda bir uzun ve yorucu listelerden oluşan bir yazı paylaşmak yerine, bu kez bu müzikleri karşıma çıktıkça tek tek paylaşmaya karar vermem. Böylece hem içerik sayısı ve yayınlanma sıklığı artacak, hem de içerikler daha net olacak. Adeta bir dijital müzik mecmuası.

Müzik yazarlarının bu kadar az olduğu ve olanların da çoğunun belli türler ile çevrelerde sınırlı kaldığı ülkemizde bunun farklı müzikler arayan dinleyiciler açısından da bir ihtiyacı karşılayacağını düşünüyorum. Sözü daha fazla uzatmayayım, karsimuzik.com artık yayında! Sizlerden ricam Karşı Müzik'i takip etmeniz, olumlu ve olumsuz eleştirilerinizi benimle paylaşmanız ve sevdiğiniz müzikleri sevdiğiniz insanlarla (tıpkı eskiden olduğu gibi) paylaşmanız yönünde. Bu noktada karsimuzik.com'un oluşumundaki en önemli isimlerden biri olan Eylül Görmüş'e de bir kere daha teşekkür ediyorum, sayesinde böyle güzel bir sitesi oldu Karşı Müzik'in:



Gelecekte röportajlar, konser değerlendirmeleri, detaylı albüm veya sanatçı incelemeleri ve daha nice farklı formata da gireceğim ama hepsini aynı anda yapmıyorum ki altında kalmayayım. Malum ben de normal mesaili bir işin gücün yanında müzik yapmaya ve müzik yazmaya vakit ayıran bir insanım sonuçta, birim zamanımın da bir sınırı var. :)

Sizleri karsimuzik.com/hakkimizda sekmesinde yazan tanıtım yazılarıyla baş başa bırakıyor ve bu benim için büyük, dünya için küçük duyuruyu böylece sonlandırıyorum.

Sevgiler, saygılar ve selamlar!


KARŞILAŞTIĞIM MÜZİKLER NEDİR?
Karşılaştığım Müzikler (veya karsimuzik.com) Emir Aksoy’un 2016’dan bu yana ağırlıklı olarak kişisel bloğu Gözümün Seyir Defteri'nde sürdürdüğü bir yazı dizisinin, 2019’un Mart’ından itibaren kendi başına bir müzik mecrasına dönüşmüş halidir. Genellikle ana akımın dışında kalmış güzel müziklerin izini süren bu mecra, Aksoy’un alternatif Türk müzik sahnesinde karşısına çıkan güzellikleri arşivleme ve müzikseverlerle paylaşma isteğinin ürünüdür. Peki müzik yazarlarının bu denli az olduğu ve kulakların ana akım dışı müziklere neredeyse tamamen tıkalı olduğu bu diyarda Karşılaştığım Müzikler alternatif sahnemize ışık tutan bir müzik bloğu olma iddiasında mıdır? Pek tabii, ne de olsa koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler. 
EMİR AKSOY KİMDİR? 
1988’de Antalya’da doğan Aksoy, Namık Kemal İlköğretim Okulu ve Adem Tolunay Anadolu Lisesi’nde aldığı eğitimin ardından, 2005 senesinde Boğaziçi Üniversitesi Siyaset Bilimi Ve Uluslararası İlişikiler Bölümü’nde okumak üzere İstanbul’a yerleşti. Üniversite, iş hayatı, yazma ve müzikle dolu geçen 12 yılın ardından 2017’nin Mayıs ayında eşiyle birlikte tekrar Antalya’ya yerleşen Aksoy, 1998 yılında kurulan ilk grubu Zebani’den bu yana sırasıyla Adem Tolunay Anadolu Lisesi Okul Orkestrası, Kallavi, TRT İstanbul Radyosu Türk Sanat Müziği Gençlik Korosu, Emir Bey, Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü Korosu ve Sakareller başta olmak üzere pek çok müzik projesi ve topluluğunda kurucu, solist, korist veya gitarist olarak yer aldı. Emir Bey’in ardından 2014’ten bu yana müzikal yolculuğuna kendi bestelerini ön plana alıp “Emir Aksoy” olarak devam eden Aksoy, 2005 senesinden bu yana kişisel bloğu Gözümün Seyir Defteri'nde farklı konularda yazılar yazıyor. 2014-2015 yıllarında Pürtelaş 3+1 adlı müzik programının yapım ekibinde de yer alan Aksoy, müziğe duyduğu ilgi ve müzik çevresinin içinde olmasının da sağladığı faydayla son 4-5 yıldır müzik yazılarına ağırlık vermiş durumda. Kendi bloğundaki yazıların yanı sıra bir dönem Kıyı Müzik için de yazan Aksoy, 2015’ten bu yana uluslararası müzik keşif platformu beehy.pe'ın Türkiye temsilciliğini üstlenmiş durumda.

Salı, Ocak 22, 2019

Karşılaştığım Müzikler | No: 34 | 190122


O kadar çok şarkı biriktirdim ki hepsinin altına bir yorum yazmaya kalksam dünyanın en uzun yazısı olacak bu gördüğünüz. Okumak bir gün, dinlemek bir hafta sürecek. O yüzden bu yazıyı affınıza sığınarak az açıklamalı, hatta yer yer açıklamasız bir şekilde bırakacağım. Malum zaten listede yer alan işler, karşılaştığım ve hoşuma gidenlerden oluşuyor.


Bu listedeki işlerin çoğu geçen seneden kalanlar, bu sene için de umarım kendime verdiğim hedeflerden biri olan "biriktirmeden yazma" tarzına tez zamanda geçerim. Kemerlerinizi bağlayın, keza müziklerimiz çok, yolumuz uzun, başlıyoruz:

Bölüm 1: Karşılaştığım tekliler (tabii videolu veya görselli olanlar)

03. Mor Ve Ötesi - Bir Derdim Var (Senfonik) - Vay be adamlar senfonik albüm yapacak yaşa gelmişler, biri aşırı doğru bir yorum yapmış videonun altına: Şarkı çıktığında bir derdimiz vardı, şimdi ise bin derdimiz var.
Bölüm 2: Sadece YouTube'a saklanmış güzellikler

08. Cazzip Project - The Last of Us | Akustikhane
09. Ege Akyüz - Elin Oğlu | Kadın Şarkıları
10. Ahmet Ali Arslan & Lara Di Lara - Dünya Vakti Geldi | Bahçeden
11. Batuhan Polat - Yaşıyor Muyuz Biz? | Kitapçı - Bayağıdır karşılaştığım en hayranlık verici müzik insanı, buradan devam edin.
14. No Land - Niyə Belə Uzundur Bu Yollar | Akustikhane - Devamı da şahane.
17. Gizem Nur Copçuoğlu - Bir Kanatlanmış Alevsin Ruhumda Her Gün Sen Benim - Gerçekten söylenebilecek iltifatların üstünde bir icrâ.
21. Pentagram/Mezarkabul - Give Me Something to Kill the Pain - Oradaydım, sevgili Murat İlkan şarkının giriş sözünün ikinci satırını karıştırsa da müthiş konserdi. Biz daha İngilizce bilmediğimiz zamanlar ezberlemiştik bu sözleri hey gidi vay! Konserin biletini bölüm arkadaşlarım hediye etmişlerdi, Melis ile gitmiştik. Özetle yaşlanmışım.
22. Bade Nosa - Merhaba Kendim Abla - Dilerim Bade tekrar bol bol müzikli üretimler yapar!
23. Deniz Özçelik - Couldn’t You Just
24. Can Oflaz - Fikrimin İnce Gülü | Bi'Mikrofon
25. Batu Akdeniz - Seher Vakti - Nur içinde yat sevgili Barış Manço!Can Ozan - Toprak Yağmura
26. Nelly White - Get On Down | Arka Bahçe Sessions
27. Barış Demirel | Barıştık Mı - Bilemiyorum
28. Doğa İçin Çal 10 - İki Keklik, Dere Geliyor Dere
29. Ceyl'an Ertem - Peri

Bölüm 3: Yeni çıkan canavar gibi albümler (tabii yine videolu veya görselli olanlar)

30. Mavi Huydur Bende - Sensiz de Devam Eder
Albüm: Karşının Hikayesi (2019) - Gözümün önüne 2005'te ilk İstanbul'a gittiğim yılki ağaçlı, çöp kutulu, Arnavut kaldırımlı, bol marjinalli İstiklal Caddesi, bitmeyen müzikli geliyor...
Albüm: Üç (2019) - Sony
Albüm: Miras (2018) - Doğan Müzik
34. Yürüyen Merdiven & Tülay Günal - Bilmece
Albüm: Yok Mu, Var (2018) - Bilgi
35. Aslı Gökyokuş - Dünya
Albüm: Dünya (2018) - Arpej Yapım
36. The Ringo Jets - Spiral
Albüm: Open Sesame (2018) - Tantana Records
Albüm: Uzaklar (2018) - Ada Müzik

Bölüm 4: Geçtiğimiz yılların (ve bu senenin) albümlerinden yeni kliplenenler

38. Kalben - Derdimin Çiçeği
Albüm: Sonsuza Kadar (2017) - Garaj - Umarım Kalben gelecekteki çoğu klibini kendi çeker.
39. Şenay Lambaoğlu - Bir Gün Bir Adam
Albüm: Rüyalarıma Gir (2018) - Ada Müzik - 3,4 saniyede çekilmiş bir klip!
40. Ceyl'an Ertem - Nafile Kelam
Albüm: Solar Plexus (2018) - Nublu Records
Albüm: Körfezde Rüzgar (2018) - Dokuz Sekiz Müzik

Bölüm 5: Henüz bir videosu (veya görseli) olmayan işler

43. Evrencan Gündüz - Bu Toprakların Sesi
44. Efe Demiral - Tepe

Bölüm 6: Diğer müzikli bağlantılar

45. Nidâ Ateş & Cenk Güray & Ali Fuat Aydın - Eklemedir Koca Konak - Aydın'daki Nysa Antik Kenti'nde bulunmuş bir mücevher.
46. Yıllar Yılan: 1994 - Gaye Su Akyol ve Melikşah Altuntaş - Nostaljiciler, yaşlandık mıcılar eklesin.
48. Söz ve Müzik: Anadolu Pop - Programın diğer bölümlerine de bakın.
49. Best of 2018 - Turkey - beehy.pe - Göz yaşı, kan ve gurur.
50. "yerli" 2018 / Albümler - karga.com.tr - Tayfun Polat'ın 2018 yerli müzik envanteri için bakınız.
51. 2018 Yerli Sahne Yıl Sonu Raporu - birbabaindie.com - Bu da Tuğçe Yapıcı'nın 2018'e dair notları.
52. Bi'bak - Yerli Müzik - Dev belgesel.
53. The Dead Weather - "I Cut Like A Buffalo" Version II - Yaşasın müzikli ofis paylaşımları.
54. Meral Uğurlu - Mah Yüzüne Aşıkanım - Büyük hayranıyım Meral Hanım'ın.
55. Ceyl'an Ertem - İnsandık - Hey gidi hey.
56. Oi Va Voi - Memory Drop - Gözden kaçan misler gibi bir albüm.
57. Erdem Erdem - Waterbending Nihavend - Bu nedense gözden, kulaktan kaçmış geçen sene, şimdiye kısmetmiş.

Bu müzikleri dinlemeniz, seveceğini düşündüğünüz kimselere önermeniz ve güzel müziklerin yayılmasına katkı sağlamanız dileklerimle...

Serinin bir önceki yazısına tam buradan ulaşabilirsiniz. Ayrıca Spotify veya YouTube’dan müzik dinlemeyi seviyorsanız o mecralarda oluşturduğum #KarşılaştığımMüzikler listelerini takip edebilirsiniz.

Karşılaştığım Müzikler 34: YouTube | Spotify

Cuma, Ocak 18, 2019

Okuduğum Kitaplar #0005 || 190118


Son Okuduğum Kitaplar yazısını 2017'nin Haziran ayında, buraya taşındıktan kısa bir süre sonra yazmışım. Aradan geçen bir buçuk senede doğru düzgün kitap okumadım desem yeri, ne yazık ki... Ancak son altı aydır gerek işe giderken serviste, gerek yine iş sebebiyle sık yaptığım uçak seyahatlerinde vaktimi kitap okumaya ayırabiliyorum ve biraz biraz kitap okur hâle geldim tekrar. Aşağıda göreceğiniz listedekiler de işbu son altı ayda okunanlardan oluşmakta zaar.

Peki okuduğum kitapları neden ifşâ ediyorum?

- Belki sizin de kitap okuyasınız vardır ama bu işe bir türlü vakit ayıramıyorsunuzdur, kim bilir benden gaza gelir tekrar okumaya zorlarsınız kendinizi.
- Ben sevdiğim insanların kitap tavsiyelerini dikkate alıyorum, tanıdığım birilerinin süzgecinden geçen kitapları okumayı daha risksiz buluyorum, sizle de kendi fikirlerimi paylaşıyorum ki benim düşünce tarzımı bilerek kendinize bir pay çıkarabilin.
- Yazı yazmayı seviyorum, yaşadıklarımın o an hissettirdiklerini sonradan unutuyorum ama burası bana bunlara dönüp bakma lüksü sunuyor, böylece okuduklarımı unutmuyorum.

Nedenler tamamsa buyurun okudularım hakkındaki notlarıma geçelim:

1. Nutuk | 1927 | Mustafa Kemal Atatürk | Alfa


"1919 senesi Mayıs'ının on dokuzuncu günü Samsun'a çıktım." diyerek vaziyet ve genel manzarayı tasvirle başlayan Nutuk, Atatürk'ün verdiği savaşları ve kurduğu ülkeyi anlattığı sıra dışı bir eser.

Hepimiz Nutuk'un tamamını veya farklı bölümlerini çokça okumuşuzdur ancak farklı dönemlerde okunan eserlerin insana farklı farklı tesir etmesinden dolayı şu an, bu yaşta ve bugün bu eseri baştan sona bir kez daha okumak bana çok iyi geldi. Tabii bunda Nutuk'u ödev veya bir dayatma sonucu değil, tamamen kendi isteğimle okumamın da etkisi büyük.

Öncelikle Atatürk'ün ne büyük bir teşkilatçı olduğun bir kere daha idrak ettim; Nutuk'u okurken sürekli olarak bu teşkilatçılığın temellerini yani 1919 öncesi Atatürk'ün hayatını daha derin bir şekilde araştırma dürtüsü duydum.

Ayrıca konuşmayı yaparken dinleyenlere karşı kullanılan üslup ve anlatım tarzı ile adeta bir mahkeme karşısındaymışçasına her bir kelimeyi belgelerle açıklayıp kanıtlamadan geçmeme tarzına tekrar tekrar şaşırdım okurken. Bu açıdan benzerlerinden çok farklı bir eser, eklerle, kanıtlarla, örneklerle bir savunma adeta.

"Hesabını veremeyeceğim hiçbir şey yapmadım" üslubunu bu denli en kazanmışken elinden bırakmayanlardan, yolsuzluklar içinde yüzüp hesap soranları yok edenlere doğru yüz yıllık bir hikâye işte sevgili Cumhuriyetimizinki, o kadar bile değil hatta, ilk 20 senesinde kadro ve ideal olarak yaşayacağı yozlaşmayı yaşamış, sonra da tüm çabalara rağmen belimizi doğrultamamışız bana kalırsa.

Size de tavsiyem Nutuk'u kendi rızanızla ve bölük pörçük değil de yekpare olarak bir daha okumanız. Aklınızda kalanlardan ne kadar farklı bir şeyle karşılaştığınıza sizin de şaşıracağınızı düşünüyorum. Kitabın sonundaki Gençliğe Hitabe olarak tanıdığımız bölümden evvelki şu kısım ile bitireyim yorumumu, yoksa sayfalarca yazarım duramam:

"Muhterem Efendiler, sizi günlerce işgal eden uzun ve teferruatlı beyanatım, nihayet mâzi olmuş bir devrin hikâyesidir. Bunda, milletim için ve müstakbel evlatlarımız için dikkat ve teyakkuzu davet edebilecek bazı noktaları belirgin hâle getirebilmişsem kendimi bahtiyar addedeceğim."

Bahtiyar olunuz efendim.

2. Benim Adım 1864 | 2018 | Elbruz Aksoy | İletişim


Baba tarafım Çerkes, ancak tam olarak Çerkes Kültürü içinde büyümedim. Yine de özellikle babaannemle ilgili her güzel anımın şu an okuyup öğrendikçe bu anıların bayağı Çerkes Kültürü'nün içinden olduğunu fark ediyorum. Çerkesçe ve Kafkas dansları öğrenemedim, bu ikisi ne zaman aklıma gelse pişman olurum ama Çerkesler ve Kafkas halkları ile ilgili bir şeyler buldukça okumak, öğrenmek, bazı bağlar kurmak ihtiyacı hissediyorum içimde sürekli.

Bu kitabı da Afra Ablam hediye etmişti, aynı merakla okudum. Daha ilk başında önsözü okurken ve önsözü kimin yazdığını fark edince biraz içim bulandı ama ben yine de bu eserin kendi merakımı tatmin edecek kısımlarını alır gerisiyle ilgilenmem diye düşündüm. Ancak öyle olmadı.

Ben şu tipolojiyi sevemiyor ve kendilerine alışamıyorum ki ülkemizde "aydın" tabir edilen kesim bu zâtlardan geçilmiyor. Yazar kişinin bir konuda büyük bir derdi var, bambaşka bir konu anlatacağım vaadi ve kılıfıyla sürekli o büyük derde laf sokma, o nefretini kusma çabasında. Hâl böyle olunca da vaadindeki hikâyeleri de zehirliyor ve rezil ediyor, o hikâyelerde geçen toplumunun geleneklerini de kendi tanımlı yaftalamalarından geçirip, topluma da öykülerine de saygısızlık ediyor.

Bu tip insanlara taviyem şu, cesaretinizi toplayın ve derdinizi çözün önce, bu dertle ilgili yazın korkmuyorsanız, ne de olsa devir size uygun, özgürce giydirin Cumhuriyet'e. Ve lütfen bırakın kılıf olarak kullanacağınız konu ve hikâyeleri başkaları anlatsın, o güzel mevzular sizin derdinizin zehriyle telef olmadan, değiştirilip yorumlanmadan okuyucusunu bulsun, su kirlenmesin özetle.

Kitap mı okudum, sinir harbi mi yaşadım belli değil.

3. Simyacı | 1988 | Paulo Coelho (Çeviri: Özdemir İnce) | Can | O Alquimista

Bu kitabı yıllarca okudum sanıp okumamışım, geçtiğimiz senenin sonlarına kısmetmiş okumak. Yazıldığı yılı düşününce "new age" veya çeşitli kişisel gelişim, kendini bulma, arayan belasını da bulur Mevla'sını da temalarının belki de dünyada çok satan ilk örneklerinden. 1988 yılında ve o yaştaki -sıfır yaşındaydım- düşünce kapasitemle okusam belki etkilenirdim, bu yaşta ise hayatımda okuduğum en boş kitaplardan biri olarak listeme eklendi. Bir de hatırladığımdan çok daha kısaymış.

4. Joy.ology | 2018 | Dr. Türker Baş | Great Place to Work


Türker Hoca ile bir eğitimde tanıştık, eğitimin sonunda katılımcılara kitabını verdi, ben de bir fırsatını bulunca okudum. Bir iki yıldır İngilizce bir şeyler okumamışım önce, o açıdan iyi geldi. Edebi yönden pek bir şey hissettirmese de insanların aldıkları tüm kararlar, yaptıkları pek çok iş ve yaşadıkları nice duyguda hâlâ ne kadar da ilk insanlar ile aynı seviyede olduğunu fark ettirmesi açısından değerli bir eser diyebilirim.

5. Cennet ile Cehennemin Evliliği | 1793 | William Blake (Çeviri: Burhan Sönmez) | Ayrıntı | The Marriage of Heaven and Hell


Çok değişik, birkaç tur daha okumak lazım, üstelik metinlerin yanındaki görsellerde İngilizce orijinalleri de var. İdrak etmeme daha birkaç tur var dediğim gibi, sonra tekrar yazışırız.

6. Dinle Küçük Adam | 1946 | Wilhelm Reich (Çeviren: Şemsa Yeğin) | Payel | Rede an den kleinen Mann

Sevgili Wilhelm Reich, açmış ağzını yummuş gözünü ve küçük adama içimizde tuttuğumuz tüm kini tek avazda kusmuş. Okuyun, yazıldığa yıla bakın, bizim yaşadığımız yıla bakın, yazılan diyarlara bakın, bizim buralara bakın. Daha yıllarca da güncelliğini korur muhakkak. Bir cümle de alıntı yapayım hatta kitaptan:

"Kendi küçük liderlerini nerede başa getirdinse, orada senin emeğin yüzyıl öncekinden daha ağır biçimde sömürüldü, senin yaşamın daha da horgörülmeye başlandı, daha önce verilen haklarınsa hiç mi hiç tanınmıyor."

Tanıdık geliyor mu?

7. Cesur Yeni Dünya | 1932 | Aldous Huxley (Çeviri: Ümit Tosun) | İthaki | Brave New World


Neredeyse yüz yıldır çok satanlardan düşmeyen bir distopya, aslında distopya da değil öngörü desek daha doğru. Okuduğumu sanıp okumadığım kitaplardan biri de Cesur Yeni Dünya'ymış. Tekrar okuyayım diye elime aldım, ilk sefer okudum, böyle de müthiş bir hafızam var.

Bu tip gelecek tahminlerinde en hayran olduğum yan sistemin kitaptaki gelecekte bahsi geçen zalimliklerin büyük kısmını çok daha yumuşak çerçeveler içinde bugünün gerçek dünyasında yapmayı başarabilmesidir. Biz o distopyaların veya öngörülerin içinde yaşıyoruz özetle, sadece gerçek, orada çizildiği kadar çıplak değil, çok daha güzel giysiler giydirilmiş ama çok daha sert bir şekilde yanı başımızda. Bize de onu sorgulamaktan ziyade kendisine sarılmak düşüyor genelde.

8. Martin Eden | 1909 | Jack London (Çeviri: Levent Cinemre) | Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları


İş yerinden arkadaşlarla bir kitap kulübü kurduk. Sistem de her ay birinin seçtiği bir kitabı herkesin okuması ve üzerine tartışmasıyla ilerliyor. İlk kitabımız Fatih'in seçtiği Martin Eden'dı. Jack London'u hepimiz kurtlu hikâyeleriyle tanıyoruz, çocukken veya gençken en azından Beyaz Diş'i okumuşuzdur ancak Martin Eden yazarın genel tarzının aksine bir insanı anlatıyor bu kez ve bu insan üzerinden yazar aslında kendi hayatını tarif ediyor.

Ben böyle klasik bir esere, uzun uzun betimlemelere, neredeyse somutlaşmış romantizme, muhteşem bir kendini ifade biçimine aç kalmışım bir süredir. Demek arada bir klasiklerden bir şeyler okumak, gerçek edebiyattan uzaklaşmamak lazımmış dedim. Kitabın anlattığını da beğendim, henüz denk gelmediyseniz sizi günümüz dünyasından bir yüzyıl öncelere götürecek bu kitabı bir okuyun, kafanızı azıcık bu çağdan uzaklaştırın derim.