Pazartesi, Aralık 28, 2009

"O Giden Sevgiliye..."


Yarın akşam (29 Aralık Salı) Boğaziçi Üniversitesi Türk Müziği Kulübü (BÜTMK) Korosu olarak saat 19.00'da Albert Long Hall'da (Saatli Bina/BTS) "O Giden Sevgiliye..." isimli bir konser vereceğiz. Konser Dürdane Altan Hanımefendi'nin -ki kendisi de gelecek konseri izlemeye- hocası Mesud Cemil Bey'e duyduğu tarifi biraz zor bir sevgiyi, aşkı anlatıyor. Konserin genel düzeni de bu bağlamda Tanburi Cemil Bey ve oğlu Mesud Cemil Bey'in eserlerinden oluşuyor, bunların yanısıra şefimiz Gönül Paçacı Hocamızın pek naif eserleriyle de karşılaşabilirsiniz tabi repertuvarda, sürpriz olur. Şarkılar keyifli olduğu kadar, sunumlar ve genel konu örgüsü de pek etkileyici bana kalırsa, vaktiniz olursa kaçırmanızı istemem. Ben de pek uzun zamandır istediğim bir eser olan Kanatları Gümüş'ü solo söyleyeceğim. Bestesi Mesud Cemil'e, güftesi Nazım Hikmet'e ait olan bu eser, yıllar evvel İstanbul Radyosu'nda geçerken daha ilk dinleyişimde beni çok etkilemişti. Kısmetimde solo olarak söylemek de varmış. Umarım gelebilirsiniz, umarım keyif alabilirsiniz. İyi ki Gönül Paçacı gibi bir şefimiz var, gerçekten iyi ki.


Not: Kulübün resmi olarak yayınladığı tanıtım metnini içinde geçen bir iki beğenmediğim cümleden ötürü paylaşmıyorum, kendi tanıtım metnimi yazmış bulunuyorum böylece.

Not 2: Geçen gün yemek yerken çok sert bir şekilde dudağımı kanattım ısırmak suretiyle, hafifçe şişti, şimdi de şiştiği için sürekli olarak ısırıyorum, sonsuza kadar o yara kapanmayacak gibi, ne acı bir hikaye.

Pazar, Aralık 27, 2009

Sade Konserinin Ardından


Yahu Allah sizi inandırsın, pek keyifli geçti konser, şarkılar pek güzel oldu, insanlar çok keyif aldı, Günsu Hanım ve Çiler Hanım'lar çok iyi söylediler, orkestramızın hepsi ama hepsi pek iyi çaldılar. Sade konseri bittiğinde sanırım insanları etkilemeyi başarmıştık. Durum böyle olunca biz de sevindik haliyle, pek çok insandan bu projenin devam etmesiyle ilgili temenniler topladık. Bana da öyle geliyor ki ufak tefek değişiklikler olabilir ama şu ya da bu şekilde bir devamı gelecek bu işin. Haftasonu oldukça yoğun ve alışılmışın dışında geçti diyebilirim kısaca. Ama bu geçtiğimiz günlerin genel gündemi Sade'ydi.

Çarşamba, Aralık 23, 2009

"Sade" Konseri



Efendim yarın (perşembe) 18.00'de başlayacak konserimiz, GKM'de son bir tur hatırlatayım, provalar da keyifli geçti artık geriye bir şey kalmadı, gelip bize eşlik etmenizi isteriz tabi ki, Melis Hanım'a da teşekkürü borç biliriz, bileceğiz de daha.


Ayrıca kuzey kampüs bu akşam böyleydi, "negzelokul" dedim yahu.

Pazartesi, Aralık 21, 2009

İki Konser Birden


Merhabalar değerli gönül dostları, aha! Evet, bugün en değerli dostlarımdan en az görüşebildiğim Emre Bey ile görüştük, keza kendisi beni okulumda ziyaret etti, sohbetine doyulmayacak bir insandır, çok fazla sevdiğim bir insandır, pek de keyifli vakit geçirdik hatta Defne Hanım bile geldi okulumuza, ona da sevindik baya, sonrasında beraber karşıya geçtik, yıllardır yapmıyorduk bunu özellikle, sonra ben kendisini tüm karşı koymalarına rağmen zorla eve getirmeye karar verdim, koluna girmiş sürüklerken bir yandan da otobüsü aradım neyse sonunda direnmeyi bıraktı evladım, geldik bize, yemekten sonra karşı koyma tavrı tamamen yok oldu, azcık müzik dinledik, sonra dizi izleyip çay içtik -ki bugünkü yetmişinci çayını falan içti herhalde- sonrasında da evine dönme kararı aldı, benle geçirdiği milyonlarca saat sonunda bitkin düşmüş olmalıydı yazık.


Neyse bugün ne zamandır beklediğimiz konser tarihi açıklandı. Ben, Günsu Hanım, Çiler Hanım, Deniz Hanım, Emir Yargın Bey, Umut Bey ve Mert Bey'den oluşan "Sade" isimli grubumuz Perşembe günü saat 18.00-19.00 arası Taşoda Konserleri bünyesinde GKM'de sahne alacak, birbirinden keyifli altı şarkılık bu konserde Lily Allen'dan Nouvelle Vague'a kadar her şeyi bulabilirsiniz, bizi bu ilk konserimizde yalnız bırakmayın, keza aynı günün gece yarısı vakitleri ben Peyote'de Sakareller grubunun konserine de konuk olacağım, İstanbul'a geldiğimden beri hep beğendiğim bir gruba konuk olmak fikri bile heyecan verici. Neyse işte; müzikseverler ve beniseverler bir zahmet perşembe günlerini bana ayırsınlar, konserlerden en az birisine gelmeyene kızıyorlarmış keza. Detaylar, detaylar, detaylar.

Cumartesi, Aralık 19, 2009

Açmöf Güzeldir



Bugün sabah güya kendi mahallemde iki kere arabayla kaybolarak başladım güne, kaybolmak derken, nerede olduğumu bilmemek değil, yer yön kavramım açık ama çıkmak istediğim yere ulaşamıyorum, neyse efendim Canan Hanım ve Doruk Bey'i alarak -hem alış sırası hem alfabetik sıra- okula geçtik, akşamki kokteyl sebebiyle sabahtan takım elbiseyle gitmiş bulundum okula. Zapatistalara şaşırdım sabah sabah, gerçek midir anlatılanlar, böyle bir dünya var mıdır hakikaten, varsa şayet nereleri sorunludur bu yaşamın gibi şeyler düşündüm, sonra tahtadan tokat gibi formüllerin fışkırdığı iki saatlik bir istatistik dersi vardı, neyse güneye indim. Kapıya plakamız verildiğinden rahatça meydana kadar indim. Kokteyl diye bahsettiğim şey, AÇMÖF'ün 6BB'sinin ilk günü adına yapılıyordu. Biz de Nil İpek Hanım'la kokteyl/yemek müziği şeklinde bir 10 şarkılık repertuvar yapmıştık. Sonrasında Aslıhan Hanım ile de çalıştık iki güzel şarkı için, kendisinin de sesi pek hoşmuş, AÇMÖF geleneği herhalde güzel sesli kadınlar barındırmak, bakınız Ceren Hanım. Neyse sonra insanlar geldi, kokteyl ve yemek faslı başladı, Nil İpek Hanım ve ben de çalmaya başladık, listemiz gayet zevkime uygundu, Nilüfer parçasının popülerliği azalmış bunu gözlemledim, eskiye oranla çok az bir tepki aldı, sonra konuk sanatçımız Aslıhan Hanım da eserlerini seslendirdi, sonrasında da evlere dağıldık. Neticede Nil İpek Hanım'la her ne müzik işi yaparsam yapayım pek çok keyif alıyorum, ayrıca bir gün evvel Görkem Bey'le de beraber Barış Hoca'yı gördük, özlemiştik iyi oldu, bu hafta da Galip Hoca'nın dönüşünü kutlayacağız inşallah. Haftasonu şimdiden yoğun duruyor, koro, prova, toplantı derken. Bu arada kokteylde dışarıya çıktığım bir anda beklediğim telefon Emre Bey'den geldi, gelmiş İstanbul'a baya saçmaladım sevinçten telefonda. Bir de kokteyl sonrası, karaoke partisi yapılan müzik kulübünü bastık Nil İpek Hanım ile, üzerimdeki takım ve palto gerçek bir "baskın" havası yaşatmış olabilir. Açmöf ortamına sevgim saygım baya çok. Sonra ise evde oturmaya karar verdim gece. İşte bu son derece mühim ve herkesi ilgilendiren olaylar vuku buldu bugün. Ne? Vuku mu buldun?


Cuma, Aralık 18, 2009

Yoğun


Koşturmacalar içerisindeyim diyorum, inanın, haftaya da iki konserim olacak tekrar tekrar söylüyorum ayın 24 ve 25 numaralı günlerini bana ayırın. Sonra da 29 numaralı günü.

Pazartesi, Aralık 14, 2009

Mesud Cemil Stüdyosu



Belleği karıştırırken bugün bir kayda rastladım muhtemelen 2007 senesinden, Esra Hanım ve ben beraber bir bant kaydı esnasında Ey Büt-i Nev Eda isimli şarkıyı okuyoruz, pek de severim bu şarkıyı. Sonra kendi kendime dedim bir zamanlar TRT vardı, koro vardı giderdik gelirdik, konserlere çıkardık, şimdi ses seda yok dedim, bu da enteresan bir fes etme yöntemi herhalde, unutmuş gibi yapmak. Neyse kaydı dinleyince hoşuma gitti, her Türk Müziği ortamında olduğu gibi biraz tedirginlik var sesimde ama yine de hoş bir kayıt gayet. Neyse nereden buraya geldim bilmiyorum ama üzüldüm, ne güzel bir Dede Efendi klasiğidir bu hey gidi hey fotoğraf da aynı güzellikte hatta. İsteyenler varsa buradan tıklasınlar indirsinler, 7 gün veya 100 tık şansınız var, biliyorsunuz ki biloğum günde 678 tık alıyor acele edin o yüzden.




İlk kez kafamdaki planları yürürlüğe koymak için somut adımlar atar oldum, sadece lafta kalmıyor planlarım, Dilay Hanım ile de konuşmamız buna bir örnekti bence, inşallah yalan etmeyiz -kendime bu laf- bu işi, Bahar Hanım da geldi ne de güzel oldu ne de hoş oldu, yoğun iki haftalık bir müzikal sürece girmiş bulunmaktayız, umarım hakkını vererek çıkmış da bulunuruz. Gökşin Efendi ile yaptığımız işi lastfm'e saldık, lakin ben yine de her şey tam olmadan burdan bağırmak istemiyorum, yakın zamanda her şey tam olur. Huzurla başlayıp, keyifle biten güzel bir gündü evet. Esenlikler.


Yoğunlaşmaca


Yoğun bir haftasonu geçirmiş bulunduk efendim, Cenan Vakfı'na bu sene kesin ve devamlı olmak dileğiyle başlamış bulunduk annemle, çok güzel hicazkâr bir repertuvar var şimdilik, üstelik tanıdık eserler pek çoğu, Gönül Hoca sağolsun, bunun yanısıra konserler yaklaşınca provalar da coştu, kesin olan bir konser şimdilik 24 Aralık Perşembe akşamı Peyote'deki Sakareller konseri. Şimdi Sakareller benim İstanbul'a geldiğimden beri severek dinlediğim bir gruptu, bir vesileyle bu konserlerinde ben de konuk olup 4-5 şarkıda vokal yapacağım amma sanmayın ki vokaller bu grupta ön planda olsun. Dinleyin, sevin ve konsere de gelin derim ben, beklerim yani. Bu Sakareller konseri dışında ise bir diğer konser 24 ya da 25 Aralık'ta gerçekleşecek olan Taşoda konserleri dahilinde olacak. Günsu ve Çiler Hanımların solistliğini yaptıkları yeni projemiz ilk kez Taşoda'da sahneye çıkacak, altı şarkılık tatlı bir repertuar hazırladık, tarih kesinleşince tekrar belirteceğim, sizden dileğim o tarihleri boş tutmanız şimdilik. Nasıl bir soğuk havadır bu hava bilinmez.

Perşembe, Aralık 10, 2009

406


Yarın da bu arkadaşla ilgileneceğiz ki bu noktada pek değerli Dicle Hanım'ın yardımları göz ardı edilemez, opel castro* ise en sevdiğim otomobil şu noktadan sonra. Her ne kadar bu konuda "şiddetli" tepkiler de alsam bu böyle. Şimdi zaman tekrar zamanı a dostlar, çalışma zamanı, halay zamanı, efsane adamların efsane şarkılarında da dedikleri gibi together we stand, divided we fall. Evet böyle de alakasız bitiririm. Obama'nın da dediği gibi yes we can.

* kastedilen şey aleni olsa da eğlenmeme engel değil ki

Çarşamba, Aralık 09, 2009

606


Sınavın atlatılmasının verdiği rehavet en azından bu akşamlık da olsa cuma günkü sınavı unutturmaya yetecek miydi acaba? Yeni proje için tasarımlara mı girilmeliydi yoksa kafadaki karmaşıklık yüz halimize de yansımış olmalıydı ki bugün bir grup arkadaşımız neyin var diye sormuş bulunmuşlardı. Bence o dönemin ekonomistleri: ne o? (yoksa) classical liberlism'ci mi oldun sorusuna evet abi, ner var; neoclassical liberlism'ci oldum diye cevap vermişler ve olaylar böyle gelişmişlerdi. Keza aynı hikaye geçerli neo marxistler için de, bu gün aklıma bir konsept geldi durakta karlmarxism diye ama daha altını dolduracak teoriyi bulamadım, o da zamanla olur. Bugün Latin Amarika dersindeki tahtada yazan Fox için sorduğum hangi Fox sorusuna Doruk Bey'in getirdiği Fox Mulder cevabı ise apayrıydı. Bu noktadan Sıkali'nin ismini hatırlamayıp molly diyen Caner Bey'i de anmamak elde değil seneler önce. Cumadan sonra aktivitelere boğulmazsam ne olayım? Nil İpek Hanım'ın ses kaydını çekmesini, videoyu yükleyeceğine dair bir işaret kabul edip kendisine kızmıyorum şimdilik.

Salı, Aralık 08, 2009

Düşmeks


Bugün enteresan şekilde verimli bir çalışma yaptık Nil İpek Hanım'la, neden enteresan diyorum çünkü bir önceki çalışma -ki yaklaşık bir ay kadar evveldi- (ki güya her hafta düzenli çalışacaktık) çok fena geçmişti. Noktalama işareti yetersizliği yaşadım yukarıda. Köşeli parantez kullansam iyiymiş neyse, repertuarı düzgünce çaldık, Nil İpek Hanım güzel güzel eşlik etti, onu bas gitar yükünden kurtardığıma inanıyorum hem, bir de lidıl sezars bugün kampanyadaymış orta boy baya güzel karışık piza beş liraymış. Alın bence. Nil İpek Hanım dükkanın yerini sormak üzere yaklaştığı litıl sezar kuryesine "sizin lidıls?" dedi bir de. Bence çok önemli bir nokta. Neyse çalışmanın sonunda en sevdiğimiz şarkıyı web cam ile kaydettik sanırım bir ara Nil İpek biloğunda paylaşır ama umarım çoğunuz izlemez. Yok yok baya iyi ahaha. Sonra derse giderken kaldırıma çıkmak üzere attığım adımım kaygan zemin sebebiyle itaatsizlik edip elinde gitar olan beni yerlere düşürdü, gitarı da fırlatmış bulundum neyse ki sevdiğimin hediye ettiği zırh onu korudu -Tanrı bizi korusun- lakin ben o kadar uzun zamandır düşmemişim ki düştüğümü idrak edemedim. Yani görüntü değişirken yok canım düşüyor olamam ki falan diye düşündüm, sonra ellerimin ve tek dizimin üzerinde yere inmiş buldum kendimi ki vay düşmüşüm dedim, peşimden gelen bir grup insana da enteresanlık oldu. Bu da böyle bir anımdır, sınav dönemi olduğundan herhalde ihtişamlı bilogır günlerindeymişçesine her gün yazı yazar oldum, öyle demeyin okur-yazarlık oranı çok önemli toplumda.

Pazartesi, Aralık 07, 2009

HGO'lu Besinler



Hayri Gökşin Efendi ile yeni projelere imza atmaya karar vermek üzere masaya oturmayı düşünmekten yorulmuştum geçtiğimiz günlerde, kendisine bu fikrimi açayım da yorgunluğumu atayım dedim. Balrog ve Mavi Büyücüler'i bilenler bileceklerdir ki ben yüksek derecede kaliteli mızıka çalsam da -yerz- genelde mızıkayla altyapı ve esrar yapmayı seçerim, halbuki Hayri Gökşin Efendi gayet solist karakterli mızıka tekniğiyle göz doldurur. Neden dedim beraber şarkılar yapmıyoruz, okyanus mu iki şehrin arası / kaç saatlik yol ki şunun şurası diye düşündüm hatta. Bu fikrimi heyecanla karşılayan efendi, hemen bir şeyler hazırlanmaya koyulmuş olacak ki fikrimi açtığım günün gecesi elimde Khazad-Dûm adlı ortaklığa dönüşmüş bir Balrog yorumu vardı. Biraz daha ortalığı düzenleyip toparlayınca, deneyselci ve karanlıkçı gençlere ilham versin diye buradan paylaşırız sanırım bu eser yorumunu. O esnada hem efendi de kendisine verdiğim okumaları yapar belki. Müzikten güzel bir şey var mı diye çok garip bir cümleyle bitireyim şu yazıyı, sonra bir başka yazıdan da bu yazı diye bahsedeyim, alttaki yazıyı da okuyup sanmayın ki sadece Fatih Ürek çaldım tüm gece, giriş ve yemek kısmında Lhasa de Sala'dan Carla Bruni'ye, Nouvelle Vague'dan, Oi Va Voi'ye, Hollywood Monamor'dan Noir Desir'e kadar her şeycikleri çaldım tamam mı. Tamam.

Pazar, Aralık 06, 2009

Repertuarcı



Bu sektörde ilerledim dün, Derya Hanım ve Yusuf Bey'in nişan yemeklerinin tüm müziği benim sorumluluğumdaydı, stresli bir işti, en güzel kısmı ise giriş ve yemeğin bir kısmında tamamen kendi keyfime göre çalabilmekti, 24 ve 25 Aralık tarihlerini şimdiden boş bırakın, o aralar iki konser olacak, sonra bir de nasipse nisan. Bu haftayı bir atlatsam çok rahatlayacağım, 203 + 303 var. Hoşgeldin Yar'ı hem Fatih Ürek'ten hem de Koçani'den çalabilmek ise pahabiçilemez.