
Bu vebkemden fotoğraflarını çektiğim
değerli gençleri size takdim edeyim, şimdilikle sol taraftaki çok güzel olan
Ayça Hanım ki kendisi bana dayı diyecek ilk insandır, çok sevdiğim bir çocuktur ki çocukları sevmem mesafeli davranırım lakin bu başka, hakkaten sevilesi bir şey yahu,
maşallah diyelim,
Allah nazarlardan saklasın, onun yanındaki
limon yemiş tipli olan ise yeni üretimlerden
Arda Bey, o da az daha bir serpilince bana dayı diyebilecek ikinci insan, ehehe tipe bak, babasını andırdığını farkettik sonra da hain bir şekilde
kel ya ondandır dedik, en sağdaki fotoğrafta ise kardeşine sevgiyle sarılmış Ayça Hanım, ilgiden sıkılan Arda Bey ve pek değerli anneleri
Elif Hanım' ı görüyoruz, Elif Hanım
ablam olur,
senin ablan mı var dediğinizi duyar gibi oldum, olmaz mı yahu benim olmayacak da kimin olacak diyorum, hatta ben ablama benzerim en çok, ayrıca bu platformdan
Uğur Eniştemize de bir selam gönderiyoruz.
Maşallah. Yenilesi gençler bunlar, hatta :
Yenilesil sizlerin eseri olacaktır abla! -boşa giden yüksek kaliteli espri-
Bahar Hanım' a yaptığım
gelin sizi gezdirem kızlar tadındaki teklifime
Çiler Hanım' ın
tamam olur şeklinde cevap vererek beni şaşırtması ile başlayan
Anadolu turnemiz, Üsküdar' da motor iskelesinde buluşmakla başladı, ben bu gençleri beklerken boyacı genç
46 kez hayır dememe rağmen ayakkabıma bakıp
bak sportif sprey de var diye saçmaladı, boyacıların
dilenci ve ısrarcı hatta çeteci ve kavgacı yanları beni çok korkutuyor, her neyse atladık otobüse Hisar' a doğru, otobüste İngilizce kullanmamız gerektiği bir durumda çekingenlik yapıp turistleri kaderine bıraktık falan derken vardık hisara, sonra da öğretmen evine gittik, bilen bilir çok kral bir yerdir, yemekleri söylemişken
Egecan Beyimiz geldi, oturduk yedik, sohbet ettik, manzaraya baktık, yat aldık yalı aldık derken, kalkıp
Küçüksu Kasrı' na
namı diğer gelecekteki evime girmeye karar verdik, Bahar Hanım bu sefer bir turist kurtardı, sonra ezberci ve ışık hızında bir rehber eşliğinde bu hayran olduğum köşkü gezdik,
Balyan Kardeşlerdi galiba isimleri, kendilerine bir kez daha saygılarımı sunuyorum. Fotoğraf da çektirdik önünde oh mis.
Daha sonra dedik ki gidelim biraz da
Çengelköy' de oturalım
Çınaraltı' nda, herkes bilir hemen hemen burası
Süper Baba dizisinin çekildiği yerdir, hatta Çınaraltı' ndaki kahvehane de Nihat' ın kahvehanesidir, kahvelerimizi içtik, ben Çiler Hanım' a kötü bir fal baktım, Egecan Bey' de bana kötü bir fal baktığını söyledi neyse gençler 17.45 vapuruna yatişeceklerdi Bebek' e geçmek için ardından da
dijeylik yapmaya mühendislik binasına gideceklerdi, sonra gittik bakmaya vapura meğersem yokmuş efendim o saatte vapur, sonra azcık da Erbab' da oturduk sonra bir baktık vapur yanaştı,
koştur koştur gittik bunlar da hemen atladılar vapura son anda, ben de geri döndüm bizimkilerin yanına döndüğüm sırada itiraf etmek gerekirse
karı kız muhabbeti yapıyorlardı.
-Az önce yazının geneline bakarken farkettim ki bu paragraf çok kısa olmuş o yüzden altına bir kaç satırlık saçmalamaya karar verdim, bizim Hamit Ağabey vardı eskiden o limanda çalışırdı, arada kocaman tahta koliler getirirdi bize kolilerin içinden de artık değişik sürprizler çıkardı, Nascar arabası mı dersin, basketbol potası mı işte öyle yüce gönüllü bir insandı.-
m.jpg)
Sonra ne mi oldu? Çiler Hanım aradı ve onlar için daha kötüsü olamayacakları bir durumda olduklarını paylaştı benle,
Eminönü vapuruna binmişlerdi ki tek amaçları okula çabuk gitmekti,
zoru başarırız, imkansız vakit alır felsefesiyle yaptıkları bu hareket sonucunda sanırım şimdilerde varmışlardır okula, üstelik bunu bizle paylaşmaları da çok hoş bir hareketti, kendileri proficiency yi yeni geçmiş ve iyi bir şekilde geçmiş insanlar olarak pek huzurluydular bugün, artık tatile de memlekete de her yere de giderler, arada İstanbul' a geldiklerinde, bir
Beykoz bir de
Moda sözüm var kendilerine, bir de bakarsın Egecan Bey' in siteye gideriz çocuk parkının yanındaki piknik masasına neden olmasın. Bu gençler iyidir yahu, bir de hepsi birbirini sevdi daha ne olsun, Tuhaffiye Hanım da
pek fotojenikti bugün yahu gönül isterdi fotoğraf makinaları olsun yanımızda, telefonda daha fazla boş yer olsun ya da... (
çok entellektüel bir yazarım yahu şu cümlelerin devrilişindeki karizmaya bir bak Allah aşkına ey okuyan ! ) Geldikleri için Bahar Hanım, Çiler Hanım, Egecan Bey ve Tuhaffiye Hanım' a nice teşekkürler, ben de evde bir günden fazla kalamıyorum ayol,
evhamlandık.
.jpg)
Bu fotoğraf bugün dolabımda bulduğum bir fotoğrafın telefonla çekilmişi, görünen yer ise bizim Antalya' daki evin balkonundan
Bey Dağları (Toroslar' ın bir kısmı), bazen nasıl özlüyorum dağ manzarasını anlatamam, burda da tepe var ama ancak yokuş tırmandırıp yoracak kadar, ne bileyim bir yaz sabahı hiç beklemediğin şekilde dağlardan kopup gelip seni yenileyen, tazeleyen, hem de serin bir hava yok, özlemek böyle bir şey demek, adliyesi, migrosu burda da var da ne bileyim
başka türlü bir şey işte orası.
Aklımda Kalanlar :
* Evde yoğurt kalmaması nedir bilir misin sen? Makarnayı ısıtırsın, bir de
hayallerini ısıtırsın onun yanında tam
çatırdama tahammül edilemez bir hâl almışken ocaktan çeker, tabağına koyarsın, dolabı açarsın, kaparsın başını almış şekilde dolabın eline
-az daha terbiyesizleşiyordum- boynun bükük, kalbin kırık oturursun sofraya, dudağında güzel musikimizden bir kaç satır,
biraz kül biraz duman o benim işte diyerek.
* Küçük İbo ve
Küçük Onur vardı bir aralar, ne yaptı onlar diye düşünüyordum sabah, keza bugün Çiler Hanım nüfus cüzdanımdaki fotoğrafımı Küçük Onur' a benzetince bir daha düşündüm, hadi Onur büyüdü,
Onur Akın oldu tamam da İbrahim de
İbrahim Üzülmez mi oldu acaba, nedir bilemedim tam.
* İspanya' da teşvik primi serbestmiş,
abi sen şu kadar parayı al ama rakibini yen ki biz de üst sıraya çıkalım olayıdır teşvik primi dediğimiz, ben karşı takım olsam daha fazla para verip sen bana yenil kanka diye tehdit primi verirdim, hâlâ da yenilmezse, maç çıkışında
paf takımı falan toplar kavga çıkarırdım.
* Paf takım da ne komik lafmış öyle
paf.
Eeheheeehe.
* Bir de ben cipsi
kaşıkla yerim arkadaş, öyle yok elim vıcık vıcık olacak, sonra çay bardağı elimden kayacak, kucağıma düşecek,
neslim tükenecek yahut kaygan ellerle fareyi yönlendiremeyip
erotik sitelere falan gireceğim, hiç hazzetmediğim şeyler bunlar,
Emir Efendi de şahidimdir
cipsi kaşıkla yerim ben, doğrusunun da bu olduğuna inanırım.
* Dünyanın
en komik esprisini yaptığıma inanıyorum, hatta bir yandan onun dışında da düşünüyorum da bu yazı
yer yer baya hoş oldu, bu yer yer ki hoşlukları yazının geneline yaymak esas amacım ve damarlarımdaki asil kanı kullanmaya çalıştığım yöndür fakat her zaman olmuyor. Çiler Hanım' a da espirimin kıvılcımını farkında olmadan çıkardığı için teşekkür ediyorum. Kıvılcım da ne olur bilemedim, kıvılcım çıkarmak dedim.
Huzurlarınızda
kaplumbağa terbiyesizi :
